15/11/2013
YAPMAK ya da YIKMAK…İŞTE BÜTÜN MESELE BU…
Öğretmenlerin "dur evladım", "sus evladım" demekten ders anlatmaya vakit bulamadığı 40-70 kişilik sınıfları görememek. Temel derslerin alınmadığı meslek liselerinden mezun olup üniversite sınavıyla karşı karşıya kalan öğrencileri görememek. Dört işlemi bile tam öğrenemeden liselerden mezun olan öğrencileri görememek. Çatısı akan, temizlik görevlisi olmayan, kitabını zamanında alamayan, sağlıklı bir ısıtma sistemi olmayan, oturacağı sırayı bile velinin aldığı, öğretmeni çok haklı nedenlerle kendi derdine düşmüş ve neredeyse kontrol mekanizması hiç kalmamış devlet okullarıyla özel kolej öğrencilerini aynı kefeye koyabilme çelişkisini görememek. Aslında sayın bakan bunların hepsini olmasa da bir kısmını o kadar iyi görüyor ki, öğrenciler okul dershane arasında sanatsal faaliyetlere zaman bulamıyor derken bir taraftan da okul kursları ve halk eğitim merkezi kurslarını adres olarak gösteriyor. Yani aslında sayın bakan kendisiyle çelişkiye düşüyor. Sayın bakanın çaresizce sarıldığı “Okullarımız her öğrencimiz için eğitim ve öğretim anlamında yeterlidir .” cümlesi bir anda havada kalıveriyor. Aslında havada kalan o kadar çok şey var ki… Örneğin dershaneleri ailelere olan maliyetleri nedeniyle kapatmak isteyen hükümetin çare olarak özel okul seçeneğini gündeme getirmesi insana “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” demekten alıkoymuyor. Mevcut özel okullar bile bu noktada ciddi sıkıntılar yaşarken sayın bakan bunları görmezden gelerek yaratacağı yeni sıkıntıları ve sonuçlarını hesap etmiyor, etmekten kaçınıyor. Gelgelelim aman çocukları sınavlardan kurtaralım, aman müfredatı düzenleyelim, aman eğitim sistemini de bir değiştirelim derken hükümetin yaz boz tahtasına çevirdiği eğitim-öğretim hem eğitimde ve hem de öğretimde neredeyse tamamen çöktü ve her geçen yıl düzeyi daha da düşmüş mezunlar vermeye başladı. Acı olanı ise bunu göremeyen hükümet bakın daha da iyiye gidiyoruz diyerek ülkenin geleceğinden çalmaya başladı. Bu sırada haklı olarak dershanelere sarılan öğrenciler ise yalnızca öğretimi değil ne yazık ki eğitimi de bu kurumlardan almaya başladı. Yalnızca öğrenciler değil bugün veliler de çocuklarının eğitim-öğretim durumunu dershanelerden takip etmeyi tercih eder hale geldi. Kim istemez ki eğitim-öğretim süreci yalnızca okullardan ibaret olsa. Çocuklarımız boş vakitlerini bazen aileleriyle birlikte bazen de sosyal faaliyetleriyle doldursa ve daha bilinçli bir gençlik yetişse. Varsayalım ki bugün çocukların vakitlerini boşa çıkardık. Ne yazık ki anne babaların onlarla geçirecek boş vakitleri var mı? Hükümet bu sosyal yapıyı ve refahı kurabilmiş mi? Ya da çocuklarımızı sanatsal ya da sportif faaliyetlere yönlendirebilecek imkanlara ve mekanlara sahip miyiz? Kaç okulunuzda sağlıklı ve hijyenik spor salonu, yüzme havuzu, tam teşekküllü bir müzik odası var. Hadi okulları geçelim özel sektörde çocuklara yönelik bu tür kaç mekan var. Hele bir de büyük şehirlerde yaşamıyorsanız sayılar oldukça vahim olsa gerek. Ama yeterince internet kafemizin, kahvehanemizin, küçük park köşelerimizin ve bu park köşelerinde çocuklarımızı bekleyen tehlikelerimizin olduğunu bilmeyen yoktur herhalde. Bu bağlamda dershane, etüt merkezi gibi kuruluşların pozisyonlarını bu açıdan da iyi değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Dershanelerde birçoğumuz sınavlara hazırlandık ya da okula takviye kursları aldık. Bizim zamanımızda dershanede okul dersleri güzelce bir anlatılır, öğretmenle birlikte sorular çözülür, konular pekiştirilirdi. Ben öyle sayın bakanın söylediği gibi test tekniği öğrenme, kısa yoldan sonuca gitme gibi alternatif yollara hiç rastlamadım. Test çözerdik ama, konuyu öğrenmiş isen doğruyu bulurdun öğrenmemiş isen doğruyu bulmanın bir tekniği yoktu. Sonuçta iş konuyu iyi öğrenmeye dayalıydı. Hal böyleyken okuldaki öğretimi yeterli bulmayan, bulan ama daha da iyi olmak isteyen, geç kavradığı için desteğe ihtiyacı olan öğrencilerin ve velilerin bu tür kurumları tercih etmesi kadar normal, hükümetin tüm bunları görmezden gelip dershaneleri kapatıyorum demesi kadar anormal bir şey var mıdır? O zaman özel hastaneleri, tıp merkezlerini, özel kreşleri en ilginci de özel okulları da aynı mantıktan kapatmak gerekmez mi? Öyle ya hepsi sosyal adaletsizlik ve hepsi de devlet kurumlarına paralel…Hatta hükümet varsa muhalefete ne hacet. Kapatalım gitsin. Diyeceğim o ki, sayın bakan yaptığı televizyon yayınlarında neredeyse dershanelerin tamamının aslında özel okula dönüşmek istediklerini, kendilerinin de buna imkanlar sağlayacağını söylüyor. Şu yöntem şiddetle tavsiyemdir. Siz imkanlarınızı sunun. Ama dershane kapatma seçeneğini ortadan kaldırın. Yani isteyen özel okula dönüşsün isteyen devam etsin. Bakalım tablo ne olacak…