06/10/2023
Sizinle hikayemde haftanın kitap önerisi olarak paylaştığım Hayli Duyarlı Kişi - Hassas Ruhlar için Kılavuz kitabında yer alan ve sıklıkla benim ve meslektaşlarımın psikoterapi seanslarımızda kullandığımız bu testi yaparak ruhsal hassasiyetinizi ölçebilirsiniz.
♦️Eğer aşırı hassas bir kişiyseniz yaşam sizin için herkes için olandan daha zorlayıcı ve zaman zaman bunaltıcı olabilir.
♦️Kendi alanınıza çekilmeye başkalarından daha fazla ihtiyaç duyarsınız.
♦️Sünger gibi duyguları çekersiniz ve duygularla nasıl başa çıkacağınızı bilemezsiniz.
Highly Sensitive Person (HSP)
dilimize Hayli Duyarlı Kişi (HDK) veya Aşırı Hassas Kişilik (AHK) olarak çevirilmiştir ve psikoloji terminolojisine geçmiştir.
❇️Gönderiyi kaydırarak paylaştığım 23 maddeden kaç tanesine dediğinizi yorumlara yazarak hassas kişilik misiniz öğrenin.👍🏻✅
💬Yorumlarda buluşalım.
📣Sonraki paylaşımlarımda hassas kişiliklere tavsiyelerim olacak. Takipte kalabilirsiniz.
Sevgiyle,
Tutku 💕
20/09/2023
❎Hayırı cevap olarak kabul etmeyen, ısrar eden, evet dedirtene kadar sınırlarınızı genişleten bir çevrede büyümek, çocukluğunuzda size fazla hayır denmesine maruz kalmak ve sınırlarınızı belirleyememek sizi yetişkin olduğunuzda rahatça hayır demekten alıkoyar.
❎Hayır dediğinizde reddedileceğinize inanmak, olumsuz bir tepki alma korkusu ve sevilmeyeceğinize dair olumsuz inanç hayır diyememenin altında yatan sebeplerdendir.
✴️Ne zaman hayır deseniz kendinizi suç işlemiş gibi hisseder ve pişman olursunuz. Hayır demeyi gönülden isteseniz de başkalarını kırmamak, yanlış anlaşılmamak, dışlanmamak için istemediğiniz halde evet demeye devam edersiniz. Bu durum sürdükçe değersizlik ve öz güven eksikliğine yol açar.
✴️Boyun eğicilik ve aşırı fedakarlık şemalarınız varsa hayır diyememek, başkasının onayına ihtiyaç duymak ve başkalarının ihtiyaçlarına kendinizinkilerden fazla öncelik vermek sizin aşina olduğunuz şeylerdir.
Hayır diyebilmek ve şemaların olumsuz etkilerinden kurtulmak için size bazı egzersizler önereceğim.
✅İlki; çevrenizden size hayır diyeceklerini bildiğiniz şeyler isteyin. Yakın çevrenizdeki üç kişiden hayır diyeceklerini bildiğiniz şeyler talep edin. Bana bir milyon dolar borç verir misin? -Hayır. Gülümseyin ve size hayır denilmesini normalleştirin. 😊
✅İkinci egzersiz; haftada bir gününüzü hayır günü ilan edin. O gün sizin hayır gününüz olduğunu sadece siz bilin. O gün size ne teklif edilirse edilsin hayır diyerek o günü kendinize ayırın. Uzun zamandır ertelediğiniz işlerinizi yapabilir ve hayır gününde kendinizle baş başa kalarak iyi duygular içinde vakit geçirebilirsiniz.
✅ Üçüncüsü; hayır kelimesini kullanmadan isteneni geri çevirmenin bir yolunu bulun. Evet çok isterim bununla birlikte o gün uygun değilim. Bu harika görünüyor, neden daha sonra yapmıyoruz?
✅Dördüncüsü ise; hayır kelimesini kullanırken gülümsemek ve samimi olmaktır. Örneğin, çocuğunuza hayır derken egosunu korumak için ona sarılabilirsiniz. Kendini reddedilmiş hissetmez böylece kişiselleştirme yapmadan hayırı kabul edebilir. Çünkü çocuklar hayır dediğiniz şeyi değil “onları” reddettiğinizi ve sevmediğinizi düşünebilirler.
Devamı için sağa kaydırın 👉🏻
Sevgiler🌼
20/09/2023
lişkilerde, sosyal yaşamda ve iş yaşamınızda taviz vermemeniz gereken bazı durumlar vardır. Nerede ödün vereceğinizi bilmiyorsanız, kabul etmek ve esnek olmak ile taviz vermeyi birbirine karıştırıyorsanız ve bu yüzden kendinizi değersiz ve güvensiz hissediyorsanız bu paylaşımım tam size göre olabilir.
Sağa kaydırın ve okumanın keyfini çıkarın.
Taviz vermemeniz gereken durumların ana başlıklarını aşağıda sizinle paylaşıyorum, açıklamaları için postu sağa kaydırın 👉🏻
1✨ Öz saygınız ve Öz değeriniz
2✨ Öz disiplininiz
3✨ İnançlarınız ve Kültürünüz
4✨ Hedefleriniz ve Hayalleriniz
5✨ Hisleriniz ve Sezgileriniz
6✨ Doğrularınız ve Haklarınız
7✨ İyi Niyetiniz ve Dürüstlüğünüz
Açıklamaları posttaki görseller ve hikayemde paylaştım.
Kendinizi güvende ve değerli hissedeceğiniz güzel bir yaşam dilerim.❣️
—-——-——-———
Paylaşımı yararlı bulduysan beğenip paylaşabilirsin. Daha fazla içeriğe ulaşmak için beni takip et
Sevgilerimle,
Tutku 🩵
20/09/2023
Çocukken öğreniriz sorun çıkmasın diye kendi hakkımızın bir parçasından vazgeçmeyi. Başlarda uzlaşmayı ve onaylanmayı sağladığı için dert değildir. Ancak bir süre sonra ilişkilerde taviz verdikçe sömürüldüğünüzü fark edebilirsiniz.
Çocuklarda taviz; vermek istemediği halde kabul görmek için veya diğer oyuncağa da sahip olmak için kendi oyuncağını paylaşmaya zorlanarak başlamış dahi olabilir. Sürekli taviz vermesi öğretilmiş bir çocuğun egosu gelişemez. Kendine ait bir şeyi almak için hakkını savunmanın kabul görmeyeceğini ve bunun yanlış olduğunu düşünebilir.
Tahammül ettiğiniz, sessiz kaldığınız şeylerle insanlara size nasıl davranmaları gerektiğini öğretmiş olursunuz.
Tahammül edemediğiniz halde sessiz kaldığınız her şey bir tavizdir.
Taviz, sorun çıkmasın diye kendi hakkınızdan vazgeçmektir. Beğenilmek ve onaylanmak için öğrenilen bir davranıştır. Yaparak alışkanlığa dönüşür. Aşırıya kaçtığında vazgeçtiğiniz şey kendi değerleriniz ve hayatınız olur.
Siz nelerden taviz verdiniz ve bu yüzden çok canınız yandı?
-————————-
İçeriği faydalı bulduysanız beğenip paylaşabilirsiniz. ✅
Sevgilerimle,
Tutku 🌼
30/07/2023
Duygusu görülmemiş, utandığı için suçlanmış, ağladığı için azarlanmış, korktuğu için eleştirilmiş, başaramadığı için alay edilmiş çocuklar yetişkin olduklarında kendi duygularını rahatlıkla ifade edemezler. İçeride hissettiği duygunun dışarıda kabul görmeyeceğine inanan bir insan, neden duygusunu ifade etsin ki? Çocukluktan itibaren onu saklamayı, bastırmayı, yadsımayı öğrenir.
Çocukların duygularını görür ve ihtiyaçlarını karşılarsanız bir süre sonra kendi ihtiyaçlarını karşılar ve kendi duygularını görebilir hale gelirler.
⚠️Duygular bastırıldıkça daha güçlü bir şekilde yüzeye çıkar. Duygu sağlıklı ifade edilemedikçe ego zayıflar, benlik yara alır. Bedende yer bulamayan duygular somatizasyonlara yani tıbbi olarak açıklanamayan psikolojik kökenli rahatsızlıklara ve psikopatolojiye neden olur. Bedende bastırılan duygular depresyon, anksiyete, panik atak ve öfke kontrol bozukluğu gibi psikolojik kökenli rahatsızlıklara yol açarken aynı zamanda bastırılmış duygular; fibromiyalji, sedef, egzama, tansiyon, migren, gastrit, reflü, MS, ALS vb. çeşitli ciddi hastalıklara ve hatta kansere kapı aralar.
Standford Üniversitesinde Profesör James Gross tarafından yapılan bir araştırmada katılımcılara korku filmi izletiliyor ve bir grubun korku filmi izlerken soğukkanlı olması yani duygularını göstermemesi, diğer grubun ise doğal davranması isteniyor. Deneyin sonunda duygularını bastıranlar hem kendilerini iyi hissetmiyor hem de fiziksel bir çaba göstererek soğukkanlı davranmaya çalıştıkları için tansiyonları yükseliyor.
Yapılan diğer bilimsel araştırmalar duyguları bastırmanın hafızayı zayıflattığı ve alzheimer riskini arttırdığını gösteriyor.
Görülüyor ki; duyguları ifade etmek sağlıklı bir yaşam sürmek için olmazsa olmazdır. Yaptığım binlerce klinik görüşmede gördüm ki, insanlar duygu ifade etmeyi bilmiyor, düşüncelerinden bahsetmeyi duyguları zannediyor. Çoğumuz duygularımızdan bir haber yaşıyoruz. Bu da çoğu hastalığı ve psikolojik sorunları tetikliyor.
Önce kendi duygularınızı ifade etmenin bir yolunu arayın. Sonra çocuklarınıza ve sevdiklerinize duygularını ifade yolu bulacakları sağlıklı bir ortam hazırlayın.
Sevgiyle sağlıklı bir yaşam dilerim🩵
Tutku
11/07/2023
Zihnin bu çalışma prensibini bir psikoterapist ve psikoloji bilim uzmanı olarak , gibi psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde ve gibi onkolojik rahatsızlıklarda son 20 yılda yaptığım zihin ile ilgili çalışmalar ışığında nasıl kullanabiliriz sizlere bundan bahsetmek istiyorum. Evet bu umut verici bir şey çünkü beynimiz mucizevi bir organdır.
Önce bu varsayımın bilimsel olarak kanıtlarına değinmek isterim. Burada bozulmuş bir zihinden bahsetmiyoruz. Bunu ilk dile getiren kişi, 1760 yılında “Zihin halüsinasyon ile gerçeği ayırt edemez.” diyen doğa bilimci ve felsefeci yazar Charles Bonnet oluyor. Ardından Nöroloji ve Psikoloji profesörü Olivier Sacks, kendisi katarakt ameliyatı olduktan sonra göremediği halde, görme yetisini yitirmiş diğer kişilerde olduğu gibi, sanki görüyormuş gibi halüsinasyonlar görmesinin ardından Bonnet sendromunun delirmekten uzak olduğunu göstermek ve bu sorundan muzdarip kişileri rahatlatmak için araştırmalar yapıyor. Beynin infratemporal (şakakaltı) korteksinde imgelerin ve hayallerin olduğundan ve hafıza ve hislerle iletişime geçtiğinden bahsediyor.
Yalnızca zihnin değil beynin de hayal ile gerçeği ayırt edemediğini ise 1998 yılında Ffytche ve arkadaşları “Bilinçli Görmenin Anatomisi” adlı makalesinde bilimsel olarak kanıtlıyorlar.
Hadi şimdi bir uygulamayla zihnin hayal ile gerçeği ayırt etmediğini birlikte görelim mi? Hazırsanız başlayalım! 🏁
Elinizde yeşil bir elma olduğunu hayal edin🍏
Bu elmanın rengini görün, büyüklüğünü fark edin, şimdi yavaşça ağzınıza yaklaştırıp bir ısırık alın. Tadı nasıldı, dişlerinizle ısırırkenki kütürtü sesini duydunuz mu ve ağzınızda oluşan mayhoş tadı aldınız mı? Bir kokusu var mıydı? Tadı hoşunuza gitti mi? Bu hayal çalışmasını gözleriniz kapalı bir şekilde yaparsanız daha iyi konsantre olabilirsiniz.
Şimdi diğer elinizde başka bir elma olduğunu hayal etmenizi istiyorum. Aynı boyutta, aynı renkte bu elmadan da bir ısırık alın ve kütürtü sesini duyun, tadını ve kokusunu fark edin. Tam bir ısırık aldığınız sırada, o da ne, ısırdığınız yerden bir kurt çıkıyor. Ne hissedersiniz ve nasıl tepki verirsiniz?
Bu minik hayal çalışmasını yaparken zihninizde uyanan tüm hisler, görüntüler ve sesler eşliğinde zihnin çalışma prensiplerinden birini deneyimlediniz.
Sözler telkindir ve zihin hayal ettiği şeyi gerçek olarak algılayarak size gerçekte yaptığınızda oluşan aynı tepkiyi verir.
Devamı yorumlarda ⬇️
20/06/2023
Sizin de en az bir kere aklınıza gelmiştir; şöyle bir el olsa arkandan gizlice dokunsa ve sana ihtiyaç duyduğun güzel şeyleri söylese nasıl hissedersin? Tüm travmaların silinse ve tüm dertlerinin yerini müthiş bir dinginlik ve olgunluğa bıraksa güzel olmaz mıydı?
Ardından bir işaret gelse, piyangodan para çıksa, bir yerden miras kalsa veya bir sihirli değneğin olsa tüm dileklerin birer birer gerçekleşse fena olmazdı değil mi?
Sonra bu gibi düşünceler bilinçdışında şuraya evriliverir; bunların hepsi hayal, çocuk musun sen, büyü artık, bizim zengin babamız yok ki, onlar zaten aileden zengin, ünlü olmak için kimbilir ne bedeller ödediler, ama bak şimdi o çok çalıştı kazandı, istisnalar kaideyi bozmaz, boşver onun da vardır üst düzey tanıdıkları… vb. düşünceler günlük konuşmalarda karşınıza ne kadar sıklıkla çıkıyor?
İlerletelim mi; bu zamanda helal paradan zengin olan yok, kimde çok para varsa kesin haram bulaşmıştır. Şan şöhret istiyorsan çalışmaktan daha fazlasını yapmalısın. Kimse bilgiye değer vermez, insanlara başka şeyler de sunmalısın…
Bu gibi düşünceler masum bir keşke ile başlayıp hayallerinin tam ortasında, aklına turp sıkayım dedirten ve kendini kurban gibi hissettiren duygularla sonlanır. Üstelik sanki diğerleri sana zorbalık yapmışcasına onları suçladığın veya bir diğerine bilinçdışı öfke hissettiğin bir hal dahi alabilir.
İnsanın hayallerinden taviz vermemesi ve bir kurtarıcı beklemeyi bırakarak kendi hayatının kahramanı olmayı seçmesi ilk adımdır, ne güzel, ne ulvi bir adımdır o.
Evet, herkes hayatının bir döneminde tekamülü gereği bir kurtarıcı bekler. O küçük kız da bekliyordu. Nihayet aradığı kurtarıcı geldi.
O, ta kendisiydi!
Not: Kendi hayatındaki yerini ancak sen belirlersin. Kurban psikolojisinde yaşamayı sürdürerek şikayet içinde yaşamak mı istersin? Bilinçdışında kendine ve/veya başkalarına zorbalık ederek yaşamak oldukça zor değil mi? Farket. Şikayeti, olmazları ve zorbalığı bırak. Kendi hayatının kurtarıcısı ol. Mutlaka bir yol vardır de ve beyninde yeni bir yolak açılsın.
Aradığın kahraman uzaklarda değil, tam içinde…
Sevgiyle,
Tutku ❤️
21/05/2023
Dünyaca ünlü ve başarılı bir yönetmene başarısının sırrını sormuşlar.
Şu cevabı vermiş: “Başarımı doğru aldığım kararlara borçluyum”.
“Doğru aldığınız kararları neye borçlusunuz?” diye sormuşlar.
“Tecrübelerime” borçluyum demiş.
Peki “Tecrübelerinizi neye borçlusunuz?” “Yaptığım yanlışlara” diye cevaplamış.
Öyleyse yanlış yapmaktan, hataya düşmekten, yeniden başlamaktan korkma. Sıfırdan değil tecrübelerinden başlıyorsun. 🎬
Kendini hata yapmamak için eğitirsen hiçbir şey öğrenemezsin. Başarı; kendine hata yapmak için izin verenlerin ve ustalık; hatasından ders çıkaranların yoludur. 💪🏻
Ne kadar hata yaptıysan, başarı yolunda o kadar iyi ilerliyorsun demektir. Çünkü başarının ikinci basamağı hata yapmaktan geçer.
Unutma, başarısızlık diye bir şey yoktur sadece geri bildirim vardır, sonuçlar ve tecrübeler vardır.
Şefkatle,
Tutku 🤍🫶🏻
18/05/2023
Araba kullanırken karşınıza hata yapan birisi çıkıverdiğinde birden kendinizi bağırırken buluyorsanız, arkadaşınızla konuşurken içinizden veya dışınızdan onu eleştirdiğinizi fark ediyorsanız, bu duygular sizde var olduğu içindir. O kişi böyle davranılmayı hak ettiği için değil.
Aynı durumda kalan bir başka kişi farklı bir tepki verebiliyorsa, bu olayla ilgili değildir. Olaya kattığınız yorum sizin tepkinizi belirler.
Hadi şimdi kendinizi test edin. Anne babanıza, çocuklarınıza, eşinize, arkadaşınıza veya şu anda yanınızdaki kişiye içinizden akan duygu nedir?
Bazı gün aynı durumda öfke hissederken, başka bir gün aynı kişiye benzer bir durumda sevgi ve şefkat hissedebilirsiniz. Bu çok doğaldır. Çünkü insanın düşünceleri ve olaylarla ilgili yorumu değiştiğinde duygusu da değişir. Ve mevcut duygusu olaylarla ilgili yorumunu da değiştirir.
Evet, insanın karşılaştığı her durum onda olanı açığa çıkarır. Bugün olana bir de bu açıdan bak. Gör bakalım içindeki hangi duygu yansıyor?
Sende ne var? 💜
Sevgiyle,
Tutku
17/05/2023
Sadece kendimizi önemseseydik dünya bencillerle dolu olurdu. Oysa, kendini unutmadan başkalarını önemsediğinde dünya mutluluk vericidir.
🔻Diğer insanların ne düşündüğünü kendi mutluluğundan önde tuttuğunda önemsiz hissetmeye başlarsın.
🔺Unutma, başkalarının ne düşündüğünü önemsediğin sürece senden önemli olacaklar.
Biliyorum bazen diğerleri için ne kadar önemli olduğunu görmeye, duymaya ve hissetmeye ihtiyaç duyuyorsun. Bunun nedeni; kendi ihtiyaçlarını ve duygularını görmezden gelmen.
🔹Önemli hissetmek istiyorsan bugün yapılacaklar listenin en üstüne kendi ihtiyacını koy.
Benimle de paylaş olur mu? 🩵
Sevgiyle,
Tutku
07/04/2023
Spinoza’nın bu sözünü seviyorum. Siz ne düşünüyorsunuz?
Ayşe’nin Ahmet hakkındaki söyledikleri Ahmet’in nasıl biri olduğundan çok Ayşe’nin nasıl biri olduğuna dair bize bilgi veriyor. Bunun yanında eğer Ahmet’i hiç tanımıyorsak, zihnimizde Ayşe’nin söylemlerine göre biri canlanıyor ve Ahmet hakkında ön yargıya kapılıyoruz.
Einstein’in aforizmasındaki gibi; önyargıları kırmak atom çekirdeğini parçalamaktan daha zor hale geliyor ve zihnindeki yargılara uygun bir ilişki şekilleniveriyor. Sonunda kendinizi Ayşe’nin Ahmet hakkındaki söylediklerine hak verirken bulabilirsiniz.😊
Bu görüş zihnimizdeki düşünceler ve yargılar için de geçerlidir. Bir insana baktığınızda aklınızdan geçenler onun nasıl biri olduğundan çok sizin nasıl düşünen biri olduğunuzu tanımlar.
Sevgiyle,
Tutku ❤️