21/05/2020
Resim: Pyotr Gruzinski'nin ünlü "Çerkes Sürgününde köylerini bırakan dağlı Çerkesler" tablosu, 1872.
Bugün itibarı ile o ölümcül sürgünün üzerinden tam 156 yıl geçmiş oldu.
Bu vesileyle tarihe kısa bir yolculuk yapalım.
21 Mayıs 1864’de Soçi yakınlarında Kbaada Vadisi'nde gerçekleşen son Rus- Kafkas savaşı, Kafkasya'yı ele geçirmeye çalışan Çarlık Rusyası’nın galibiyetiyle sonuçlanınca Çar, direniş gösteren yöre halkının zorla göç ettirilmesine karar verdi ve bölgedeki Çerkesler ansızın ana vatanları Kafkasya'dan ölüme giden bir yolculuğa mahkum edildiler. Zamansız baskınlarla göç etmek zorunda kalan yaklaşık 1,5 milyon insanın 400-500 bine yakını açlıktan ve hava şartlarından dolayı yaşamını kaybetti. Geri kalan 1 milyon Çerkes ise başta Varna, Samsun, Sinop ve Trabzon olmak üzere Osmanlı topraklarına sürüldü.
Çerkes sürgünü hakkında Lev Tolstoy (Ünlü Rus edebiyatçı) şöyle der: "Köylere gece karanlığında dalıvermek adet haline gelmişti. Gecenin kara örtüsü altında Rus askerlerinin ikişer üçer evlere dalmasını izleyen dehşet sahneleri öylesine korkunçtu ki, hiçbir rapor görevlisi olanları aktarmaya cesaret edemezdi.
Rus Tarihçi SULUJİYEN: “Dağlılar teslim olmuyor diye biz davamızdan vazgeçemezdik. Silahlarını alabilmek için yarısının kırılması gerekti. Kanlı savaşta bir çok kabile tümüyle yok oldu. Ayrıca,çoğu anneler bize vermemek için kendi çocuklarını öldürüyorlardı.
Fransız Gazeteci A. FONVİLL: “Gemicilerin gözü doymuyordu. 50-60 kişilik gemiye 200-300 kişi alıyorlardı. Biraz su ve ekmekle yola çıkmışlardı. 5-6 günü aşınca bunlar tükeniyor ve açlıktan salgın hastalıklara yakalanıyorlar, yolda ölüyorlar ve onlar da denize atılıyorlardı. 600 kişiyle çıkan gemiden ancak 370 kişi sağ çıkabilmişti.
Ermeni Tarihçi ZAHARYAN: “Çerkesler bizi sevmezler. Biz onları, özgür çayırlarından çıkardık. Avlularını yıktık. Bir çok kabile tümüyle yok edildi.
Not: Bugün ölümcül Çerkes Sürgününü soykırım olarak tanımayan birçok ülke var, hatta tanıyan sadece bir ülke var o da Gürcistan.
Atakan BÜYÜKDAĞ