Asya Balsam

Asya Balsam Asya Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi resmi facebook sayfasıdır.

Fantastik öyküleme, sanatın bir dalı. Bu yolla sizi 1460 yılı Trabzon'una götürsek bizimle gelir misiniz? Bir sene sonra...
29/10/2024

Fantastik öyküleme, sanatın bir dalı. Bu yolla sizi 1460 yılı Trabzon'una götürsek bizimle gelir misiniz? Bir sene sonra Fatih gelecek ve Trabzon'u ebediyen Türk topraklarına katacak. Tıklayın, izleyin:

#1461 Tarihin gerçeklerini bize bugün yaşanıyormuşçasına, haber tadında anlatan bir zaman mekan televizyonu olsa tarih öğrenmek ç...

Bugüne kadar hep senin yolundan yürüdüm.Dün ve bugün.Ve sana sözüm olsun,Çocuklarıma, şehitlerime ve vatanıma borcum...Y...
29/10/2024

Bugüne kadar hep senin yolundan yürüdüm.
Dün ve bugün.
Ve sana sözüm olsun,
Çocuklarıma, şehitlerime ve vatanıma borcum...
Yarın Allah bana ömür verirse,
Şimdiye kadar olduğu gibi,
Yine, yılmadan;
Senin yolundan yürüyeceğime andım olsun.

Akın Üner
Asya Balsam Başkanı

TUSAŞ SALDIRISINDAN ÇIKARILACAK ÜÇ SONUÇTürkiye’nin göz bebeği bir savunma sanayi kuruluşuna düzenlenen terör saldırısın...
24/10/2024

TUSAŞ SALDIRISINDAN ÇIKARILACAK ÜÇ SONUÇ
Türkiye’nin göz bebeği bir savunma sanayi kuruluşuna düzenlenen terör saldırısında şehitler verdik.
Terör illetine kurban verdiğimiz vatan evlatlarına Allah’tan rahmet, yakınlarına ve Türk Milletine başsağlığı diliyorum. Yaralılarımız var, inşallah onlar bir an evvel iyileşirler.
***
Saldırının son haftalarda yeniden gündeme gelen ve ismi konulmasa da fiilen “ikinci çözüm süreci” havasında yürütülen girişimlerle bir ilgisinin olduğu açık.
Hele Sayın Bahçeli’nin “Öcalan TBMM’ye gelsin, terör örgütüne silah bırakma çağrısı yapsın” diye özetleyeceğimiz şok teklifinin hemen ardından gelmesi raslantı olmasa gerek.
***
Bahçeli’nin konuşmasından sonra kaleme aldığım “Makul bir milliyetçiden çözüm sürecine ilişkin altı uyarı” başlıklı makalemin mürekkebi henüz kurumadı:
“Terör meselesinin 25 yıldır hapiste tutulan ve örgütle olan hiyerarşik ilişkisi romantik düzeylere gerilemiş bir adamın çağrısıyla PKK'nın bir bütün olarak silah bırakması ihtimali sorgulanmalıdır. Beğenmesek de sosyolojik taban edinmiş bir zihniyetin topyekûn dönüştürülmesi bir adamın iki dudağının arasından çıkacak cümlelerle mümkün olmayacaktır.” diye yazmıştım.
Gerçekten de dağdaki eşkıyaların mevcut elebaşıları, böyle bir çağrıyı kabul etmeyeceklerini açıkladıktan saatler sonra TUSAŞ saldırısı gerçekleşti.
Bu yazı kaleme alındığında saldırının PKK militanlarınca yapıldığına dair kuvvetli şüphe resmi ağızlardan dile getirilmişti.
***
Öte yandan bu saldırının tek başına kof bir terör örgütünün işi olduğunu hiç zannetmiyorum.
Yukarıda bahsettiğim makalemde belirttiğim gibi “bölücü terörün uluslararası ayağı inkar edilemez.”
Saldırganların yabancı istihbarat desteği aldığına dair işaretler sezinleniyor.
Teröristlerin saldırı anına dair muhtemelen güvenlik kamerası görüntüsü olduğu anlaşılan kayıtlar tuhaf bir şekilde anında sosyal medyaya sızdı.
Bunun nasıl olabileceğinin takdirini, bizim güvenlik otoritelerine bırakalım.
Sosyal medya karartmaları boşuna yapılmadı!
***
Bütün bunlardan çıkartılacak üç sonuç var:
BİR: Ülkemizin başındaki bölücü terör belasının çözümünü dış düşmanlarımızın istemiyor ve onları yönetiyor.
İKİ: Sorunun çözümü konusunda terörist elebaşından lüzumundan fazla medet ummamak gerekiyor. Etki sahası ve liderliği belli ki romantik seviyeyi aşmıyor.
ÜÇ: Sorunun çözümü, TBMM çatısında, siyaset üstü bir devlet aklıyla uzun vadeli bir planlamayla mümkündür. Terör örgütleriyle her türlü silahlı mücadele kararlılıkla sürdürülürken Kürt kökenli vatandaşlarımızla kardeşlik, demokrasi ve vatandaşlık hukuku çerçevesinde gönül bağları kurmanın yolları aranmalıdır.

Akın Üner
www.zamanmekanmakinesi.com
Samsun Son Haber

STADYUM TRAFİĞİŞehrin göbeğinde bir stadımız vardı birçok insan için yürüme mesafesinde, hadi bilemedin bir dolmuş ötede...
01/10/2024

STADYUM TRAFİĞİ
Şehrin göbeğinde bir stadımız vardı birçok insan için yürüme mesafesinde, hadi bilemedin bir dolmuş ötedeydi Biraz tadilattan geçse, on numara beş yıldız olurdu.
Muhteşem (!) bir planlama ile stadımızı şehrin on kilometre dışına götürdük. Etrafında sanayi bacaları tüten, maç saatleri hariç stad bekçileri dışında in cin top oynayan bir yere, otuz üç bin kişilik bir stad yerleştirdik.

Tüm dünyada "365 gün 24 saat yaşayan, gelir getiren, şehirle iç içe tarihi stadlar" kıymetliyken, biz elimizdekinin değerini bilemediğimiz gibi "Neşe'nin kepek sorunu" misali her maç çıkışı "bunca adamı nasıl getirip götüreceğiz" diye özetleyebileceğimiz bir belayı şehrimize musallat ettik.

Daha önce de yazdım, yeni Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Halit Doğan'ı ben iyi niyetli buluyorum. Stadyumdaki bu sorunların farkına varmış olmalı ki sezon öncesi buraya da bir el attı. Özelikle otopark kapasitesini arttırması ve çevre düzenlemeleri faydalı olmuş.

Ancak tüm iyi niyete rağmen yapılanlar stadyumun trafik ve ulaşım meselelerini çözmek için kifayet etmiyor. Nitekim bu hafta Göztepe maçı çıkışı maç bittikten 2 saat sonra bile kent trafiği henüz yatışmamıştı.

Göztepe karşılaşması saat 18 gibi bitmişti. Biz 19.30'a kadar Tüyap Kitap Fuarında takıldık. Kapanış anonsuyla birlikte fuardan dışarı çıktığımızda otoparklar tamamen boşalmıştı.
Rahatça eve gideriz diye düşünürken yanıldığımızı kısa bir süre sonra gördük.

Polisler bizi sanayi içine yönlendirdiğinde itiraz edecek olduk, "Anayol tıkalı, burdan daha çabuk gidersiniz" dediler. Biz de söyledikleri gibi yaptık. Kerimbey Mahallesine yaklaşırken rüzgardan dönmüş bir "Samsun" yönlendirme levhasının azizliğine uğradık. Bizim gibi yanılan on beş - yirmi araçla beraber daracık bir çıkmaz yolda mahsur kaldık. Allah'tan bizim gibi yanılan bir trafik polis arabası vardı da onların işe el atmasıyla kargaşadan kurtulup yolumuzu bulabildik.

Derken Samsun'a yaklaştığımızda dur kalk trafiğiyle karşılaştık. Muhtemelen şehir merkezindeki Kılıçdede ve Ali Rıza Bey Bulvarı kavşaklarındaki akıllı kavşaklarımız, iki saattir devam eden tek yönlü trafik akımı nedeniyle kafayı yemişti!

Neyse, neticede Duruşehir'deki evimize vardığımızda saat 21'e geliyordu.
*
Bu kadar şikayet ettik.
Önerilerimizi de ekleyelim ki belki yetkililer biraz nasiplenir.
İlk yapılması gereken iş, Atatürk Bulvarı'nın alternatifi olarak kullanılan Sanayi içindeki yolların standardının yükseltilmesi olmalı. Burada üst yapı iyileştirilmeli, aydınlatma ve trafik işaretlemesi bulvar yolu standardına getirilmeli, gerekirse bazı kavşaklar sinyalize edilmeli.
İkinci yapılacak iş, deniz kenarından gelen yolun standardının yükseltilerek Tüyap Fuar Merkezi yanındaki yol üzerinden Tekkeköy ile kavuşturmak olmalı. Böylece stadın deşarjında alternetif yollar üçe çıkartılmış olacaktır.

Öte yandan stadyuma geliş gidişte toplu taşıma imkanları arttırılarak özel araçların sayısını azaltmaya çalışmak için çalışmalar yapılabilir.

Uzun vadeli plan isteyenlere, stadyumun eski yerine taşınmasını ve Doğu Çevre Yolunun tamamlanmasını, bir başka deyişle Tekkeköy'ün arkasından Şehir Hastanesinin güneyine inen ve buradan şehir merkezine bağlanan bir otoyol yapılmasını önerebilirim.
*
Hadi bir de yeri gelmişken Samsunsporluluğumuzu göstermiş olalım:
Tekkeköy Kavşağından Tüyap'a inen ve stad trafiğinin yoğun kullandığı caddeye efsane başkan Emin Kar'ın adını vermeye ne dersiniz?

Renkdaşım Başkan Halit Doğan bu önerimi görürse duyarsız kalacağını zannetmiyorum.
*
Sevgiyle kalın.

Akın Üner ile 9:15 Tramvayı
Samsun Son Haber

SON MOHİKAN YA DA BÜROKRASİDEKİ SON MÜBADİLAmerikalı yazar J.F. Cooper'ın 1826'da yayınlanan romanı Son Mohikan, Fransız...
27/09/2024

SON MOHİKAN YA DA BÜROKRASİDEKİ SON MÜBADİL

Amerikalı yazar J.F. Cooper'ın 1826'da yayınlanan romanı Son Mohikan, Fransızlar'ın 1757'de yerlilere karşı yaptıkları soykırımları işleyen bir romandır.

Günümüzde Amerikan Edebiyatının başyapıtları arasında gösterilir ve sinema uyarlamaları büyük yankı uyandırmıştır.

Son Mohikan, Kızılderili kabilesinin son şefinin ölümüyle biter.

Kısacası batı Emperyalizminin Amerikan yerlilerine uyguladıkları acımasız soykırımın günahını sanat yoluyla anlatır.

*

Dün Samsun bürokrasisi içinde üst düzeyde görev yapan son mübadil olan Uzman Dr. Emine Sehmen, Gazi Devlet Hastanesi Başhekimliği görevinden alındı.

Görevden alınış biçimi TFF Bölge Müdürlüğüyken sebepsiz yere azledilen Haluk Tan'ınkine benziyor.

Hakkında bir soruşturma yok.

Görevini aksattığı, başarısız olduğu filan asla söylenemez.

Kaldı ki kısa bir süre önce başarısı takdir edilerek görev süresi yeniden uzatılmıştı.

Şimdi hiçbir gerekçe gösterilmeden pat diye görevden alındı.

*

Biz Mübadiler, çoğunlukla vakti saatinde Osmanlı tarafından Anadolu'dan Avrupa'ya iskan ettirilmiş Balkan Türkleri'yiz.

Büyük bir bölümümüz Osmanoğulları'nın mücadele halinde olduğu Karamanoğulları Beyliğinden Balkanlara zoraki gönderilmişiz.

Bir kısmımızın soyu ise Anadolu'da Yörük hayatı taşıyan Türkmen boylarına dayanır.

Aramızda Pomaklar, Arnavutlar ve Boşnaklar gibi Balkan Müslümanları vardır; onların kökleri büyük ölçüde Peçenekler, Kumanlar, Avarlar gibi Kıpçak Türklerine uzanır.

*

Bizi biz yapan üç ortak yönümüz vardır:

Türk'üz, Müslümanız ve Atatürkçüyüz.

Bu üç kimliği birlikte aynı potada yaşatabilmemizin nedeni, biat kültüründen değil itiraz kültüründen besleniyor olmamızdır.

Bizde zorla evlilik olmaz.

Bizde başlık parası olmaz.

Bizde ağalık, zorbalık sökmez.

Bizimkiler şeyhlere, şıhlara kulak asmaz.

Seçimlerde aynı evde yaşayan eşler ve çocukların farklı partilere oy atması normal karşılanır.

*

Çünkü bizim insanımız "yanlışa yanlış" demeyi aileden öğrenir.

Ancak günümüz bürokrasisinde sadakat, liyakatin önüne geçiyor.

Haliyle bürokraside bizim kızçelerimize, kızancıklarımıza tüm kapılar kapatılıyor.

Hasbelkader tırnaklarıyla kazıyarak bürokraside mesafe alan yetenekli bürokratlarımız ise "Mohikan Kabilesinin son şefi" muamelesi görüyor.

*

Mübadil bürokratların haklarını savunması gereken sarı sendika emsali siyasetçilerimizden ve onların eteklerinde dolaşıp onlarla selfi çektiremekten öte hiçbir tesirleri olmayan bizim Federallerden (!) hiç ümidim yok.

Dedim ya, Amerikan yerlilerine yapılan haksızlıkları dile getirmek için romanlar yazılıp filmler çekilmiş.

Bölge Müdürlüklerinden Büyükşehir Belediyesine,

Hastanelerden Üniversitelere,

Spordan Sağlığa,

Bankalardan Eğitime kadar,

Atatürk'ün hemşerilerine, Evladı Fatihanlar'a bürokraside yapılan haksızlıkları dile getirmek için biz de klavyenin başına oturduk, yazıyoruz.

Sağır Sultanlar duymuyor olabilir ama okuma yazma biliyorlardır herhalde!

Akın Üner
Samsun Son Haber

REKTÖRSamsun 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Yavuz Ünal'ın görev süresi 15 Ağustos 2024'te dolmuş.Biz bu y...
18/09/2024

REKTÖR

Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Yavuz Ünal'ın görev süresi 15 Ağustos 2024'te dolmuş.

Biz bu yazıyı 17 Eylül 2024 günü yazmak üzere klavye başına geçtiğimiz saat itibarıyla hala bir atama yapılmamıştı.

Bir ayı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen bu atamanın yapılmayışı, Sayın Cumhurbaşkanı'nın karar vermesi konusunda istişare ettiği çevreler arasında bir görüş birliği oluşmamasına bağlanıyor.

19 Mayıs Üniversitesinin içinden ve dışından 64 akademisyenin rektör adayı olarak başvuru yaptığı süreçte henüz siyaset dünyası henüz kararını verememiş.

Birkaç tanıdık akademisyene sordum. Her biri farklı tevzirat anlatıyor.

Siyasi partiler, milletvekilleri ve hatta üniversite ile normalde hiç ilgisi olmaması gereken başka güç odaklarının devrede olduğuna dair bir sürü cümle duydum.

Elbette hepsi teyide muhtaç, bu nedenle yazmayı uygun bulmadım.

Ancak ortak nokta şu ki, karar alma mekanizmasında akademik yeterlilik, liyakat, tecrübe gibi kriterlerden hiç söz edilmiyor.

Adaylar, hangi partiye veya hangi baskı grubuna yakınsa oradan devreye girip rektör olmaya çalışıyor.

Arkadaş, yaz tatili bitmiş. Üniversiteler açılmış. Dersler başlıyor.

Koskoca üniversitenin rektörü hala yok.

Dahası kimin olacağı konusunda aranan kriterler, bilimle irfanla ilgili değil.

Bu Türkiye gibi büyük bir ülkeye yakışıyor mu?

Sevgiyle kalın.

Akın Üner ile 9.15 Tramvayı
Samsun Son Haber

Osmanlının son döneminden cumhuriyetin ilk yıllarına uzanan çok güzel bir öykü... Tıklayın izleyin.
17/09/2024

Osmanlının son döneminden cumhuriyetin ilk yıllarına uzanan çok güzel bir öykü... Tıklayın izleyin.

Seniha ile Büyüklere Masallar Kuşağında Türk Müziğinin unutulmaya yüz tutan efsanesi Deniz Kızı Eftelya'nın gerçek ö...

Önce milleti böl, birbirine düşür.Sonra demokrasi ve özgürlüklerin üzerine çök.Emperyalizmin bu kahpe oyunlarına karşı t...
11/09/2024

Önce milleti böl, birbirine düşür.
Sonra demokrasi ve özgürlüklerin üzerine çök.
Emperyalizmin bu kahpe oyunlarına karşı tarihten ders almak ve yeni 12 Eylüllere karşı uyanık olmak gerek.

Küçük Narin'in cenaze merasiminde tabutumun üzerine konan beyaz gelinliğin yanına keşke bir de okul önlüğü konsaydı. Yav...
09/09/2024

Küçük Narin'in cenaze merasiminde tabutumun üzerine konan beyaz gelinliğin yanına keşke bir de okul önlüğü konsaydı. Yavrucak, eğer hunharca katledilmeseydi bugün okullu olacaktı.
Evlatlarımızı, kadınlarımızı ve masum insanlarımızı korumanın yollarını bulmak zorundayız.
Allah rahmetiyle muamele eylesin.
Sebep olan, koruyan, yataklık eden ve savunan namussuzları kahrı perişan eylesin.

Pontusçuluk ve İstihbarat OyunlarıOsmanlı'nın son dönemlerinde ve Kurtuluş Savaşı yıllarında Karadeniz Bölgesinde bir Ru...
07/09/2024

Pontusçuluk ve İstihbarat Oyunları

Osmanlı'nın son dönemlerinde ve Kurtuluş Savaşı yıllarında Karadeniz Bölgesinde bir Rum Devletçiği oluşturma peşindeki Pontus Çetelerinin yarattığı kaos, 1923 - 26 arasında yaşanan nüfus mübadelesi ile tarih oldu.


Yunanistan'a göç eden Rum kökenli Ortodoksların kimlik arayışları ve bir türlü krizlerden kurtulamayan Yunan devletinin milli birlik oluşturmak için onları kullanmaları nedeniyle Pontusçuluk, bir fantezi olarak hala diri tutulmaya çalışılıyor.

Balkan kökenli Türkler içerisinde Selanik, Kavala, Üsküp, Varna, Saraybosna ve Priştine nasıl bir kalp yarasıysa Anadolu kökenli Rumların benzer bir duygu içinde olmalarına şaşırmamak gerek.

Yunan ve Türk devlet aklı, bu durum karşısında çok farklı iki yöntem izliyor.

Yunanlılar, kendi ülkelerinde Türklerden kalma mezarlık, camii, medrese gibi ne hatıra varsa yok ederken Türkiye'de bıraktıkları her hatıranın diri tutulması için ellerinden geleni yapıyor.

Bu amaçla Fener Rum Patrikhanesini yüceltiyor, her sene Trabzon'da tarihi Sümela Manastırında ayinler tertipliyor. Ayrıca televizyon dizileri, sinema filmleri, romanlar ve benzeri sanat eserlerini teşvik ediyor. Dahası bu eserlerin Türkçe, İngilizce, Rusça gibi dillere tercüme edilerek yurtdışında yayınlanmasını sağlıyor.

Böylece hem Pontus Hayaletini gündeme taşıyor hem de popüler kültürde yer edinmesini sağlıyor. Bu konuda son derece başarılı olduklarını itiraf etmek zorundayız.

Peki biz ne yapıyoruz?

1990'ların sonlarında Samsun'da ve Karadeniz Bölgesinde tek Rumeli derneğimiz vardı. O zamanlar dernek başkanlığı yapan ağabeylerimiz, mutat olarak "Pontus meselesine dikkat çeken" demeçler veriyorlardı.

O zamanlar gençtik, büyüklerimize "nerden çıktı bu Pontus lafı? Ortada böyle bir mesele varsa devletin askeri, polisi, adliyesi halleder. Biz ne diye bu konuda konuşuyoruz?" diye sorardık. Biraz ısrar edince kapılar kapanır, sesler kısılır ve gizemli bir ses rengiyle "devlet görevi olarak bunu yapıyoruz, her şeyi ulu orta sormayın" diye azarlanırdık.

Zaman geçti, ağabeylerimiz görevleri bıraktılar. Bu defa "devlet görevi" bizim kuşağa tevdi edilmeye başlandı. Ancak biz biraz aykırı düşünüyorduk. Devlet Babaya, "Yunanlıların yaptıklarını biz niye yapmıyoruz? Selanik'te Batı Trakya müftümüzle Bayram namazı kılalım, TRT'de Balkanlara yönelik Türkçe, Rumca ve diğer Balkan dillerinde yayınlar yapalım, Balkanlarla ilgili sanat eserlerini teşvik edelim, mübadele müzeleri açalım" dedik.

Doğrusu karşılık da bulduk. Alaçam Mübadele Müzesi böyle açıldı, Balkan ülkelerindeki Türk kökenlilerin deprem ve diğer felaketlere karşı yeteneklerini arttıracak eğitim çalışmaları yapıldı, Türk kökenli öğrencilerin Türkiye'de Türkçe eğitim gören üniversitelerde okumaları sağlandı.

Hatta Arap sermayeli çeşitli yardım kurumlarının Osmanlı mimarisi taşıyan camileri restorasyon adı altında yıkıp yerine Arap mimarisinin özelliğini taşıyan camiler yapmalarına karşı bazı önlemler alındı.

Daha fazlası ise şartlar olgunlaşmadığı için çok fazla mümkün olamadı.

Gel gelelim son birkaç senede Devlet Baba'nın yeniden "tavşana kaç, tazıya tut" taktiğine döndüğünü hayretle görüyoruz.

Yunanlıların Sümela'da ayin yapmasına, Fener Rum Patriğinin uluslararası arenada boy göstermesine, Yunan sanatçıların eserlerinin Türkçe yayınlanmasına sesini çıkartmayan Devlet Baba, yine hikmeti kendinden meçhul adamlara "ısmarlama anti Pontusçuluk demeçleri" verdirerek yasak savıyor.

Daha fazlasını yazmayacağım, çünkü devlet bizim, memleket bizim. Maksadımız da bağcı dövmek değil.

Son bir paragraf ile yazımızı kapatalım:

Devlet işleri, ciddi meselelerdir. 90'lı yıllardaki ağabeylerimiz bu konuları gizli tutmaya özen gösterir ve ellerinden geldiği kadar devlet adabıyla hareket ederlerdi. Şimdikilerin tezgâhtaki mallarını duyurmaya çalışan pazarcılardan hiçbir farkı yok.

Akın Üner
zamanmekanmakinesi.com

01/08/2024

HANİYE CİNAYETİ VE ORTADOĞULAŞMAK

Filistin davasının sembol isimlerinden birisi olan Hamas lideri Haniye, İran’ın başkenti Tahran’da uğradığı bir suikast ile hayatını kaybetti. Cinayete ilişkin ayrıntıları bilme şansımız yok ama sanık koltuğunda İsrail bulunuyor.

Gazze’deki korkunç cinayetlerin sorumlusu olan İsrail, daha önce de Ortadoğu’da birçok Müslüman lideri suikast yaparak katletmişti.

Haniye, bunların ne ilki ve muhtemelen ne de sonuncusu olacak.

İsrail ile İslam Dünyası arasındaki kadim kan davasının bitmeyeceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok.

Haniye için bir Müslüman olarak üzülmemek elbette imkansız. İsrail’i lanetlemek de bana göre bir insanlık görevi.

Bir terör devleti olarak İsrail ve siyonist rejimin durdurulması konusuna gelince!

Tahran’ın ortasında bu cinayeti tertipleyecek istihbarat ve teknolojiye sahip, dünya ekonomisini elinde tutan bir güce karşı elimizdeki tek gerçek silah akıl olmalı!

Ölümü ve savaşları kutsamak, Ortadoğu’nun kanlı bir geleneği...

Bu bataklığa saplanmadan, yaşamayı ve yaşatmayı amaçlayan milli bir akıl çizgisiyle hareket etmek zorundayız.

Akın Üner
Zaman Mekan Makinesi

Address

Bahçelievler Mah. Lise Caddesi Salih Omurtak Sok. Kardelen Apt. 6/2
Samsun

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Asya Balsam posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The School

Send a message to Asya Balsam:

Shortcuts

Share