17/08/2026
17 Ağustos 1999 Büyük Marmara Depremi’nin 27. yılında, yitirdiğimiz tüm yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz.
Aradan geçen 27 yıla rağmen alınmayan önlemler, rant odaklı imar politikaları, bilimden ve liyakatten uzak yönetim anlayışı, doğal afetleri yıkıcı felaketlere dönüştürmeye devam ediyor.
Deprem bir doğa olayıdır; felakete dönüştüren ise denetimsizlik, tedbirsizlik, ihmal ve insan hayatını hiçe sayan politikalardır.
Artık daha fazla can kaybı, yıkım ve gözyaşı yaşanmaması için acilen etkin deprem politikalarının hayata geçirilmesi, aklın ve bilimin ışığında somut adımların atılması zorunludur.
Yaşanacak yeni felaketlerin önlenmesi kadercilikle değil; aklın, bilimin ve kamusal sorumluluğun rehber edinildiği bir yönetim anlayışıyla mümkündür.
14/07/2026
Henüz 23 yaşında, gençliğinin ve mesleğinin baharındaki öğretmenimiz Necmettin Yılmaz, 9 yıl önce Tunceli Pülümür kara yolunda hain terör örgütü PKK tarafından kaçırılarak katledildi.
Şehit öğretmenimiz Necmettin Yılmaz’ı ve teröre kurban verdiğimiz tüm eğitim emekçilerimizi saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz.
Eğitim-İş olarak şehit öğretmenlerimizin mirasını laik, bilimsel ve kamusal eğitim mücadelemizle yaşatmaya devam edeceğiz.
13/07/2026
Eğitim iş İstanbul 1 nolu şube Kitap Klübü yaz aylarında okumak ve Eylül ayında kaldığı yerden devam etmek için İNCE MEMED serisini seçti...📚
Yaşar Kemal'in baş yapıtı olarak değerlendirilen ve ilk romanı olan İnce Memed , Çukurova köylüsünün ağalığa karşı mücadelesini anlatıyor.
10/07/2026
Gezi Direnişi esnasında 19 yaşındayken dövülerek katledilen Ali İsmail Korkmaz’ı hayattan koparılışının 13. yılında sevgi ve özlemle anıyoruz.
Polis ve esnaf tarafından sokak ortasında darbedilen ve 38 günlük mücadelesinin ardından 10 Temmuz 2013’te yaşamını yitiren Ali İsmail’in katili yalnızca o sokaktaki caniler değildir. “Benim esnafım gerektiğinde polistir” diyerek sivil faşizmi kurumsallaştıran, şiddeti meşru hale getiren dönemin Başbakanı ve siyasi iktidarı da bu cinayetin doğrudan ortağıdır.
Eğitim-İş olarak, Ali İsmail’in düşlerindeki özgür dünyayı kurabilmek için laik, bilimsel ve kamusal eğitim mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
08/07/2026
Türkiye’nin ilk öğretmen sendikası, eğitim emekçilerinin örgütlü mücadele tarihinde dönüm noktası olan Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) 61. yaşını kutluyoruz.
Eğitim-İş olarak, eğitim emekçilerinin haklarını ve meslek onurunu; laik ve bilimsel eğitimi koruma ve aydınlık yarınlara taşıma mücadelemizde TÖS’ün devrimci mirasını rehber edinmeye devam ediyoruz.
TÖS’ün kuruluşunun 61. yıl dönümünde, “Öğretmen yalvarmaz, öğretmen boyun eğmez, öğretmen el açmaz, öğretmen ders verir” diyerek örgütlü mücadelemizin temellerini atan Fakir Baykurt’un ve yol arkadaşlarının yaktığı meşaleyi saygı ve özlemle anıyoruz.
06/07/2026
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Kurtuluş Savaşı’nı hedef alan ve küçümsemeye çalışan açıklamaları, yalnızca basit bir müfredat değişikliğinin ilanı değildir. Bu sözler, Atatürk ilke ve devrimlerine duyulan kronik alerjinin dışavurumu, Cumhuriyetin kurucu iradesini tasfiye etmeyi amaçlayan bilinçli ve ideolojik bir hamledir.
Çok iyi biliyoruz ki bu sözler yalnızca Bakan Tekin’in kişisel görüşleri değildir; AKP iktidarının Cumhuriyete ve Atatürk’e bakışının filtresiz halidir. Bakan’ın söyledikleri 24 yıldır eğitim politikalarıyla adım adım inşa edilen, emperyalizmin dümen suyuna giren zihniyetin açık bir itirafıdır.
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi el yazılarında ve nutuklarında titizlikle kullandığı “Kurtuluş” kelimesi, Cumhuriyetimizin kuruluşunda köklü ve çift taraflı bir anlam taşımaktadır.
Bakan Tekin’e “neyden kurtulduğumuzun” cevabını tarihin ışığında verelim:
• Sevr ile ülkeyi parselleyen, kapitülasyonlarla halkı sömüren batı emperyalizminden ve mandacılıktan kurtulduk.
• Ülkeyi emperyalistlere teslim eden, halkı tebaa ve kul olarak gören, kendi hanedanlığını halkın varlığının üstünde tutan saltanat düzeninden kurtulduk.
• İşgale karşı direnen Anadolu halkını “asi” ilan eden Saray rejiminden kurtulduk.
Bu yönleriyle Kurtuluş; emperyalizme karşı direnen bir halkın ümmetten millete, kulluktan yurttaşa geçmesidir. Cumhuriyet ise çökmüş bir rejimin devamı değil; aklın ve bilimin rehberliğinde yapılan bir aydınlanma devrimidir.
Bugün emperyalizmin kanlı savaş makinesi NATO ülkemizde gövde gösterisi yaparken; Bakan Tekin’in “neyden kurtulduk?” diye sorması ibret alınması gereken bir çelişkidir.
Dün ülkemizi işgal etmek isteyen emperyalistlerin bugünkü şemsiyesi altına girenler, emperyalizme karşı verdiğimiz Kurtuluş Savaşı’nı müfredattan ve zihinlerden silmeye çalışmaktadır. İktidar; emperyalistlerle kurduğu ilişkilere gölge düşürmemek, gelecek nesillerin antiemperyalist ve tam bağımsızlık bilincini köreltmek için Cumhuriyetin kuruluş ve kurtuluş felsefesiyle açık bir hesaplaşma içine girmiştir.
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında dayatılan bu değişiklikler, iktidarın kurmak istediği yeni rejime hizmet etmektedir. Bu
02/07/2026
Sivas Madımak Otelinde 33 aydın, yazar, ozan ve sanatçımızın yakılarak katledilmesinin 33. yıl dönümünde acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz ise gerici zihniyete karşı her zamankinden daha diridir.
Sivas’ta yaşananlar anlık bir öfkenin, taşkınlığın sonucu değildir. Madımak; 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbeleriyle temelleri atılan, Kahramanmaraş ve Çorum’da ilmek ilmek örülen düşmanlığın sonucudur. Halkın inanç, mezhep ve etnik kimlikler üzerinden kutuplaştırılarak birbirine düşman edilmesini amaçlayan faşist zihniyet, ilk provalarını Maraş ve Çorum’da yapmış; bu katliamların hesabının sorulmaması, faillerin korunması Madımak katliamına zemin hazırlamıştır.
Madımak’ta canlarımızı ateşe veren zihniyet, gücünü NATO destekli darbelerden almıştır. Göz önündeki failler göstermelik mahkemelerde yargılanırken, katliamın arkasındaki dönemin yöneticileri ve siyasi iradenin sorumluluğu hiçbir zaman sorgulanmamıştır.
Madımak davası; yıllarca süren adaletsizliklerle hukuk tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. 1993’ten bu yana katiller yargı eliyle ödüllendirilmiş, firari sanıklar korunmuş, kollanmış ve sorumluluğu sorgulanmayan bazıları milletvekili/bakan yapılarak “onurlandırılmıştır.” 13 Mart 2012’de, davanın firari sanıklar yönünden zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmesi kararını, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun” sözleriyle karşılaması, iktidarın tarihsel ve ideolojik olarak hangi safta durduğunu açıkça ilan etmesidir. Unutulmamalıdır ki insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olamaz.
Nihayetinde Şubat 2025’te mahkeme kararıyla 17, Cumhurbaşkanı affı ile 2 caninin daha salıverilmesi ile katiller bir kez daha yargı ve iktidar eliyle ödüllendirilmiştir.
Katiller bir bir affedilip, ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşırken; mezhepçilik, tek tipleştirme, ötekileştirme ve düşmanlaştırma politikaları bugün bir kez daha devletin resmi dili haline getirilmiştir. Farklı inanç gruplarına, muhaliflere ve laiklikten yana olan tüm yurttaşlara yönelik tehdit ve baskı sistematik şekilde sürdürülmektedir.
01/07/2026
7. Dönem 1. Olağanüstü Genel Kurulumuzu Gerçekleştirdik
01/07/2026
EğitimişTüzük Kurultayını gerçekleştirdik.