inönü üniversitesi Fizik

inönü üniversitesi Fizik Fizik bölümü mezunlari icin

08/04/2026
13/05/2025

Yollar gidilir.
Sular gibidir.

11/12/2024

Almanya da.
Frankfurt da hava yine
Grinin tonları beyazdan siyaha kayarcasına, şimdilik beyaz mavi arka kara karanlık yağmur var.
M²ye 200 litre 500 litremi akar.
Onu an gösterir. Yaĝmurun ciselemesi, ıslatması, yaĝmurda dans, türkü söylenmesi hayali istekler artık, yaĝmur yansıyor Bulutların boşalıyor.
Bir ozan ile tanıştım çok özgeçmişimi onunla dertleştim paylaştım bir sebep de odur sen ile bu satırları paylaşabilme cesaretim.
“Yaz ki kalsın deliller olsun.
Yaz ki düşünesin.
Yaz ki yalansız yaşayasın” dedi ozan.
Bildiklerini, yaşadıklarını gördüklerini geçen yılları, anıları,gittiĝin yolları yaz dedi ozan…
Yollar kaçamaklık ve kaçmak,
İstemeden o p*s şeye ortak olmak,
Hap*shaneler de yatmak,
Yeni bir yaşama başlamak,
Her şeyi unutmuş gibi yapmak.
Olmadı olmuyor olmayacak.
Binlerce test sonucu belgelendi.
Deney eskimolarla yapıldı,
Deney Avustralya yerlileri ile,
Araplar ile, avrupalılar ile asyalılar ile…
Yapıldı sonuç aynı beyin unutmuyor.
Doĝadada hayvanlarda.
“ Kurt kışı geçirir ama yediĝi ayazı unutmaz” Misali.
Vicdan yargılıyor.
O film tekrar tekrar seyrediliyor.
Bazen uyur iken unutuyorsun
Dürtüp seni uyandırıyor.
Bu ve daha nice nedenlerden ötürü, olanları birde benden dinle Karar ver kalemi yine kır. Avukat.
Sana yazıyorum şahidim ozandır.
Belki okumasın, belki zarfı bile açmazsın
Anana bile demezsin “o mektup yazmış” diye.
Ben iĝneyi kendime batırdım,
Yara biraz daha kanasın irin boşalsın,
Bir dirhem de olsa acım evet acım azalır belki
Azalmayacağını bile bile...
Onu biliyorum ama ben içimdeki
Dermansız sızıyı seninle paylaşacaĝım bu satırları yazacaĝım.
Bir olay bir kişi ya da adı henüz konmamış yaman adi ilişki.
ABC hikayeler işlenmiş yapılmış Mahkeme de kayda geçmiş.
Kayda geçirilen hikayeler
Basının görmezden geldiĝi,
Yazmaktan korktuĝu olaylar.
Hatta bazen yazanların gazetecilerin cezalandırıldıĝı adi olaylar.
Bu olaylar ki insanın beynine işliyor her saniye o anlar yaşanıyor unutulmuyor.
Aradan onlarca sene geçse de.
Unutamazsın! Unutamazsın.
Belleĝe yazılan değil
iṣlenen nakış gibi.
Kazılan kuyudur o anlar.
Sümer destanları gibi İçerisinden
Milyarlarca kulun inandıĝı
Kutsal kitaplar çıkar.
Elinde ellik, gözünde gözlük,
Kulaĝında kulaklık.
Cebindeki kabus gibidir.
Unutturmaz sana beyin.
Beyin nedir? Neden unutmaz?
Nasıl oluşur?
Bir etki ile organ sertleşir.
Gözün gördüĝümü?
Burnun kokladıĝımı?
Kulaĝın duyduĝumu?...
Bilmiyorum bilinmez.
Döl torbadan çıkar.
O kasdan borudan geçer
Herhangi bir yumurtaya çarpar.
Yada çarparlar tek, ikiz belki
Üçüz dördüzleri oluştururlar.
Bu süreç dakikalar, saatlerce
Günler sürebilir…
Organismus bitince,
çiftlerden biri hemen ölebilir,
Eşi terk edebilir dişi yalnız kalır.
Yada erde dişide ortak çalışır embriyonun oluşumunda aktif rol oynarlar.
Taki bebe büyüyene dek.
Bu da tepkidir.
Beyin dölün yumurtaya bilmem
kaç km saat hızla
çarpması sonucu oluşan o ilk
Mini minnacık Canlı “Embryo “
Bir su damlacıĝına benzer
Başlanĝıç da balinada, yarasada
İnsan da hayvanlarda aynı gibidir.
Hücreler anne rahminde büyür bölünür biçimlenir.
Sonradan milyonlarca tür olur.
(Olurlar enaz 3 000 000 çeşit sanılıyor)
Oku öĝrenirsin, belki biliyorsundur.
Sonradan o büyüdükçe oluşan diĝer organlar …
Çarpan kalp, seven yürek
Tutan eller, giden ayaklar,
Gören gözler, duyan kulaklar,
Tadan konuşan dil, ve ve ve
Ergenlik çaĝına dek başına
İş açmayan sonradan
Seni kudurtan erkeklik hormonu
Testosteron
Ve dişilik hormonu Östrojen.
Bazı geceler sana haydi-haydi
Kalk tembellik etme...
O kız bu karı, şu oĝlan diye mesajlar yollar.
Yollayan, yollatan o dur.
Karşı cinse ilgi dürtüleri.
Bazen ise aynı cinse ilgi dürtüleri.
Kurşun çûkün, sikin,pipin…pen*sin.
(Dişiler de... başka tavır davranışlar)
Daha ne adlar konmuş, mantar yapılı,
Kabuklu kabuksuz(sünnet),
uzun kısa kısacık
Kalın ince incecik
Kaslardan oluşan delikli bir
Alet vücudun suyunu (sidik) olarak
sesiz sakin atar iken…
Döl olunca dert, ilgi alaka gerekli
Paşalar krallar gibi.
Arzu istek, ve ortam gerekli
Romantik yumuşak yatak, tok karın gerekli.
Yasak ilişki belki de öz karın gerekli.
Soğuk olmamalı çok sıcakda olmamalı.
Sonra eylemlilik, tut sık yala,
Yalat sürt kayan ortamda.
Öp okşa, tatlı laflar,
Her birine özel...laflar gerekli.
Ve daha sonrası torba dolunca,
An gelince cinsellik
Arzusu artınca sana düşman…
3,5,7…60cm lik kasdan boru.
Bende de sende de tüm eril
Memeliler de.
Yumurta bırakan canlılarda da…
Hepsi o anda kavgacı, rüşvetci, yalancı,
Yalaka,yalayıcı bir yaratık olurlar.
Kutsal kitapların cehennemlik dediĝi
O kişi,kişiler erler erkekler.
İllaki dişiler de var, bu savaşta.
Canlı canlılar topluluĝu oluṣtururlar.
İlk eylemi beyin mi başlatır?
Dolan dõl torbasımı, kaslar mı?
Beyini tetikleyen nedir?
Gözün gördüĝümü?
Burnun kokladıĝımı?
Kulaĝın duyduĝumu?...
Bilmiyorum bilinmez.
Eĝer beyin ise hem suçlu
Hemde gūçlü şerefsiz.
Hem yaptırır hemde derti yaşattırır.
Torbayı boşaltırır.
Beyin bellekleri rafları dolapları
Çok büyük ve bol olduğu için
Unutmaz unutturmaz.
Kuşun an gelir söner biter işlevsiz kalır.
Kısırlaṣtırırlar, keserler vs.vs.vs.
Ama beyin ölümü ile herşey biter
Yaşamak anımsamaktır.
O anlar ….
Benim hayatımı değiştirdi.
Sana hayat oldu.
Doĝdun büyüdün Baba oldun.
Bana cehennemler yaşatıyor,
Lanet yasak ilişki.
Benim yaşamımın yönünü değiştirdi.
Adına “kader” denebilir.
Ağaoğlu'nun yaptıkları konumu sonuçları ve sonu.
Değişdi yerküreye çarpan asteroit gibi.
Ben o anları unutmaya çalıştım
Başkalarını sevmeye çalıştım olmadı.
Olmazdı da o mor şalvarı
O başörtüsünü bozdolaĝı.
O mor akşamki geceyi unutmak çok zor.
Sahte başkalıklar sahte aşklar yaşadım geçen süre içerisinde.
Onlarca sene zarfında ama hiçbiri an o an gibi olmadı.
Beyin unutmadı o anları.
DNA sonucu öğrendim ki sen bendensin
Şerefsiz ismailden değilsin.
Sende benden aktarılan genler var.
Şu an benimde iki kızım var.
Belkide özeleştirinin anafikri bu karar.
Benden bir şeyler var sende?
İnsan egosu kendinden olana sahiplenmek istiyor
Merak, suçluluk yada al gülüm ver gülüm ilişkisi.
Ağaoğlu olmam, başbakan oğlu olmam sonucu deĝiştirmedi.
Şef Müftüoğlu olman bu kuralı değiştirmedi.
Döl, yumurta,embriyo, sırası varsıl yada yoksul olmak sonucu değiştirmedi.
Çoğunluğu anneden diğeri babadan aktarılan
DNAlar genler seni sen yaptı.
Çevre,eğitim, doğa seni sen yaptı,
Yediğin içtiğin aldıgın gün ışınları seni sen yaptı.
İlkokul öğretmenin seni sen yaptı.
Kuran kursu imamı seni sen yaptı.
Tarikatlar siyasi ortam vb.vb.vb
Seni sen yaptı ve yapıyorlar.
DNA sonucu sonradan öğrendim
Baba olduğunu gizli test sonucu…
Bilim sağolsun…
O p*s anlar…
Her şey içki ile başladı.
Gurup değil iki kişiydik.
Hava serindi ve sarhoş olmanın bile ne tadı ne tuzu vardı.
Dereye doğru yürüdük.
Şerefsiz bana onu sikmemi istedi.
O laf yetti ''olur dedim''.
Saklanmak gerek idi.
Dereye indik uygun yer aradık.
Bendeki kuş kalmıştı.
Adrenalin uyanmıştı.
Şerefsizin g**ü kalkmıştı.
Çalılığın ardını bulduk.
Pantolonları çıkardık.
İşe başladık.
Kızıllık gitmişti mor akşamdı.
Ay yoktu karanlık başlamıştı.
Ses duyduk, ölü gibi sessiz kaldık,
Sessiz idik sanki nefessiz idik.
Korkudan yarı ölü idik.
Fatmagül geldi
Belli oda tünek arıyordu.
Sırtını bize döndü şalvarı indirdi,
Çödürmeye başladı,
Gözler g**e takıldı kaldı.
Sapıklık hat safadaydı.
Bir it gibi etrafına bakındı,
Bizi gördü rezaletti.
Ağaoğlu şerefsiz ve cinsellik.
Ağaoğlu namus yasak ilişki.
Ağaoğlu ve şiddet ...
Fatmagül kaçmak istedi direndi.
Kaçamadı, bağırdı çağırdı,
Yalvardı yakardı.
Ok yaydan çıkmıştı.
Kilot yırtıldı şalvar yırtıldı.
Sapıklık hat safadaydı.
Bisexsuel şerefsiz ilk Fatmaya çullandı.
Kangırrtı fatmagülü ağlattı.
Sonra sıra bende idi.
Bende torbayı boşalttım...
Ne öptüm, ne okşadım ne de koklaştık. Işi yaptık.
Horoz gibi tavşan gibi ...
XWQ gibi duygusuz anlamsız
Ve suçlu ve vahşice...
Onu öldürmedik.
Görmemesi gereken şeyi
Gördüğü için,
Diyarbakırlı Narin gibi
Onu öldürmedik duymaması gereken şeyi
Duyduğu için
Diyarbakırlı Narin gibi.
Onu öldürmedik düşünmemesi gereken şeyi
Düşündüğü için
Diyarbakırlı Narin gibi.
Onu öldürüp torbalamadık
Diyarbakırlı Narin gibi.
Onu öldürüp dere yatağına gömmedik
Diyarbakırlı Narin gibi.
Eve gelip abdest almadık ...
Namaza durup aff dilemedik…
Diyarbakırlı Narin gibi.
Taciz tecavüz çocuklara şiddet
Yerkürelilerin sorunu.
Asılın da erkek kız fark etmiyor.
Anlık tesadüfler yada organize suçlar.
Sonu değişen ömür denen yolculuk.
Benide bitirdi şerefsiz ismailide.
Olan oldu...
Eve gitmek zordu
Köy de kalmak zordu
Kaçtık koca adamlardık ağladık.
Ne büyük bok yediğimizi sonradan anladık.
Dağa çıktık sabaha dek saklandık.
Korktuk, acıktık, üşüdük.
Gizlice o evine gitti
Ben evime geldim.
Ağa babamın her şeyi öğrendiğini öğrendim.
Fatmagülün babası gece tüfek patlatmış,
Köylü toplanmış ...
Ağa babam birşey yapamamış.
Karar verilmiş Jandarma, karakol
Karakol da dayak, mahkeme avukat, savcı
Hafifletici nedenler rüşvet,
Ceza indirimi ...
Hukuğa adalete güven kalmamış
İsmaile 5 sene bana 3 sene ceza.
İsmail başka şehre ben başka şehre yollandık.
Üçay sonra ismail cezaevin de öldürüldü...
Haberi bana koğuş ağası verdi.
Beni korkuttu ve ürküttü.
O da ağa babamın çok parasını yedi.
Cezam bittiğinde ömürden 20 sene
Geçmiş gibiydi.
Hap*shaneler de iyi ki solcular var,
Hap*shane ağaları onlardan korkarlar.
O solcular için cezaevleri okul gibi,
Kitap okuyorlar, satranç oynuyorlar
İngilizce fransızca sosyoloji felsefe öğreniyorlar.
Sağcılar Kuran öğreniyorlar
Bol bol namaz kılıyorlar.
Hem imam hem solcu biri
Komünist imam diyorlar.
Hem dindar Muhammetci
Hem deist belki de atheist.
Bildikleri solculardan öğrendikleri.
Evren denen oooo kocaaaa şey.
Başlangıç, başlangıç öncesi,
Son, son sonrasını…
Cennet cehennem somut deliller.
Arkelojik kazılar ve sonuçları.
Masal mı? Destanmı?
İnanmalı Mı? Mucizeler.
İnanmamalı Mı? Hurafeler yalanlar.
1,5 millyona varan hadisler.
Binlerce tarikat.
Herşeyin düzenli ve planlı olması,
Olasılık teorileri ve doğrular.
İmamı yoldan çıkarmışlar.
Görüş günleri bulaşık sıraları,
Avlu da volta atmalar.
Aĝladıkca, yorgun Demokrat…
Ahmet Kaya’yı anmak
Ara Sıra mavi gökyüzü deniz gibi,
Sabahattin Ali’yi anmak
Mapus yata yata biter.
Aldırma gönül aldırma,
Nazım hikmet ve nice solcular,
Mahsuninin türkü çığırması
’’Amerika katil katin’’
Yılmaz Güney bulaşık yıkarken.
Sinop cezaevi, 12 eylül Diyarbakır.Silivri metris ve.ve.ve. Hap*shaneler karakollar.
Faili bilinen gizlenen ölümler.
Ölüm oruçları ve gardiyanlar.
Her Biri bir rezillik bir destan yaşamışlıklar.
Duvarda asılı bağlama ve türküler.
Sağcı solcu ilerici gerici,
Kürtce, lazca, zazaca ve deyişler
Sayılı günler gelip geçer.
Ceza biter, askerlik biter,
Okul, okullar biter.
2 sene 35 gün 10 saatde biter.
Bitti...
Ömür bitmez ise hayat devam eder.
Ceza Evin de çok şey öğrendim.
Bu bilgileri cebime beynime istifledim.
An gelecek gerekecek dedim.
Köye dönmedim dönemedim.
Bir örgüte 6500 Dollar verdim.
İstanbuldan uçak ile Ukraına
Minübüs ile Sırbistan sınırı.
Dağ taş yürü durma yürü.
Sırbistan sınırında milisler yakaladı
Çok dayak yedim, yedik.
Onlara rüşvet verdik yola devam ettik.
Yine minibüs yön hırvatistan,
Yine dağ taş yürüdük.
Yorulduk Hırvatistan'a vardık.
Sonra AB sınırlarının içerisine girdik,
Saçımıza sarı peruk taktık,
Kadın gibi göründük.
GLK mercedes ile Avusturya'dan
Almanya Ya vardık.
Mercedesin içerisin de çok rahattık.
Hessen e geldik daĝıtıldık
Ben Frankfur da iltica ettim.
Polis ifade Asyl kampları,
Kamplarda insan hakları.
Yine dinci ırkçı faşistler.
Yine iyi solcular yeşiller
Ve kiliseler. Yardımlarını
Gördüm aldım şaşırmadım.
İfadeler tutanaklar benzer birbirine.
Kürtüz dedik. Dindarız dedik,
M.Kemale hakaretler ettik…
Solcuları solculuğu kötüledik
İş aş yarınlarımız için.
Bana yada bize inandılar.
Süresiz oturum verdiler.
’’Çalışabilirsin’’ dediler.
İletişim çaĝında birinin, birşeyi
Bulmak çok kolay bu kolaylıktan
Dolayı tanıdık buldum.
Köyden kaçan marabalardan biri
O da köyden gelmiş iltica etmiş.
Onun dönerci lokantası var Frankfurt da.
İmbisin de işe başladım.
Çalışmaktan utanmadım
Geceleri kitap okudum.
Solculardan bana geçen alışkanlık.
Bir güvercin gibi;
İlk Frankfurt sonra Hessen,
Daha sonra Almanya ve Avrupa
Belki dünayı tanımak gerek.
Eski kıta Avrupa, ortasında
Almanya onun göbeĝin de Frankfurt.
775.000 nüfus lu 250km²
Avrupa Merkez Bankası burada.
Güney kuzey gökdelenler.
165m ve 185m…
Kapitalizm in merkezi.
Kırmızı ışık bölgesi.
Hauptbahnhof ve çevresi.
Kaiserstraße Eros Binaları.
İçerisin de satılan bedenler
Genelde gönüllü bilindiĝi kadar.
Etrafında baĝımlılar, uyuşturucu
Hap, Alkohol vs.vs.
Çalıştıĝım Restaurant oralarda bir yerde idi.
Orasbu denen namuslu kadınları tanıdım.
Ibne dedikleri çalışkan eşcinselleri
Tanıdım.
Cinsiyet deĝiştirenleri Tanıdım.
Örf, adet namus nedir?
Bacak arası mı? Saçın kılımı?
Günah sevap evrensel doĝrular.
Aĝa babam, ilkokul öĝretmenim
Ve kuran kursu ve imam.
Babam gibi düşünen ve davranan,
O adam.
Çok sınıflı ilkokul eĝitimim
Ve köy enstitüsü mezunu
Emekliliĝì yakın deneyim li
İlkokul öğretmenim Erkan.
O zamanlar onu sevmeyen ben.
Ama onu şimdi anlayan ben.
O bana bize öĝrenmeyi öĝretmeye çalıştı sınıf da.
Meraklı olmayı, soru sormayı,
Yanıtları düşünmemizi isterdi.
Yerel doĝrulardan, küresel doĝrulardan hatta evrensel doĝrulardan konuşurdu.
Ben anlamaz idim kızardım.
Aĝababama ṣikayet ederdim.
Babam ve imam ona “kafir, dinsiz
Komünist “ derler idi.
Aĝababam ondan ve gibi öğretmenler den nefret ettiler.
Öğretmenimiz bir kış günü “öldü
Yada öldürüldü” dediler.
O kuşak üretici,yaratıcı, eşitlikçi,
Paylaşımcı devrimci öğretmenler
Saĝcılar tarafından darp edildiler,
Köy enstitüleri kapatıldı.
Tarih derki kalkınma hızı yavaşladı,
Devletin fabrikaları kapatıldı,
Satıldı yaşam kalitesì düştü
Varsıllar ile yoksullar arasındaki
Aralık çok arttı.
Çocukluĝum cezaevi yıllarım bana bunu anımsattı.
Bu ortam, bu çevre, bu imam ,
Bu ana Baba ve dinimiz
Ve törelerimiz buradaki büyüyen bebek nasıl olur?
Günah, ayıp töreler…
Başka kültür bilgi yok ise cebinde.
Oradaki o doĝrular yalandır.
Doĝru dediĝin sandıĝın doĝru değil.
Dünyanın yuvarlaklıĝı, düzlüĝü,
Ay’ın nur ışık olması,
Daĝlar depremler seller.
Kölelik köle ticareti.
Çok evlilik 4 karı…
Adem havva, ìsa, Musa, Davut Muhammet 124.000 Peygamber.
Binlerce din,tarikat ve.ve.ve
Big bang kara deliller, Atom
Atom altı parçacıklar.
Galaksiler ve doĝruluĝu kanıtlanamayan teoriler.
Durmayan bilim,seni beni bizi ve çok şeyi deĝiştiren
İnsan ömrünü uzatan…
Yolları kısaltan binlerce ucaklar.
Genetiĝi deĝiştirilen bitkiler elmalar armutlar…
Uzaya yolculukları belki 100 sene sonra uzaya gemileri.
Yapay zeka yorumlaya bilen…
Enerji oldukça çalışan unutmayan.
Roborlar…
Evet bazı doĝrularında ömrü varmış
Yada yöresel imiş, ölürler imiş.
Öldüler.
Bendeki doĝrularıda bilim değiştirdi
Öldüler.
Ölen aĝababam ın tanımı ile kafir,dinsiz Komünist oldum.
Sen İstanbullusun sen zenginsin
Sen şimdi AĜ partidensin. Hırsızlık
Rüşvet almış başını gidiyor.
Çok zengin olduğun biliniyor.
Mor şalvarlı Fatma hala çalışıyor.

Seninde çocuğum var yani Torunum var, benimde iki kızım var.
Kızımın birinin ispanyol diĝerinin
Yahudi erkek arkadaşları sevgilileri var benim ile tanıştırdılar.
Dünlerime geçmişime baktım.
Neleri yaşadım dedim kızlarıma
Kızmadım.

Nissan suresiKim cennetin gidecek.Iyi ol iyilik yap.Tapinmak ile...
09/02/2024

Nissan suresi
Kim cennetin gidecek.
Iyi ol iyilik yap.
Tapinmak ile...

KEŞKELER       Ne yazar olurdum, nede bir ozan       Bana o mektubu, yazmasa idin.      Belki birhırsızdım,yadabirçoban ...
22/01/2024

KEŞKELER
Ne yazar olurdum, nede bir ozan
Bana o mektubu, yazmasa idin.
Belki birhırsızdım,yadabirçoban
Keşke haydi oku demezse idin
Yazılanı oku demese idin.

Okursan severim demiştin bana
Okursan sayarım demiştin bana
Okursan sarırım demiştin bana
Keşke o yalanı demede idin.
Dört bir yanın yalan sürünesice.

Fizik, kimya, cebir,öğretmen oldum
Yazın destan şiir, türkü okudum
Hak hukuk adalet, seni savundum
Keşke bir devrimci olmazsa idim Solcu ilerici olmasa idik
Zindanlar boyladık, çok dayak yedik
Sivas Maraş tokat, gezide idik Sandılar biteriz yine dönmedik Keşke o zulümler olmazsa idi. Zalim faşizanlık olmasa idi.
Görmüşsün uzaktan bir kartal gibi Gelmişsin yanıma cin tilki gibi Zehirledin gittin kör yılan gibi.
Keşke orda beni öpmese idin Döşünü döşüme sürmese idin
Şimdi bir zibidi bir avareyim
Paramparça oldum zır divaniyim
Belliki Mecnunum gör biçareyim Keşke bu sevdaya düşmese idim.
Şer derbeder oldum pir bir haldeyim
Efkani belgeli, okur ve gezer
Eleştirmez zevzek, boş laflar eder
“Her derdin dermanı kutsallardır” der Keşke o inançtan olmazsa idin. Yobaz tarikatçı olmasa idin
Duymamış o garip, diller neylesin
Görülmemiş şu fakir gözler neylesin Okumamış sefil bilim neylesin.
Keşke ermiş insan olmazsa idim.
Cahil magandalar olmasa idi.

KÖYLÜM
Tutki darda kaldın gittin yadele.
Davar seni özler mal yolun gözler
Dönemedin sefil kaldın gurbette.
Cılha seni özler han yolun gözler

Yağmur, kardan sonra damlar loğlanmaz.
Karasoku’da da yarma döğulmez
Daha senin ile Apik(Beştaş) oynanmaz.Kaya, taş
Ghallik seni özler toz yolun gözler.
Sen gurbet de aç, zirinkil olursun. Kütük, perişan, malamat olursun. Puşt, ışarat, yalayıcı olursun. Onur seni özler ar yolun gözler.
Mor şalvar boz dolak ve karalastik.
Al ver nefes adı’yaşamak’ dedik.
Sevmek ayıp(günah) ne de sevilebildik.
Sevda yolun gözler aşk seni özler.

Yine göç ediyor Avşar elleri.
İğdir, Eymir, Kınık Yörük erleri.
Koca bir topmuş Dünya dedikleri. Sıla seni özler yurt yolun gözler.
Efkani, bu çağda her şey makine. İcat edenlerin gitsin göz(t)üne. Kalmamış komşuluk bitmiş imece Derviş seni özler pir yolum. Eren seni özler dost yolun gözler
ANNEME MEKTUP
İsteksiz evlilik, zorunlu cinsellik sonucu,
Döl yatağına düşmemle Mutluluğun acı olmaya başlamış anne.
Dokuz ay on yedi gün beni taşımışsın.
Verdiğim acıları, mutluluk olarak almışsın.
Yediğini yemişim, içtiğini içmişim.
Sen aç iken seni yemişim, Ciğerlerini zorlamışım, Böbreklerini bozmaya çalışıriken. Biran olsun bile isyan etmeden. Acıyı aşk ederek beni sevmişsin, Beni yaşamış yaşatmışsın Anne.
Zaman daralmış an gelmiş. Ayağında kara lastik, bacağında mor şalvar,
Başında boz dolak Aylardan temmuz, gölgede ısı otuz.
Sırtında buğday şeleği karnında ben.
Ve ben beş kilogram…
Sen, yılların hamalı,
Taşır iken şeleği ve beni.
Çıkmak istemişim dışarı.
Sancılar önce ara ara sonra sık sık gelmiş. Gelince sancılar yürüyememiş durmuş Dinlenmişsin.
Geçince sancılar,
Hızla yola koyulmuş yolu bitirmişsin. Saatlerce sürecek doğum,
Sen şılına gelince bitmiş.
Sırtındaki şelek şılına,
Ben şalvara düşmüşüm.
Ebesiz, doktorsuz.
Kan ile kir ile
Göğüslerinden akan ter ile.
Ama yüzdeyüz yaşama sevinci ile Anne.
İlk çığlık, dünya güzel,
Beni selamlayan güneş güzel
Emerken memelerini dokunuş,
Dolup taşan ağzımdaki süt güzel.
Tanımsız bir yorgunluğun ardından,
İlk gülümseyiş, Birkaç damla gözyaşı güzel iken.
Sana verdiğim acılar devam etmiş. Okul çağıma kadar,
Yerli yersiz kırmışım.
Zamanlı zamansız ağlamışım.
Üzerimi çamur etmişim, yırtmışım.
Yine de hiçbir şey olmamışçasına,
Beni kollarına alıp
“Bebeğim, çocuğum Bir tanem üzme beni''
Diyerek sevmişsin okşamışsın,
Beni yaşamış yaşatmışsın Anne!
Okula başladığımda defter, kitap,siyah önlük
Kırmızı kalem aldın.
Tertemiz elbiselerle okula saldın.
Büyüyecek, vatanını sevecek Avukat olup haksızlığa karşı, Direnecek der iken,
En yeni elbisen on yıllık oldu.
Yamalı mor şalvarın başörtün soldu, Anne.
İlk, orta, lise bitti üniversiteli oldum.
Hala sırtında şelek, ayağında kara lastik.
Bacağında mor şalvar başında boz dolak.
Ve köyümün doğası acımasız
Okul masraflarımı karşılamak için,
Babamdan, arta kalan tek sulu tarlayı sattın.
Irgatlık ettin, bir günlük yevmiye ile
Sevgilime bir deste kızıl gül aldım.
Aşkı yaşadım, senin alın terinle Anne.
Düzene karşı ayaklanırken arşınladım sokakları,
Solcu Atatürkcü devrimci oldum.
Kızıla boyadım duvarları surları.
Bir adi ihbar ile, yakalanıp hapse girdiğimde,
Coplandığımda, hücreye tıkılıp
Çarmıha çekildiğimde,
O yalnız günlerimde,"bir dostunpir dostun"
Sen olduğunu anladım Anne...
İşte böyle anacığım.
Okul bitti dar günler sayılı günler geçti.
Avukat oldum paralı oldum.
Avrat da boncuk buldum.
Hayırsıza kul oldum.
Etiler de ev tuttum yoz oldum.
Baba oldum, sana yâd oldum.
Altmışı aşan yaşınla, ağaran saçlarınla,
Ali dayı ile gönderdiğin çökeleği yer iken.
Bu benim anam der iken.
Elini ve ayağının diplerini öpüyorum.
Bu duygu çökelek için değil,
Seni şimdi anladığım içindir.
Anacığım dert ortağım yürek bağım. Gelinin Yelka ve torunun Yelkan’nın, Ayrıca sana selamları var.
TORUN Ateş sönmez, korun kaldı. Evlat öldü torun kaldı, Sanırdım' ki sorun kaldı. Torun sana kurban,
Candan öte de canmışsın Atanın kanındanmışsın Kuzumdan da tatlıymışsın. Torun sana kurban.
Sürünmedin bebek Büyümedin çocuk gibi. Sanki kutsalbebe gibi Torun sana kurban
Dedesi’nin yaşam koçu. Eve getirdin bolluĝu. Acım ölenin boşluğu. Torun sana kurban.
Eli bize hısım ettin. Dost, arkadaş,kavum ettin. Efkani’ye ‘Kivre’ dedin. Torun sana kurban. Yaradan’a hayran. Yavrumun yavrusu. Canımdaki canan
Deprem
Köyümü deprem sallarmış Betonsuz evler yıkılmış Adsız mezarlar kazılmış Yoktur ki dehşetten farkı.
Emsallerim toptan ölmüş. Tuaf bir nesil yetişmiş. Sılam bana gurbet olmuş. Yoktur ki zulüm den farkı
Yaşım oldu gayri yetmiş. Dizimde derman tükenmiş. Sırtım yatağa yapışmış. Yoktur ki mezar dan farkı.
Otuz biti buldu kırkı. Duruyor ömrümün çarkı. Gurbet elde yapayalnız. Yoktur ki zindandan farkı.
Yazar’ım yapa yalnızsın. Varlık içinde yoksulsun. Sonsuz yolun başındasın. Yoktur ki ilkin den farkı.
Kara toprak beni alır. Çürür serim gül açılır Yarınlara kokum salır. Efkani adın anılır Yoktur ki döngüden farkı

OĞLUMA MEKTUP
Mektubunu bugün adım oğul.
Köy de mayıs ayının ortası,
Tarlalar yeşil,bağ ve bahçeler yeşil.
Kayısı çağla durumun da.
Çonduktan su fışkırıyor.
Yaz'a sağ selim çıkan Davar memnun,sığır memnun kara eşek memnun.
Dün değil evvelîsi gün şiddetli bir yağmur yağdı.
Yağmur değildi sanki
Fıratı köyün üstüne saratladılar.
Alinin Gol taştı, Cümenin hark taştı.
Abidinin ahırını su bastı.
Koyun kuzu telef olmadı,
Ama zarar ziyan çok…
Konu komşu yardım etti, su boşaltıldı.
Ahır temizlendi. Yer diz boyu çamur.
Yerküre ısınmış laf çok eylem yok,
Düşman olmuş karatoprağa yağmur.
Vayy köyler wayy köylüm.
Mektubunu aldım Okur-yazar a gidiyorum.
Güneş vurdukça toprak kaynıyor,
Güneş vurdukça sırtım suratım ısınıyor.
Güney yarımküre‘ye yaz geliyor
Elim de mektup, düşüm de sen
Gökyüzü mavi,yaş altmış,giden gençlik
Al hava ver nefes adı yaşamak
Geri sayım başladı biten ömür.
Ve dizlerim ağrıyor. Yol bitti...
Efkani kapıda idi, elinde domates fideleri,
Elinde hıyar tohumları ve biber fideleri
Bostan yapacakmış kavaklığın bir köşesini.
Elinin çamurunu yıkadı.
Sefalar getirdin Fatma bibi dedi.
Mektubu aldı, zarfı açtı
İçerisinden çıkan parayı bana uzattı.
Hüzün ile "Mektup bilgisayar ile yazılmış “dedi.
Mektup elle yazılır diye ekledi.
Cümleleri kelimeleri, harfleri tek tek okudu.
Eeey oğul ey, canımdan bir parça,
Sen! neleri düşünmüş?
Sen! Neleri anımsamışsın,
Sen olanları unutmamış
Yaşadıklarımızı çektiklerimizi bir bir aktarmışsın.
Yazmışın bir masal, bir destan misali
Mor Şalvar, kara lastik boz dolak,
Hepsi senin ezberinde mi idi?
Hiçbir dakikasını unutmadın mı?
Yazar okudu ben ağladım o ağladı.
Ozan '' güzel ve doğruyu yazmış'' dedi.
"Olup biteni birde benden dinle" dedim.
Efkani dedim ''bana bir bardak su ver''
Kardeş dedim ''kâğıt kalem al ve yaz,
İlk ağızdan pınar gözesin den akan su gibi berrak
Ve saf ayan-beyan bir dille anlatacağım.
Kimden kimseden korkum yok gayri,
’’Ölmüş eşek kurttan korkmaz’’misali.
Bil oğul bil ve yarınlarını kurgula!
Sen de kız babası oldun,
Senin de kızına kem gözler ile bakacaklar.
Dikkatli ol, kızına hayır demeyi öğret!
Erkek milleti nankör ve uçkurcudur.
Baba olmak kolay ve zevklidir.
Anne olmak çilelidir.
''Babana bile olsa güvenme lafı doğrudur''
Gel gelelim olup bitene;
Ben de alımlı olmasam da, güzel bir kız idim,
Bir evin bir kızıyım, mor şalvarlıyım.
Annem hastalık geçirmiş daha doğuramamış.
Zaten bu köye muhacir olarak gelmişiz.
Ne aşiret, ne sülale ne de arkamız var bu elde.
Yıkılası dağları yurt ettiğimiz lanet köy de.
Genç ve sahipsiz olmak zordur.
Biraz da albenili biri isen daha zordur yaşamak..
Hem yoksulluk hem garibanlık katılmışsa sıfatlarına.
Vahşi erkeklerin düşlerini süslersin.
Sen! kolay ve gönüllü lokmasındır.
Ardından koşan seni kirletmeye çalışan
Adi şerefsizler vardır bu diyarlarda...
Bir akşamüstü geç dönüyordum tarladan.
Gök de kızıllık gitmiş morluk gelmişti.
İki erkek biri evli diğeri bekâr yolumu kestiler.
İkisi de varlıklı idiler. Bağırdım çağırım
Yüzlerini yırtım, Hayâlarını tepikledim, boğuştum,
Yüreğim külotum mor şalvarım yırtıldı.
Dizim de derman sesim soluğum kesilince.
Yığıldım oraya olan oldu.
Acıyı, nefreti, vahşeti yaşadım.
Sırtım kara toprakta gözüm çoban Yıldızında
Elim de çakıl taşları,
Beden bitkin, ruh şaşkın ve yarınlarım yorgun.
İki vahşi bana tecavüz ettiler ve çekip gittiler.
Eve geç vardım,olayı anama anlattım.
Anam babama anlattı ki;
Babam gariban sefil, korkak,boş biri
Cahil, kaderci ve yarı deli.
Babam beni baban olacak o ihtiyara verdi.
Onun da çocuğu olmuyormuş.
Yoksul değil karnı doyuyormuş.
Tez elden gelin oldum.
Ne söz kesildi. Ne bana soruldu.
Ne ihtiyarı gördüm.Ne de nişan yapıldı,
Ne elime kına yakıldı
Nede parmağıma yüzük takıldı.
Bir mor şalvar bir boz dolak alındı.
İmam dan sonra devlet nikâhı ile kıyıldı.
Karnımda senin olduğunu sonradan sezdim.
Seni bilip anladığım zaman,
Kocam olacak ihtiyar ölmüştü.
Gariban babamda öldü.
Anam da onun kırkı çıkmadan öldü.
Yani sen, seni sevmeyen ben,
Üç tarla biri sulu, lanet olası bu köy
Bize mekân bize yurt oldu.
Önceleri sana çok kızdım.
Senden kurtulmak için çok uğraştım.
Seni düşürmek (kürtaj) istedim,
Beceremedim, yapamadım, olmadı.
Sen yaşamayı, sen ölmemeyi
Sen güneşi görmeyi istedin oğul.
Ne midem bulandı ne başım döndü nede aşyeridim.
Varlığını hissettirmedin.
Yediğimi yedin içtiğimi içtin.
Ben aç iken sen oruç tutun.
Zaman geçtikçe karnım şişti,
Karnım şiştikçe sana sevgim arttı.
Senin anan da baban da bendim...
Yavrum,sen bana yazgımın armağanısın"dedim.
Köy, ben ve sen vardın artık.
Kimim kimsem kalmadığı için,
Gece senin ile gündüz senin ile konuştum.
Sana hep "Avukat ol,hâkim ol"dedim.
Sen hep beni dinledin.
Bazen elin ile “Evet”,
Bazen ayakların ile" hayır" dedin.
Hep benim ile muhabbet ettin.
Doğum da bile kendiliğinden
"Yılanın ininden sarktığı gibi sıyrılıp "
Kan ile sıvı ile türkü ile geldin.
Canımı yakmadın,
Göbek bağını taş ile koparır iken...
Yüzündeki gülümsemeyi okudum oğul.
Mektuptan çıkan para çökelek için mi?
Yeni bir mor şalvar için mi?
Yoksa başörtüsü için mi?
Ben o parayı senin için tutuyorum.
Eğer gelin razı gelir ise.
Sen, önce buralara gel.
Sattığımız sulu tarla “satılık”.
O tarlayı geri al!
Damın mertekleri hezenleri çürüdü.
Yağmur alıyor odalar.
Anadolu beşik misali sallanıyor.
Üst de halk altda karatoprak batıya kayıyor.
Damımızı onartır ki yıkılmasın!
Ocak tütmese de harabe olmasın.
Eğer zengin isen oğul,
Eğer paralı isen oğul.
Eğer gelin bana bakmaz ise oğul.
Yazıparaya bir "Huzurevi" yaptır.
Biraz devlet biraz ben bana bakayım.
Evimde beni ölü bulmasınlar.
Öyle olur ise de yaksınlar!
Külümü Türkmenliğe sepsinler.
Sahipsiz mezarım olmasın oğul.
Efkani beyin de sana selamları var.
Yeni bir kitap yazıyormuş
Al kitaplarını yaradanın aşkı ile Oku.
Bilgi cebinde dursun,
Hızır yardımcın akıl klavuzun olsun.
Torunum Yelkan’ı doya doya öp yerime.
Huyur al huzur ver gelinime oğul
Gözlerinden yanaklarından öpüyorum.

Tükür yüzün(m)e
Ben giderken anam babam sağ idi.
Karşı dağlar bağ bahçeler göğ idi.
Bendim o yerlerin zalim yiğidi. Yiğit sapık çıktı tükür yüzüne!
''Yapma abi'' dedin durduramadın.
''Etme gardaş'' dedin susturamadın.
Külotun yırtıldı ve çok ağladın.
Sen bitkin perişan tükür yüzüme!
Fatmagül daha on altısındaydı. Tez elden imam nikâhı kıyıldı.
Her şey çabuk unutulur sanıldı.
Sen yarınsız, bahtsız tükür yüzüme.
Sen güzel fakir çok alımlı idin Ben ağa oğlu ve çalımlı idim. O gün orda azgın ve salyalı idim
Lanet et nefsime, tükür yüzüme!

Bildim ikiz çocuklarımız varmış.
Adları '' çile ve de çilem'' konmuş.
Onlar hep babasız piç büyümüş.
Aha geri döndüm tükür yüzüme!
Hatasız kul olmaz hatamı gördüm.
Anadan babadan yanlış öğrendim.
Kaç güzel yılı zindan da geçirdim. Örf adet bozulmuş tükür yüzüme!
Efkani düzen bozuk adam sapık.
Ders de hoca camide imam sapık.
Bunları yazmayan ozanlar sapık
Ben bunu yazmazsam, tükür yüzüme

ANKARA DA 10.10.2015-680 KERBELA’DA
Onuncu ayın onu on Ankara’da.
Gökyüzü masmavi can paramparça Canlı bombalar başkentin Bağrında Akılda huriler ruh paramparça.
Halay çekilirken bomba patladı.
Bir anda orası can pazarıydı.
Kaçıp kurtulmak çözümmüş sanıldı.
Polis gazı sıktı halk paramparça.

Kimisi Alevi kimisi Sünni
Laz’dı, Türk’tü, Kürt’tü ve de Süryani. Onların ataları da dem’di Ömer katil çıktı kul paramparça.
Muhammet Veysel daha dokuzunda
Avukat olacaktı yarınlarda.
Cennetin kapısını çaldığında Kefenin içinde ser paramparça
Halifelik islamın sorunuydu. Hüseyin muhammedin torunuydu Susuz Kerbela yezidin yurduydu. Ehli beyt oklandı din paramparça.
Hem kadınlar öldü hem de erkekler. Solcu partilerden devrimci gençler. Efkani seni de ölümler bekler. Ha bugün ha yarın gün paramparça.
KIZIMA MEKTUP
Tam sekiz saat oldu,
Senden ayrılalı kızım. Tam üç saat oldu,
Bulutların üzerindeyiz. Tam yarım saat oldu,
İstanbul semalarında tutsağız.
Kaçbin metre yüksekte tanrıya
Ve Azrail’e yakın.
Veysel’in kara toprağına uzağız.
Bir felaket çalıyor kapımı, Sonun da ölüm var gibi.
Dardayım, çaresizim. Bu gidişle ser parçalanacak,
Anılarda bir izim. Bir daha seni göremeyeceğim,
''Baba'' demelerini duyamayacağım.
Yanaklarından öpemeyeceğim.
Kızım, özüm, iki gözüm.
Altımızda İstanbul kar, tipi, boran.
Pilot sarhoş haberler yalan. Ben ve çaresiz dört yüz kişi, Ölümü yaşıyoruz an be an. Ölümü düşünüyorum,
Ölüm somut bir ayrılıştır,biliyorum.
Kısacık ömrüm bir film karesi gibi, Geçeriken gözlerimin önünden ''Canım babacığım'' demelerin.
Kulaklarımı çınlatıyor. Kızım özüm iki gözüm.
Uçak, uzunca bir tabut, İçi beyaz kefen gibi
Tabut da dar sıralı koltuklar.
Koltuklarda, kundaklanmış bebe misali biz,
Yürekleri sıkışmış, benizleri bozarmışız.
Gülümsemeye çalışan anne hostesler.
Ellerinde su şişeleri,dillerinde moral...
Tepelerde beyaz lambalar. Çok acayip duygulu yolcular,
Daracık hücre pencereler.
Dışarısı Azrail karası ve yıldızlar.
Bir ıssız ölüm sessizliği ve biz
Biz, bir düşünceyiz.Sanki hiçiz.
Ben, arka sıralarda bir yerde
Benim yanımda top sakalı adam, Adamın elinde bir kitap,
Dilinde Arapça dualar... Alt da milyonluk İstanbul,
Üstte dört yüz sıla yolcusu.
Birileri ya da bir şeyler tarafından,
Deneniyor,Sınanıyor,Korkutuluyor.
Korkuyoruz, Sınavdayız,
Sırat köprüsündeyiz.
Azrailler kuşatmış dört bir yanı.
Ha öldük ha öleceğiz. Hal böyle iken,
''Seni seviyorum '' demelerin,
Kulaklarımı çınlatıyor.
Kızım, özüm, iki gözüm.
Ölüm ansız ve randevusuz geliyor.
Ölümü unutma kızım.
Yaşlı genç ayırt etmiyor.
Her adım atışını yaşa kızım.
Düşünerek yaptığın eylemlerinden utanma.
Her eylemin kendine özgü ve tektir.
Zaman durmayan cevherdir.
Saniyesini boşa harcama.
Ardım sıra şiirler yaz, ağlama.
Seçtiğin doğal dürüst olma sanatından Ödün verme.
Çalış çok çalış yorulma.
Akgünlerde yarınları toplarken, ''O benim babam ''derken,
Türküler çığır, gülümse.
Yaradan’ını sev, ondan korkma. Kızım özüm iki gözüm.
''İşte geliyorum'' diyen,
Ölüm, Azrail’in kara yüzü,
Damarlara kan pompalamak
İstemeyen kalbin korkusu nazı
Sonra şahlanan beyin ve direniş
Kader, kadercilere, ölüm meleği azraile
Ulu ve kutsal olanlara karşı.
Hücrelerimin yok olmama savaşı.
Eylemlerim geldi aklıma.
İsteyerek ya da istemeyerek yaptığım.
Çekinmeden yürek koyduğum,
Silahlar patlattığım, Kanlar akıttığım,
Sonradan pişman olduğum.
Mücadelelerim...
Yaşamdan umudumu kesmemeliyim.
Bilmem kaç yüz kilometre hızla
Yaklaşırken Marmara’ya. Gözlerin aktı yüreğime,
Kızım, özüm iki gözüm.
Senin gözlerin, annenin sevdası ve ben
Tek iken üçüm şimdi.
Siz bendesiniz bedenimdesiniz.
Ben, size hala yazıyorum.
Okuyun tüm yazdıklarımı,yazılanları.
Öğrenin dünü bugünü yarınları.
Sen kızım, sen bir tanem,
Bir birey olarak, yaşa öğrendiklerini.
Yaşa, gâh buğday tarlalarında,
Gâh fizik laboratuarlarında,
Gâh bilgisayarın karşısında,
Sonra yorumla bildiklerini, Karşılaştır yaşadıklarınla,
Sonuçları düzenle ve yaz.
Yazarak aktarıcı ol, paylaşımcı ol.
Yazarak yazar ol. Sanatçı ol. Yaz ve kalıcı ol.
Akıllı ol, adam gibi adam ol.
Eben gibi mor şalvarlı ol.
Seni bekleyen zor günlerinde,
Babanı unutma, annene vefalı ol.
Kızım özüm iki gözüm.

GÜNEŞ
Seher güneşine, döşümü döndüm.
Yaş altmışı vurdu tükendin, ömrüm.
Ne saranın kaldı nede soranın,
Dört duvar arası tutsaksın gönlüm.
Ne Sevenin kaldı nede görenin
Evren de bir çıngı sönmüşsün közüm
Sabah güneşiyle katığım içtim.
Geçmişi düşünüp, “vah yıllar!” çektim...
İyisi var mı ki, kötüyü seçtim.
Įyiyi kötüyü bilmedin özüm.
Doğrusu ne idi, eğriyi seçtim.
Eğriyi doğruyu seçmedin gözüm.
Temmuz güneşi de yaktı kavurdu.
Ak düzen bozuk ki kullar kudurdu.
Dost bildiklerim de sırtımdan vurdu. Dost düşman ayırt edemedin özüm.
İkindi güneşi kadınımsıdır.
Bazen çok soğuk bazen yakıcıdır.
Yaşam ki, iki dudak arasıdır.
Bir karasevdaya tutkundun serim.
Akşam güneşiyle canım alınsın.
İster gömün beni, ya da yakılsın.
Bir kuru tahtaya adım kazılsın.
Bir varmış bir yokmuş olmuşsun leṣim.
Bir kara tahtaya adın yazılır.
Efkani bir ozan olursun sözcüm
SMS YOLLAMIŞ
Gözü maviş bana haber yollamış.
Aldım mesajını başım üstüne. saz
Beni çok özlemiş sarmak istemiş. Kapı açık gelsin *2 döşüm üstüne.
Havyarı yıkadım cacığı yaptım.
İçine iki diş sarımsak kattım. Saz
Şarabım kalmamış, rakıyı açtım. Vur kadeh içeriz*2 aşın üstüne.
Bugün doğum günü zamanı kıtmış.
Kara’nın altına kızıllar giymiş.
Bir saat için de dönmeli imiş. Otuzu ekleriz altmış üstüne.
“Umut, fakirin ekmeğidir” derler.
Fakir, arzularını hep erteler.
Gece gündüz kurduğumuz hayaller. Düşlerini kat gel düşüm üstüne.
Gel de senin de yüzün gülüversin.
Bedenin titresin gözün gülüversin.
Gelişin hasretliği bitiriversin. Baharı yaşarız kışın üstüne.
Sez ki ben de seni hayli özledim.
Bil ki duygumu köylüden gizledim.saz
Gör ki sırrımı Efkani’ye dedim. Şimdi işler açtık*2 işin üstüne!
Yaş altmış Yaş altmış iş bitmiştir Kuş ölmüş diş düşmüştür. Döş sarkmış göz körmüştür Saç kırmış baş gitmiştir. Kıç bozmuş yüz büzmüştür. Diz çökmüş his bitmiştir. Ses kısmış El felçmiştir. … Emekliyim cüzdan elimde. Borcum yoktur param cebimde. Hem içer hem de gezerim de. Hey hey hey heyy …… Yaş altmış iş bitmişmiş Kaş ölmüş diş düşmüşmüş Döş sarkmış göz körmüşmüş Onlar öyle bilsinler, Onlar öyle sansınlar … Paralar benim severimde. Akçeler benim gömerim de. Sikkeler benim silkerim de. Hey hey hey heyhey Yaş altmış iş bitmişmiş Kaş ölmüş diş düşmüşmüş Döş sarkmış göz körmüşmüş.Onlar öyle bilsinler Onlar öyle sansınlar … Türkü söyler halay çekerim. Dağa çıkar civciv beslerim. Çıtır yerim çitil dikerim. Hey hey hey heeey!
Yama diker toka takarım.
Etek giyer göğüs açarım.
Sonra delikanlı avlarım. Hey hey hey heeey!

Kilometrelerce yürürüm.
Kayak kayar göl de yüzerim.
Şehirler, ülkeler gezerim. Hey hey hey heeey!
Emektar öldü dırdır bitti.
Çocuk gitti vır vır bitti.
Efkani der ki hırgür bitti. Hey hey hey heeey!
Yaş altmış iş bitmişmiş
Kaş ölmüş diş düşmüşmüş
Döş sarkmış göz körmüşmüş Onlar öyle bilsinler, Onlar öyle sansınlar.
SMS YOLLAMIŞ
Gözü maviş bana haber yollamış.
Aldım mesajını başım üstüne. saz
Beni çok özlemiş sarmak istemiş. Kapı açık gelsin *2 döşüm üstüne.
Havyarı yıkadım cacığı yaptım.
İçine iki diş sarımsak kattım. Saz
Şarabım kalmamış, rakıyı açtım. Vur kadeh içeriz*2 aşın üstüne.
Bugün doğum günü zamanı kıtmış.
Kara’nın altına kızıllar giymiş.
Bir saat için de dönmeli imiş. Otuzu ekleriz altmış üstüne.
“Umut, fakirin ekmeğidir” derler.
Fakir, arzularını hep erteler.
Gece gündüz kurduğumuz hayaller. Düşlerini kat gel düşüm üstüne.
Gel de senin de yüzün gülüversin.
Bedenin titresin gözün gülüversin.
Gelişin hasretliği bitiriversin. Baharı yaşarız kışın üstüne.
Sez ki ben de seni hayli özledim.
Bil ki duygumu köylüden gizledim.saz
Gör ki sırrımı Efkani’ye dedim. Şimdi işler açtık*2 işin üstüne! KEŞKELER
Ne yazar olurdum, nede bir ozan
Bana o mektubu, yazmasa idin.
Belki birhırsızdım,yadabirçoban
Keşke haydi oku demezse idin
Yazılanı oku demese idin.

Okursan severim demiştin bana
Okursan sayarım demiştin bana
Okursan sarırım demiştin bana
Keşke o yalanı demede idin.
Dört bir yanın yalan sürünesice.

Fizik, kimya, cebir,öğretmen oldum
Yazın destan şiir, türkü okudum
Hak hukuk adalet, seni savundum
Keşke bir devrimci olmazsa idim Solcu ilerici olmasa idik
Zindanlar boyladık, çok dayak yedik
Sivas Maraş tokat, gezide idik Sandılar biteriz yine dönmedik Keşke o zulümler olmazsa idi. Zalim faşizanlık olmasa idi.
Görmüşsün uzaktan bir kartal gibi Gelmişsin yanıma cin tilki gibi Zehirledin gittin kör yılan gibi.
Keşke orda beni öpmese idin Döşünü döşüme sürmese idin
Şimdi bir zibidi bir avareyim
Paramparça oldum zır divaniyim
Belliki Mecnunum gör biçareyim Keşke bu sevdaya düşmese idim.
Şer derbeder oldum pir bir haldeyim
Efkani belgeli, okur ve gezer
Eleştirmez zevzek, boş laflar eder
“Her derdin dermanı kutsallardır” der Keşke o inançtan olmazsa idin. Yobaz tarikatçı olmasa idin
Duymamış o garip, diller neylesin
Görülmemiş şu fakir gözler neylesin Okumamış sefil bilim neylesin.
Keşke ermiş insan olmazsa idim.
Cahil magandalar olmasa idi.

KÖYLÜM
Tutki darda kaldın gittin yadele.
Davar seni özler mal yolun gözler
Dönemedin sefil kaldın gurbette.
Cılha seni özler han yolun gözler

Yağmur, kardan sonra damlar loğlanmaz.
Karasoku’da da yarma döğulmez
Daha senin ile Apik(Beştaş) oynanmaz.Kaya, taş
Ghallik seni özler toz yolun gözler.
Sen gurbet de aç, zirinkil olursun. Kütük, perişan, malamat olursun. Puşt, ışarat, yalayıcı olursun. Onur seni özler ar yolun gözler.
Mor şalvar boz dolak ve karalastik.
Al ver nefes adı’yaşamak’ dedik.
Sevmek ayıp(günah) ne de sevilebildik.
Sevda yolun gözler aşk seni özler.

Yine göç ediyor Avşar elleri.
İğdir, Eymir, Kınık Yörük erleri.
Koca bir topmuş Dünya dedikleri. Sıla seni özler yurt yolun gözler.
Efkani, bu çağda her şey makine. İcat edenlerin gitsin göz(t)üne. Kalmamış komşuluk bitmiş imece Derviş seni özler pir yolum. Eren seni özler dost yolun gözler
ANNEME MEKTUP
İsteksiz evlilik, zorunlu cinsellik sonucu,
Döl yatağına düşmemle Mutluluğun acı olmaya başlamış anne.
Dokuz ay on yedi gün beni taşımışsın.
Verdiğim acıları, mutluluk olarak almışsın.
Yediğini yemişim, içtiğini içmişim.
Sen aç iken seni yemişim, Ciğerlerini zorlamışım, Böbreklerini bozmaya çalışıriken. Biran olsun bile isyan etmeden. Acıyı aşk ederek beni sevmişsin, Beni yaşamış yaşatmışsın Anne.
Zaman daralmış an gelmiş. Ayağında kara lastik, bacağında mor şalvar,
Başında boz dolak Aylardan temmuz, gölgede ısı otuz.
Sırtında buğday şeleği karnında ben.
Ve ben beş kilogram…
Sen, yılların hamalı,
Taşır iken şeleği ve beni.
Çıkmak istemişim dışarı.
Sancılar önce ara ara sonra sık sık gelmiş. Gelince sancılar yürüyememiş durmuş Dinlenmişsin.
Geçince sancılar,
Hızla yola koyulmuş yolu bitirmişsin. Saatlerce sürecek doğum,
Sen şılına gelince bitmiş.
Sırtındaki şelek şılına,
Ben şalvara düşmüşüm.
Ebesiz, doktorsuz.
Kan ile kir ile
Göğüslerinden akan ter ile.
Ama yüzdeyüz yaşama sevinci ile Anne.
İlk çığlık, dünya güzel,
Beni selamlayan güneş güzel
Emerken memelerini dokunuş,
Dolup taşan ağzımdaki süt güzel.
Tanımsız bir yorgunluğun ardından,
İlk gülümseyiş, Birkaç damla gözyaşı güzel iken.
Sana verdiğim acılar devam etmiş. Okul çağıma kadar,
Yerli yersiz kırmışım.
Zamanlı zamansız ağlamışım.
Üzerimi çamur etmişim, yırtmışım.
Yine de hiçbir şey olmamışçasına,
Beni kollarına alıp
“Bebeğim, çocuğum Bir tanem üzme beni''
Diyerek sevmişsin okşamışsın,
Beni yaşamış yaşatmışsın Anne!
Okula başladığımda defter, kitap,siyah önlük
Kırmızı kalem aldın.
Tertemiz elbiselerle okula saldın.
Büyüyecek, vatanını sevecek Avukat olup haksızlığa karşı, Direnecek der iken,
En yeni elbisen on yıllık oldu.
Yamalı mor şalvarın başörtün soldu, Anne.
İlk, orta, lise bitti üniversiteli oldum.
Hala sırtında şelek, ayağında kara lastik.
Bacağında mor şalvar başında boz dolak.
Ve köyümün doğası acımasız
Okul masraflarımı karşılamak için,
Babamdan, arta kalan tek sulu tarlayı sattın.
Irgatlık ettin, bir günlük yevmiye ile
Sevgilime bir deste kızıl gül aldım.
Aşkı yaşadım, senin alın terinle Anne.
Düzene karşı ayaklanırken arşınladım sokakları,
Solcu Atatürkcü devrimci oldum.
Kızıla boyadım duvarları surları.
Bir adi ihbar ile, yakalanıp hapse girdiğimde,
Coplandığımda, hücreye tıkılıp
Çarmıha çekildiğimde,
O yalnız günlerimde,"bir dostunpir dostun"
Sen olduğunu anladım Anne...
İşte böyle anacığım.
Okul bitti dar günler sayılı günler geçti.
Avukat oldum paralı oldum.
Avrat da boncuk buldum.
Hayırsıza kul oldum.
Etiler de ev tuttum yoz oldum.
Baba oldum, sana yâd oldum.
Altmışı aşan yaşınla, ağaran saçlarınla,
Ali dayı ile gönderdiğin çökeleği yer iken.
Bu benim anam der iken.
Elini ve ayağının diplerini öpüyorum.
Bu duygu çökelek için değil,
Seni şimdi anladığım içindir.
Anacığım dert ortağım yürek bağım. Gelinin Yelka ve torunun Yelkan’nın, Ayrıca sana selamları var.
TORUN Ateş sönmez, korun kaldı. Evlat öldü torun kaldı, Sanırdım' ki sorun kaldı. Torun sana kurban,
Candan öte de canmışsın Atanın kanındanmışsın Kuzumdan da tatlıymışsın. Torun sana kurban.
Sürünmedin bebek Büyümedin çocuk gibi. Sanki kutsalbebe gibi Torun sana kurban
Dedesi’nin yaşam koçu. Eve getirdin bolluĝu. Acım ölenin boşluğu. Torun sana kurban.
Eli bize hısım ettin. Dost, arkadaş,kavum ettin. Efkani’ye ‘Kivre’ dedin. Torun sana kurban. Yaradan’a hayran. Yavrumun yavrusu. Canımdaki canan
Deprem
Köyümü deprem sallarmış Betonsuz evler yıkılmış Adsız mezarlar kazılmış Yoktur ki dehşetten farkı.
Emsallerim toptan ölmüş. Tuaf bir nesil yetişmiş. Sılam bana gurbet olmuş. Yoktur ki zulüm den farkı
Yaşım oldu gayri yetmiş. Dizimde derman tükenmiş. Sırtım yatağa yapışmış. Yoktur ki mezar dan farkı.
Otuz biti buldu kırkı. Duruyor ömrümün çarkı. Gurbet elde yapayalnız. Yoktur ki zindandan farkı.
Yazar’ım yapa yalnızsın. Varlık içinde yoksulsun. Sonsuz yolun başındasın. Yoktur ki ilkin den farkı.
Kara toprak beni alır. Çürür serim gül açılır Yarınlara kokum salır. Efkani adın anılır Yoktur ki döngüden farkı

OĞLUMA MEKTUP
Mektubunu bugün adım oğul.
Köy de mayıs ayının ortası,
Tarlalar yeşil,bağ ve bahçeler yeşil.
Kayısı çağla durumun da.
Çonduktan su fışkırıyor.
Yaz'a sağ selim çıkan Davar memnun,sığır memnun kara eşek memnun.
Dün değil evvelîsi gün şiddetli bir yağmur yağdı.
Yağmur değildi sanki
Fıratı köyün üstüne saratladılar.
Alinin Gol taştı, Cümenin hark taştı.
Abidinin ahırını su bastı.
Koyun kuzu telef olmadı,
Ama zarar ziyan çok…
Konu komşu yardım etti, su boşaltıldı.
Ahır temizlendi. Yer diz boyu çamur.
Yerküre ısınmış laf çok eylem yok,
Düşman olmuş karatoprağa yağmur.
Vayy köyler wayy köylüm.
Mektubunu aldım Okur-yazar a gidiyorum.
Güneş vurdukça toprak kaynıyor,
Güneş vurdukça sırtım suratım ısınıyor.
Güney yarımküre‘ye yaz geliyor
Elim de mektup, düşüm de sen
Gökyüzü mavi,yaş altmış,giden gençlik
Al hava ver nefes adı yaşamak
Geri sayım başladı biten ömür.
Ve dizlerim ağrıyor. Yol bitti...
Efkani kapıda idi, elinde domates fideleri,
Elinde hıyar tohumları ve biber fideleri
Bostan yapacakmış kavaklığın bir köşesini.
Elinin çamurunu yıkadı.
Sefalar getirdin Fatma bibi dedi.
Mektubu aldı, zarfı açtı
İçerisinden çıkan parayı bana uzattı.
Hüzün ile "Mektup bilgisayar ile yazılmış “dedi.
Mektup elle yazılır diye ekledi.
Cümleleri kelimeleri, harfleri tek tek okudu.
Eeey oğul ey, canımdan bir parça,
Sen! neleri düşünmüş?
Sen! Neleri anımsamışsın,
Sen olanları unutmam

Address

Turan Emeksiz
Malatya

Telephone

+497261144693

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when inönü üniversitesi Fizik posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share

Category