06/08/2017
Isparta'da 2011'de liseden mezun olan Mehmet Çilenger vasat bir öğrenciydi. "Ben kazanamam" deyip üniversite sınavına bile girmedi. Elma tarlasında babasına yardım etmeye başladı. Büyük şehirlerde çok para kazanırım diye il il dolaştı. Ancak hiçbir işte dikiş tutturamadı. Uzman erbaş olmaya karar verdi. Sağlık muayenelerinde renk körü olduğu anlaşılınca bu hayali de suya düştü.
Askerliğe Hakkâri'ye gitti. Komutanı, "Okumanın yaşı yok zararın neresinden dönsen kardır" deyince ilk kez üniversite hayali kurmaya başladı. Askerlik bitince memlekete döndü. Üniversite hayali devam ediyordu. Ancak ne elde vardı ne avuçta. 2016'da bir süpermarkette iş bulma umuduyla İstanbul'a geldi. İşe kabul edilmesi için hijyen eğitim belgesi alması gerekiyordu. Bu vesileyle Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı halk eğitim merkeziyle tanıştı.Belge almak için gittiği merkezde üniversite hazırlık kursları olduğunu öğrendi ve hemen kayıt yaptırdı. Kendine söz verdi üniversiteyi kazanacaktı. Ancak ne kalacak bir yeri ne de cebinde tek kuruş parası vardı.
Tam 2.5 ay boyunca gecelerini kütüphanelerde, sabahlarını ise parklarda geçirdi. Yoksulluğunu kimse anlamasın diye kılık kıyafetinin temizliğine hep dikkat etti. 2 pantolonu 3 gömleği vardı ama her zaman tertemiz dolaştı. Sabah namazından önce camilere gidip sürekli kirli çamaşırlarını yıkadı. Öğleden sonra ise hep kurslara katıldı. Akşamları 24 saat açık kütüphanelere gidip ders çalıştı, kafasını buradaki masalara koyup uyudu. Hiç kimseye durumunu anlatmadı. Öğretmenleri de kurs arkadaşları da Mehmet'in yaşadığı bu zor günleri çok sonra öğrendi. Kendisine yapılan hiçbir yardımı kabul etmedi.
Mehmet Çilenger, Aralık 2016'da İstanbul'da başvurduğu bir süpermarkette işe alındı. İlk maaşıyla kurstaki arkadaşlarına meyve suyu ve kurabiye getirecek kadar yüce gönüllüydü Mehmet kardeşimiz.
Arkadaşları, İstanbul, Kâğıthane'de Suriyeli mültecilerin kaldığı tek göz odalı, tuvaleti bile olmayan bir daire ayarladı. Çuvallardan yatak ve ders çalışma masası yaptı. Bu arada halk eğitim merkezindeki bir öğretmenden Fransızca dersleri almaya başladı. Fransızcada ileri düzeye kadar geldi. Fransızca kitaplar okumaya bile başladı.
Tam 9 ay boyunca hiçbir zorluğa yenik düşmeyip azimle çalışan Mehmet kardeşimiz, üniversite sınavını dereceyle kazandı. İlk 2 bine giren Mehmet kardeşimiz, tercihlerinin ilk sırasına yazdığı İbn Haldun Üniversitesi İlahiyat Bölümü'ne girmek için gün sayıyor.
Mehmet: "İslamiyet bir ilim dini. İlim öğrenmek dinimizde farzdır. Tüm dünyada yanlış tanınıyor, eksik biliniyor. Üniversiteyi bitirip İslamiyet'i doğru bir şekilde tüm dünyaya tanıtmak istiyorum" diyor.