Kişisel Gelişim ve Farkındalık Eğitimleri İZMİR

Kişisel Gelişim ve Farkındalık Eğitimleri İZMİR Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Kişisel Gelişim ve Farkındalık Eğitimleri İZMİR, Education, gazi bulvarı no:114 moden iş merkezi, Konak.

04/10/2022

EVET ! OKULLARDA “ADABI MUAŞERET” OKUTULMALIDIR !
-Öyle çatal solda bıçak sağda falan değil (!)
-Günaydın demek mesela… Gülümsemek… Selam vermek… Hatır sormak…
-Gürültü yapmamak mesela… Korna çalmamak, bağıra çağıra konuşup, hayâsızca gülmemek…
-Yol vermek, yer vermek mesela… Zeki(!) olduğunu sanarak kırmızı ışıkta geçmemek mesela…
-Tükürmemek, yerlere bir şey atmamak, arabanın küllüğünü yola boşaltmamak mesela…
-Sırada beklemeyi bilmek, ne kadar akıllı olursan ol (!) önlere kaynamaya çalışmamak mesela
-Hayvanlar kötü davranmamak, eziyet etmemek mesela…
-Sokak hayvanlarını besliyorum diye akşamdan kalma nohut tenceresini kaldırıma boşaltmamak mesela…
-Ayakkabıları daire girişinde çıkarıp, karman çorman bırakmamak mesela…
-Bisiklet yolundan yürümemek, donla denize girmemek mesela…
-Mangal kültürünü bir nizama sokmak mesela… İki pirzola için koca ormanları yakmamak mesela…
-Kurban kesmenin adabını bilmek, kurbana baltayla girişmemek mesela
-Adabı muaşeret dersinin adı “insan olma dersi olarak değişmelidir ayrıca!
EMİNİM SİZLERİN DE EKLEYECEĞİ DAHA ÇOK ŞEYLER VARDIR, DEVAM EDEBİLİRSİNİZ… ama biz bu derste sınıfta kaldık, çünkü okular da, Adabı-Muaşeret varmı yok(?) eklemek isteyenler varsa buyrun eklesin...

20 Mısır yetiştiren bir çiftçi, her yıl en kaliteli mısır ödülünü alırmış. Çiftçi, ödül aldığı mısırların tohumlarını da ekmeleri için komşularına dağıtırmış.
Bunu öğrenen bir gazeteci röportaj yapmak için çiftliğe gelmiş. Gazeteci çiftçiye sormuş:
“Seninle her yıl aynı yarışmaya giren komşularına, kaliteli tohumlarından vermeyi nasıl göze alabiliyorsun?”
Çiftçi cevap vermiş: “Yoksa bilmiyor musun? Rüzgar, olgunlaşan mısırlardan polenleri alır ve tarla tarla dağıtır. Eğer komşularım kalitesiz mısır yetiştirirse çapraz tozlaşma sonucu her geçen yıl ürettiğim mısırın kalitesi düşer. Eğer kaliteli mısır yetiştirmek istiyorsam, komşularıma da kaliteli mısır yetiştirmeleri için yardım etmeliyim”.
Yaşamlarımız da böyledir. Hayatlarını anlamlı ve iyi bir şekilde yaşamak isteyenler başkalarının hayatlarını da zenginleştirmelidir. Bir yaşamın değeri dokunduğu hayatlarla ölçülür. Ve mutluluğu seçenler, başkalarının mutluluğa ulaşmasına yardım etmelidir. Birimizin refaha ulaşması, herkesin refaha ulaşmasına bağlıdır.
Buna başarının ilkesi diyebilirsin,Ya da hayat kanunu...
Hiçbirimiz kazanamayız, hepimiz birden kazanmadıkça…......

26/11/2021

‎Yüksel Köksal kişisinden

MUTLULUĞUN PEŞİNDEN GİTMEK 500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. ...
09/02/2020

MUTLULUĞUN PEŞİNDEN GİTMEK

500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.
Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi. Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu.
5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı.
Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.
Konuşmacı dedi ki: "Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. Ve insanların yaşam amacı da budur...mutluluğun peşinden gitmek."

Mehmet Aslan
Internationela Reiki Master Teacher

Günaydın
31/01/2020

Günaydın

23/01/2020

LÜTFEN İYİ OKUYUN

Bir uçak yolculuğunda yan koltukta oturan bir adamın alyansını sağ elinin işaret parmağına taktığını fark eden yazar ''Bayım alyansınızı yanlış elinize takmışsınız!'' Adam bunun üzerine; ''Yanlış kadınla evlendim de ondan!'' diye karşılık verir.. Yazar Ziglar bu anıyı aktardıktan sonra şöyle sorar; ''Peki ya bu adam doğru adam mı? Yani kadın doğru adamla mı evlenmiş?

Yazar kitabında şu öyküyü anlatır.. ''Yıllar önce Hawai''de başlık parasına benzer bir uygulama revaçtadır. Bir erkeğin sevdiği kızla evlenebilmesi için kızın ailesine belli sayıda inek vermek zorundadır. İnek sayısının 10 adet olması gerekmekle birlikte kızın özelliklerine göre bu sayı değişebilmektedir.. Ve adada iki kızı olan bir adam yaşamaktadır. Kızlardan büyük olanı bizdeki deyişle -kabul görmeyen- tipte, şanssız bir kızdır ve babası ona 3 inek fiyat biçmiştir; 2 inekli bir teklifi de kabul edecektir; hatta iyi bir pazarlıkla 1 ineğe fit olmaya razıdır.. Bir gün adanın zenginlerinden J***y Lingo bu eve geldiğinde herkes onun diğer kızı isteyeceğini düşünür. Oysa yaşlı adamı sevince boğarak büyük kıza talip olur. Herkes en azından isteneni yani; 3 inek ödeyeceğini düşünürken J***y yanında 12 tane inekle gelmiştir!!.. O dönemlerde normal bir balayı ortalama bir yıl sürmektedir ama gelin ve damat iki yıllık balayı planlamıştır.

Damatla gelinin dönmesinin beklendiği gün ahaliden biri dönüşlerini haber vermeye gelir gelmesine ama gelenlerin Jony ve eşi olduğundan emin değildir. Aslında J***y''i tanımıştır fakat kızdan emin olamamıştır; yaklaşan kadın çok güzel, zarif birisidir. İyice yaklaştıklarında kimsenin tereddütü kalmaz. Fakat kızın güzelliği, cazibesi ve çekiciliği en eleştirici gözle bile reddedilmeyecek ölçüdedir. Yakından bakanlar Johnny''nin 12 inek karşılığında iyi bir alışveriş yaptığını düşünürler.'' Yazar işin püf noktasını şöyle özetler; ''Johnny 12 inek ödedi, kız 12 ineklik bir kadın haline geldi.'' Bu hep böyle olmaktadır; eşinize veya sevgilinize verdiğiniz değer, ona kazandırdığınız değerdir. Aslında ''doğru adam'', ''doğru kadını'' inşa eder, ''doğru kadın'' da ''doğru adamı...
Alıntı

Zeynep Kamil Hastanesinin Kuruluşu Genelde  masallarda böyle aşk öyküleri olur. Ya da eski Türk filmlerinde...Yoksul del...
13/01/2020

Zeynep Kamil Hastanesinin Kuruluşu

Genelde masallarda böyle aşk öyküleri olur.
Ya da eski Türk filmlerinde...
Yoksul delikanlı, güzeller güzeli prensese aşık olur.Bizimki de böyle bir gerçek öykü!
Tarihin sevgi bahçesinde yeşeren bir izdivaç… Sürgünlere, tehditlere direnen, acıyı bal eğleyen bir aşk.
Mısır’da doğan, İstanbul’da ölümsüzleşen bir yüce sevda ,Prensesimiz Züheyla Zeynep, Yoksul delikanlımız ise Yusuf Kamil,O zaman başlasın hikaye...
Yusuf Kamil yoksul bir ailenin çocuğuydu.. Malatya’nın Arapgir’in de doğdu ve küçük yaşta yetim kaldı. Amcası Osman Paşa onu yanına aldı, okuttu.
Zeki, becerikli, dürüst ve çalışkandı.
Bilgi ve yetenek olarak yaşıtlarından farklıydı.. 21 yaşında Divan-ı Hümayun Kalemi’ne katip oldu.4-5 yıl İstanbul’da çalıştıktan sonra Mısır’a Vali Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın sarayına atandı.
Züheyla Zeynep Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın 3 kızından biriydi..
Hidiv Sarayının prensesiydi..
Duygusaldı, narindi.. Yüreği insan sevgisiyle doluydu.Kahire’nin yoksullarına yardım eder, Herkesin dertleriyle ilgilenirdi.Büyüdükçe güzelleşti.İsteyeni çoktu.babası üstüne titriyor ve kızına layık ince ruhlu birini arıyordu.
Kader Yusuf Kamil ile Züheyla Zeynep’i Kahire’de buluşturdu.
Katip Kamil, Hidiv Sarayında işe başladıktan sonra Vali Mehmet Ali Paşa ile tanıştı.Kısa sürede gözüne girdi, güvenini kazandı.. Konuşması ve yazılarıyla öylesine etkiledi ki, bir süre sonra Mısır Hazinesinin katibi oldu.
Yeni görevi nedeniyle sık sık valinin yanına çıkıyor ve kızı Züheyla Zeynep’i görüyordu.
İkisi de birbirinden etkilenmişti.Yusuf Kamil ne zaman valinin yanına çıksa, Zeynep’in yüzü kızarıyor, kalbi sanki yerinde duramıyordu.Gel zaman, git zaman Kamil, Mehmet Ali Paşa’ın evladı gibi oldu.Sürekli rütbe atlıyordu.30’lu yaşlara gelince artık albaydı.Ve bir gün Paşa,kamili yanına çağırdı. “Zeynep ile birbirimize yakışıyorsunuz.Kızımı sana nikahlıyorum”. dedi. Dillere destan bir düğün yapıldı ve prenses Zeynep, yoksul delikanlı Kamil’e nikahlandı.. Ancak, sarayda bu evliliğe karşı çıkan çoktu.Kim oluyor da bu Kamil denen sıradan bir halk çocuğu Kavalalı ailesinden kız alıyordu.Nikah öylesine tepki almıştı ki, Sarayın huzuru kaçmıştı.Mehmet Ali Paşa ortalık yatışsın diye Kamil’i kısa süreliğine İstanbul’a gönderdi.. 1845 yılıydı.. Sultan Abdülmecid, kızı Adile Sultan’ı evlendiriyordu.Kamil bizzat sultana Mehmet Ali Paşa’nın tebriklerini ve hediyelerini sunacaktı.. Sultan ile aralarında sıcak bir dostluk oluştu. Abdülmecid onu Mirimiranlık(beylerbeyi) rütbesine yükseltti. Kamil Mısır’a geri döndüğünde bütün kayınbiraderleri ile Mısır’ın ileri gelen eşraf ve devletlularını kendisine cephe almıştı.
Bir süre sonra Kamil ile Zeynep’in mutlu hayatı kabusa dönüştü.Önce Mehmet Ali Paşa, ardından yerine geçen oğlu İbrahim Paşa öldü.. Yeni vali Abbas Paşa, Kamil’e diş bileyenlerin başında geliyordu.Koltuğa oturur oturmaz Kamil’e boşanacaksın dediler.Direnince Asvan’a sürgüne gönderdiler.Hastalandı, doktor istedi vermediler.. “Ya boşanacaksın, ya zindanı boylayacaksın” dediler..
Tam zindanı boylayacakken, prenses Zeynep’in gönderdiği terliği aldı Kamil.. Ve terliğin astarındaki gizli aşk mektubunu okudu.. “Hastasın, zindana girme..Seni ömrümün sonuna kadar bekleyeceğim” Kamil bu satırları okuduktan sonra gönül rahatlığıyla ve hiç tereddüt etmeden kendisine zorla uzatılan boşanma belgesini imzaladı.
Zaman su gibi aktı.. Kamil’in sürgündeki üç ayı dolmuştu.
Bir yolunu buldu ve Sultan Abdülmecid’i durumundan haberdar etti.
Çok sinirlenen sultan Abdülmecid, Mısır Valisi Abbas Paşa’ya sert bir ferman gönderdi. “Bizzat kendin Asvan’a gidip, Yusuf Kamil’i sağ salim buraya göndereceksin” Ferman padişahındı.. Sürgün bitmiş, Kamil İstanbul’a dönmüştü.. Sıra prenses Zeynep’i getirmeye kalmıştı.. Yine bir yolunu buldu ve derdini sultana açtı.Abdülmecid, Abbas Paşa’ya yine bir ferman yolladı.. “Tez elden Züheyla Zeynep hanımı İstanbul’a gönder” Abbas Paşa tez elden gönderdi Prenses Zeynep’i.. Yıllar sonra Kamil ile Zeynep nihayet birbirine kavuşmuştu.. Eski evlilere ikinci kez nikah kıyıldı.
Damadın şahidi Sadrazam Reşit Paşa, gelinin şahidi ise Şeyhülislam Arif Hikmet Bey oldu.. Üsküdar’da bir yalıya yerleştiler.
Zeynep, kocasına kavuşmasının mutluluğuna tutunmuş, iyiliklerini de artırmıştı. Nerede bir şeye ihtiyaç var, koşuyordu. Tüm bu iyiliklerin ve aşklarının arasında yaş aldılar.fakat bir çocukları olmadı. Onlar da hayıflanmak yerine birçok yetime ana baba oldular. Sonra Üsküdar Nuhkuyusu’nda bir arsa aldılar ve 100 yataklı bir hastane kurdular. Hastalar burada ücretsiz bir şekilde şifalarını buldu.
Geri kalan her şey de en ufacık bir noktasına kadar düşünülmüştü. Göz kamaştıran bahçesi, külliyesi.Hatta külliyeyi bir de camii ile taçlandırdılar.Hatta zamanı geldiğinde yan yana ölümsüz aşklarıyla yatacakları türbeyi bile unutmadılar.
Yıllar sonra bugün, Hastanenin bahçesindeki türbede Prenses Zeynep ile yoksul delikanlı Kamil yan yana yatmaktadır.Çok insan Zeynep Kamil’i tek bir kişi sanır. Oysa bu hastane bize Zeynep hanım ile Kamil beyden kalan bir hatıradır.1862’de kurulmuş bu hastane, bugün bulunduğu semte de adını veren, “Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi” adıyla bildiğimiz o yer. Mısır’da doğan, tarihin sevgi bahçesinde yeşeren ve İstanbul’da ölümsüzleşen bir aşktır “Zeynep Kamil Aşkı” Onlar 18’nci yüzyılın “Ferhat İle Şirin’idir.Ve bu aşk hikâyesi efsane değil, gerçektir.1,5 milyona yakın doğum ’un gerçekleştiği Zeynep Kamil Çocuk Doğum Hastanesinde doğan,
Barış Manço,
Bülent Ersoy,
Burcu Esmersoy,
Zara,
Nadide Sultan ve Murathan Mungan gibi, meşhur olmuş çok sayıda siyasetçi, sanatçı ve sporcu bulunuyor.
Üsküdar’ın Zeynep Kâmil semtine adını veren Zeynep Kâmil Çocuk Hastanesinde, yüzyılı aşkın bir süreden bu yana dünyaya gelen tüm kız bebeklerin göbek bağları Zeynep, erkek bebeklerin göbek bağları ise Kâmil adıyla kesiliyor…

Alıntı

01/01/2020
Akşam eski bir ajandama 2014 yılı sonunda 2015 yılında olmasını istediğim ve OL deyip İZİN verdiğim iş ile ilgili durumu...
23/12/2019

Akşam eski bir ajandama 2014 yılı sonunda 2015 yılında olmasını istediğim ve OL deyip İZİN verdiğim iş ile ilgili durumu yazmışım. 2 ay içinde satır satır aynen OLMUŞ.

SİZLER DE 2020 NİYETLERİNİZİN OLMASINA İZİN VEREREK YAZMAYA BAŞLAYIN.

Biz İZİN verdik RABBİMİN İzni ile OLdurmaya
ŞÜKÜR
OLDU BİLE
#2020


BARDAĞI  YERE BIRAKIN BU GÜN………Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı.Herkesin göreceği bir şekilde...
13/12/2019

BARDAĞI YERE BIRAKIN BU GÜN………

Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı.
Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu.

-"Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?"
-50gm!' .... '100gm!' .....'125gm'..diye öğrenciler yanıtladı.
-"Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem, " dedi profösör, "ama, benim sorum şu ki :"Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?"
-'Hiçbir şey' diye yanıtladı öğrenciler.
-"Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?" diye sordu profesör bu kez.
-"Kolunuz ağrımaya başlardı efendim" diye öğrencilerden biri yanıtladı
-"Haklısın, peki şimdi ben 1 gün boyunca tutsam ne olurdu?"
-"Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı, batar vs gibi sorunlar yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!".

Tüm öğrenciler çeşitli yorumlar yaptı ve gülüştüler.

-"Çok iyi. Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu?"diye sordu profesör.
-"Hayır." diye yanıtladı herkes.
-Peki o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan neydi?

Öğrenciler bulmaca çözermişçesine düşünmeye başladılar.

-"Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?"diye tekrar profesör sordu.
-"Bardağı bırakın düşsün!" diye öğrencilerden biri yanıt verdi.
-"Kesinlikle! " dedi, profesör.

"Hayatın problemleri de böyle bir şeydir. Onları kafanda birkaç dakika tutarsın. Bir sorun yokmuş gibi görünür. Uzun bir süre düşünürsün. Başınız ağrımaya başlar.Daha uzun düşünün. Artık seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana neden olur.Hayatınızdaki mücadeleleri ve problemleri düşünmek önemlidir,Fakat DAHA ÖNEMLİSİ onları her günün sonunda, uyumadan önce yere bırakmaktır (bardak gibi). Bu şekilde strese girmez, ve her gün taze bir beyin ile uyanır ve her konuyla ve yolunuza çıkan her mücadele ile başa çıkabilecek güçte olursunuz!

"Bardağı yere bırakın bugün!"
Alıntı
Yüksel Köksal
Aile Danışmanı
Kişisel Gelişim Profesyoneli

😁😁
19/11/2019

😁😁

Address

Gazi Bulvarı No:114 Moden Iş Merkezi
Konak
35210

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kişisel Gelişim ve Farkındalık Eğitimleri İZMİR posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The School

Send a message to Kişisel Gelişim ve Farkındalık Eğitimleri İZMİR:

Shortcuts

Share

Category