09/02/2017
Canan Erdem Kardeşimizin Makalesi...
İSLAM ve DEMOKRASİ
Kökleri eski yunan kültürüne dayanan demokrasi,halkın iktidarı,hakimiyeti anlamına gelir.Halk tarafından seçilen vekiller,halk adına onları yönetecek kanunlar çıkarırlar,böylece halkın yönetime doğrudan katıldığı ileri sürülür.Böylece çıkan kanunlar hakka, hakikate aykırı da olsa önemli olan çoğunluğun kararıdır.
Demokrasi,krallıklar ve diktatörlükler görmüş toplumlara can simidi olarak sunulmuştur.Oysa sibopları yine seçkin bir zümrenin eline verilmiştir.Demokrasi,bir taraftan halkları özgürlük vaadiyle büyülemiş,diğer taraftan nefsi,nesli,aklı,malı ve canı ifsad etmiştir ve etmeye de devam etmektedir.
Tarih boyunca büyük savaşlar ve mücadeleler hakimiyeti elde etmek için yapılmıştır.Bugün de yaşadığımız savaşların asıl sebebi dünyada süper güç olmak isteyen devletlerin ihtirasları yüzündendir.Bitmek bilmeyen heva ve heveslerinin önüne koydukları madkenin adı da demokrasidir.
Çağdaş,modern(!) dünya insanlığına alternatifsiz olarak gösterilen demokrasi,çaresizliğin,acizliğin,cahiliyenin modern adıdır aslında.Aynı zamanda modern insana dayatılmış "öğrenilmiş çaresizlik sendromu" diyebiliriz...Oysa Allahu Teala çağları aşan bir hayat nizamını göndermiştir bizlere;İSLAM.AllahuTeala ilk insan ve ilk Peygamber Hz.Adem ile yeryüzüne müdahale etmiş ve hakimiyet hakkını bir Peygamber'e dahi vermemistir.
İlk din"İslam" olduğu gibi,son din de "İslam"dır."Hiç şüphesiz din,Allah katında İslam'dır."(Ali imran,19)Din,hayatın her alanina hükmeden hayat nizamıdır.İbadet ve inanç esaslarını belirlediği gibi muamelat ve ukubat esaslarını da bildirmiştir.Bu esasların alternatifi yoktur çünkü Allah'ın karşısında hiç bir güç alternatif olamaz.Allahu Teala,sadece bir yaratıcı ve rızık verici değil,aynı zamanda terbiye eden ve hükümler koyandır.Kuran-ı Kerim'de şöyle buyurulur:"Dikkat edin,yaratmak da,emretmek de yalnız O'na mahsustur."(Araf,54).Tarih boyunca pek çok diktatörilahlık iddiasında bulunmuştur.Firavun dedi ki:"Sizin en yüce Rabbiniz benim."(Naziat,24).Hakimiyet hakkı bazen bir krala,bazen bir gruba verilmiştir.Bugün de aslını kaybetmiş,hükümleri olmayan tevrat ve incilin müntesibleri tarafindan demokrasi bulunmaz bir nimet olarak sahiplenilmektedir.Nefislerini ilah edinmiş batı toplumu her türlü özgürlük ve sapkınlık içinde gayri medeni bir hayat yaşamak istemektedir.Özgürlüklerinin teminatı olarak demokrasiyi görmekte ve bunu diğer toplumlara da empoze etmektedirler.Batıdaki bilimsel ve teknolojik gelişmeler diğertoplumların da aklını başından almıştır.Bu yüzden batının sunduğu demokrasi,medeniyet ile özdeşleştirilmiştir.Maalesef sadece maddeye önem veren bu zihniyet medeniyet olmadığı gibi,1400 yıl önceki cahiliyenin her türlüsünü de içinde barındırmaktadır.Bir tarafta göz alıcı binalar,diğer tarafta hızla gelişen teknoloji sahibi olan batı medeniyeti,firavunun sihirbazlarından aşağı değildir.Allah'ın nimeti olan maddeyi kullanan ve teknolojiyi insanın emrine sunan batı,insanı ve onun fıtratını bozmakta da çok ileri gitmiştir.Cinsi sapıklıklar,zina,içki,kumar vb. haramlara sınır koymayan demokrasi,vahiy ile insanın önüne engeller koymaktan da geri durmamıştır.Takım elbiseli,son model uçak ve araba sahibi,akıllı telefonlar,akıllı binalar icad eden modern insan,binlerce insanı öldürmeyi,tecavüz etmeyi,işkence etmeyi,yurtlarını harap etmeyi kendine mübah görmüştür.Bütün bunları yaparken de özgürlük ve demokrasi adına yapmıştır.Nefisleri doymak bilmeyen,akılları vahiy ile yıkanmamış,insanı eşrefi mahlukat gibi görmeyen,insanın ruhunu tanımayan,maddeye tapan bir zihniyet için milyonlarca insanın ölümü gayet normaldir.Oysa dinimiz İslam,bir masumun haksız yere öldürülmesini ,bütün insanlığın öldürülmesine denk görmektedir.Bugün medya,Firavunun sihirbazlarının işini üstlenmiş ve acıları,zulümleri terörle mücadele adı altında örtbas etmektedir.Belki bu durumdan rahatsız,vicdan sahibi bir avuç batı insanı ise öğrenilmiş çaresizlik ile bu duruma ses çıkarmamaktadır.
Asıl görev,vahyi duymuş,Allah'ın "Oku!" emrine muhatap olmuş biz müslümanlara düşmektedir.Fakat ne yazık ki son 300 yıldır batının bu maddeci bakışı bize de sirayet etmiştir.Oysa İslam,yeryüzünün hakimiyetini Allah adına yapmakmaya yönlendirir bizi.Bu görevi Allah cc insana vermiştir ,başka hiçbir varlığa vermemiştir."Muhakkak ben,yeryüzünde bir halife yaratacağım."(Bakara,30).Bu dün böyle olduğu gibi ,bugün de böyledir ve yarın da böyle olacaktır.Göklerde ilah,yerde de ilah yalnız Allahu Teala'dır.Bu sebeple sadece ,İslam'ın doğru olduğunu bilmek yetmez,aynı zamanda demokrasi başta olmak üzere İslam dışındaki bütün ideolojiler de tanınmalı ve toptan "LA" denilmelidir.Yine şunu bilmeliyiz ki,demokrasi bir amaç olamayacağı gibi bir araç olarak da kullanılamaz.
Allahu Teala Peygamberlerini yol gösterici olarak göndermiştir.Onlar takip edildiğinde gösterilen hedefe de ulaşılacaktır.Kuran bugünün biz muhatablarına ;çaresiz değil bilakis çare SİZ'siniz demektedir.Bugün yaşadığımız zilletin ve zulümlerin asıl sebebi İslam'ın hakim olmayıp ,ideolojilerin hakim oluşudur.Kuran bunu açıkça şöyle ilan eder:"Ve Peygamber dedi ki:Ey Rabbim,doğrusu kavmim bu Kuran'ı terk edilmiş olarak bıraktı."(Furkan,30).Namaz kılarken,oruç tutarken,hacca giderken Kuran'a başvuran müslümanlar,tebliğ ve hareket metodunda Kuran,a başvurmuyorlar.Her konuda Kuran ve Sünnete başvurduğumuz ve İslam'a gerçek manada teslim olduğumuz zaman ,kurtuluşa erecek ve insanlığın da kurtuluşuna vesile olacağız.Teşhisi doğru yapmakla ilk adımı atacağız.Bugünkü insanlığın sorunlarının asıl sebebinin beşeri ideolojiler olduğunu anlar ve anlatabilirsek,tedaviyi de Kuran ve Sünnette arayacak olursak ,kurtuluşa ereceğiz inşaallah.Demokrasi ve bütün izm'ler birer çıkmaz sokaktır,Sıratı müstekimden başka hiçbir yol Allah'ın rızasına ve yardımına çıkaramaz.Yegane örnek ve önderimiz ,Peygamberimiz'dir.O'nun mücadelesi ve davası bizim de yol haritamız ve yoldaki işaretlerimizdir.Rabbimiz bizden yapamayacağımız işler istemez.O bizim doğru yolda olmamızı ve yalnız O'na ibadet etmemizi istiyor.Sefer bizden,zafer Allahtan'dır.