TYK Psikoloji

TYK Psikoloji Psikoloji • Kişisel Gelişim • Farkındalık • İlişkiler
İnsanın en eksik yeri, en çok sustuğu yerdir…

04/03/2026

HSP (Highly Sensitive Person) Kişilik Tipi

HSP, yani yüksek duyarlılığa sahip kişi, çevresindeki duygusal ve fiziksel uyaranları diğer insanlara göre çok daha derin algılayan bireyleri ifade eder. Bu kişiler; ses, ışık, kalabalık, insanların duyguları ve sosyal ortamlar gibi uyaranları daha yoğun hisseder. Empati düzeyleri genellikle yüksektir, ayrıntıları hızlı fark ederler ve duygusal olarak daha derin tepkiler verebilirler. Kısacası HSP bir hastalık değil, sinir sisteminin daha hassas çalıştığı bir kişilik özelliğidir.

03/03/2026

Çok sinirliyim… Yeter artık! Yeter!

28/02/2026

Ortalama insan ömrü 80 yıldır. Emin olun zaman çok hızlı geçiyor…

24/02/2026

Bir çocuk, anne ve babasının arasını düzeltmeye çalıştığında aslında çocukluğunu bırakıp sorumluluk üstlenir. Bu rol değişimi erken olgunlaşma gibi görünse de, psikolojide “ebeveynleşme” olarak tanımlanır. Çocuk, kendi ihtiyaçlarını bastırıp ailenin duygusal yükünü taşımaya başlar. Zamanla “ben ne istiyorum?” sorusu silinir, yerini “kim mutlu olursa ben değerliyim” inancı alır.

22/02/2026

Hedeflerini ve hayallerinizi kimseye anlatmayın!

Bir hedefi yüksek sesle dile getirdiğinde beynin bunu “başlatılmış ve kısmen tamamlanmış bir süreç” olarak kodlama eğilimine girer; çünkü sosyal onay, takdir ya da “vay be” tepkisi dopamin salınımı yaratır ve bu haz, gerçek ilerlemenin yerine geçebilecek sahte bir tatmin üretir. Böylece zihinsel olarak kimliğini hedefle uyumlu hissetmeye başlarsın ama davranışsal yatırımın azalabilir; buna sosyal gerçeklik etkisi denir. Üstelik hedefini duyan insanların bilinçli ya da bilinçsiz şüpheleri, alayları ya da düşük beklentileri de motivasyonunu mikro düzeyde aşındırabilir. Sonuçta, anlatmak kimlik inşasını hızlandırır; fakat eylem üretimini garanti etmez hatta bazı durumlarda, eylem için gereken gerilimi düşürerek gerçekleşme ihtimalini zayıflatır.

21/02/2026

Aşırı düşünen insanların 5 özelliği

20/02/2026

Kimse seni sevmek zorunda değil. Ve sen de kimseye kendini sevdirmek zorunda değilsin. İnsan, onay aradıkça kendini kaybeder. Sürekli ispat çabası, öz değeri dışarıya teslim etmektir. Öz farkındalık şudur:

“Ben kimim ve değerim kime göre değişmez?”

Başkalarına kendini kabul ettirmeye çalıştıkça küçülürsün. Kendini kabul ettiğinde ise zaten yeterince büyüksündür.

18/02/2026

Çocuklara bağırmanın 6 psikolojik zararı😣

Çocuğa yönelen bağırma, yalnızca anlık bir ses yükseltme değil; çocuğun iç dünyasında yankılanan bir değersizlik mesajıdır. Sürekli yüksek tonda uyarılan bir çocuk, zamanla “yanlış yapan biri” değil, “yanlış olan biri” olduğuna inanır. İşte öz güven tam burada zedelenir. Kendilik algısı kırılan çocuk, güvenli bağ kurmak yerine tetikte yaşamayı öğrenir; bu da takıntılı düşüncelere ve kontrol ihtiyacına zemin hazırlar. Bağırılan ortamda büyüyen çocuk, saygıyı sakin bir rehberlikten değil, güç gösterisinden öğrenir. Böylece çevreye duyulan saygı, yerini ya içe kapanmaya ya da dışa taşan öfkeye bırakır. Bastırılan duygu, bir süre sonra öfke patlaması olarak geri döner. Gece olduğunda ise beden gevşese bile zihin tetikte kalır; uykuya dalma güçlüğü, kabuslar ve huzursuzluk ortaya çıkar. Çünkü çocuk için ev, güvenli liman olmaktan çıkmıştır. İlerleyen yıllarda bu deneyim, kendini ifade etme zorluğu olarak belirir. Sürekli susturulan ya da korkutulan çocuk, ya sesini tamamen kısar ya da duyulmak için aşırı yükseltir. Her iki durumda da sağlıklı iletişim zarar görür. Şefkat ise disiplinin alternatifi değil, zeminidir. Sınır koymak mümkündür; ama bağırmadan da mümkündür. Çocuk, korkudan değil güvenden öğrenir. Güvenle büyüyen çocuk hem kendine hem çevresine saygıyı içselleştirir. Bu yüzden mesele yalnızca ses tonu değil; çocuğun benliğine hangi mesajın kazındığıdır.

Tavsiye…
16/02/2026

Tavsiye…

14/02/2026

Şu 3 insan tipine dikkat edin!

İnsan ilişkilerinde asıl mesele iyi görünmek değil, tutarlı olmaktır. Bu yüzden bazı karakter tiplerine karşı bilinçli olmak gerekir. Herkesle iyi geçinen insan ilk bakışta zararsız görünür; oysa sürekli uyum gösteren birinin çoğu zaman sabit bir ilkesel zemini yoktur. Sürekli rüzgâra göre yön değiştiren bir karakter, güven değil belirsizlik üretir. Çünkü değerleri değil, ortamı merkeze alır. Psikolojik olarak bu durum, onaylanma ihtiyacının karakterin önüne geçmesi demektir. Böyle biriyle kurulan bağ, sağlam bir zemine değil, geçici bir uyuma dayanır.

İkinci tip, mağduriyet üzerinden varlık kuranlardır. Sürekli suçsuz olduğunu, haksızlığa uğradığını ve herkesin ona karşı olduğunu anlatan kişi, aslında sorumluluk almaktan kaçıyordur. Bu bir savunma mekanizmasıdır: Kişi kendi payını görmemek için dünyayı suçlar. Fakat sürekli mağdur rolünde kalmak, hem bireysel gelişimi durdurur hem de çevresindeki insanları manipülatif bir suçluluk duygusuna sürükler. Böyle bir dinamikte adalet değil, duygu yönetimi vardır.

Üçüncü tip ise “seni en iyi ben tanırım” diyerek yaklaşanlardır. Tanımak ile tanımlamak arasındaki farkı silerler. Birini tanıdığını iddia etmek, çoğu zaman onu kategorize etmek ve sınırlarını çizmek anlamına gelir. Bu da örtük bir kontrol arzusunu barındırır. Çünkü seni tanımlayan, seni yönlendirebileceğini varsayar. Oysa insan, sabit bir kalıp değil; değişen, dönüşen ve yeniden inşa edilen bir varlıktır.

13/02/2026

Başkalarına bağımlı yaşamayı bırak!

Öz güven denilen kavram, bir anda parlayan bir his değil; insanın kendi varlığını bilinçli biçimde kurma cesaretidir. Aranarak bulunmaz, tesadüfen kazanılmaz, başkasının gözlerinde keşfedilmez; aksine, insanın kendi iç dünyasında taş taş yükselttiği bir yapı gibi inşa edilir. Çünkü kendine inanmayan bir insan, hayatını daima başkalarının onayına göre konumlandırır; alkış varsa ilerler, sessizlik varsa durur, eleştiriyle sarsılır ve takdirle geçici olarak güç bulur. Oysa gerçek öz güven, merkezini dışarıdan içeriye taşımaktır; değeri başkasının terazisinde tartmayı bırakıp kendi vicdanında sabitleyebilmektir. Bu nedenle öz güven, üzerine düşünülmesi ve gayretle oluşturulması gereken bir karakter disiplinidir. Kırıldığın yerde kalmamayı, eksik olduğun yerde çalışmayı, korktuğun yerde sorumluluk almayı gerektirir. Sarf etmek gereken şey yalnızca zaman değil; emek, sabır ve tutarlılıktır. Çünkü insan, kendine verdiği sözleri tuttukça güçlenir; kimsenin görmediği anlarda gösterdiği çaba, en sağlam temeli oluşturur. Kusursuz olduğuna inanmak değil, kusurlarına rağmen yürüyebilmek öz güvenin özüdür. Düşme ihtimalini bilerek adım atabilmek, garantiyi değil gelişimi seçebilmek ve her başarısızlığı kişisel bir yıkım değil, bir inşa malzemesi olarak görebilmektir.

Address

Kırıkkale

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when TYK Psikoloji posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The School

Send a message to TYK Psikoloji:

Shortcuts

Share

Category