17/09/2026
İnsan çoğu zaman hayır diyemediği için değil, hayır dediğinde ilişkiye ve bağa ne olacağından korktuğu için susar.
Bazıları için hayır demek yalnızca bir sınır koymak değil, karşısındakini üzmek, sevgisini kaybetmek, bencil olmak ya da ilişkideki bağı tehlikeye atmak anlamına gelebilir.
Erken dönem ilişkilerde kişi, sevginin uyum göstermekle, ihtiyaçlardan vazgeçmekle ya da karşısındakini memnun etmekle sürdürülebildiğini öğrendiğinde, yetişkinliğinde kendi sınırlarını korumaya çalışırken yoğun bir suçluluk hissedebilir.
Bu durumda ilişkisel suçluluk, kişiye şunu fısıldar: “Ben kendimi seçersem sana (aramızdaki bağa) zarar vermiş olurum.”
Böylece kişi istemediği halde evet der, başkalarının yükünü taşır, kendi ihtiyaçlarını erteler ve ilişki bozulmasın diye kendiliğini geri çeker. Dışarıdan fedakarlık gibi görünen şey, içeride terk edilme korkusu ve bağı koruma çabası olabilir.
📌Sağlıklı bir ilişkide sınırlar bağı ortadan kaldırmaz, kişinin ilişki içinde kaybolmadan var olabilmesini sağlar.
18–20 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleşecek 9. Ulusal Bütüncül Psikoterapi Kongresi’nde, “İlişkisel Suçluluk ve Hayır Diyememenin Psikososyal Dinamikleri: Bütüncül Psikoterapi Perspektifinden Kuramsal Bir Değerlendirme” konulu sözlü bildirimi sunacağım.
Bu çalışmada hayır diyememenin ardındaki ilişkisel suçluluğu, nesne ilişkileri, dürtü çatışma, bağlanma örüntüleri, kendilik, kültürel beklentiler ve toplumsal roller çerçevesinde bütüncül psikoterapi perspektifinden ele alacağım.
Kongrenin Bilim Kurulu’nda yer almak ve üzerinde uzun süredir çalıştığım bu konuyu meslektaşlarımla paylaşmak benim için ayrıca çok kıymetli.
Bazen insanın en zor söylediği “hayır”, karşısındaki kişiye değil, bağın devam etmesi için kendisinden vazgeçmesi gerektiğini söyleyen içselleştirilmiş ilişki inancınadır.
Sevgiyle,
Tutku Ural 🪻