15/10/2026
Zümer 49,50 risale açıklamalı...23. Söz 117..
Fakat insana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır; sonra kendisine tarafımızdan bir ni'met verdiğimiz zaman: “(Bu) bana ancak (bendeki) bir bilgi sâyesinde verildi” der. Hayır! O (kendilerine verdiğimiz ni'metler) bir imtihandır; fakat onların çoğu bilmezler.
Muhakkak ki onlardan öncekiler de bunu söylemişlerdi; ama kazanageldikleri şeyler kendilerine bir fayda vermedi.
Hem bilmediler mi ki, şübhesiz Allah, dilediğine rızkı genişletir ve (dilediğine)daraltır. Doğrusu bunda, îmân edecek bir kavim için nice deliller vardır.
23. söz ve ayet ile ilişkisi,,,....
“Nasılki nazdâr (nazlı) bir çocuk, ağlamasıyla ya istemesiyle ya hazîn (hüzünlü) hâliyle matlûblarına(isteklerine) öyle muvaffak olur ve öyle kavîler (güçlüler) ona musahhar (hizmetkâr) olurlar ki; o matlûblardan binden birisine, bin def‘a kuvvetiyle yetişemez. Demek zaaf ve aciz (zayıflık ve güçsüzlük), onun hakkında şefkat ve himâyeti (korumayı) tahrîk ettikleri için, küçücük parmağıyla kahramanları kendine musahhar eder.
Şimdi böyle bir çocuk, o şefkati inkâr etmek ve o himâyeti ittihâm etmek (suçlamak) sûretiyle ahmakāne (ahmakçasına) bir gurur ile: ‘Ben kuvvetimle bunları teshîr ediyorum (emrime itâat ettiriyorum)’ dese, elbette bir tokat yiyecektir. İşte insan dahi Hâlık’ının (yaratıcısının) rahmetini inkâr ve hikmetini ittihâm edecek bir tarzda küfrân-ı ni‘met (nankörlük) sûretinde, Kaārûn gibi , ‘Ben kendi ilmimle, kendi iktidârımla kazandım’ dese, elbette sille-i azâba (azab tokadına) kendini müstehak eder.
Demek şu meşhud (görünen) saltanat-ı insâniyet ve terakkıyât-ı beşeriye (insanlığın ilerlemesi) ve kemâlât-ı medeniyet (medeniyetin ni‘metleri); celb ile (kendi tedâriki) değil, galebe (üstünlük) ile değil, cidâl (mücâdele)ile değil; belki ona, onun zaafı için teshîr edilmiş, onun aczi için ona muâvenet (yardım) edilmiş, onun fakrı için ona ihsân edilmiş, onun cehli (câhilliği) için ona ilhâm edilmiş (bildirilmiştir).” (Sözler, 23. Sözden ,. selametle kalın,