Dahi'ler

Dahi'ler

Share

Dumlupınar Ahmet Haşhaş ilköğretim Okulu 1-D sınıfı iletişim sayfası

Photos from Dahi'ler's post 04/12/2014
Photos from Dahi'ler's post 05/06/2014

Ilk piknigimiz :)))))

Photos from Dahi'ler's post 25/01/2014

Yerli malından....

Photos from Dahi'ler's post 25/01/2014

Lider e veda

Photos from Dahi'ler's post 21/01/2014

Ilk zamanlar

28/11/2013

Özgür BOLAT - Çocuklara ceza vermek yerine, ne yapmalı?

İpek Şenoğlu Wimbledon’da oynayan ilk Türk kadın tenisçi.
Küçük yaşta bir turnuvada maçı kaybedince raketi fırlatıyor. Raket kırılıyor.

Babası yanına geliyor. “Kızım haftaya maçın yok mu?” diye soruyor.

İpek de var diyor. “Eee, raketin kırıldı. Nasıl oynayacaksınız?”

Bu soruda çok önemli bir mesaj olduğunu İpek yıllar sonra anlıyor. Nedir bu önemli mesaj?

DAVRANIŞ MEŞRULAŞIR

Annenin tüm uyarılarına rağmen çocuk ödevini yapmıyor. Anne de tehdit ediyor.

“Ödevini yapmazsan, bugün bilgisayarla oynayamazsın.”

Çocuk ödevini yapmıyor. Bilgisayarla da oynamıyor. Ödev yapmamak meşrulaşıyor.

AĞIR CEZA

Bu yöntemin işe yaramadığını gören anne, cezayı arttırıyor.

“Ödevini yapmazsan, bir hafta bilgisayarla oynayamazsın.”

Davranışla ceza arasında hiçbir ilişki yok.

Uçağa geç kalınca, ceza olarak evin elektriğini kesmeye benziyor.

Çocuk ödevini yapıyor ama çocukta kızgınlık, intikam ve değersizlik duygusu oluşuyor. Çünkü davranış değil, çocuk cezalandırılıyor. Bu durumda ceza yerine ne yapmalı?

SORUMLULUK KAZANDIRMA

İlk adım olarak cezayı gerektiren durum ortaya çıkmadan önce yapılmış olması gereken şeyler var.

Ailenin prensipleri ve kuralları net şekilde belirli mi?

Ailelerden evdeki kuralları yazmasını istiyorum.

Ortaya çoğu ne zaman ne çıkıyor biliyor musunuz? Çoğu evde hiç kural yok.

“Sizin ailenizi tanımlayan prensipleri yazın.” diyorum. Aileler o anda akıllarına geleni yazıyor. Önceden belirlenmiş ve çocuklara rehberlik yapan prensipler yok.
Bu durumda çocuğun sorumluluk kazanması zor. Zaten cezayı gerektiren her olay çocuğun sorumluluğunu yerine getirmediği durumlarda ortaya çıkar.

PROBLEM ÇÖZME

Diyelim ki kurallar belli. Ama ceza gerektirecek durum yine de çıkıyor.

Bu durumda cezadan önce uygulanması gereken yöntem problem çözme.

Ödevini yapmayan bir çocuğa ceza vermektense, neden ödev yapmadığını anlamak ve çözüm üretmek.

Örneğin, araştırmalar çok net gösteriyor ki ödev yapmamanın en büyük nedeni bilgi ve beceri eksikliği. Becerisi yüzünden ödevini yapamayan bir çocuğu cezalandırmak, görme engelli bir insanı göremiyor diye cezalandırmaya benzer.

Bu durumda çocukla ve öğretmeniyle işbirliği halinde bu sorunu çözmek önemli.
Çocuk ailenin yardımıyla problemi anlasa, zaten kendisi problemi çözecektir.

CEZA DEĞİL, BEDEL

Diyelim ki kurallar belli ve aile problemi de çocukla işbirliği içinde çözmeye çalıştı ama hala sonuç alamadı.

Bu durumda bile ceza yok. Onun yerine bedel ödeme var.

Doğada ceza değil, bedel vardır. Saatinde gitmeyince, uçağı kaçırırsınız.

İPEK NE YAPTI?

Babasının İpek’e verdiği mesaj net.

“Raketin kırılmasından sen sorumlusun. Yeni raketin alınmasından da sen sorumlu olacaksın. Yani, bedeli ben değil, sen ödeyeceksin. Ben, sana yeni bir raket almam. Kendin almazsan haftaya oynayamazsın.”

Ceza yok, doğal bedel var.

İpek bir hafta çalışıyor ve raketini kendisi alıyor.

“Babam bana işte o gün sorumluluk almayı öğretti.” diyor İpek.

Zaten gerisini biliyorsunuz. İpek, Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi kadın tenisçilerden.

DOĞAL BEDELLER

Eve geç gelen çocuk kendi yemeğini kendi hazırlar.

Bir haftalık harçlığını bir günde harcayan çocuk harçlıksız kalır.
Bedel ödeme durumunda hedef çocuk değil, davranıştır. Çocukta kin ve nefret oluşmaz.

İşte bu üç davranış (aile kuralları, problem çözme ve bedel ödetme) çocuğa sorumluluğu öğretir. Sorumluluğunu bilen bir çocuk ceza gerektiren bir duruma kendini sokmaz zaten.

07/11/2013

Özgür BOLAT - Çocuklar neden oyun oynamalı?

Puma bazen avını kovalarken ve yakalama ihtimali çok yüksekken, birden avının peşinden koşmayı bırakır.
Siz de merak edersiniz. Bu kadar yakınken, neden durdu?

Puma aslında çok ince bir hesap yapmaktadır. Avını yedikten sonra kazanacağı enerji, daha fazla koşmak için harcayacağı enerjiye değmeyecektir. Onun için koşmayı bırakır.

Buna da “aptal puma sendromu” denir.

Bu sendrom göstermektedir ki, doğadaki hiçbir canlı enerjisini boşuna harcamaz.

O zaman neden çocuklar, görünen bir yarar olmamasına rağmen, oyun oynayarak enerjilerini boşa harcamaktadır?

Yoksa oyun çocuğun hayatında kritik bir rol mü oynamaktadır?

TÜRLER VE OYUN

Hangi canlılar oyun oynuyor diye baktığımızda karşımıza ilginç bilgiler çıkıyor.

Davranışları içgüdüsel olan canlılarda oyun çok az.
Hayatı öğrenmeye dayalı olan türlerde oyun sayısı artıyor.
Kültürel yapı ne kadar karmaşıksa, çocukluk süresi o kadar uzun oluyor ve oyun o kadar fazla oynanıyor.
Canlının ömrü ne kadar uzunsa, oyun o kadar fazla oluyor (kamplumbağa gibi istisnalar var).
Omurgasızlar oyun oynamıyor.
Beyni büyük olan türlerde daha fazla oyun gözlemleniyor.
En fazla oyun beynin büyüme döneminde gözlemleniyor. Örneğin, yavru şempanzelerin davranışlarının %60’ı oyun. Büyüdükçe bu oran yüzde 10’a düşüyor.

OYUN NE İÇİNDİR?

Bütün bu bilgilerden oyunla ilgili nasıl bir çıkarım yapabiliriz?

Demek ki türün yaşamı öğrenmeye dayalıysa, o türde oyun var.
Demek ki oyun beynin gelişiminde etkin rol oynuyor.
Demek ki uzun bir yaşam için gerekli olan becerileri çocuklar oyun aracılığıyla öğreniyor. Yani, oyun bir gelişim aracı.

Peki, çocuk oyunla ne öğreniyor?

ÇOCUK NE ÖĞRENİYOR?

Londra Üniversitesinden Prof. Peter Smith çocukların oyunlarını analiz edince, dört ayrı kategori buluyor.

Dövüş oyunları, kaçma/saklanma oyunları, beslenme oyunları (problem çözme oyunlarının bir türü ) ve yetişkin rollerinin oyunlaştırılması.

Prof. Smith bir şey daha buluyor. Tüm oyunlarda iletişim var. Çocuklar çoğu oyunları başka çocuklarla oynuyor. Tek başına oynasa bile kendi kendine konuşuyor.

Yani aslında oyun çocuğu hem sosyal, hem bilişsel hem de fiziksel olarak geliştiriyor.

Kısacası oyunların büyük bir fonksiyonu var: çocuğu yetişkin hayatına hazırlamak.

Bu hazırlanma süreci o kadar önemli ki çocuk bu yüzden tüm enerjisini oyunla harcayabiliyor.

OYUNSUZ HAYAT

Oyun ile ilgili bir saptama daha var. Stresli durumlarda oyun oynama azalıyor.

Stresli durumlar bir tehlikenin göstergesidir. Böyle bir durumda insanlar gelecek için gelişimi bırakıp, o an hayatta kalabilmenin yolunu arar. Enerjisini hayatta kalmaya harcar.

Bir ceylan hemen karşısında bir aslan varsa, oyun oynamaz.

Çocuk oyun oynayamadığı zaman ne oluyor?

TEHLİKELİ ORTAM

Ortamda tehlike var zannediyor. Tedirgin ve stresli bir çocukluk yaşıyor. Duygusal gelişimi de duruyor.

Çocuk oyun oynadığı zaman kendini güvenli bir ortamda buluyor. (Görünürde aslan olmayınca oyun oynayan ceylanlar gibi.)

Bir çocuk güvenli ortamdan başka ne ister ki?

Oyun oynamayan bir çocuk ne sosyal, ne fiziksel ne de bilişssel olarak gelişir. Tedirgin bir çocukluk dönemi yaşar. Duygusal gelişim göstermez.
Ailesine güvenmez. Hatta onları suçlar.

Bu becerilerden yoksun bir çocuk da ileride mutlu da olamaz başarılı da.

Onun için çocuklarınızı oyundan mahrum etmeyin.

21/09/2013

Dr.Başak DEMİRİZ - Gençler, erken yatmanız şart!

Son beş yıl içinde çocukların uyku problemlerinde yüzde 26 artış görüldü.
Bu, bilgisayar kullanımının artışına bağlanıyor. İşin kötüsü, uyku problemi olan çocuklar, yetişkinlikte de uyku yoksunluğu yaşıyor.

Danışan: Kızım 14 yaşında, bu sene liseye başladı. Başarılı ve mutlu bir genç kız. Fakat bir problemimiz var ki çözemiyorum. Benim kızım gece yatmak bilmiyor. Okula gitmek için sabah 6’da kalkması gerekiyor. O kadar zor uyanıyor ki. Sabahları en az 15 dakikamız onu uyandırmaya çalışmakla geçiyor, sonra evin içinde telaş, gerginlik. Uykusunu almayınca hem yorgun, hem sinirli oluyor.
- Dr. Demiriz: Az uyku bütün bunlara neden olabilir.
Danışan: “Gece en geç 10:30’da yatman lazım” diyorum ama bir türlü yatıramıyorum. “Yatsam da uyuyamıyorum” diyor. Bütün gece ya arkadaşlarıyla mesajlaşıyor ya da bilgisayardan dizi seyrediyor.
- Dr. Başak: Gençler ergenliğe girince, sabah kaçta kalkarlarsa kalksınlar yatma saatleri 11, 12’leri buluyor. Uzmanlar, bedenimizin biyolojik saatinin ergenlik sırasında değişime uğradığını söylüyor. Bu değişimin nedenini, uyumamızı sağlayan melatonin hormonunun ergenlik döneminde daha geç saatlerde salgılanmaya başlanmasıyla açıklıyorlar. Daha geç uykuları gelen ergenlerin uyku ihtiyaçlarını giderebilmeleri için daha geç uyanmaları aslında en kolay çözüm. Fakat okullar o kadar erken başlıyor ki, bu mümkün değil, sonuç olarak ergenlerin çoğunda, uyku yoksunluğu var. Buna ek olarak, gece saatlerinde sürekli bilgisayar kullanan veya televizyon seyreden kişiler uyumakta zorluk çekiyorlar. Tokyo Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, beyindeki uyku merkezinin, bilgisayar veya televizyondan gelen ışığı, “gündüz daha bitmedi” diye algılayarak uyku sinyalleri göndermediğini bulmuş. Son beş yıl içinde, çocukların uyku problemlerinde yüzde 26 artış görülmüş. Bu, bilgisayar kullanımının artışına bağlanıyor. İşin kötüsü, gece 10-11’den geç uyuyan çocukların biyolojik saatleri bozulduğundan, yetişkin olduklarında da uyku problemleri ve sürekli bir uyku yoksunluğu yaşıyorlar.
Danışan: Hafta sonu uyusa, uyku yoksunluğunu giderebilir mi?
- Dr. Başak: Hafta sonu sabah geç kalkarsa açığı kapatır ama oturtmak istediği düzeni oturtamaz ve hafta içi tekrar uyku yoksunluğu yaşar. Okul günleri, günde 2 saat az uyuyan gencin, haftada 10 saat az uyuduğunu düşünürsek neden birçok gencin yorgun, sinirli, huysuz, depresif olduğunu anlayabiliriz. Uykusuzluğun kişinin psikolojisi üzerinde birçok olumsuz etki yaptığı kanıtlanmıştır.
Danışan: Psikolojisinin yanında okul başarısını da etkiler mi?
- Dr. Başak: Uyku beynin gıdası ve çocukların zeka kapasitelerini artırıyor. Daha fazla uyuyan çocukların IQ’sunun daha fazla olduğu tespit edilmiş. Diğer yandan, az uyku okul performansına zarar veriyor. Araştırmalar, yüksek notların, erken yatmak ve yeterli uyumak ile arasında bir bağlantı olduğunu gösteriyor. Yeteri kadar uyuyan çocuklar duygularını ve davranışlarını daha kolay kontrol edebiliyor, arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle daha az çatışma yaşıyorlar.

ÇOCUKLAR 10-12, ERGENLER 9 SAAT UYUMALI

Danışan: Kaç saat uyuması gerek?
- Dr. Başak: Uzmanlar, çocukların en az 10-12 saat, ergenlerin ise 19 yaşına kadar en az 9 saat uyumaları gerektiğini söylüyor
Danışan: Kızım benim o kadar ihtiyacım yok diye tutturuyor.
- Dr. Başak: Onun ve diğer gençlerin asıl problemi gece uykularının gelmemesi. Aslında 9 saat uykuya ihtiyaçları var.
Danışan: Demek ki gece uykusunun gelmiyor olması uykuya ihtiyacı olmadığı anlamına gelmiyor. İkisinin ayrı şeyler olduğunu açıklayacağım. Peki ona nasıl yardımcı olabilirim?
Dr. Başak: Kızınızın erken yatabilmesi için ona destek olabilir, “bunu beraber halledebiliriz” şeklinde kararlı bir tutumla ona yol göstermeye başlayabilirsiniz.

BUNLARA DİKKAT

1- Her gün aynı saatte yatmalı, böylece bedenin uyuma vaktine alışmış olur.
2- Gündüz okuldan gelince 30 dakikadan fazla uyumamalı.
3- Düzenli egzersiz yapmalı. Ama yatmadan hemen önce değil; en az 3 saat önce sporu bırakmalı.
4- Saat 4’ten sonra kafein içeren içecekler içmemeli.
5- Yatmadan hemen önce şiddet, korku, aksiyon içerikli filmler seyretmemeli, kitaplar okumamalı.
6- Işık, beynimize “uyanma vakti geldi” sinyallerini yollar ve uykuya dalmayı güçleştirir. Bilgisayar, televizyon ve telefonla mesajlaşmak gece karanlıkta parlak ışık yaydığından, uyumadan en az 1 saat önce bu tip elektronik aletleri kapatmalı.
7- Uyuyabilmek için ortamın uygun olması sağlanmalı; oda karanlık, serin, sessiz olursa uykuya dalmak kolaylaşır.
8- Sınavlara çalışmayı, ödevleri, projeleri son dakikaya bırakmamalı. Son dakikaya bırakıldığında hem stres daha fazla olur hem de çalışma gecenin ilerleyen saatlerine sarkar.
9- Yatmaya yakın şekerli yiyecekler tüketmemeli.
10- Uyumayan arkadaşların etkisinde kalmamalı.

19/09/2013

Veli ile öğretmen ilişkisi nasıl olmalıdır?

Çoğu öğretmen , veliler tarafından yeteri kadar desteklenmediklerini düşündükleri için onlardan şikayetçi..

Aynı şekilde veliler de eskisi kadar öğretmenlere güvenmiyor.

Bu durumda da çocuk zarar görüyor.

Veli ile öğretmen işbirliği yapmadıkça, sürdürülebilir başarıyı yakalamak mümkün değil. Peki bu işbirliği nasıl olmalı?

TUTUM BİRLİĞİ

Öğretmenin sınıfta çocuğa kazandırmak istediği birçok tutum, davranış ve bakış açısı evde desteklenmeyince öğretmen çok yol alamıyor.

Daha da kötüsü bazen öğretmenin değerleri ile ailenin değerleri çatışıyor.

Örneğin, öğretmen çocuğa sorumluluk kazandırmak istiyor ama aile çocuğa evde hiçbir sorumluluk vermiyor.

Tersi de mümkün. Özellikle üst düzey eğitim almış aileler, öğretmenlerin tutumlarından rahatsız olabiliyor.

Bundan dolayı aile ile öğretmen arasında işbirliği olmalı ki değerler ve tutum birliği sağlansın ve çocuk zarar görmesin.

DENETLEYİCİ ROL

Birçok öğretmen için aile denetleyici rolü üstlenmiş durumda.

Öğretmen, kendisinin veli tarafından denetlendiğini hissediyor ve aileye, dolayısıyla da çocuğa karşı bir antipati oluşturuyor.

Aile denetleyici rolünden sıyrılıp, paydaş rolüne geçmedikçe zararı yine çocuk görüyor. Paydaşlık ise sadece öğretmen ile aile arasında bir güven ilişkisi olduğu zaman mümkün. Bu da düzenli diyalog ile sağlanabilir.

SORUN REDDETME

Çoğu aile çocuğunun sorunlarını kabullenmek istemiyor. Çocuğunu en iyi olarak gösterme eğiliminde.

Üstelik çocuk sınıfta farklı, evde farklı davranabiliyor. Öğretmen durumu aile ile paylaşınca, aile sorunları reddedebiliyor ve hatta öğretmeni de çocuğu tanımamakla suçlayabiliyor.

Okullarda en iyi olma savaşı yaşandığı için, aileler eksiklikleri kabullenmek istemiyor. Bu durumu düzeltmek de yine güvene dayalı bir ilişki kurmakla mümkün.

BİLGİ PAYLAŞIMI

Aileler çocukları ile ilgili bilgileri düzenli olarak öğretmen ile paylaşmadıkça, öğretmen çocuğa yeteri kadar yardımcı olamıyor.

Aileden düzenli bilgi gelmedikçe, öğretmenler çocukların gelişimini de tam takip edemiyor. Okullar bu bağlamda düzenli bilgi akışını sağlayacak kanallar kurmalıdır.

AİLE EĞİTİMİ

Yaşanan sorunları çoğu aile temelli oluyor.

Gerçekçi olmayan yüksek beklentilere sahip olma, sınır koymama, çok katı kurallar koyma veya yargılama gibi davranışlar çocukta sorun yaratıyor.

Bu bağlamda öğretmenler ailelere eğitim sunarsa, aile kendini değiştirebiliyor ve bu paylaşımın olumlu etkisi de çocuğa hemen yansıyor.

SINAV BAŞARISI BEKLENTİSİ

Birçok aile, okulu sınava hazırlayan bir kurum ve öğretmenleri de çocuklara bilgi aktaran kişiler olarak gördüğü için öğretmenler yeni yöntemler deneyemiyor.

Deneyenlere ise aileler tepki gösterebiliyor ya da öğretmenler bu beklentiden dolayı üzerlerinde sınav için öğretme baskısı görüyor.

Aslında hayat başarısını ve mutluluğu ön planda tutan birçok veli var ama öğretmenle bu bağlamda işbirliği yapamıyor çoğu zaman.

OKULLAR NE İÇİNDİR?

Okullar çocukları sınava değil, hayata hazırlayan kurumlar olmalı.

Bundan dolayı da aileler, çocukları için öğretmen ile işbirliği yapmalı. Sadece toplantıdan toplantıya okula uğramak ya da öğretmen ile ara sıra konuşmaktan ziyade, düzenli planlama ve gelişim toplantıları yapılmalı.

Gerçek başarıya ancak öğretmen ve aile arasında sağlanacak tam bir işbirliği ile ulaşabiliriz.

Özgür Bolat / Hürriyet

Want your school to be the top-listed School/college in Konya?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Website

Address


Konya