14/01/2026
Bilmek, en büyük yanılsamalardan biridir.
Çünkü insan çoğu zaman bildiğini sandığı yerde oyalanır.
Zihnin rafları doludur; ayetle, cümleyle, farkındalıkla.Ama hayat değişmez.
Aynı tepkiler, aynı korkular, aynı döngüler tekrar eder.
İşte orada acı bir hakikat görünür:Bilmek yetmez.
Olmak gerekir.Psikoloji de aynı eşiği başka birdille anlatır.
Bilinç, “doğru”yu bilir.Ama bilinçaltı, alışkanlıkla yaşar.
Çocuklukta öğrenilen savunmalar, bedende yerleşmiş korkular, sinir sisteminin ezberleri.
Bunlar değişmeden insan,”bildiği hayatı” değil, tanıdığı hayatı yaşar.
Bu yüzden insan şunu söyler:”Biliyorum ama yapamıyorum.”
Aslında doğru cümle şudur: “ Henüz olamadım.”Çünkü olmak;konforu terk etmektir.
Bedeni yeni bir şeye ikna etmektir.Bilinçaltına, tekrar tekrar şunu öğretmektir:”Artık burası güvenli.”Spiritüel düzlemde buna frekans denir.
Ama frekans sadece olumlamayla
değil davranışla değişir.Kainat duruşunu kaydeder.
Ne söylediğini değil, hangi hâlde yaşadığını çoğaltır.
Davranışa yansımayan edinmeyen
her bilgi havada kalır.
Olduğunuzda artık geri dönüş olmaz. Artık acı çekmezsiniz. Hepsi biter.
Hiçbir ekmek dönüp yeniden buğday
olmadığı gibi, Hiçbir üzüm tekrar koruk hâline dönmediği gibi sende eski haline dönmeyeceksin.
Bırak çektiğin acı seni iyice pişirsin. Piş ve olgunlaş; yani iyice yan ki bozulmaktan kurtul!”