Beril Kızılay Theta Healing

Beril Kızılay Theta Healing ICF Koç, Theta Healing®, Mindfulness ve EFT Eğitmeni olarak kişisel dönüşüm, koçluk ve eğitimlerle bireylerin hayatına dokunuyor. 🌟

14/08/2026

Bazen hayatın bizi sürekli aynı yerden sınadığını düşünürüz.

İsimler değişir, yüzler değişir, ilişkiler değişir…
Ama yaşadığımız duygu hep aynıdır:

Görülmemek.
Seçilmemek.
Terk edilmek.
Değersiz hissetmek.
Sınırlarımızın ihlal edilmesi…

Çünkü içimizde çözümlenmeden kalan bir çatışma, biz onu görene kadar dış dünyada farklı kişiler ve olaylar aracılığıyla kendini tekrar edebilir.

Bu nedenle kimseyle bütünüyle tesadüfen karşılaşmadığımıza inanıyorum.

Bizi en çok etkileyen, çeken veya tetikleyen insanlar; içimizde henüz uzlaştıramadığımız bir zıtlığa dokunabilir. Sevilmek isterken sevgiden kaçtığımız, yakınlık ararken kendimizi korumak için duvarlar ördüğümüz, değer görmek isterken kendi değerimizden vazgeçtiğimiz yerleri görünür kılabilirler.

Fakat bu bakış açısı, başkasının kırıcı veya sorumsuz davranışını haklı çıkarmak değildir. Kimse bize kötü davranmakta haklı değildir ve hiçbir ilişkide kalmak zorunda değiliz.

Mesele, yaşananların sorumluluğunu üzerimize almak değil;
o yaşantının içimizde neden bu kadar güçlü bir karşılık bulduğunu anlayabilmektir.

Kendi içimizde bölünmüş kalan parçaları bir araya getirdiğimizde dışarıdaki deneyim de değişmeye başlar. Aynı kişilere çekilmez, aynı davranışları kabul etmez, sevgiyi acıyla karıştırmaz ve kendimizden vazgeçerek bir ilişkiyi sürdürmeye çalışmayız.

Belki de bazı karşılaşmalar hayatımıza kalmak için değil;
içimizde uzlaşmayı bekleyen yeri göstermek için gelir.

Bugün kendine şu soruyu sor:

Hayatımda tekrar eden bu durum, içimde çözümlenmeyi bekleyen hangi çatışmayı bana gösteriyor?

Tekrar eden ilişki ve yaşam döngülerinin kökenini birlikte çalışmak istersen bireysel danışmanlık için bana mesaj gönderebilirsin. 🤍

— Carl Gustav Jung, Aion’dan hareketle

13/08/2026

Sen, gördüğün bedenden ibaret değilsin.

Gördüğümüz, duyduğumuz, tattığımız, kokladığımız ve dokunduğumuz her şey bize fiziksel dünyayı anlatıyor.

Bedenimiz…
Evimiz…
İşimiz…
İlişkilerimiz…
Para ile kurduğumuz bağ…
Sahip olduklarımız, kaybettiklerimiz, seçimlerimiz…

Hepsi bu dünyadaki deneyimimizin bir parçası.

Ama insan yalnızca dışarıdan görünenlerden oluşmuyor.

Bir düşüncenin şekli yok.
Bir duygunun ağırlığını tartamıyoruz.
Bir niyeti elimizle tutamıyoruz.
Bir anlamı gözümüzle göremiyoruz.

Ama bütün bunlar yaşamımızın içinde gerçek bir yer kaplıyor.

Bu yüzden kendimizi yalnızca bedenimizle, mesleğimizle, ilişkimizle, maddi koşullarımızla ya da dışarıdan nasıl göründüğümüzle tanımladığımızda, kendimize ait çok büyük bir alanı dışarıda bırakabiliyoruz.

Belki de mesele fiziksel dünyayı küçümsemek ya da ondan uzaklaşmak değil.

Tam tersine…

Bu dünyada bütünüyle var olurken, kendimizin yalnızca bu dünyada görünen halimizden ibaret olmadığını hatırlayabilmek.

Bedenimize özen göstermek.
İşimizi yapmak.
Para kazanmak.
Sevmek, üretmek, deneyimlemek, seçim yapmak…

Ama bunların hiçbirini “ben buyum ve sadece buyum” diye kimliğimizin tamamına dönüştürmemek.

Çünkü insan deneyiminin içinde düşüncelerimiz, duygularımız, değerlerimiz, inançlarımız, sezgilerimiz, anlamlandırma biçimimiz ve iç dünyamız da var.

Ve bazen dışarıdaki hayatımızı anlamaya çalışırken, asıl bakmamız gereken yer tam da burası oluyor:

Ben kendimi neyle tanımlıyorum?
Ve bu tanım, gerçekten benim tamamımı anlatıyor mu?

Belki bugün kendine biraz daha geniş bir yerden bakmanın zamanı.

Bu dünyadayız.
Bu bedendeyiz.
Bu hayatın içindeyiz.

Ama gördüğümüzden çok daha fazlasıyız. ✨

Bu yaklaşım sende de bir yere dokunuyorsa, bireysel çalışmalarım ve eğitimlerim hakkında bilgi almak için DM’den “VAROLUŞ” yazabilirsin. 🤍

Bu içerik kişisel ve spiritüel bir bakış açısını paylaşmaktadır; tıbbi değerlendirme veya tedavi önerisi değildir.

12/08/2026

12 Ağustos | Güneş Tutulması 🌑☀️

Bazen kendimizi kaybettiğimizi sanıyoruz.

Oysa belki kaybolan biz değiliz.

Geçmişten taşıdıklarımız, korkularımız, alışkanlıklarımız ve başkalarının sesleri kendi yönümüzle aramıza girmiş olabilir.

Bugünkü Güneş tutulması bana tam da bunu hatırlatıyor:

Bir şeyin görünmemesi, onun yok olduğu anlamına gelmez.

Güneş orada.
Işık orada.
Sadece kısa bir süreliğine gölgede.

Belki bugün kendine şu soruyu bırakabilirsin:

Hayatımda artık neyin gölgesinden çıkmak istiyorum?

Hangi eski hikâyeyi taşımayı bırakabilirim?
Hangi konuda kendi iç sesimi yeniden duymaya alan açabilirim?
Neyin artık daha görünür olmasına izin verebilirim?

Bu tutulmayı bir kehanet olarak değil, kendinle buluşmak için sembolik bir durak olarak değerlendirebilirsin.

Çünkü gölge geçer.
Kaynak kalır. ✨

Bu sorular sende de bir yere dokunuyorsa, bireysel çalışmalarım hakkında bilgi almak için DM’den “IŞIK” yazabilirsin. 🤍

Politik konuları kendi alanımda mümkün olduğunca tutmamaya, hatta çoğu zaman hiç değinmemeye özen gösteriyorum. Ama mese...
11/08/2026

Politik konuları kendi alanımda mümkün olduğunca tutmamaya, hatta çoğu zaman hiç değinmemeye özen gösteriyorum. Ama mesele siyasetten çıkıp insana, vicdana, adalete ve toplumsal hafızaya geldiğinde susmak her zaman mümkün olmuyor.

Bugünlerde çokça konuşulan “barış”, “normalleşme” ve “demokrasi” gibi kavramlara da bu yüzden biraz daha dikkatle bakıyorum.

Çünkü bir kavramın başına güzel bir kelime getirmek, o kavramı kendiliğinden gerçek kılmıyor.

Dünyada isminde “demokratik” kelimesi bulunan ülkelerin varlığı, oralarda demokrasinin gerçek anlamıyla yaşandığını göstermiyor. Demokrasi; yalnızca isimden, seçimden ya da söylemden ibaret değil. Çoğulculukla, ifade özgürlüğüyle, hukuk güvencesiyle, eleştirebilme hakkıyla ve farklı seslerin var olabilmesiyle anlam kazanıyor.

Aynı şekilde, yukarıdan indirilen bir “barış ve demokrasi” söylemi ya da şovu da tek başına ne barışı ne de demokrasiyi gerçek kılar. Eğer toplumun farklı kesimleri sürecin öznesi değil yalnızca seyircisiyse; hukuk herkese eşit işlemiyorsa, eleştiren sesler baskı altında hissediyorsa, kullanılan kelimeler ne kadar güzel olursa olsun içerikleri boşalabilir.

Benim için mesele tam da burada başlıyor:
Barış ve demokrasi ilan edilmez; yaşanır.

O halde aynı soruyu “barış” kelimesi için de sormamız gerekmiyor mu?

Bir sürecin adına barış, normalleşme ya da toplumsal uzlaşı demek, onun gerçekten bunları sağlayacağı anlamına gelir mi?

Yoksa asıl bakmamız gereken şey; bunun hangi hukuk düzeni içinde, hangi özgürlüklerle, hangi güvencelerle ve ne kadar eşit uygulanarak hayata geçirildiği mi?

Çünkü benim için gerçek barış yalnızca silahların susması değildir.

İnsanların düşüncelerini korkmadan ifade edebildiği, gazetecilerin gazetecilik yapabildiği, aydınların söz söyleyebildiği, siyasetçilerin hukuk güvencesi içinde siyaset yapabildiği; kimsenin fikri, kimliği, inancı ya da aidiyeti nedeniyle kendisini daha az güvende hissetmediği bir düzen de barışın parçasıdır.

Bu, elbette herkesin aynı şeyi düşünmesi gerektiği anlamına gelmiyor.

Tam tersine.

Gerçek demokrasi ve gerçek barış; farklı düşüncelerin, farklı kimliklerin, farklı yaşam biçimlerinin aynı hukuk çatısı altında yan yana var olabilmesidir.

10/08/2026

Hikâyemiz böyle başlamıştı… 🤍🐾

İstanbul’daki son yerleşik günlerimde, büroda çalışırken dışarıdan acılı bir ses duydum. Koşup çıktığımda boğazı yaralı, küçücük bir yavruyla karşılaştım.

Hiç düşünmeden sevgili veteriner hekimimiz Mustafa Bey’in kliniğinde aldık soluğu.

Bu görüntüler de o ilk günden…
Mustafa Bey’in çekip bana gönderdiği Buick’in ilk videoları.

“Beril'ciğim, pek ümitlenme… Durumu ağır.” demişti.

Ama o küçücük can hayata tutundu. 🤍
Ve sonrasında onu kimseye bırakamadım.

Adı Buick oldu.
Benim can yoldaşım oldu.

Bazı hikâyelerin hayatımızda ne kadar büyük bir yere dönüşeceğini, başladıkları gün bilmiyoruz.

Bu da bizim hikâyemizin ilk günüydü… 🐾🤍

09/08/2026

İlişkide yaşadığımız pek çok şey, yalnızca karşımızdaki kişiyle değil; kendimizle kurduğumuz ilişkiyle de bağlantılıdır. 🤍

Kendini ne kadar duyuyorsun?
Sınırlarını ne kadar biliyorsun?
Sevgiyi almak ve vermek konusunda hangi eski deneyimleri hâlâ yanında taşıyorsun?

ThetaHealing® Sen ve Eşin Modülü, ilişkide yalnızca “eşini değiştirmeye” değil; kendi iç dünyanı, inançlarını, beklentilerini ve ilişki kalıplarını fark etmeye odaklanan derin bir çalışma alanı sunar. ✨

Bu iki gün boyunca; geçmişten taşınan yükleri, ilişkide tekrar eden döngüleri, sevgi alma-verme biçimlerini, bağlılık ve yakınlıkla ilgili bilinçaltı kayıtlarını çalışırken; daha sağlıklı, dengeli ve özgür bir ilişki alanı yaratmayı destekleyeceğiz.

Çünkü güçlü bir “biz”, önce kendi içinde kök salmış iki “ben” ile mümkün. 💜

📅 20–21 Ağustos
🕖 19.00–00.00
💻 Zoom Online
🔑 Ön koşul: Derin Kazı

Eşinle olan ilişkinde tekrar eden döngüleri dönüştürmek, bağı derinleştirmek ve önce kendinle olan ilişkini yeniden yapılandırmak istiyorsan “EŞİM” yazarak DM’den bana ulaş. 💌

Address

Datça
Muğla

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Beril Kızılay Theta Healing posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share