13/02/2026
Başkalarına bağımlı yaşamayı bırak!
Öz güven denilen kavram, bir anda parlayan bir his değil; insanın kendi varlığını bilinçli biçimde kurma cesaretidir. Aranarak bulunmaz, tesadüfen kazanılmaz, başkasının gözlerinde keşfedilmez; aksine, insanın kendi iç dünyasında taş taş yükselttiği bir yapı gibi inşa edilir. Çünkü kendine inanmayan bir insan, hayatını daima başkalarının onayına göre konumlandırır; alkış varsa ilerler, sessizlik varsa durur, eleştiriyle sarsılır ve takdirle geçici olarak güç bulur. Oysa gerçek öz güven, merkezini dışarıdan içeriye taşımaktır; değeri başkasının terazisinde tartmayı bırakıp kendi vicdanında sabitleyebilmektir. Bu nedenle öz güven, üzerine düşünülmesi ve gayretle oluşturulması gereken bir karakter disiplinidir. Kırıldığın yerde kalmamayı, eksik olduğun yerde çalışmayı, korktuğun yerde sorumluluk almayı gerektirir. Sarf etmek gereken şey yalnızca zaman değil; emek, sabır ve tutarlılıktır. Çünkü insan, kendine verdiği sözleri tuttukça güçlenir; kimsenin görmediği anlarda gösterdiği çaba, en sağlam temeli oluşturur. Kusursuz olduğuna inanmak değil, kusurlarına rağmen yürüyebilmek öz güvenin özüdür. Düşme ihtimalini bilerek adım atabilmek, garantiyi değil gelişimi seçebilmek ve her başarısızlığı kişisel bir yıkım değil, bir inşa malzemesi olarak görebilmektir.