21/07/2026
UNKNOWN HERITAGE PROJESİ
Proje Faaliyetleri ve Metodolojik Yaklaşım
UNKNOWN HERITAGE projesi, kent yaşamında yetişen gençlerin giderek uzaklaştığı yenilebilir yabani ot kültürünü; sürdürülebilirlik, gastronomi, kültürel miras ve ekolojik okuryazarlık ekseninde yeniden keşfetmelerini amaçlayan öğrenci merkezli bir öğrenme girişimidir. Proje, öğrencilerin bilgiyi pasif olarak edinmeleri yerine, doğrudan deneyimleyerek üretmelerini esas alan deneyimsel öğrenme (Experiential Learning), yer temelli öğrenme (Place-Based Learning), araştırma temelli öğrenme (Inquiry-Based Learning) ve proje tabanlı öğrenme (Project-Based Learning) yaklaşımlarını bir araya getirmektedir.
Projenin temel çıkış noktası, günümüz gençlerinin büyük ölçüde yabancılaştığı yerel gıda kültürünün, yalnızca geçmişe ait folklorik bir miras olmadığı; iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı, sürdürülebilir gıda sistemleri ve toplumsal dayanıklılık açısından geleceğe yönelik önemli çözümler barındırdığı düşüncesidir. Bu nedenle proje boyunca öğrenciler, yerel bilgi ile bilimsel yaklaşım arasında köprü kurarak doğa temelli çözümleri araştırmış ve kültürel mirasın sürdürülebilir kalkınmadaki rolünü sorgulamıştır.
Projenin ilk uygulama faaliyeti, İzmir'in Urla ilçesinde gerçekleştirilen kapsamlı bir saha çalışması olmuştur. Bu çalışma kapsamında öğrenciler, doğal yaşam alanlarında yenilebilir yabani bitkileri tanıma, ekolojik gözlem yapma, sürdürülebilir hasat ilkelerini öğrenme ve yerel bilgi taşıyıcılarıyla doğrudan etkileşim kurma fırsatı elde etmiştir. Saha uygulamaları sırasında öğrenciler yalnızca bitki türlerini öğrenmekle kalmamış; aynı zamanda her bitkinin içinde bulunduğu ekosistem, toprak yapısı, mevsim döngüsü ve biyolojik çeşitlilik arasındaki ilişkiyi gözlemleyerek doğanın bütüncül işleyişini deneyimlemiştir.
Bu süreç, öğrencilerin insan merkezli bakış açısından uzaklaşarak ekosistem odaklı düşünme becerileri geliştirmelerine katkı sağlamıştır. Öğrenciler, doğadan sorumlu biçimde yararlanmanın yalnızca bir beslenme yöntemi değil; aynı zamanda doğaya karşı etik sorumluluk geliştiren bir yaşam yaklaşımı olduğunu deneyimleyerek öğrenmiştir.
Saha çalışmasının ikinci aşamasında öğrenciler, Hiç Urla Restaurant ve Urla Cooking Class kurucusu Duygu Özerson Elakdar eşliğinde gerçekleştirilen gastronomi uygulamalarına katılmıştır. Bu etkinliklerde öğrenciler, Ege Bölgesi'ne özgü yabani otların modern gastronomide nasıl değerlendirildiğini uygulamalı olarak incelemiş; geleneksel bilgi ile çağdaş mutfak tekniklerinin nasıl bütünleştirilebildiğini gözlemlemiştir.
Michelin Yıldızlı Hiç Urla Restoranı'nda gerçekleştirilen gastronomi deneyimi, öğrencilerin yabani otların yalnızca kırsal yaşamın bir parçası olduğu yönündeki ön kabullerini değiştirmiştir. Tamamı Ege'nin doğal florasından elde edilen yabani bitkiler kullanılarak hazırlanan özgün menüler, yerel biyolojik çeşitliliğin yüksek katma değerli gastronomik ürünlere dönüşebileceğini somut olarak göstermiştir. Böylece öğrenciler sürdürülebilir gastronominin yalnızca çevresel bir yaklaşım değil; aynı zamanda kültürel mirası koruyan, yerel ekonomiyi destekleyen ve yenilikçi girişimcilik fırsatları oluşturan bir model olduğunu deneyimlemiştir.
Araştırma sürecinde öğrenciler, yalnızca İzmir kırsalında 1.200'den fazla yenilebilir yabani ot türünün bulunduğunu öğrenmiş ve bu biyolojik çeşitliliğin büyük bölümünün şehir yaşamında neredeyse tamamen unutulmuş olduğunu fark etmiştir. Yerel halkla gerçekleştirilen görüşmeler sayesinde öğrenciler, kuşaktan kuşağa aktarılan hasat tekniklerini, bitkilerin ayıklanma yöntemlerini, tüketilebilen kısımlarını ve geleneksel pişirme yöntemlerini belgeleyerek sözlü kültürel mirasın kayıt altına alınmasına katkı sağlamıştır.
Bu süreçte öğrenciler yalnızca veri toplamamış; görüşme teknikleri uygulamış, gözlem kayıtları oluşturmuş, fotoğraf ve video dokümantasyonu hazırlamış, saha notları tutmuş ve elde ettikleri bilgileri bilimsel araştırma yöntemleri doğrultusunda analiz ederek raporlaştırmıştır. Böylece proje, gençlerin araştırma, eleştirel düşünme, problem çözme, iletişim, kültürel farkındalık ve disiplinler arası çalışma becerilerini geliştiren kapsamlı bir öğrenme deneyimine dönüşmüştür.
UNKNOWN HERITAGE projesinin en önemli çıktılarından biri, öğrencilerin doğayla yeniden bağ kurmaları ve biyolojik çeşitliliği yalnızca korunması gereken bir çevre unsuru olarak değil; aynı zamanda kültürel kimliğin, yerel ekonominin ve toplumsal dayanıklılığın temel bileşenlerinden biri olarak değerlendirmeye başlamaları olmuştur. Öğrenciler, doğanın binlerce yıllık uyum ve hayatta kalma stratejilerinin günümüz sürdürülebilir yaşam modelleri için güçlü bir ilham kaynağı oluşturduğunu fark etmiş; yerel bilgi sistemlerinin geleceğin gıda güvenliği açısından taşıdığı önemi deneyimleyerek öğrenmiştir.
Proje sonunda elde edilen çıktılar ulusal ve uluslararası platformlarda paylaşılmıştır. Hazırlanan araştırma çalışması, uluslararası Çevrenin Genç Sözcüleri (Young Reporters for the Environment - YRE) programında makale kategorisinde ikincilik ödülüne layık görülmüş; proje ayrıca UNESCO Dünya Kültürel Mirası Gençlik Sempozyumu kapsamında Atina'da sunulmak üzere davet edilmiştir. Böylece öğrenciler yalnızca yerel bir kültürel mirası araştırmakla kalmamış; geliştirdikleri bilgi ve deneyimleri uluslararası akademik ve kültürel platformlarda temsil ederek küresel ölçekte paylaşma fırsatı elde etmiştir.
UNKNOWN HERITAGE, bu yönüyle öğrencileri bilgi tüketicisi olmaktan çıkarıp araştıran, sorgulayan, üreten ve kültürel mirasın korunmasına aktif katkı sağlayan bireylere dönüştüren örnek bir öğrenci merkezli sürdürülebilirlik eğitimi modeli olarak öne çıkmaktadır. Proje, yerel bilgi ile bilimsel yaklaşımı, gastronomi ile ekolojiyi ve kültürel miras ile sürdürülebilir kalkınmayı bütünleştirerek gençlerin hem yaşadıkları coğrafyaya hem de küresel sorunlara karşı sorumluluk geliştirmelerini destekleyen güçlü bir eğitim deneyimi sunmaktadır.