KUTLULUK ÂŞİYÂNI

KUTLULUK ÂŞİYÂNI Bu sayfa Merhum Mehmed Feyzi Efendi (R.a) 'nin en yakın talebesi İlahiyatçı-Yazar Musa Özdağ Hocamızı sevenler tarafından açılmış ve kullanılmaktadır.

www.damlalar.web.tv
Değerli Hocamız Musa ÖZDAĞ Beyefendinin 1989 yılından bu tarafa devam edegelen sohbetleri ayından ayına kıraat olunarak ve Kelamullahın bütünü üzerinden yapılan sohbetler ile bir hatim tamamlanmış ve 2. olarak devam eden sohbetlerimiz her Cuma 19:30 da canlı yayında
Her pazar tefsir derslerimiz öğle namazını takiben canlı olarak yaynlanmaktadır

23/08/2026

Merhum Musa ÖZDAĞ Hocamızın 23/06/2006 Cuma Sohbeti Muhammed Suresi 21. Ayetten itb.
550- İnsana bu can, saflaşmak için verilmiştir.
 İnsan olarak Allah’tan başka dostunuz yoktur. (Sizin Allah'tan başka bir dostunuz ve yardımcınız yoktur. )(Ayet-i Kerime)
 (أَحَد ) “Ehad” ortadaki harekede bir değişme oldu. Bu hareke değişikliği ile “ehad”, “Uhud” a (أُحُد) inkılap etti. Onun varlık sırrında varlık sırrına eriştiler. Varlığın tadını, onunla anladılar. Varlığın sırrına onunla erişmişlerdir. Ahad ile Uhud özdeşleşti; Her ne kadar yara alsalar da…
 Kiminle gönül eğlendiriyorsunuz? O gün İbrahim, Azer’den kaçar. Nuh, Kenan’dan kaçar. Seven, sevdiğinden kaçar… Peygamber Aleyhisselam’da kaçar o gün. Ben söylemiyorum; “Abdullah Tüsteri” adlı ulu söylüyor: Peygamber Aleyhisselam Efendimiz, amcasından kaçar. Ona çok yalvarmıştı da dinlememişti.
 Eşini dostunu her gün cebinden çıkarıp çıkarıp arıyorsun. Rabbine gönül telinden kaç kere çaldırıyorsun? Gizlice ve Tazarru ile yalvarıp yakaralım. Dostlar gizlice buluşurlar. Açıktan buluşmanın bir tadı yoktur. Gizlice buluş! Sağ elinden sol elinin haberi olmasın. Sol gözün, sağdan haberi olmasın. Vücudundaki bütün ikilikleri bırak; O tektir. Teki sever.
 Bilmek var, bilmek var. Daha ötesi bilmek var. Sen hangi bilmekten biliyorsun. İlmek ilmek, bilmek var. Ne kadar yükselirsen yüksel, ne kadar bilirsen bil, yine O’na ihtiyacın var. Bu ne güzel bir ihtiyaçtır! Biz O’nun tutkunuyuz. Biz O’nun bağlılarıyız. Daha çok bağla ey ulular ulusu! Âmin.
 Kur’an ’sız Allah’a gidilmez. O olmadan bu kapıdan çıkamazsın. Bu ipe sarılmadan yükselemezsin. Her ayet, yeni bir dokunma, yeni bir dolanma, bağlanma hareketidir. Her ayet, yeni bir mesaj, yeni bir rahmettir. Bakacaksın Efendi! O (Kur’an), bir sırrın ete kemiğe dönüşmüş şeklidir. O sana gelir. Onu incele. Sırları ancak kalıba döküldüğü zaman görebilirsin.
 Ashap “Ah bir ayet gelse!” diye beklerlerdi. Peygamberimiz Aleyhisselam da onlara verirdi. Kalp, senin bu karışıklık içinde temizlenebilmede kullanacağın yegâne motorundur. Onlar, her an arılmak ve durulmak için iç kontrolü sağlarlardı.
 Ötelere, ötelerde uçmak için mideye ihtiyaç yok.
 Allah’ın her kulu ile özel birliği vardır. Sen O’nu çağırırsan tabii. “Sen ve ben” dersen o zaman özel olur o sana. “El-cezâü min cinsi’l-amel" (Karşılık, yapılan işin, amelin cinsindendir.)
 “Kul Rabbini yalnız bir yerde anarsa Allah’ta onu çok özel bir yerde anar. Kul, Rabbini bir toplulukta anarsa Allah’ta kulunu daha yüce bir toplulukta anar.” (Hadis-i Şerif)
 Ashabın derecesine erişmek mümkün değildir. Onlar, huzur diyarının elemanlarıdır. Onlar, Müslümanların turfandalarıdır.
 Hayra doyulmaz. Şerrin de miktarından sorulmaz. Hayrına karşı fakirim Ya Rabbi! İnsan nasibine koşar. İnsan “bir şeylerden kaçıyorum” derken nasibine ulaşır. Onun için şerden kaçınız, hayra koşunuz.
 Hasta kişinin tedaviye koşmaması, kendini tehlikeye atmış olmasıdır. Bu koşma da bir şerden hayra kaçıştır.
 Ayetleri beklerler ve surelerde savaşla ilgili bir emir gelince işi biter (Münafıkların). “Ölümden dolayı kendinden geçmiş bir kişinin bön bön bakması gibi sana bakarlar.” Peygambere “Ey Habibim! Onlara horluk, zelillik, cehennem onlara layıktır” buyrulur.
 Sahabe iki hanımının birisini olmayana teklif etti. Onlara yetişilmez. Yüce yaşantıda onlar en güzelini yaşadı. Şimdi ev üstüne ev, Karı üstüne karı. “Meşayıh Efendim” Neymiş efendim? Sünnetmiş. Adam, sünnet istiyorum diye dört evleniyor. Farz şurada duruyor. Kardeşi evlenememiş. Ne hallere geldik?
 İman, tasdiktir. Ayetleri hadisleri tek tek okuyup manalarını tasdik edeceksin.

22/08/2026

Merhum Musa ÖZDAĞ Hocamızın 10/06/2006 Cuma Sohbeti Ahkaf Suresi 36. Ayetten itb.
549- Bir beşer için iki şey, en yüce değildir. Bu iki şeyin ötesi, değer bir şey yoktur. Nedir o iki şey? 1- Kulluk, kul olmak.
 Bu Kur’an vahiy ummanıdır. Bunun sahiline uğruyorsanız, vahiy dalgalarının sesini duymanız lazım.
 Allah, insanın aynası olarak tezyin (süslemek, donatmak) etmiştir kâinatı.
 Bütün nebiler ıslahçıdır. Sen de ıslah edici ol.
 Sadaka, imanın alâmeti demektir. Mü’min olduğunu ispat etmektir. “Sadâkatini ispatladı, sadık oldu” ve Müslümanın sadakası, onun şahididir.
 Harıl harıl, Esma mekik dokur Mü’minin içinde.
 2- Muhammet Aleyhisselam’ın ümmeti olmaktır.
 Her şeyin ortası kemalidir, uygunudur.
 İslam’ın bu günlerde unutturulmaya çalışılan bir yönü “Ben savaş peygamberiyim” buyurdu Peygamberimiz Aleyhisselam Efendimiz.
 Mucizenin tercümeye ihtiyacı olmaz.
 Devirlerin değişmesiyle kavramlar değişmez.
 Şereflerin en büyüğü, Peygamber Aleyhisselam’ın ümmeti olmaktır.
 Eşinin koynundan çıkar, huzurun koynuna girerdi.
 Onlar (kafirler), bugün yaşıyorsa Muhammet Aleyhisselam’ın duası yüzü suyu hürmetine yaşıyorlardır. Kafirlik batıldır. Kim onlar? Muhammet Aleyhisselam’a ters düşenler.
 Hakka inanmayanın, eline hak verilmez. Çünkü hakkını bilmez.
 Tozun çoğu şifadır.
 Aslından uzaklaştıkça bozulursun. Ayağın toprağa bassın. Gözün toprağa baksın. Yoksa acısını sen çekersin.
 Zıt olmadı mıydı? Bu işin dinamiği kalmaz, tadı kalmaz.
 “Cennet kılıçların gölgesi altındadır.” Sakın güçsüz yaşama, silahsız yaşama. Silahı olmayanın sesi çıkmaz. Peygamberimiz sav “Silah hazırlayınız” buyurdu. Çünkü silah güçtür. Yoksa işiniz güçtür.

21/08/2026

Merhum Musa ÖZDAĞ Hocamızın 03/06/2006 Cuma Sohbeti Muhammed Suresi 1. Ayetten itb.
548- Allah’ın kelimelerle işi yoktur. Onlar bizim içindir.
 Nefsin tutsak olması dünya ve içindekiler tarafından esir edilmesidir.
 Kırkta bir ödersin (Zekât). Öyleyse kırkta bir yemeğe hakkın var. Her ağızdan giren fayda vermez.
 Kalbin nefse yapışık bir yanı vardır. Kalbin ruha da yapışık bir yanı vardır.
 Kalbin tevbesi için Allah’tan gayrıdan dönmesi lazım.
 Tevbe bir ibadettir. İbadetler tevbe ile başlar. Tevbesiz ubudiyet kapısı açılmaz.
 Tıraş olmak, kafanın içindeki pislikleri atmak demektir. Her şey fıkıhta olaydı, diğer alimlere ne gerek kalırdı.
 Müslümanın işi, dünyada kesmekten ibarettir. Hayatta yapıla her şey bir kesme veya bir ulama işidir. Bir şeyi kestinse başka bir yere vasletmelisin (ulaştırmak, bağlamak).
 Günah, Allah’ın yasak ettiği bir şeye tutunmak demektir.
 Benzerin başına benzer şeyler gelir. Kime benziyorsan ona benzer şeylere hazırlan. Musa gibi yaşayanın başına, firavunun başına gelen gelmez.
 Sorunu olmayanın sorusu olmaz. Derdi olmayanın aranması olmaz.
 Allah, doğrunun yardımcısıdır. Allah kuluna yardımı kesmez ki, o kul kendisine yardımı kesmeyince.
 Bizim yapışacağımız en güçlü el, Muhammet sallallâhu ve sellemin elidir. Onun eli, sünnetidir. “Kim ümmetimin fitnesi zamanında, benim sünnetime yapışırsa onun için yüz şehit sevabı vardır.”
 Allah’ın eli onların elinin üzerindedir. "Sana biat edenler, gerçekte Allah'a biat etmişlerdir. Allah'ın eli onların elinin üstündedir" (Biat: Peygamberlerin veya bir kişinin otoritesini, liderliğini veya egemenliğini tanıyarak ona bağlı kalacağına dair söz vermek ve itaat etmeyi kabul etmek.)
 Allah’ın eline tutunmak, Kur’an’a tutunmaktır.

20/08/2026

Merhum Musa ÖZDAĞ Hocamızın 17/12/2006 Pazar Tefsir Dersi Mümtehine Suresi
231- Kafir, zayıf zamanında, gizli olarak düşmanlık ederken güçlü olduğu zaman bunu açıktan açığa yapar ve düşmanlığını gösterir.
 Onlar, sizin gavur olmanızı ister. (Eğer onlar size üstün gelirlerse size düşman olurlar; kötülükle ellerini ve dillerini size uzatırlar, sizin de kâfir olmanızı arzu ederler.) (Ayet-i Kerime)
 Cahillik hem bu dünyada hem ahirette baş belası olan bir melanettir (Büyük kötülük, lanetlenecek iş veya davranış).
 Allah, ihsanî olan her şeyi bize vermiş, insani olmayan durumlara karşı tedbirleri de koymuştur. Kafir, bunu parçalamak ister. Bunun için her çeşit yöntemi kullanır, uygular. Çünkü onlar ibahîdir. (Dinî, hukuki veya ahlaki kuralların bağlayıcılığını kabul etmeyen, her şeyi serbest ve mübah gören.) Onlar için her şey mübahtır. “Haşâ ve kellâ” (Asla ve kat’a). Biz sınırlarımızı biliriz ve kabul ederiz.
 İblisin yapısı tamamen inada dayalıdır. Onların nefisleri, onların efendisi oldu ki Allah, “O nefislerine tapanların durumunu gördün mü?” diye sorar.
 İnsanlara hayat bahşedilmesi, her şeylerin verilmesi din içindir. Onun için Müslümanın dini, canından özgedir. Din, hayatın hayatıdır. Dinin ihyası ise Allah’ın kitabı ve sünnetin ihyasıdır.
 Sihir dönemi, küfür dönemidir. Sihir, batılın bir uzantısıdır. Sihir diye bir ilim vardır. Bir yönüyle haktır ama icrası yasaktır.
 Hâkimin hayırlısı, hükümden evvel ders vermelidir.
 İmanın kemali süte benzer. Sütün pişip, içinde uygun olmayan kesimlerinin giderilmesi gerekir. İmanda böyledir. Sabır ve sebatla fitne ve fesattan, arınacak, pişecek.
 Servetini dışarı yatırmak uygun değildir. Ticaret vardır ama yatırımını Müslüman beldelerinde yapacaksın.
 Alışveriş başka, dostluk başka. Dostluk, Allah içindir. Mü’minler, birbirlerinin dostlarıdırlar. Kafirler de birbirlerinin dostlarıdırlar.

20/08/2026

Merhum Musa ÖZDAĞ Hocamızın 27/05/2006 Cumartesi Barış kardeşimizin evinde sohbet.
547- O gün, eksik olan şeyler tamamlanacaktır. Yaptıklarımızdan eksiklikler vardır. Başlayıp bitirmediğimiz şeyler vardır. Allah, o gün bunları tamamlattırır.
 O gün “yevm’ü-l itmam” dır (tamamlama günü). Cennet, noksan şeylere yer vermez. Tamamdır ama mertebesine göredir.
 Allah tamamlamadan hiç kimse, kimseyi tamamlamış olmaz. İsa Aleyhisselam “Benden sonra gelen “Ahmet” (Muhammet) ismindeki peygamber, dininizi tamamlayacak” buyurdu.
 Akım neredeyse, takımları oraya taşıyacaksın. Akımı sağlamak için.

19/08/2026

Merhum Musa ÖZDAĞ Hocamızın 10/12/2006 Pazar Tefsir Dersi imtihan suresi
230- Olan bitenin hepsi imtihandır. Ancak bazılarının dozu düşüktür.
 İnsanların kafa yapıları, imtihanlarla ortaya konur. Bazı imtihanlar bilgiye dayanır. Bazı imtihanlar tecrübeye dayanır. Bazı imtihanlar da hiçbir şey istemez. Belki yetenekle olur.
 Bütün koloniler, dünyaya hizmet eder. Çünkü içinde cevher var. İnsanın evi olan dünyaya her şey hizmet eder.
 Sadece dünya, senin yaşamın için yeterli değildir. Bütün koloniler de hep dünya içindir.
 Dünyanın kıyameti koptu mu, her şeyin kıyameti kopmuştur.
 İmtihanınız ölünceye kadar devam edecektir. Bazen kötü bazen güzel ve iyi şeylerle imtihan edilirsiniz.
 İnsan gönülde olanı görür. İnandığınız gibi ve inandığınız oranda görürsünüz.
 İnsan bazen köpek kabında bulur hakikati. (Ak Şemsettin’in, Hacı Bayram-ı Veli ile karşılaşması ve dönüm noktası olan hikayesi.)
 Zehri altın tas içerisinde sunarlar. Hayat iksirini de yal kapında sunarlar.
 Eleştiren layık değildir. Alt, üsttekini eleştiremez.
 Zıtları olmayan bir varlık yoktur. Dolayısıyla bu âlem, aykırılar âlemidir. Bu dünya, “ezdat” alemidir.
 Dünya haksızlıklarla doludur. Dünyanın çok yeri yaşamaya elverişli değildir.
 Mü’minin zıttı da kafirdir ve daha fazladır. Dünyada olumsuzluk ve negatif yön daha fazladır. Allah, iyi şeylerin az olmasını istedi. Az olan şeyler de değerli olur.
 Fethedilen yerlerde kılıç sallamak değil, fethedilmeyen yerlerde kılıç sallamak önemli. Önemli olan hudutları genişlendirmektir. Yeni yeni düşünce sahaları açma, yeni buluşlar yapmak, insanların önünü açmak önemlidir.
 Yahudi’nin dini paradır.
 Yerinde duran bir inanç, tefessüh (kokuşmak, çürümek) eder.
 Hüküm neticeyedir.
 Sırat köprüsünde Müslümanların bir tek sözü vardır. ”Sellim Ya Rabbi! Sellim Ya Rabbi!” Selamet ver Ya Rabbi!
 Kafire güven olmaz.
 Mucize, görünmeyen sırların ve hikmetlerin deşifre edilmesidir. Allah’ın ilimlerinin perdesiz temaşasıdır mucize.
 Kapalı olan şeylerin, açılmaya ihtiyacı vardır. İşte tefsir budur.

18/08/2026

Merhum Musa ÖZDAĞ Hocamızın 26/05/2006 Cuma Sohbeti Ahkaf Suresi 27. Ayetten itb.
546- Onun (Kur’an) havalisinde şüphe canavarına yer yoktur. Ona Hak’tan başkası yaklaşamaz.
 Bu yol, imanı artırma yoludur. Bu yol, imanı yüceltme yoludur. Velhasıl bu yol, iman yoludur. Onu yüceltmeye bakın. Onsuz, donsuz kalırsınız. Elbisesiz kalırsınız.
 O atıl yaratık batılla yüklüdür. O atıl yaratık batılın merkebidir. Şeytan, günahtan zevk alır. Onu yaşatan günahtır. Bir mü’min, günaha girdi miydi zevkten dört köşe olur.
 Mü’minin dirilişi, küfrün eriyişidir. Müslüman başını doğrulttu muydu, kafirin başı eğilir.
 Terazinin iki gözü vardır. Bunun ikisi birden yukarı çıkmaz. Biri doldu muydu, öteki düşer. Siz hiç geceyle gündüzü yan yana gördünüz mü?
 Şer kefesinin reisi, iblistir. Müslüman hayra, gavur da şerre doymaz.
 Mü’min, Allah’ın mukaddes yüzünü görmedikçe doydum demez. Ya rabbi! Zelilleri aziz etmek, senin şanındandır.
 Aşikâr olan güzelliğin, düşmanı çoktur.
 Sadakaların batıl oluşu vardır. Sadakaların atıl oluşu vardır.
 Tohum ekilir ve üstü kapanır, daha sonra baş gösterir de adam olur.
 İyi bir kalkış, iyinin habercisidir. Hz. Ömer (ra), her gün bir defteri vardı ve yaptıklarını yazar ve gece yatmadan onu kontrol eder ve yine hoşlanmadığı şeyler için kendine sopa ile kaba yerlerine vururmuş ki “Ey Ömer! Niye böyle söyledin? Böyle yaptın?” Diyerek kendini hesaba çekermiş.
 Cennet, baştan aşağı rahmettir. Gönül ise arı ve durudur. Baş azizdir. Tarla berekettir. Rahmet, senin imanındaki hayırla orantılıdır.
 Hasedi ve kibri tahrik eden, üstün görünmektir.
 Her mikrop taşıyan hasta olmadığı gibi, her duygudan dolayı kötü olunmaz. Haset, kibir, herkeste vardır. Bunları insanı anlamak için kullanırız.
 Biz, şerri hayra basamak yaparız. Küfür, hayrı kapatmak için kullanılır.
 Hasedin “gıpta” (imrenme) anlamında kullanılması güzeldir. “Yalnız şu iki şey var ki gıpta edilir: Biri, Allah’ın kendisine mal verip hak yolunda harcamaya muvaffak kıldığı kişi. Diğeri de Allah’ın kendisine ilim, hikmet verip de onunla hükmeden ve bunları başkasına öğreten kimsedir.” (Hadis-i Şerif)
 Keçi, günah ile âlûde (bulaşmış) olan, günahkâr müminleri temsil eder. O, inat sahibi bir yaratıktır.
 Bu Kur’an’ı, kimse şer kefesinde tutamaz. Bundan kafanızda bir şey yoksa, gönlünde bundan bir şey kalmamışsa işin kötüdür.
 Kur’an, hayrın tamamıdır. Kitabın içinde isen cennettesin. Bunun dışında isen cehennemdesin. Bu Kur’an’da, senin bakışlarında tartılıyor. Bütün sıkıntıların sebebi, bu Kur’an’dan uzaklıktır. Başkaları ile olmak, ağyar ile olmaktır.
 Her anda ölmek ve dirilmek, mü’minin şanındandır. “Beni sen öldür, senin elinden ölmem” diyor aşık. Ölüm içinde ne canlar var. Can içinde ne can alanlar var.
 Yaşamında mü’min kişi, cenaze yıkayanın önündeki cenaze gibi olmayınca, olamamışsındır.
 Hasım adamın, gözüne uyku girmez. Allah, “Nerede bağışlayanlar, gelsin” buyurur. En az, yedi yüz katı benden olsun. “Allah, bağışlayanların en üstünüdür.” Rahmet edenlere, Rahman olan Allah rahmet

15/08/2026

Merhum Musa ÖZDAĞ Hocamızın 03/12/2006 Pazar Tefsir Dersi imtihan suresi
229- Ne kadar büyük olsa kusursuz insan yoktur.
 İmtihan olmayınca kıymet ortaya çıkmaz.
 İlim bir hazinedir.
 Her şeyde bir imtihan olmalıdır. İmtihanlar çilelidir, sıkıntılıdır. Sıkıntı olmayınca kıymet ortaya çıkmaz.
 Kur’an’ın deşelenmesine “tefsir” denir. Peygamberimiz, deşeleme kelimesini kullanmıştır. Bir şeyin arkasına inemediğinde onu bilmiş olamazsın. Görmek, bilmek için güzeldir. Ama görünen ve görünmeyen yönüyle, iç ve dışı ile, derinliğindeki kök ile, aslını ve aslının aslını da bilerek, onun da aslını bilinceye kadar eşelemeğe devam edeceksin. Bu şekilde Allah’a kadar gider bu işler.
 Can vermeden canana eremezsin. Yeniden can bulamazsın. Riski göze almadan kıymete erişemezsin. Değerli şeyler mutlaka engellidir. İmtihanda bu risk kader açısından her zaman mevcuttur.
 Öz yapınızla iş görürsünüz. Siz yürümeğe devam bakın. Kaderde olmayan bir şeyi yapamazsınız. Ya ne yaparsınız? Yüzünüze gözünüze bulaştırırsınız.
 Günahtan nasibi olmak, cehennemden nasibi olmak demektir.
 Mü’minin dışında görünen günahlar, kafirde de vardır. Fark özdedir. Mü’minin günahlarının kökü yoktur. Az bir tevbe rüzgârı esti miydi sökülür gider. Kafirlerin diyarına tevbe rüzgârı esmez. Saba rüzgârı, Mü’minin dünyasına eser.
 Kafirin ekranında da güzellere rastlayabilirsiniz. Ama kökü yoktur.
 Mü’minin iyilikleri “asluhâ sâbit”tir (Kökü sağlam). Kafirler için de kötülükleri “asluhâ sâbit” tir. Küfür içeren sözler, iyilikleri “hapt” eder (boşa çıkarmak), giderir.

14/08/2026

Merhum Musa ÖZDAĞ Hocamızın 26/05/2006 Cuma Sohbeti Ahkaf Suresi 27. Ayetten itb.
546- Onun (Kur’an) havalisinde şüphe canavarına yer yoktur. Ona Hak’tan başkası yaklaşamaz.
 Bu yol, imanı artırma yoludur. Bu yol, imanı yüceltme yoludur. Velhasıl bu yol, iman yoludur. Onu yüceltmeye bakın. Onsuz, donsuz kalırsınız. Elbisesiz kalırsınız.
 O âtıl yaratık, batılla yüklüdür. O âtıl yaratık, batılın merkebidir. Şeytan, günahtan zevk alır. Onu yaşatan günahtır. Bir mü’min, günaha girdi miydi zevkten dört köşe olur.
 Mü’minin dirilişi, küfrün eriyişidir. Müslüman başını doğrulttu muydu, kafirin başı eğilir.
 Terazinin iki gözü vardır. Bunun ikisi birden yukarı çıkmaz. Biri oldu muydu, öteki düşer. Siz hiç geceyle gündüzü yan yana gördünüz mü?
 Şer kefesinin reisi, iblistir. Müslüman hayra, gavur da şerre doymaz.
 Mü’min, Allah’ın mukaddes yüzünü görmedikçe doydum demez.
 Zelilleri aziz etmek, senin şanındandır.
 Aşikâr olan güzelliğin, düşmanı çoktur.
 Sadakaların batıl oluşu, vardır. Sadakaların âtıl oluşu, vardır.
 Tohum ekilir ve üstü kapanır, daha sonra baş gösterir de adam olur.
 İyi bir kalkış, iyinin habercisidir. Hz. Ömer (ra) her gün bir defteri vardı ve yaptıklarını yazar ve gece yatmadan onu kontrol eder ve yine hoşlanmadığı şeyler için kendine sopa ile kaba yerlerine vururmuş ki “Ey Ömer! Niye böyle söyledin? Böyle yaptın?” Diyerek kendini hesaba çekermiş.
 Cennet, baştan aşağı rahmettir. Gönül ise arı ve durudur. Baş azizdir. Tarla berekettir. Rahmet, senin imanındaki hayırla orantılıdır.
 Hasedi ve kibri tahrik eden, üstün görünmektir.
 Her mikrop taşıyan hasta olmadığı gibi, her duygudan dolayı kötü olunmaz. Haset, kibir, herkeste vardır. Bunları insanı anlamak için kullanırız.
 Biz, şerri hayra basamak yaparız. Küfür, hayrı kapatmak için kullanılır.
 Hasetin “gıpta” (imrenme) anlamında kullanılması güzeldir. “Yalnız şu iki şey var ki gıpta edilir: Biri, Allah’ın kendisine mal verip hak yolunda harcamaya muvaffak kıldığı kişi. Diğeri de Allah’ın kendisine ilim, hikmet verip de onunla hükmeden ve bunları başkasına öğreten kimsedir.” (Hadis-i Şerif)
 Keçi, günah ile âlûde (bulaşmış) olan, günahkâr müminleri temsil eder. O, inat sahibi bir yaratıktır.
 Bu Kur’an’ı, kimse şer kefesinde tutamaz. Bundan kafanızda bir şey yoksa, gönlünde bundan bir şey kalmamışsa işin kötüdür.
 Kur’an, hayrın tamamıdır. Kitabın içinde isen cennettesin. Bunun dışında isen cehennemdesin. Bu Kur’an’da, senin bakışlarında tartılıyor. Bütün sıkıntıların sebebi, bu Kur’an’dan uzaklıktır. Başkaları ile olmak, ağyar ile olmaktır.
 Her anda ölmek ve dirilmek, mü’minin şanındandır. “Beni sen öldür, senin elinden ölmem” diyor aşık. Ölüm içinde ne canlar var. Can içinde ne can alanlar var.
 Yaşamında mü’min kişi, cenaze yıkayanın önündeki cenaze gibi olmayınca, olamamışsındır.
 Hasım adamın, gözüne uyku girmez. Allah, “Nerede bağışlayanlar, gelsin” buyurur. En az, yedi yüz katı benden olsun. “Allah, bağışlayanların en üstünüdür.” Rahmet edenlere, Rahman olan Allah rahmet eder.

13/08/2026

Merhum Musa ÖZDAĞ Hocamızın 26/11/2006 Pazar Tefsir Dersi Mümtehine Suresi 1. Ayetten itb.
228- Kulluk, konumu itibariyle dinlenmeye ihtiyaç duyar. Bu nedenle namazlar vakit vakit, oruç, senede bir, hac, ömürde bir olarak tanzim edilmiştir. Ta ki asıl hedefe iştah gelsin.
 Bu sonsuz bir gidiştir. Ancak gidişin biçimi değişir. Öz itibariyle aynı kalmakla beraber, yüzümüzde bulunduğumuz makamların, menzillerin havası hâkim olur.
 Onu zaman ve zemin değiştirmez. O, ancak varlığın özünde, yüzünde, varlığa vermiş olduğu nitelikleri değişen ve gelişen bir konum vaaz etmiştir. O durumlar da varlık ile imtihan gereği, bizi ilgilendirir.
 Gökyüzü aynası farklıdır. Yeryüzü aynası bir başkadır. Ama göklerinde yerin de ilâhı Allah’tır. Allah Teâlâ has olarak özel olarak bir noktaya tecelli etti miydi, o varlık renkten renge girer.
 Uzaktan görürsün ama yakınlık bir başkadır. Allah, yakınlık sırrına erdirsin. Bazen yakınlığında zararı vardır. Ateşe yakın olmak bazen böyledir ve mahzâ (ancak, bununla beraber) bu âlem, tamamen hayır tamamen şer âlemi değildir. Biz burada karlı ve zararlıyı beraber alırız. Ama vücut bunun zararlısını atar. Bize düşen, neyi ne kadar, nerede, nasıl alacağız?
 Yanlış bilgi, yanlış tutumu getirir. Bu da bu insandan olumluları alır götürür ve o kişi, kapkara olur. Her şeyi zararlı görür.
 Cehalet belirsizliktir, cehalet meçhuliyettir.
 Yaratılan varlık bilinendir, malumdur. Onu yerler ve gökler bilir. Ama onun bu bilinmesi kendi dahli ile değildir. Biz bunu daha ötelere taşıyarak daha da bilinir olmak durumundayız. Bunu da Allah’ın kitabı ile yapabiliriz. Yoksa o verilmiş olanlarımızı da kaybederiz.
 Sahteyi de yaratan Allah’tır. Onun değişikliği asla göredir. O, hiç değersiz değildir.
 Âlemlerde olup bitenin bağlı olduğu nokta, Allah’ın isimleridir.
 Hiçbir varlık ölçüsüz değildir. Kusursuz yapım “Hâlık” olmaya bağlıdır. (Hâlık; Her şeyi bir ölçü, düzen ve plan içinde var eden.)
 Eşyanın hastası olmak iyi değildir. İnsan, hassasiyetini manada kullanmalı.
 Allah’ın kademelere ihtiyacı yoktur. Ancak özellikle insan olanın kafalarına “benim gibi olun” dercesine öğretmektedir.
 Allah’ın isimleri eşgüdüm olarak çalışır. Hepsi birden değil ama yeri geldikçe ve bağlı olduğu isimler devreye girer. Hepsi Allah’ın ismine bağlıdır. Mesela “Musavvir” ismi, “Hâlık” ismine bağlıdır. Mucit” ismi, icat eder. O da “Hâlık ismine bağlıdır.
 Canlı ve cansız bütün varlıkların bir rahmi vardır. Kâinat, rahmâniyet üzere kurulmuştur.
 Bu kâinatta yegâne bozguncu varlık, insan ve cinlerdir.
 Herkesin cennete ait bir ismi olacaktır. Mahşer yerinde babasının adıyla beraber çağrılır ve burada isimden de sorgulanır. Mesela, “Cömert” isimli kişi için “Sen böyle miydin? Diyerek sorgulanır. Böyle yerlerde tevbe etmeli. “Çok methedicilerin yanında onların yüzüne toprak atmalı” ve “estağfurullah” demelidir.
 Hüküm, ekseriyete göredir.
 “Sû-i zan” (Kötü düşünce) kapısı kapalı, “hüsn-ü zan” (İyi kanaat besleme) kapısı açıktır.
 Kötülükten uzak olmak demek, kötülerden de uzak olmak demek değildir. Allah’ın kullarını ihmal etmek, doğru değildir. Eğer onları atıyım dersen kötüler zaten çoktur. O zaman, o kötülük çoğalır ve iyileri yutar. En güzel böyle olunur. Kötüyü barındırmak, daha kötü olmasın diyedir. Küçük şerlere, küçük zararlara tahammül et ki arkasından daha büyükleri gelmesin.
 Tesbih işi daralırsa mekân bozulur. Tesbih, devam etmektedir. “Yerlerde ve göklerde hiçbir şey yoktur ki O’nu tesbih etmiş olmasın.”
 Emir gereği tesbih vardır. Bunda kul terakki eder, sevap kazanır. Bir de şuur ötesi tesbih vardır. Bu devam etmez ise yaşayamaz, ölür.
 Doğal yapı, sorumlu yapıyı etkilemez ve her varlık zorunlu tesbih eder ve de bununla yaşadığını bilir. Tesbih, yaşamda ve haşirde çok önemlidir. Tesbihsiz Müslüman olmaz. “Sübhânallahi ve bihamdihî, sübhanallahil-azîm."

Address

Kastamonu

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when KUTLULUK ÂŞİYÂNI posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The School

Send a message to KUTLULUK ÂŞİYÂNI:

Shortcuts

Share

Category