Bir engelli insana nasıl davranmalı?engellilere nasıl davranmalıyız engelli insanlara nasıl davranmalıyız özürlülere engellilere yardım edilir yardım edebiliriz
1.) Engelli bir insanın eli-kolu olmasa dahi, elinizi uzatarak selam verin. Engelli kişi size nasıl davranacağını bilir.
2.) Yardım etmeden önce yardım isteyip istemediğini sorun. İstek olmadan yardım etmeye kalkmayın.
3.) Kendinize göre yardım etmeye kalkmayın. Engelli kişinin sizi yönlendirmesine fırsat verin.
4.) Engelli kişi karşısında aşırı dikkatli olmaya kalkışmayın. Diğer insanlarla nasıl konuşuyorsanız, onlarla da öyle konuşun.
Acıyarak yaklaşmayın. Engelli insanlar sadece birtakım engellere sahip, mutsuz ya da hasta değiller.
5.) Kelimeleri dikkatle, vurgulayarak, yüksek sesle bağırıp çağırarak konuşmayın. Bedensel engelli bir kişinin duyma sorunu yoktur. Tane tane konuşarak onun bir zeka sorunu olduğunu ima eder tarzda konuşmayın.
6.) Kibarlık yapacağım diye günlük konuşmanızın dışına çıkmayın. Örneğin tekerlekli sandalyedeki engelliye, “Nereye gidiyorsun?” ya da görme engelli birine, “Görüşmek üzere” demenizin bir sakıncası yok.
Yagmur damlası özel eğitim merkezi
bedensel ya da psikolojik olarak herhangi bir yerinde engellilere eğitim verilen rehabilitasyon merkezi
bedensel ya da psikolojik olarak herhangi bir yerinde engeli(psikolojik, bedensel,zeka geriliği..vs.. ) bulunan kişilere eğitim verilen rehabilitasyon merkezi.
Aile'nin Engelli Çocuğa Uyum Süreci
Ailelerin çocukları engelli olarak tanılandıktan sonraki tepkilerini açıklayan modeller arasında en bilineni aşama modelidir ailelerin özürlü çocuklarını kabulde geçirdikleri aşamaların üç evreden oluştuğunu ifade etmektedir.
Birinci evre: şok, reddetme, depresyon; ikinci evre: karmaşa, suçluluk, kızgınlık; üçüncü evre ise: pazarlık ile kabul ve uyum aşamalarından oluşmaktadır.
Evre 1. Şok: Şok, aşırı üzülme ve çaresizlik duygusu olarak tanımlanır. Aileler, özürlü bir çocuğa sahip olmakla, beklemedikleri ve hazır olmadıkları bir durumla karşı karşıya kalırlar
2. Reddetme: Bu aşamada aile özürlü bir çocuğu olduğunu kabul edememektedir. Aile çocuğun normal olduğuna ilişkin kanıtlar aramaktadır. Aile, uzmandan uzmana başvurarak doğru teşhisi anlamaya çalışmaktadır. Anne-baba bu devrede kendilerini ifade etmekte de çok zorluk çekmektedir
3. Depresyon: Aile, tüm çabalarına rağmen, çocuklarının özürlülük durumunun ortadan kalkmadığını farketmekte; yoğun bir üzüntü ve keder duygusu içinde kendisini umutsuz hissetmektedir Bu dönemde aileler, çevresiyle ilişkilerini minimum düzeye indirir ve normal çocuk özlemi duyarlar Özürlü çocuk ailelerinin bu tür duyguları ve bu süreci yaşamasının doğal ve gerekli olduğu belirtilmektedir Evre II
4. Karmaşa: Özürlü çocuğa sahip olmak ailenin yükünü önemli ölçüde arttırmaktadır.Çocuklarının neredeyse günün yirmidört saatinde bakıma gereksinim göstermeleri, eğitim ve sağlık kurumlarına sıklıkla yapılan ziyaretler vb. aileyi maddi ve manevi yönden yıpratmaktadır.Dolayısıyla, anne-babalar, böyle bir çocuğum olacağına keşke hiç olmasaydı şeklinde tepki gösterebilmektedirler.Bu durum pek çok ailede engellenme duygularına; dolayısıyla, çocuklarına yönelik kızgınlık tepkilerine neden olmaktadır. Aileler bir yandan bu olumsuz duyguları yaşarken, diğer yandan çocuklarını sevmekte ve onun için en iyisini yapmak istemektedirler. Bu durum ailede karmaşık duygulara neden olmaktadır
5. Suçluluk: Ailenin yaşadığı duygular arasında üstesinden gelinmesi en zor olan belki de suçluluk duygusudur. Bu aşamada aile sürekli olarak neden böyle bir sorunla karşılaştık sorusunu sormaktadır. Bu dönemde aileler çocuklarının özrüne geçmişte yaptıkları hataların neden olduğunu ya da geçmişte yaptıkları yanlışlar yüzünden cezalandırıldıklarını düşünebilmektedir. Aileler çocuklarının özürlü olmasına ilişkin gerçekçi olmayan düşüncelere kapılabilirler
6. Kızgınlık: Kızgınlık, ailelerin özürlü çocuklarını kabule giden yolda önemli bir engeldir. Kızgınlık iki şekilde ortaya çıkabilmektedir. Aile ya genel olarak kabul edilebilir biçimde öfkelenmeden neden ben sorusunu sormakta ya da öfkesini özrün kaynağından uzak kişilere yönlendirmektedir. Doktorlar ve öğretmenler gibi uzmanların yanısıra eşler, normal gelişim gösteren kardeşler ya da özürlü çocuğun kendisi gibi aile bireyleri de anne-babaların öfkesine hedef olabilmektedirEvre III
7. Pazarlık Etme: Bu dönemde aile, çocuğunun özrünü ortadan kaldırmanın yollarını arar. Aile için önemli olan çocuğun normal hale gelmesidir. Aile bunu gerçekleştirebileceğini umduğu herkesle anlaşmaya girebilir. Bu kişi tıp doktoru, uzman, sihirli güçleri olduğu sanılan biri, hatta Tanrı olabilir. Anlaşma çoğu kez eğer çocuğumu iyileştirirsen, ben de şeklinde olmaktadır. Pazarlık, suçluluk ve çaresizlik duygularının bir yansıması olmaktadır
8. Kabul ve Uyum: Bu aşamaya erişebilen anne-babalar çocuklarını olduğu gibi kabul etmeye, çocuğu ailenin bir ferdi olarak benimsemeye hazırdır. Ailelerin bir çoğu aşamaların en sonuncusu olan kabul aşamasına erişememektedirler. Bazı aileler red aşamasında takılmakta ve sürekli olarak çocuklarının normale döneceği beklentisi içinde olmaktadırlar Bu aşamada aile özürlü çocukla ilişki içine girmeye başlar ve onun gereksinimlerini karşılamaya çalışır.
Aile özürlü çocuk için uzmanlarla işbirliği yapar Özürlü çocuk aileleri bu aşamalardan değişik hızlarda ve biçimlerde geçebilmektedir. Bazı aileler bu aşamalarda oldukça yavaş ilerlerken ve geçen zamanla yaşanılan acı azalırken; diğerleri bu durumdan minimum düzeyde zarar görebilir, bazıları içinse yaşanılan üzüntü zamanla azalsa da hiçbir zaman tümüyle ortadan kalkmaz Aileler daha önce geçtikleri aşamaları ve özürlü çocuğa sahip olmanın neden olduğu olumsuz duyguları değişik dönemlerde tekrar yaşayabilirler.
Bu duruma yaşamın değişik dönemlerinde karşılaşılan olaylar neden olabilmektedir. Yeni bir kardeşin doğması ya da okul döneminin başlangıcı bu duruma örnek olarak verilebilir. Bunların yanısıra, eşler bu aşamaları farklı sıralarla izleyebilir ve özrü kabulde geçirdikleri sürecin değişik aşamalarında olabilirler Özürlü çocuğa sahip olmak ailenin sorumluluklarını artırmakta, işlevlerini farklılaştırmaktadır.
Normal çocukların anne-babaları sevgi, koruma, gelişme için uygun ortam hazırlama ve gereksinimlerini karşılama gibi sorumlulukları üstlenirken; özürlü çocuk anne-babaları, bunların yanısıra, çocuğa beceri öğretme ya da fizyoterapi yaptırma ve bunun gibi yeni sorumlulukları da üstlenmektedir Aile, özürlü bir çocuğa sahip olmaktan dolayı yaşadığı olumsuz duyguların yanında; çocuğun gelişiminde yaşıtlarından farklı olma durumuna alışmak, sık sık hastaneye gitmek, doktor, terapist, eğitimci vb. farklı kişilerle etkileşimde bulunmak gibi zorunlu durumlara da uyum sağlamak zorundadır.
Bu nedenlerle, özürlü çocukların aileleri normal gelişim gösteren çocukların ailelerine kıyasla daha fazla hizmet gereksinimi duymakta ve bu nedenle daha yüksek düzeyde stres yaşamaktadırlarHer düzeyde ve her aşamada gereksinim duyulan ve beklenen yardımları araştırmak, talep etmek ve geliştirmeye çalışmak, aileler için önemli bir kaygı kaynağı oluşturmaktadır
Özellikle anneler söz konusu olduğunda, normal gelişim gösteren kardeşlere ve eşlere ayrılan zaman, özürlü çocuğun ek gereksinimlerini karşılamak üzere geçirilen zaman nedeniyle azalmakta; bu durum anne-babaları ve kardeşleri rahatsız etmektedir. Anne-babalar bu tür sorunlara bağlı olarak, evlilik ilişkilerinde ve aile içi etkileşimlerinde bozulmalar olduğunu ifade etmektedir.
Akrabalar ve normal gelişim gösteren kardeşlerin davranışları da anne-babanın stres düzeyini artırmaktadır Ortaya çıkan bu tür yeni durumlar aile yapısını da etkilemekte ve değiştirmekte, bu da ailede krizlere sebep olabilmektedir özürlü çocuğun varlığı nedeniyle,
ailede yaşanan stresi dokuz nedene bağlanmaktadır. Bunlar aşağıda sıralanmaktadır
:1. Harika çocuk mitinin yıkılması ve bunun sonucunda ailenin çocuğu kabulde ve duygusal bunalımı atlatmada çektiği zorluk,
2. Aile bireylerine, çocuğun kardeşlerine, yakınlarına ve çevreye çocuğun durumunu açıklamada çekilen zorluk
,3. Çocuğun durumuna ve özelliklerine ilişkin elde edilen bilginin yetersizliği ve tutarsızlığı,
4. Özrün yol açtığı sağlık ve davranış sorunları ile bu sorunlarla başa çıkma çabaları bunun yanısıra, çocuğun bakımının zaman, emek, para gerektirmesi, anne-babanın kendilerine ve diğer çocuklara kaynak ayıramaması.
5. Çocuğun gelişiminde önemli aşamaları yaşayamama ya da çok geç yaşama. Örneğin: Normal gelişim gösteren kardeşlerin özürlü çocuktan daha önce yürümesi ya da konuşması vb.
,6. Çocuğa karşı çevrenin gösterdiği olumsuz tutumlar, yakın çevrenin aileden uzaklaşması,
7. Pek çok uzmanla görüşme gereği
,8. En uygun eğitim ortamını bulma çabaları,
9. Çocuğun geleceğine ilişkin duyulan kaygılar.Özürlü çocuğa sahip aileleri konu alan bazı çalışmalarda bir grup ailenin özürlü çocuğa daha kolay uyum sağladıkları, psikososyal işlevleri açısından normal çocuğu olan ailelerden farkları olmadığı belirtilmektedir.
Bazı çalışmalarda ise, ailenin özürlü bireyden çok etkilendiği; çocuğun ailenin işlevlerinde farklılığa yol açtığı; tıbbi, psikolojik, terapötik/eğitsel çabalar ile bunlara ek olarak maddi problemlerin ailede strese neden olduğu kabul edilmektedir Ailelerin sorunla başa çıkma kapasitelerini ailenin büyüklüğü ve kültürel yapısı, anne-babaların kişilik özellikleri, eşlerin birbirlerine ne ölçüde yakın ve destek oldukları, anne-babaların evlilik uyumları, dini inanışları, yakın çevrenin ve toplumun özellikleri, aile bireylerinin sosyoekonomik düzeyleri gibi değişkenler; ayrıca, çocuğun cinsiyeti, özrünün türü ve derecesi, gibi faktörler etkilemektedir.
Aynı zamanda toplumun ve devletin bu çocuklara ve ailelerine verebildiği hizmetlerle servislerin niteliği ve niceliği de önemli olmaktadır
OTİSTİK ÇOCUKLARIN AİLELERİNE ÖNERİLER
Otistik çocuklar için ailesiyle birlikte olmak çok önemlidir. Otistik çocuğu olan aileler çocuğunun yaşantısını ne yönde etkileyebileceklerini bilememenin endişesini taşımaktadırlar.
Otizmin nedeninin,tedavisinin bilinmemesi, ailenin otistik çocuğunun günlük bakımı,ya da eğitimi için bazı sorumlulukları yüklenmek zorunda kalmaları aileleri çaresizlik duygularına yönlendirmektedir. Aileler bu konuda gereken yardımı ve desteği gördükçe kendilerine güvenlerini yeniden kazanmış olacaklardır.Otistik çocuğa sahip anne babalar, çocuğun bakımı, eğitimi ve sağlığı konusunda bilgi ve beceri sahibi olmalıdır . Aile üyeleri kendi rolleri dışında çocuğun terapisti ve eğitimcisi de olabilmelidirler.Otistik çocuğa sahip anne babalar çocuğun engelini kabul ettikten ve gerekli eğitim kurumuna yönlendirdikten sonra çocuğun okul eğitimi için gerekli hazırlıkları yapmalıdırlar. Çocuğun okula alıştırılması açısından evde çocuğun odasına okulun ya da eğitimcinin resminin asılması, okula giderken sevdiği oyuncağını yanında götürmesine izin verilmesi ve okul çevresinin gezdirilmesi yararlı olacaktır.
Otistik çocukların eğitiminde ev ortamının kullanılması ve aile bireylerinin doğru rehberlikle çocuklarına yardımcı olmaları çok önemlidir. Otistik çocuğun ev ortamında eğitiminin sağlanmasının yanı sıra çocuğu büyük yaşlardan itibaren sokağa ve komşulara çıkarmak çevrenin çocuğu kabul etmesine ve tanımasına yardımcı olacaktır. Bu arada çocuğun diğer çocuklarla oyun oynaması için gerekli ortam sağlanmalıdır. Ev ortamında otistik çocuğun hoşlandığı etkinlikler öğretmeni ile görüşülerek karar verildikten sonra uygulanmalıdır. Evde yapılabilecek etkinliklerde çocuğun çevresi hakkında bilgi sahibi olması için gerekli beceriler(masayı düzeltme , yatak hazırlama vb.) düzeyine uygun şekilde açıklamalar yapılarak öğretilmelidir. Aile üyeleri çocukla birlikteyken konuşarak ve dinlemesine yardımcı olarak iletişim kurmasına destek olmalıdırlar. Evde yapılabilecek etkinliklerde otistik çocuğun tek başına hareket ederek ihtiyaçlarını karşılayabilecek hale gelmesine önem verilmelidir.
Kaynaştırma eğitimine, otistik çocuklar eğitim merkezlerine(OÇEM) veya rehabilitasyon merkezlerine devam eden çocukların aileleri aşağıdaki önerileri göz önünde bulundurmalıdırlar.
Otistik çocuğun başarıları takip edilerek her zaman övülmelidir. Bu durum çocuğun kendisinden bekleneni doğru yaptığını anlamasına yardımcı olacaktır.
Otistik çocuğun boş zamanlarında ona eşlik edecek bir ağabey ya da abla konumunda olacak nitelikte birisi seçilirse ve onu yalnız bırakmazsa sosyal gelişimi yönünden yararlı olacaktır.
Otistik çocukların yapacakları işleri organize etmelerine yardımcı olmak amacıyla bir defter tutulması ve yapılacak işlerin , kullanılacak malzemelerin deftere kayıt edilerek kullanılması
ve okula giderken hazır olması okul ile aile arasındaki iletişimi kolaylaştırarak çocuğun eğitimine yardımcı olacaktır. Aynı zamanda çocuğun okul defterinin kapağına ders programını ve ödevlerle ilgili programı koyarak çalışmaları bağımsız olarak takip etmesine yardımcı olabiliriz.
Çocuğunuzun bağımsız olarak çalışması ve oyun oynaması sağlanacağı zaman ; ne yapması, ne kadar yapması, süresi ve çalışmayı, oyunu bitirince ne yapacağına ilişkin bilgiler çocuğa verilmelidir.
Otistik çocuklar elle yazı yazma becerisi yönünden oldukça zayıf olup , düzgün yazı yazma becerisini kazandırmak oldukça zordur. Bu nedenle otistik çocuklara bilgisayarda yazı yazma becerisini erken yaşta kazandırmak yararlıdır. Otistik çocuk ödevlerini yapmada ,
not tutmada ve çalışmalarını takip etmede bilgisayardan yararlanacaktır ve başarısı
artacaktır.
Çocuğa verilecek eğitimin etkili olması için okuldaki eğitim ilkelerinin ev yaşantısı ile bağdaştırılması ,aile ve öğretmenin birbirinden yararlanması şeklinde kurulan işbirliği gereklidir. Çocuğunuzun eğitimi için öğretmeniyle sürekli iletişim halinde olunmalı ve evde yapılabilecek etkinlikler konuşunda görüşü alınmalıdır. Veli toplantılarına sürekli katılmanız okul aile işbirliğini ve dolayısıyla çocuğunuzun eğitimini kolaylaştıracaktır.
Çocuğun ders aralarında diğer öğrencilerle iletişimlerine yardımcı olmak için arkadaşlarıyla konuşabileceği konuların listesini vererek ve aile üyeleri ile bu liste üzerinde uygulama yaparak iletişim kurmasını kolaylaştırabilirsiniz.
Çocuğunuzla günlük hikayeler ve çizgi film diyaloglarını çalışarak sosyal ortamlarda ne yapacağını bilmesine ve sosyal ortamları daha iyi anlamasına yardımcı olabilirsiniz.
Otistik çocuk , bazı davranışları nedeniyle arkadaşları tarafından alay edilebilir ve
yalnız bırakılabilir. Aileler diğer çocukların çocukla alay etmesini önlemeli ve yaşıtlarının otistik çocuğun özellik ve ihtiyaçlarını fark etmesini sağlamalıdır.
Otistik çocuğa sahip anne babaların; çocuğun okul öğretmeni,doktoru, psikoloğu, konuşma terapisti, sosyal hizmet uzmanı ve rehber öğretmeniyle sürekli ilişki
kurması çocuğun gelişimi açısından çok önemlidir.
Aileler çocuklarının bazı olumlu davranışları için kendisini ödüllendirmesine izin ve çocuk
için de ödüllendirme programı uygulamalıdır.
OTİSTİK ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ VE TEDAVİSİ
Otizm erken tanı ve teşhis edildiğinde ilerleme kaydedilebilecek bir gelişimsel bozukluktur. Beyin gelişiminin en hızlı olduğu 0-2 yaş arasında tedaviye başlanırsa çocuğun ileride yaşıtlarıyla aynı eğitimden faydalanması,kendi öz bakım ihtiyaçlarını kendisinin karşılaması için gerekli zihinsel ve sosyal alt yapı oluşturulmuş olacaktır.
Daha önce yapılan çalışmalarda, erken tanı ve tedavi ile otistiklerin çok azının tedavi edilip eğitime alınabileceği öngörülmekteydi. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, erken eğitim ve tedavinin bireyi özel eğitime daha az ihtiyaç duyar ve kendi kendine yetebilir hale getirdiğini göstermiştir. Uygun tedavi ve eğitimle otizmin belirtilerinin büyük bir kısmı tedaviye cevap vermektedir.
Otistik çocukların tedavisi ile özel eğitimine başlanmadan önce ailenin çocukla ilgilenen sağlık ekibi ve özel eğitim uzmanı tarafından yeterince bilgilendirilmesi gerekmektedir. Bazı yanlış inanışlar, ailelerin çok erken dönemlerde çocuklarından büyük beklentiler içerisine girmesine yol açmakta, bu da aileleri uzun vadede psikolojik ve toplumsal bir baskıyla karşı karşıya bırakmaktadır.Otistiklerin tedavisinde aile ile bilinçli bir işbirliği şarttır.
Henüz otizmin belli bir tedavisi bulunamamıştır. Ancak eğitimle tedavi edilebilirler. Davranış bazlı tedaviler, çocuğun ilgi alanına yönelik metotlar, ,aile ve personel eğitimi ve diğerleri... Çeşitli tedaviler mümkündür. Davranış Analizi ,İşitsel Terapi ,Diyet, Deneme Yanılma yoluyla eğitim, İlaçlar, Müzik Terapisi, Duyusal bütünleme terapisi, Konuşma/Telaffuz Terapisi ve Algısal(görüş)Terapi gibi terapiler kullanılmaktadır.Araştırmalar göstermiştir ki kişiye özel ,kişisel ihtiyaçlara göre düzenlenmiş bir özel eğitim programına otistikler iyi cevap verirler. Zor durumlardan ağır etkilenmiş otistikler katı disiplinli eğitim,davranış programı,bire-bir öğretmen-öğrenci yöntemi veya küçük grup çevresi ile eğitilebilirler. Bu akademik eğitim desteğine ilave olarak, otistiklerin yaşam yeteneklerinin öğretilmesine de gereksinimleri vardır. Caddeyi emniyetle geçme ,basit ufak alış-verişler yapma , gerektiğinde yardım isteme, öğrenilme ihtiyacı olan kritik yeteneklerdir.
Otistiklerin tedavi ve eğitimlerinde çocuk doktorları, çocuk psikologları, çocuk psikiyatristleri, çocuk gelişimciler,özel eğitim öğretmenleri ve nörologlar işbirliği içinde çalışmaktadırlar. Ülkemizde Otistik çocukların eğitim ve rehabilitasyon ihtiyaçlarını karşılamak için Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı 15 tane Otistik Çocuklar Eğitim merkezi ve bazı devlet okullarında otistikler özel eğitim alt sınıfları,ve özel eğitim okulları bulunmaktadır. Ayrıca bu çocukların eğitimi SHÇEK ‘e bağlı özel eğitim rehabilitasyon merkezlerinde de yapılabilmektedir.
Değişen ve gelişen tedavi ve eğitim olanaklarıyla Otistik çocuklarında artık toplumsal hayata katılması sağlanmaktadır.Unutulmamalıdır ki böyle çocukları saklamak,eğitim ve tedaviden mahrum bırakmak, onların kendilerini değiştirmeleri ve topluma uyum sağlamaları yönünde yapılabilecek en büyük yanlıştır. Hangi özelliğe sahip olursa olsun bütün özürlü bireylerin insanca yaşama ve insani haklarını kullanma hakkı olduğunu unutmadan, Otistik çocuklarımıza yardım eli uzatmalı, onlara kendilerini ifade etme şansı tanımalıyız.
ÜSTÜN YETENEK GÖSTEREN OTİSTİKLER
Üstün yetenek gösteren otistikler tüm Otistik grubun %10 unu oluşturmaktadır.Bu grup daha çok beceriye dayalı, soyutlama yetisi gerektirmeyen alanlarda üstün beceriler göstermektedirler. Matematik,müzik ,resim ve mekanik türü alanlarda üstün özellikler sergilemelerinin yanı sıra kendi kendine okuma yazma becerilerini de erken yaşlarda edinmektedirler.Üstün yetenekli otistikler 2-3 yaşında okumayı öğrenebilmekte ancak okuduklarından anlam çıkaramamaktadırlar.Ayrıca bu çocuklarda hiperaktivite de çok görülen bir durumdur. Üstün yeteneğe sahip otistiklerin bu özellikleri tespit edilerek onların daha iyi ve gelişimlerini destekleyici eğitimlere yönlendirilmeleri mümkün olabilir.
OTİZMİN BELİRTİLERİ
Otistik çocuklar otizmim belirtisi olarak tanımlanabilecek özelliklerin hepsini birden göstermeyebilirler. Bu belirtilerin derecesi ve sıklığı kişiden kişiye değişebilmektedir.
Otizmin belirtilerini dil, iletişim, davranış ve aktiviteler ile sosyal beceriler adı altında 4 ana başlıkta sınıflandırabiliriz.
1.İletişim: Otistik çocukların büyük kısmında uygun iletişim kurmada problemler vardır. Otistikler iletişim açısından genellikle şu davranışları sergilerler.
- Diğer çocuklarla iletişim kurmada zorluk
- Göz kontağı kurmaktan kaçınma
- Temastan ve kucağa alınmaktan hoşlanmama, anneye aşırı bağlanma ya da hiç bağ kuramama.
- Cevap vermek yerine kendisine söylenenleri tekrar etme
- İsmiyle çağırıldığında tepkisiz kalma ve cevap vermeme.
- Sözel olmayan normal dışı iletişim kurulma
- Etkileşim içinde olmaktansa yalnız kalma, kendisi için ilginç olan bir tür faaliyet içinde olma
- Sözel veya sözel olmayan (yüz ifadesi gibi) bir takım ifadelere tepki vermeme.
2.Dil: Otistik çocuklarda dil gelişiminde ciddi bir gerilik göze çarpmaktadır.
- Otistik çocukların yaklaşık yarısı konuşma becerisini hiçbir zaman geliştiremez. Konuşabilen çocuklar ise zamirleri karıştırır, kendisine “ben” yerine “sen” der, annesinden süt istediğinde “süt istiyor musun ?” diyerek ister. Anında/gecikmeli ekolali görülür. Annesinin o anda söylediği “elini yıka” cümlesini monoton ve mekanik sesle tekrarlar. Annesi bir şeyler anlatmaya çalışırken daha önce duymuş olduğu “hayatın gerçek tadı” gibi ilgisiz bir reklam sloganını tekrarlayabilir
- Konuşmanın içeriği ve şeklinde normalden faklılık gösterirler
- Çoğunlukla konuşma gecikmesi (1 yaşında tek kelimeler, 2 yaşında 2 kelimelik cümlelerin olmaması) ya da hiç konuşamama.
- Ses tonları genellikle monotondur, "robot" veya mekanik ses tonu ile konuşabilirler.
- Kendilerinden "Ben" yerine "O" veya kendi ismiyle söz edebilirler. Örneğin "Ben süt içmek istiyorum" yerine "O süt içmek istiyor" gibi.
- Konuşmaları "papağan" gibi tekrarlayabilirler ya da bir cümleyi saatlerce aynı şekilde söyleyebilirler.
- Müziğe karşı çok ilgili olabilirler. Şarkı sözlerini ezberleyebilirler ancak konuşma dilini kullanmakta zorlanırlar.
- Çoğunlukla konuşmayı kendiliğinden başlatma ve sürdürmede zorlanırlar.
- Konuşan otistikler bile, daha çok ihtiyaçlarını ifade etmek için konuşurlar. Ya da ilgilendikleri konularla ilgili tekrarlayıcı bir konuşmaları söz konusudur.
- Sohbet etmek, uzun anlatmak, karşı tarafın görüşlerini merak etmek pek görülmemektedir.
3.Davranış Ve Aktiviteler:
Otistiklerin çevrelerindeki bireylerden kolaylıkla ayırt edilebilecek tipik davranış kalıpları vardır.
- Yaşıtlarının oynadığı oyuncaklar ilgilerini çekmez
- Dönen objelere ilgi duyarlar; araba tekerleği, tencere kapağı, çamaşır makinesi, topaç gibi
- Yumuşak ve tüylü objelere elleyemezler veya bunlardan çekinirler; tüylü oyuncaklar, hamur ve parmak boyası gibi
- Yinelenen davranışları vardır; kendi etrafında dönme, sallanma, zıplama, kuş gibi kanat çırpma ve aynı sözleri tekrarlama gibi
- Tehlikelerin farkına varmakta zorlanırlar
- Nedensiz ağlar, bağırır veya çığlık atarlar
- Tuhaf davranışlar sergileyebilirler; elleriyle göğsüne vurma, parmağını veya elini sallama, oynatma, elini ısırma veya kendine zarar verme gibi
- El ve parmaklarını çok iyi kullanamazlar
- Çevrelerindeki değişime fazla tepki gösterirler; eve gelen yabancılar, yeni bir bakıcı, mekan değişimleri gibi
- Bazı eşyalara aşırı tutkun olabilirler. Örneğin gazoz kapakları, deterjan kutuları, cep telefonları, elektrik kabloları gibi
- Bazıları eşyaları tatma ve koklama yoluyla tanımayı seçebilirler. Her türlü şeyi koklayabilirler veya ağızlarına götürebilirler.
- Otistik çocukların bazı yetenekleri arasında büyük uçurumlar olabilir. Motor gelişimde yaşına uygun hatta yaşının üstünde birtakım beceriler gösterebilirken, sosyal gelişimde ancak çok ufak bir çocuğun sosyal becerilerine sahip olabilir.
4.Sosyal Beceriler: Otistiklerin sosyal beceriler edinme ve bunları kullanma becerileri son derece zayıftır.Sosyal beceriler açısından şu özellikleri gösterirler.
- Sosyal ilişki kurmakta güçlük çekerler
- İnsanlara karşı ilgisizdirler
- Yaşıtlarıyla oynamakta ve oyun kurmakta yetersizdirler
- Taklit becerileri yoktur
- Sosyal ortamlarda rahatsız olurlar· Büyük mağaza, çarşı vb. kalabalık ortamlardan uzak kalmak isterler
- Sosyal kurallara uymakta güçlük çekerler
- Genellikle 7-8 ay civarında "ce-e" oyununa tepki vermezler.
- Genellikle 1 yaş civarında "bay- bay" yapmayı öğrenemezler ya da farklı biçimde ve çok daha geç taklit ederler.
- Donuk yüz ifadeleri vardır
- Evcilik, hırsız-polis gibi taklide dayalı oyunları çoğunlukla oynayamazlar.
- İnsanları bir "eşya" gibi kullanabilirler.(Örneğin istedikleri şeyleri annelerinin elini tutarak işaret ederler ve istendiği verildikten sonra da yanlarında kimse yokmuş gibi davranabilirler)
- Genelde ilk bebeklik dönemlerinden itibaren normal çocuklarda görülen gülümsemeye karşılık verme, bu çocuklarda görülmez veya seyrektir. Bazen anlamsız gülümsemeleri olabilir.
Bütün bunların yanı sıra Otistik çocuklarda yeme bozuklukları,öfke nöbetleri,duyu sorunları ve saldırganca davranışlarda görülmektedir.
OTİZMİN SEBEPLERİ
Otizmin sebepleri konusunda pek çok görüş sunulmaktaysa da kesin sebebi henüz tespit edilememiştir. Otizme yol açan bir sebepten ziyade birçok sebep olduğu görüşü artık kabul edilmektedir. Genetik, nörolojik, psikiyatrik ve metabolizmayla ilgili pek çok faktör otizme zemin hazırlamaktadır.
Yapılan araştırmalar otizmin en önemli sebebinin genetik kaynaklı faktörler olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle kardeşler ve ikizler üzerinde yapılan araştırmalar bu bozukluğun daha çok genetik kaynaklı olduğunu düşündürmektedir. Otistik çocuğun ailesindeki gecikmiş dil ve konuşma bozuklukları, risk faktörünü arttırmaktadır. Ayrıca bir genetik hastalık olan Fraji x sendromu da otizme neden olabilen genetik risk faktörlerinden birisidir. Kardeşinde otizm olan bir bebeğin otistik olma ihtimali sağlıklı bir kardeşe sahip dolan bir bebeğin otistik olma ihtimalinden 50 kat daha fazladır. Otizm erkeklerde, kızlara oranla 4 kat daha fazla görülmektedir.
Hamilelik sırasında kullanılan ilaçlar ve riskli gebelik otizme kaynaklık edebilmektedir. Ayrıca hamilelik sırasında geçirilen hastalıklarda otizme yol açabilmektedir.
Uzun yıllar otoriter ve ilgisiz ana baba tutumlarının otizme yol açtığı düşünülmekteydi. Oysa yapılan son çalışmalar ana baba ile çocuk arasındaki iletişimin otizmi tetiklemeyeceğini ortaya çıkartmıştır. Otizm bir ruhsal hastalık da değildir. Otizmli çocuklar, böyle davranmayı seçmemiş, ele avuca sığmaz çocuklardır. Bunun yanı sıra, bugün hala otizme sebep olabilecek psikolojik faktörler bilinmemektedir.
Bazı çocuklardaki kan düzeylerindeki yükseklik ve beyin dalgalarındaki düzensizliğin otizme yol açtığı düşünülmektedir.
Türkiye'de otizmin sıklığı bilinmemektedir. Avrupa ve ABD'deki son çalışmalara göre toplumda bin kişiden birinde görüldüğü bildirilmektedir
• Engellilik: Bir bozukluk yâda özür nedeni ile yaş, cinsiyet, sosyal ve kültürel faktörlere bağlı olarak kişiden beklenen rollerin kısıtlanması ya da yerine getirilmemesi halidir. Veya kişinin fiziksel yahut psikolojik yeterliliklerinin sağlıklı bireylere oranla eksik olması ya da hiç olmaması.
Bedensel Engelliğin Tanımı, Çeşitleri ve Nedenleri
Bedensel engel kavramının tanımını açıklamaya yönelik çok farklı görüşler vardır. Kleinberg (1982) bedenin harekete ilişkin yapılarında özellikle iskelet, eklemler, kas ve bağ doku, kıkırdak gibi diğer destek yapılarda meydana gelen bozukluklar olarak tanımlamaktadır. Betmann (1978) bedensel engelliliği “doğumda yada büyüme süreci içinde (1-18) yaşlar arasında yada aktif meslek yaşamı boyunca (19-70) yaşlar arasında gelişen kas-iskelet sisteminin anatomik veya fonksiyonel anormalliklerini kapsar” şeklinde tanımlamıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tanımına göre; Engellilik (handicap) bir bozukluk veya özür nedeniyle yaş, cinsiyet, sosyal ve kültürel faktörlere bağlı olarak kişiden beklenen rollerin kısıtlanması ya da yerine getirilmemesi halidir. Bozukluk ya da özre rağmen birey toplumla sosyo-ekonomik ve çevresel açıdan bütünleşebiliyor, yaşamdaki rollerini yerine getirebiliyorsa engelli değildir. Engel durumundan bahsedebilmek için bazı aktivitelerin yapılamamasının kişinin ev, iş ve sosyal yaşamın gereği olan rollerini yerine getirmesinin ne ölçüde etkilediğinin bilinmesi önemlidir.
Yukarıdaki tanımlardan da açıkça görülebileceği gibi bedensel engel bedenin harekete ilişkin işlevleri yerine getirmesini engellemektedir. Bu nedenle de bedensel engel çoğu kez ortopedik özür, bedensel özür, bedensel yetersizlik gibi başlıkların altında yer almaktadır. Özellikle de eğitsel düzenlemeler söz konusu olduğunda ortopedik özürle bedensel engel özdeş tutulmaktadır.
Bettmann (1978) ortopedik bozuklukları, doğumsal, 4-12 yaşları arasındaki ortopedik gelişim bozuklukları ve diğer kırıklar-hastalıklar olarak üç grup içinde ele almaktadır .
a) Doğumsal Ortopedik Bozukluklar
1. Doğumsal kalça çıkığı
2. Çarpık ayak
3. Doğum kazaları
4. Omurga eğrilikleri (skolyos)
5. Diğer ortopedik bozukluklar (Boyun eğriliği, doğumsal düztabanlık, çarpık bacak, düşük ayak vb.)
b) 4-12 Yaşlar Arasındaki Ortopedik Gelişim Bozuklukları
1. Epifiz kayması: Kalça kemiğinin başındaki kıkırdak kısmının yerinden kayması ile oluşur kişide bacak ağrısı ve hareket kısıtlılığına yol açar kayan kısmın çivilerle yerine tespitiyle tedavi edilir
2. Legg – Calve – Perthe Hastalığı
c) Sık Görülen Kırıklar Ve Hastalıklar
1. Köprücük kemiği, kaburga kemiği, üst kol kemiği kırıkları
2. El- bilek kemiği kırıkları,
3. Boyun kırıkları
4. Omurga, kalça kemiği kırıkları
5. Ekstremite kırıkları
6. Kemik erimesi
7. Paget’s hastalığı
Çeşitleri: Engel çeşitleri; bedensel, işitsel, görme, zihinsel, down sendromu, otizm, retit sendromu başlıkları altında ifade edilmektedir
Nedenleri: Bedensel engelliliğin nedenleri arasında sayabileceğimiz faktörler şunlardır. Akraba evliliği, çocuk felci, doğal afetler, trafik kazaları, iş kazaları, doğum hataları, terör, çocuklukta geçirilen viral hastalıklar, doğum öncesi annenin geçirdiği hastalıklar anne-babanın alkol ya da uyuşturucu bağımlılığı, genetik bozukluklar, doğum öncesi bebeğin radyasyon alması yukarıdaki faktörlerden ötürü çocuğun bedensel yetersizliği onun tüm hayatını olumsuz etkileyebilir.
Otizm Erkeklerde Neden Daha Fazla?
İki binden fazla otizm hastasının gen haritasını inceleyen ve sonuçlan otizm hastası olmayan kişilerinkiyle karşılaştıran Kanadalı bilim adamları, otizm hastası erkek çocuklarının yüzde 1 inde bu genin mutasyona uğradığını gördü.
Mutasyona otizm hastası olmayan erkek çocuklarda rastlanmadı. Aynı mutasyona sahip otistik erkek çocuklarının kız kardeşlerinin ise mutasyondan etkilenmediği belirlendi. Araştırmaya imza atanlardan Stephen Scherer, “yüzde 1 in birçok insan için çok düşük bir değer gibi görülebileceğini, ancak bu oranın, otizmle birçok genin bağlantılı olması nedeniyle bilim adamlarını heyecanlandırdığım ve onlar için önemli olduğunu’ vurguladı. Kız çocuklarında iki X kromozomunun bulunmasının kızları bu genin bozulmasına karşı daha iyi koruyabildiğini ifade eden bilim adamları, erkek çocukların anneden X, babadan Y kromozomu aldıklarını hatırlatarak, annenin değişime uğramış gem erkek bebeğe aktarması halinde bebeğin otizme yakalanma riskinin çok daha fazla olduğuna dikkati çektiler. Sonuçları ‘Science Translational Medicine’ dergisinde yayımlanan araştırmada bilim adamları, bu tespitin, hastalığın, risk grubundaki çocukların anne karnında çok daha önce belirlenmesinin yolunu açtığını belirttiler. Bilim adamları, bir sonraki aşamada FTCHDİ geninin rolünü kesin olarak belirlemek ve otizme yol açan başka genleri bulmak istiyor. Otizm, erkek çocuklarında kız çocuklarından 4 kat fazla görülüyor.
web tasarım
Click here to claim your Sponsored Listing.
Location
Category
Contact the school
Telephone
Website
Address
Usak
64000