ANNE – BABA – ÇOCUK ETKİLEŞİMİ
Çocuk doğduğu andan itibaren çevresiyle etkileşime geçer. Öncelikle refleksif olarak var olan duygusal tepkilerini çevresinden aldığı tepkilerle pekiştirerek, olaylar karşısında bilinçli tepkiler vermeyi öğrenir.
Çocuğun model aldığı ilk bireyler anne ve babasıdır. Çocuk, öncelikle sevilip mutlu olduğunda gülümsemeyi, rahatsız ve mutsuz olduğunda ağlamayı ve daha sonra kızgınlık, öfke vb. Bu duygusal tepkilerin öğrenme yoluyla çocukta görülmesinin en belirgin özelliği, çocuğun bu tepkileri anne ve babasında öğrenmesi sonucu, bunların gösterilme biçimi anne ve babasının tepkilerinin aynısı olabilmekte ve çocuğun anne ya da babasına benzetilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Şu sözler buna örnek verilebilir , ‘’ gülünce aynı babasına benziyor ‘’ , ‘’ kaşını çatması aynı annesi gibi ‘’ . Her çocuk kendi aile ortamında ortaya çıkan anne-baba tutumunun bir ürünü olarak sosyal ve duygusal yapıya sahip olmaktadır. Ana-baba tutumları çok çeşitlilik göstermektedir ve aile, insan ilişkilerinin sergilendiği bir sahne gibidir. Çocuk bu sahnede insan ilişkilerini bütün karmaşık yönleriyle gözlemler ve yaşar. İnsan ilişkilerini belirleyen anlaşma, uzlaşma, bağlılık, işbirliği gibi olumlu nitelikleri evde kazanır. Anlaşmazlık, çekişme ve çatışma gibi olumsuz durumlarda takınacağı tutumları da evde öğrenir. Ana babasının kendisiyle, birbirleriyle ve kardeşleri ile ilişkisini sürekli gözler ve değerlendirir. Bu nedenle aile içindeki ilişkinin temelini ana babasının birbirine karşı tutumu oluşturur. Aslında ana babalık, yeteneklerimiz olsun olmasın hepimizin hayatın gidişatı içinde uygulamakta olduğumuz bir meslektir. Öyle ki bu meslek yaklaşık 20 yıl, günün 24 saati ve hemen hemen tatilsiz icra edilmekte ve asla değiştirilmemektedir. Diğer meslekler ‘’ Deneme-Yanılma ‘’ yoluyla öğrenilebilir ancak ANA-BABALIK mesleğinde ‘’ Deneme-Yanılma ‘’ ların sonucu ne yazık ki çok ciddidir. ASLINDA ANA BABALIK MESLEKTEN ÖTE BİR SANATTIR. Gamze İnce
İTK Büyük Çiğli Anaokulu Müdürü(Psikolog)