18/03/2026
Bir anaokulu seçerken…
Aslında neyi seçtiğimizi yeniden düşünmek gerek.
Mobilyaların yeni olmasını mı isteriz,
yoksa üzerinde yılların emeği birikmiş olmasını mı?
Bir masanın köşesindeki çıkmayan boya izi,
belki de on yıl önce,
bir çocuğun ilk kez “ben yaptım” dediği andır.
Lüks eşyalar mı bizi etkiler,
yoksa yıllardır hiç azalmayan bir samimiyet mi?
Parlayan vitrinler mi güven verir,
yoksa her sabah aynı kapıdan,
aynı sorumlulukla,
aynı vicdanla içeri giren insanlar mı?
Oyuncakların jelatini hiç açılmamış mı olsun isteriz,
yoksa defalarca paylaşılmış,
onarılmış,
üstünden yüzlerce hikâye geçmiş mi?
Çünkü çocuklar en çok,
emek verilmiş şeylerde büyür.
Kapıların yeni olması mı önemlidir,
yoksa o kapıdan yıllardır
gözü kapalı bir güvenle çocuklarını emanet eden aileler mi?
Güven bir günde kurulmaz.
Yıllar ister.
Tutarlılık ister.
Her gün yeniden aynı sorumluluğu almayı ister.
Işıltı mı ararız,
yoksa şeffaflık mı?
Her şeyin konuşulabildiği,
zor anların da saklanmadığı,
iyi günlerin de sessizce sahiplenildiği bir yer mi?
Yoksa sadece uzaktan güzel görünen bir görüntü mü?
Bir anaokulu seçerken aslında şunu seçeriz:
Yıllardır aynı emekle açılan kapıları,
aynı özenle karşılanan çocukları,
yüzlerce aileyle kurulan görünmez ama çok sağlam bağları…
Ve biz inanırız ki;
gerçek eğitim parlamaz,
iz bırakır.
Biraz yaşanmışlık,
biraz sesli,
biraz dağınık…
Ama içinde
yılların emeği,
özverisi
ve sonsuz bir güven vardır.
20 yıldır güvenin ve samimiyetin adresi hiç değişmedi 💓