Eğitim İş Ordu Şubesi

Eğitim İş Ordu Şubesi Eğitim İş Ordu Şubesi

17 Ağustos 1999 Büyük Marmara Depremi’nin 27. yılında, yitirdiğimiz tüm yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz.Aradan geçen 2...
16/08/2026

17 Ağustos 1999 Büyük Marmara Depremi’nin 27. yılında, yitirdiğimiz tüm yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz.

Aradan geçen 27 yıla rağmen alınmayan önlemler, rant odaklı imar politikaları, bilimden ve liyakatten uzak yönetim anlayışı, doğal afetleri yıkıcı felaketlere dönüştürmeye devam ediyor.

Deprem bir doğa olayıdır; felakete dönüştüren ise denetimsizlik, tedbirsizlik, ihmal ve insan hayatını hiçe sayan politikalardır.

Artık daha fazla can kaybı, yıkım ve gözyaşı yaşanmaması için acilen etkin deprem politikalarının hayata geçirilmesi, aklın ve bilimin ışığında somut adımların atılması zorunludur.

Yaşanacak yeni felaketlerin önlenmesi kadercilikle değil; aklın, bilimin ve kamusal sorumluluğun rehber edinildiği bir yönetim anlayışıyla mümkündür.

İki yılı aşkın süredir öğretmenlik hakkı için direnen 1.611 öğretmenin mücadelesi, sonunda iktidarı geri adım atmak zoru...
14/08/2026

İki yılı aşkın süredir öğretmenlik hakkı için direnen 1.611 öğretmenin mücadelesi, sonunda iktidarı geri adım atmak zorunda bıraktı. Bu süreç, yalnızca bir grup öğretmenin yaşadığı mağduriyetin değil, mülakat düzeninin nasıl bir adaletsizlik mekanizmasına dönüştüğünün de açık göstergesidir.

Eğitim-İş olarak en başından beri “Öğretmenin geleceği, birkaç dakikalık bir mülakatın insafına bırakılamaz” dedik. Öğretmenlik mesleği; liyakat, eşitlik ve objektif ölçütler üzerinden yürütülmesi gereken kamusal bir görevdir. Mülakat sistemi ise bu temel ilkeleri zedeleyerek binlerce öğretmenin emeğini, umudunu ve geleceğini belirsizliğe mahkûm etmiştir.

Bugün gelinen noktada 1.611 öğretmenimizin mücadelesiyle bir adım atılmış olması önemlidir. Ancak açıklanan yöntemin kendisini kalıcı bir hak teslimi olarak görmemiz mümkün değildir.

Mülakat mağduru öğretmenler doğrudan kadrolu olarak atanmak yerine PİKTES kapsamında geçici süreli öğretici olarak istihdam edilecek, yapılan açıklamalara göre belirli bir sürenin ardından Millî Eğitim Bakanlığı kadrolarına geçirilecektir.

Oysa bu öğretmenlerin talebi yeni bir proje kapsamında geçici istihdam edilmek değil; mülakatla ellerinden alınan kadrolu öğretmenlik haklarının eksiksiz biçimde teslim edilmesidir.

Bu nedenle kadroya geçiş; hiçbir belirsizliğe, yeni bir değerlendirmeye ya da yeni bir mağduriyet ihtimaline bırakılmadan, hukuki ve idari güvencesi açık biçimde düzenlenmeli ve en kısa sürede gerçekleştirilmelidir.

Ayrıca bu süreç, yıllardır PİKTES kapsamında görev yapan ve kadro bekleyen öğretmenlerle mülakat mağduru öğretmenleri karşı karşıya getirecek biçimde yürütülmemelidir. Bir öğretmenin hakkı, başka bir öğretmenin hakkından eksiltilerek teslim edilemez. PİKTES kapsamında çalışan öğretmenlerin kadro talebi de karşılanmalı; 1.611 öğretmenimizin kadroya alınması, önümüzdeki dönemlerde yapılacak öğretmen atamalarının kontenjanından düşülmemelidir.

Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://www.egitimis.org.tr/sendika-haberleri/mulakat-magduru-ogretmenlerin-mucadelesi-sonuc-verdi-simdi-sira-kadrolu-atamada-12-08-2026

Millî Eğitim Bakanlığı, Öğretmenlerin Sınıf İçi Etkinlikleri ve Öğretim Faaliyetlerinin İzlenmesi, Değerlendirilmesi ve ...
14/08/2026

Millî Eğitim Bakanlığı, Öğretmenlerin Sınıf İçi Etkinlikleri ve Öğretim Faaliyetlerinin İzlenmesi, Değerlendirilmesi ve Geliştirilmesine İlişkin Yönerge'yi uygulamaya koymuştur.

Bu uygulamaya göre okul müdürü ve zümre başkanının, öğretmeni 1 ders saati içinde gözlemlemesi ve hazırlanan matbu formlar üzerinden değerlendirmesi, aslında denetlemesi öngörülmektedir.

Okul ortamındaki çalışma barışını bozacak, hukuki dayanaktan yoksun bu yönergeye karşı dava açtığımızı duyurmuştuk.

Açtığımız davada Danıştay;

“Buna göre; her ne kadar, derslerin izlenmesi ve değerlendirilmesi hususunda usul ve esasların belirlenmesi amacıyla davalı idareye, Millî Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği, Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Müfettişleri Yönetmeliği, Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği ve Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği ile yetki verilmiş olsa da; değerlendirme sonuçları dikkate alınarak öğretmenlerin mesleki gelişimlerine ilişkin oluşturulacak planlar, programlar, uygulama ve uygulamaların değerlendirilmesine ilişkin usul ve esasların 7528 sayılı Kanun'un 19/5. maddesi uyarınca çıkartılacak yönetmelikle belirlenmesi gerektiği; Millî Eğitim Bakanlığı Personeli Hizmet İçi Eğitim Yönetmeliği, dava konusu Yönerge'nin dayanağı olmadığı gibi, bu Yönetmelik'te Yönerge'yle getirilen ve öğretmenlerin yeterlilik seviyelerinin belirlenmesine ve bu belirlemelere göre uygulama yapılmasına yönelik sisteme ilişkin hükümlerin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu Yönerge'de normlar hiyerarşisine göre üst hukuk normlarına uygunluk görülmemiştir.”

gerekçesiyle yönergenin bütünü bakımından yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir.

Eğitim-İş olarak, eğitim emekçilerinin çalışma barışını yok sayan uygulamalara geçit vermeyeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

Danıştay Kararını görmek için tıklayınız:
https://www.egitimis.org.tr/sendika-haberleri/zumre-baskanlarinin-ders-denetimine-danistaydan-yurutmeyi-durdurma-karari-12-08-2026

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen 2026 yılı yaz dönemi takvimine göre, il içi isteğe bağlı yer değiştirme kap...
11/08/2026

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen 2026 yılı yaz dönemi takvimine göre, il içi isteğe bağlı yer değiştirme kapsamında ataması gerçekleşmeyen öğretmenler için oluşturulan sıra kayıtlarının ikinci kez çalıştırılması *13 Ağustos 2026* tarihinde planlanmıştır. İlk defa yönetici görevlendirme sonuçlarının ise *14 Ağustos 2026* tarihinde açıklanacağı duyurulmuştur.

Bu takvim sıralaması nedeniyle, yönetici olarak görevlendirilecek öğretmenlerin mevcut kadroları 13 Ağustos itibarıyla henüz boşalmamış olacağından, söz konusu kadrolar il içi sıra atamalarına yansımayacaktır. Oysa geçmiş yıllardaki uygulamalarda yönetici görevlendirme sonuçları genellikle sıra atamalarından önce açıklanmış; böylece boşalan kadroların sisteme dahil edilmesi sağlanarak daha geniş ve adil bir kontenjan havuzu oluşturulmuştur.

İl içi yer değiştirmelerde kontenjanların sınırlı olduğu ve birçok eğitim kurumunda tek bir boş kadronun dahi atama sonuçlarını etkileyebildiği dikkate alındığında, yönetici atamalarıyla oluşacak boş kadroların sisteme yansıtılmaması, hizmet puanı üstünlüğüne göre sırada bekleyen öğretmenler açısından mağduriyet oluşturabilecektir.

Bu itibarla, kamu yararı ve adalet ilkesi doğrultusunda, 13 Ağustos 2026 tarihinde yapılması öngörülen il içi sıra tayinlerinin, ilk defa yönetici görevlendirme sonuçlarının açıklanacağı *14 Ağustos 2026 tarihinden sonraya* ertelenmesi gerekmektedir. Yönetici olarak atanan öğretmenlerin boşaltacağı kadroların da kontenjan havuzuna dahil edilmesi, sıra bekleyen öğretmenler için daha adil ve kapsayıcı bir değerlendirme imkânı sağlayacaktır.

Eğitim-İş olarak, Millî Eğitim Bakanlığı’ndan bu adaletsiz takvimin ivedilikle düzeltilmesini talep ediyoruz.

Doruk Madencilik emekçilerinin aylar önce Ankara’daki 17 günlük direnişinin ardından kurulan uzlaşma masasında iktidar, ...
11/08/2026

Doruk Madencilik emekçilerinin aylar önce Ankara’daki 17 günlük direnişinin ardından kurulan uzlaşma masasında iktidar, holdingin yapacağı ödemeler için garantör olduğunu ifade etmişti. Ancak aradan geçen zaman gösteriyor ki; bu hamle madenciyi oyalamaktan ve tansiyonu düşürmekten başka hiçbir amaca hizmet etmemiştir.

Aylar geçmesine rağmen hakları ödenmeyen Doruk Madencilik emekçileri ile yine aynı holdinge bağlı Elazığ Eti Gümüş emekçileri haklarını aramak için 10 Ağustos sabahı Ankara’ya gelmiştir. Yıldızlar SSS Holding, emekçilerin alın terini gasp etmeyi alışkanlık haline getirmiştir.

Maden emekçilerinin haklarının ödenmesi için “garantör” olacağının teminatını veren iktidar; garantörlük sıfatını madencinin hakkını korumak için değil, yurdun dört bir yanında maden imparatorluğu kuran Yıldızlar SSS Holding’in çıkarlarını güvence altına almak için kullanmaktadır.

Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://www.egitimis.org.tr/sendika-haberleri/siyasi-iktidar-somuruye-garantor-olmaya-devam-ediyor-11-08-2026

11 Ağustos 2017’de, Trabzon’un Maçka ilçesinde hain terör örgütü PKK tarafından katledilen 15 yaşındaki Eren Bülbül ve o...
10/08/2026

11 Ağustos 2017’de, Trabzon’un Maçka ilçesinde hain terör örgütü PKK tarafından katledilen 15 yaşındaki Eren Bülbül ve onu korumak için bedenini siper eden Astsubay Ferhat Gedik’i, hayattan koparılışlarının 9. yıl dönümünde saygı ve minnetle anıyoruz.
Eğitim-İş olarak, ülkemiz uğruna can veren tüm şehitlerimizin anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.

Hukukun demokratik haklarını kullanan yurttaşa karşı bir baskı aracına dönüştürüldüğü bir ülkede, terör örgütü mensuplar...
10/08/2026

Hukukun demokratik haklarını kullanan yurttaşa karşı bir baskı aracına dönüştürüldüğü bir ülkede, terör örgütü mensuplarına özel hukuk düzenlemeleri yaparak “toplumsal barış ve bütünleşme” sağlanamaz.

Bugün öğrenciler pankart açtıkları, sendikacılar anayasal haklarını kullanarak eylem yaptıkları, gazeteciler yazdıkları, yurttaşlar sosyal medya paylaşımları nedeniyle soruşturulabilmekte, gözaltına alınabilmekte ve tutuklanabilmektedir. Seçilmişler hakkında yargı kararı kesinleşmeden görevden alma ve tutuklama tedbirleri uygulanabilmektedir.

Böyle bir hukuk düzeninde, söz konusu PKK/KCK terör yapılanmasının mensupları olduğunda kişiye ve örgüte özgü hukuki düzenlemelerin gündeme getirilmesi, toplumun adalet duygusuyla bağdaşmaz.

Demokratik itiraza yargı sopası, terör örgütüne özel hukuk uygulayan bir anlayışın adına “milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme” denilemez.

Terörün tamamen sona ermesini ve silahların susmasını istemek başka; hukuku siyasi ihtiyaçlara göre eğip bükmek başkadır. Hukuk kişiye, örgüte ve iktidarın dönemsel hesaplarına göre değişemez.

Toplumsal barışın ilk şartı herkes için hukuk, herkes için demokrasi, herkes için özgürlüktür.

Bugün tartışılan çerçevenin PKK/KCK yapılanmasını esas alması ve örgüt mensupları bakımından önemli hukuki sonuçlar doğurması, bu nedenle yalnızca teknik bir hukuk meselesi olarak görülemez. Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bir Cumhuriyet’te, terör örgütünü ve onun başını, iktidarın siyasi hesapları uğruna halk iradesinin yanında yeni bir siyasal muhatap ve meşruiyet odağı haline getirmek kabul edilemez.

Kalıcı toplumsal barışın muhatabı terör örgütleri değil, milletin kendisi ve meşru anayasal kurumlarıdır.

Devamını okumak için tıklayınız:
https://www.egitimis.org.tr/sendika-haberleri/toplumsal-baris-demokrasi-hukuk-ve-cumhuriyetle-mumkundur-10-08-2026

Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2026 yılı yaz tatili öğretmenlerin iller arası mazerete bağlı yer değiştirme işlemlerinde ter...
10/08/2026

Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2026 yılı yaz tatili öğretmenlerin iller arası mazerete bağlı yer değiştirme işlemlerinde tercih süreci bugün itibarıyla sona ermektedir. Ancak açılan kontenjanlar, başvuran öğretmen sayısına göre son derece yetersiz kalmıştır.

Aile birliği, sağlık, can güvenliği ve engellilik gibi haklı mazeretlere dayalı olarak yer değiştirmek isteyen öğretmenler, alanlarında tercih edebilecekleri eğitim kurumu bulamamakta ya da hiç kontenjan açılmadığı için tercih yapamamaktadır. İlan edilen boş ve muhtemel boşalacak norm kadrolar, talebi karşılamaktan uzak kalmıştır. Bu durum, mazeretleri resmî belgelerle sabit olan öğretmenlerin aile bütünlüğünü, sağlık haklarını ve temel yaşam düzenlerini doğrudan tehdit etmektedir.

Konuya ilişkin olarak Millî Eğitim Bakanlığı’na il ve ilçe emri talebiyle resmî başvuru yaptık. Mazeret sahibi öğretmenlerin mağduriyetinin giderilmesi amacıyla il/ilçe emri yoluyla atama imkânının tanınmasını talep ediyoruz. Ancak il emrinin verilip verilmeyeceğinin hâlâ belirsiz olması, öğretmenler ve aileleri üzerinde ağır bir belirsizlik ve kaygı yaratmaktadır. Bu belirsizlik, ailelerin geleceğe dönük plan yapmasını engellemekte, çocukların eğitim süreçlerini aksatmakta ve öğretmenlerin motivasyonunu olumsuz yönde etkilemektedir. Sürecin uzaması, mağduriyeti derinleştirmekte ve öğretmenleri uzun süre ailelerinden uzak kalmaya mahkûm etmektedir.

Millî Eğitim Bakanlığı’nı, kontenjanları acilen artırmaya, tercihte bulunamayan öğretmenler için il ve ilçe emri dâhil hızlı ve kalıcı çözümler üretmeye, belirsizliği ortadan kaldırmaya ve sürecin hakkaniyetle tamamlanması için gerekli çalışmaları yapmaya çağırıyoruz. Eğitim emekçilerinin bu mağduriyeti görmezden gelinmemelidir.

Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ...
10/08/2026

Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 28.07.2026 tarih ve 33323 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelikte seçmeli derslerin temel mantığı ve Milli Eğitim Sisteminde öngörülen temel amacına aykırı şekilde, okulun imkanları bahanesiyle getirilen sınırlama ve idareye resen öğrenci adına seçme yetkisinin verilmesi kabul edilemez.

Bunun yanı sıra “İlkokullarda Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve farklı program uygulayan ilkokullar” şeklindeki belirsiz kavramlarla ilkokullarda farklı tür yaratmaya yönelik fiili duruma geçit vermeyeceğiz. Zorunlu eğitimin ilk basamağında “farklı program uygulayan ilkokullar” anlayışının yönetmeliğe girmesi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun ortak, laik ve bilimsel eğitim anlayışıyla bağdaşmamaktadır.

Eğitim İş olarak dava konusu yapılan bu uygulamalara karşı Danıştay nezdinde dava açılmış olup, süreci sonuna kadar takip edeceğimizi ilan ediyoruz.

Okullarımızda güvenliği artırmak amacıyla 81 ilde 30 bin güvenlik görevlisinin istihdam edileceği basına yansımıştır.Oku...
10/08/2026

Okullarımızda güvenliği artırmak amacıyla 81 ilde 30 bin güvenlik görevlisinin istihdam edileceği basına yansımıştır.

Okullarda güvenlik sorunu gerçek ve ertelenemez. Son dönemde yaşanan ağır şiddet olayları, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin güvenliğinin temel bir kamusal sorumluluk olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Ancak güvenliği 30 bin geçici personele, kapı kontrolüne ve dedektöre indirgemek; şiddeti besleyen gerçek sorunlarla yüzleşmek yerine, yıllardır biriken sorunların üzerini geçici ve yetersiz tedbirlerle örtmek istemektir.

Türkiye’de 60 binin üzerinde devlet okulu bulunmaktadır. Bunların yalnızca 4-5 bini “nitelikli okul” olarak görülürken, yaklaşık 30 bin okul bugün “riskli” olarak değerlendirilmektedir. 4-5 bin “nitelikli” okul, 30 bin “riskli” okul, 60 binden fazla devlet okulu… Eğitim sisteminin getirildiği nokta budur.

Yıllardır eğitim sistemi okullar arasındaki farklılıkları azaltmak yerine, birkaç bin okulu “nitelikli” olarak ayrıştıran bir yapı üzerine kurulmuştur. Bugün ise karşımıza “riskli-risksiz okul” ayrımı çıkmaktadır. Asıl tartışılması gereken yalnızca 30 bin güvenlik personelinin yeterli olup olmadığı değildir. Neden bütün devlet okulları nitelikli hale getirilememiştir? Neden bugün on binlerce okul riskli olarak değerlendirilmektedir?

Bir eğitim sisteminde on binlerce okul riskli görülüyorsa, yalnızca o okulların kapısına değil, onları riskli hale getiren koşullara ve yıllardır uygulanan eğitim politikalarına da bakmak gerekir.

Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://www.egitimis.org.tr/sendika-haberleri/guvenli-okul-icin-guvenlikci-degil-butuncul-politika-sarttir-07-08-2026

Address

Bucak Mahallesi Bülbül Deresi Caddesi No:41/3
Ordu
52100

Opening Hours

Monday 10:00 - 18:00
Tuesday 10:00 - 18:00
Wednesday 10:00 - 18:00
Thursday 10:00 - 18:00
Friday 10:00 - 18:00
Saturday 12:00 - 18:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Eğitim İş Ordu Şubesi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The School

Send a message to Eğitim İş Ordu Şubesi:

Shortcuts

Share