Tюркская Mифология - Turkic mythology
Tюркская Mифология
21/08/2024
TURSHA
Tursha’lar M.ö. İkinci Bin yılın ikinci yarısında Mısır’a saldırmış, Mısırlıların Deniz kavimleri dedikleri kavimlerden biridir. Adları Mısır belgelerinde geçmektedir. Tarihçilerin çoğu bunların Etrüsklerle akraba oldukları kanaatindedirler.
Batılı bilginlerin TURSHA şeklinde okudukları adı tahlil etmeye kalkmayacağım. Çünkü eski Mısır dili ve Mısır yazısı hakkında bilgi sahibi değilim ancak bildiğim bir şey vardırki o da şudur :
Tursha adı ikiye ayrılmalıdır : TUR + SHA
Birinci kısım Türklerin (onlara İranlıların da, Yunanlıların da verdiği ) geleneksel addır. İkinci kısım ise, SAKA kelimesinin karşılığıdır (SHA =SKA = SAKA). Yani Tursha, Tursaka’nın deforme bir şeklinden başka bir şey değildir.
Eski Mısır dilini ve yazısını bilmediğim halde, burada şunu vurgulamaktan çekinmeyeceğim : Mısır yazısında SH’nin karşılığı tek harf veya işaretse bile, o harf S ve K’nin birleşmesi ürünüdür.
Bunu söyleyebilmek için de şundan cesaret almaktayım: İranlıların kutsal kitabı Avesta, sanskritçeye çevirildiği zaman, çeviride, Avestadaki Tur adının karşılığı olarak, TURUŞKA kelimesi kullanılmıştır. Bu gösteriyor ki, belirli bir zamanda Hintliler de Sakalara Tursaka demişlerdir.
Her halde, ister aynı dönemde olsun, ister aynı dönemlerde, “Tursaka” adını hem Mısırlılarda, hem de Hintliler için yazılmış bir belgede bulmaktayız.
Aşağıda göreceğiz ki, Türklerin geleneseksel adını birleştiren “Tursaka” adı daha da yaygındı. Her halde, Mısıra saldırmış Deniz kavimlerinden olan Tursha’lar A’ları A telaffuz eden SAKALAR’dandı.
TUSC
Tusc yazılan, Tusk okunan kısacık kelime Latinlerin Etrüsklere vermiş oldukları addır. Erkek Etrüsk : Tusc-us, Kadın Etrüsk: Tusc-a. Etrüskler : Tusc-i
Etrüskler İtalyada yüzyıllarca bu adı taşımışlar, onlardan Latin edebiyatında bu ad ile söz edilmiştir.
Ancak şu var :
Umbriyanın İguvium denilen yerinde. aşağı yukarı yüzyıl kadar önce bulunmuş bronz tabletlere dayanarak, zamanımızın etrüskologları ispat ediyorlar ki Etrüskler Adriyatik yolu ile Umbriyaya gelince, yerliler onlara Tursci (Tursk-i) demişlerdir.
Görülüyor ki, Latinler kelimedeki R harfini yok etmişler, yutmuşlardır. Bu bakımdan, denebilir ki, Çinliler gibi davranmışlardır.
Fakat … tam olarak belirleyemediğim bir tarihte Etrüsklerin latinleşip, dillerini kaybetmelerine yakın bir sırada, iki doğrultuda gelişme olmaktadır. Bir yandan, Orta İtalyadaki Etrüsk bölgesinde oturmakta olup, dillerini unutmak üzere olanların adına AN eki eklenerek, onlara TOSCAN (İ) deniyor. Bir yandan da tarihte gömülü kalmış, yani Toskanların ataları olanların adlarında da bir gelişme oluyor. Vaktiyle Latinler tarafından atılmış R, nereden dönüyorsa dönüp geliyor ve TUSC kelimesinin içine yeniden yerleşiyor. Fakat yanlış yere… Evet, eskiden olduğu gibi U harfinin sağına oturacağına, soluna oturuyor. Geçmiş zamanların Etrüskleri oluyor TRUSC-İ( TURUSK-İ)
Bu kelimenin başında iki sessiz harfin yanyana gelişi Latinlerde veya Etrüsklerde (Toskanalılarda telaffuz güçlüğü yarattığından dolayı olsa gerek, çok geçmeden, tarihi Etrüsklere verilen bu adın başına, bir E kendiliğinden gelip kalıyor ve bu ad şu şekli alıyor : ETRUSC-İ (Etrusk-i) .
Miladdan önce I. yüzyılda yaşamış olan Strabon bu adı bu şekli ile zikrediyor.
Fakat biliyoruz ki, bundan sonraki bir dönem de, Latinlerin C harfi (1 den önce geldiği zaman K sesini vermekten vazgeçip) S sesini vermeye başlıyor. Bir çare bulunmazsa “Etrusci” yazılan kelime “Etrussi” okunacak. İşte o zaman , akıllı olan biri C nin sağına bir H yerleştiriyor ve latinleşip dilini kaybeden milletin adı oluyor : ETRUSCHİ Bu ad bugün İtalyanlarda da böyledir.
Fransızlar bu adı İtalyanlardan alıp ETRUSQEUS kılığına sokmuşlar ve U harfini Ü telaffuz etmişlerdir. Biz de, her zamanki gibi , Fransızlara uymuşuz. İtalyayı fethedip, orada büyük bir medeniyet kurmuş olan Proto-Türklere ETRÜSK demişiz.
Şunu da ilave edelim : Etrüsklerin, bir zamanlar bütün İtalyayı idare ettikleri halde, özellikle kendilerinin oturdukları bölgeye Latinler TUSCİA diyorlardı. Bu ad TUSC’dan farklı değişmelerden geçmiştir: Önce ETRUSİA , daha sonra ETRURİA olmuştur.
Gömüş bulunuyoruz ki, Etrüsklerin bugünkü adı aşınmaların bozunmaların ürünüdür. Bu adın en az bozulmuş şekli, şüphesiz etrüskologların İGUVİUM (Gubbio) tabletlerinden çıkardıkları TURSC (Tursk) şeklidir. Ya bunun aslı nedir?
Daha önceki açıklamalanının etkisi ile, okuyucunun söyleyeceklerime hazır olduğunu seziyorum.
Evet, Etrüskler de, Chou’lar gibi, Basklar gibi, Tursha’lar gibi SAKALAR idiler: TURSAKALAR.
Esasen TURSK adının TURSHA adından pek fazla farkı da yoktur. Olsa olsa K sesi Mısırlılarda, Çinlilerde olduğu gibi, yumuşamış, H’ye dönüşmüştür. Esasen, Tursha’ların Mısır’a saldırışı ile Turshaların İtalyaya göç etmesi aşağı yukarı aynı dönemdedir.
A’lan A telaffuz eden Sakalardan oldukları anlaşılan TURSAKALAR da adlarında Türklerin iki geleneksel adını birleştirmekte idiler. Çünkü Tursakalar Türk idiler.
Yukarıdaki ilmi gerçekler hemen hemen yirmi yıl sürmüş yoğun araştırmaların ve yoğun düşünmelerin ürünüdür. Batının bilim adamları (belki bizimkiler de) bu gerçekleri geç ve güç içlerine sindireceklerdir. Fakat sonunda sindireceklerdir ve Türklüğün tarihteki önemini ve şanını kabul edeceklerdir.
Kaynak : Türklerin İlk Ataları- Adile Ayda
21/08/2024
SANSRİTÇE'NİN YÜZDE 25 İ TÜRKÇE KÖKENLİ KELİMELERDEN OLUŞUR:
“Hint-Avrupa Ari Irkı” ve buna bağlı “Hint-Avrupa Dil Ailesi” “bilimsel” efsanesinin en önemli dayanak noktası Sanskritçedir. Çünkü Sanskritçe yazılı belgeler bundan dört bin yıl öncesine kadar dayanır. Batılı hakim dil-tarih kuramı, değişik nedenlerle Hintçeyi, bir kök dil olarak Yunan-Latin dilleri kadar önemser. Teoriye göre Arap-Sami dilleri gibi, geniş coğrafyada yer alan eski ve yeni pek çok dil ve bu arada Turani diller de ailenin dışında kalır. Bunlar “barbar” kavimler, kültürlerdir.
Başka bir görüşe göre ise (ki pek az destek bulur): Hindistan’ın kuzeyi, Pencap, Tibet, Hazar denizi çevresi, İran, Kafkasya, Anadolu, Orta-Doğu’yu da içine alan bu çok geniş topraklarda “Ari” kabul edilmeyen pek çok kavim yaşamış ya da bu bölgeyle binlerce yıldır olumlu-olumsuz yakın komşuluk ilişkileri geliştirmiştir. Dolayısıyla onların dillerinin, örneğin Türki dillerin bu “kapalı aile” diline kaynaklık etmemesi, en azından onları etkilememesi olası değildir. Turani kavimlerin başkalarından sadece teknik, kültür, dil almadığı, hatta daha çok bunları verdiği ileri sürülür.
Benim amacım “aman ne olur Türkler de bu aileye katılsın” demek asla değildir. Gerçek ne ise o! Kimse gelip geçer siyasi duruşuna, ideolojisine göre hakikati çarpıtmasın. Keza, bir bilim dalındaki hakim anlayış doğruysa bunun kaynakları daha açık gösterilsin, eğer yanlışsa o kalıplar kırılsın.
Türkçe temel sözcüklerden 551’i listelendi. Bunların 1200’ü aşkın İngilizce karşılığına İngilizce-Sanskritçe sözlükte bakıldı. Benzerlikler kaydedildi. Bulunanlar tekrar değerlendirildi. 551 temel sözcük-kavram üstünden Türkçe-Sanskritçe uyumlu 139, İngilizce-Sanskritçe uyumlu 109, Türkçe-İngilizce uyumlu 73, üç dilin ortak uyumlu olduğu 81 madde saptandı.
Bu incelemenin sonucu, önceki araştırmalarımızı ve bilgilerimizi destekler doğrultuda, bu üç dilin ortak köke sahip olduğunu, en azından binlerce yıl önce birlikte geliştiğini doğrulamaktadır. Türkçe İngilizceye göre Sanskritçeye sözcük temelinde daha yakındır.
Kaan Arslanoğlu,
http://www.gercekedebiyat.com/.../sanskritce-turkce.../3535
https://tarihvearkeoloji.blogspot.com/.../mezopotamya-ve...
19/05/2024
Milli mücadelemizin başladığı Mayısın 19. gününü idrak ederken,
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ,Silah arkadaşları ve devrin fedakar Türk halkını rahmet ve minnetle anıyoruz.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.
07/05/2024
Çad Gölü, son Buz Devri sırasında MÖ 20.000 civarında tamamen ortadan kayboldu. MÖ yaklaşık 11.000 yıl önce yeniden ortaya çıktı.
Türkistan kökenli '' Y ata genine göre safkan Hazarlı ama tipin değişikliği şu sebeptendir.Bu zorlu seyrüsefere kadınlarımız fiziken dayanamayacağı için bölgeye ulaşabilenler erkekti ve Afrikalı kadınlarlar fiziken tipi kısa sürede etkiledi''nüfusun genetik haritası ile gölün 11 bindeki halini karşılaştırdığımıza nüfusun gölle %100 ilişkili ve 11 bin göl haritasına görede,bölgeye Hazardan nüfus akımının 11 binde başladığını ve nüfus girişinin Kızıldenizden su yolu ile olduğunu görürüz.
Şimdi bu basitçe anlatılıp kabul gören açıklama Harran Körfezi ve Diyarbakır denizi ilede buluntu ve genetik karşılaştırma yapılabilir ve Göbeklitepeyede aynı tesbit yapılabilir
02/04/2024
Türk bengü taşlarında bir kelime geçer .Urugsıratmak. ''...urugsıratmak. Bu kelime “uruksuz bırakmak, kökünü kurutmak”
demektir; yani bugünkü jenosit* teriminin tam karşılığıdır. Çin’in Türklere karşı soykırım uyguladıklarını anlatmak için kullanılmıştır. Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun''
01/04/2024
Güney Sibirya (Şuşin ilçesi Sizaya köyü) de bulunan Tanrıça Umay'ın katına geçit sanılan Umay Tag adlı kayayı yetmişli yıllarda Sayano-Tuva araştırma grubu tarafından ziyaret edilmiş ve öğrenilmiştir. Kayaya yapılan kare şeklindeki kapı Umay'ın sarayına bir kapı olarak görülüyor. Bugünlerde oraya ezoterik seyahatçılar geliyor ve meditasyonlar yapılıyor ama eskiden de şimdi de yerel halk tarafından çok ziyaret edilen bir yerdir. Özellikle çocuk sahibi olmak için gelen ciftler veya kadınları görmek münkümdür. Umayın sarayına geçit kapılarındaki bekçi ruhlar tarafından temiz kalplı ve iyi niyetli olan insanların geçebileceğine, geçtıkçede ordaki yeraltının merkezinden gelen hayat, güçten gelen kaynaktan içilmesine izin verildikçe insanların hayatı ve sağlığı güzelleştiği söylenir.
Umay tapınaklarını da Krımdaki Kızıl KOba yakınında ve karabi yaylada da görmek mümkündür. Yadikin 1993 s.116-146 (Ядыкин 1993, с. 116-146).
31/03/2024
Kumanlar.Harzemden - Macaristana bir göçün hikayesi..Beyaz tenli, kizil ya da sari sacli nordik * tipinde insanlardi. Rus edebiyati'nda Kuman Türkleri genis yer tutar.Kıpçakların batı kolunu oluşturan büyük bir kabiledir. xi. yüzyıl'da balkanlara gelerek Peçenekleri dağıttılar. Slavlar'ın balkanlara inişlerini engellediler. xiii. yüzyıl'da Macarlarla ilişki kurarak hristiyan - katolik inanışını benimsediler.
28/03/2024
Rusya Bilimler Akademisi Arkeoloji Enstitüsü Don Seferi başkanı Profesör Valery Gulyaev, Ogonyok'a “İskit dönemine ait dört kadın savaşçının eşsiz bir mezarını aynı anda keşfettik” diyor. Keşiften önce bile, Amazonların yaygın bir İskit fenomeni olduğu bizim için açıktı: onlar için ayrı mezarlar ve erkekler için olduğu gibi tüm cenaze törenleri yapıldı.
Kırım'da yapılan Keşif, arkeologların Devitsa V olarak adlandırdıkları mezar sisteminde yapıldı İskit kurganı olduğu kesinleşti.
1991 yılına kadar bilim adamları, İskitlerinin topraklarında silahlı 120 kadın kurganı daha keşfettiler. Bunların yaklaşık yüzde 70'i 16 ila 30 yaş arasındaki kızlara ve genç kadınlara aitti.
Bu arada Tüm İskit kadınlarının yaklaşık üçte birinin silahlarla gömüldüğü ve erkekler gibi savaş yaraları olduğu ortaya çıktı.
En önemlisi çok sayıda DNA verisinin analizi sayesinde, İskitlerin Slavlarla hiçbir ilgisi olmadığı ortaya çıkıyor.
Türk DNA örneği alarak İskit kurganlarından çıkan Amazon Kadınların DNA örnekleriyle karşılaştıran Dr. Kimball, Mitokondrial DNA örneklerinin karşılaştırılmasıyla ortaya çıkan sonuç inanılmazdır. Sonuç %99.9 oranında uyumlu olduğunu gördü.
28/03/2024
Savaşçı Türk kadını hakkında ‘‘Kırk Kız’’ destanında bahsedilmektedir. Bu eserin izleri Türk halkların folklorunda da önemli bir yere sahiptir. Ayrıca kahramanTürk kadınının Türk halkların tarihinde birer yönetici, yeri geldiğinde cengâver olanları mevcuttur. Hatta günümüzdeki arkeolojik bulgular Türk kadınlarının amazon kadınları ile benzerlikleri bulunduğuna işaret etmektedirler. Türk halkların savaş cephelerinde de bu kahraman kadınlara rastlanmıştır. ''Alina GAYNUTDİNOVA''
Görsel.Sergey Hocanın albümünden.
28/03/2024
Şamanlar "Atamızın Yaktığı üç ateş, Anamızın gömdüğü üç taş Ocak" diye dua ederler..Türk Mitolojisinde ilk ateşi yakan Aşina Boyundan "TÜRK" isimli Atadır. Türkolog Jean Poul Roux'a göre Türk isimli atanın halefleri İstemi ve Bumin Kağanlardır. Ocak Türkler için çok önemli bir arketiptir. Çadırın merkezinde yer alır ve sürekli tüter. Hatta "Ocağı Sönmek" deyimi, Ailenin dağılması yok olması anlamında kullanılır. "Ocağı Tütsünde" deyimi aile birliğine bir göndermedir.
Click here to claim your Sponsored Listing.
Location
Category
Website
Address
Düzce/Seferihisar
Izmir
35460