09/05/2026
ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN!
Bugün, yaşama attığımız ilk adımdan itibaren bize yol gösteren, güç veren, şefkatiyle bizi biz yapan annelerimizi kucaklama günüdür. Onların görünmez emeği bir çocuğun, bir çocuk ise bir ülkenin kaderini değiştirebilir.
Ancak ne yazık ki ülkemizde milyonlarca anne; giderek derinleşen kadın yoksulluğu, esnek ve güvencesiz çalışma koşulları, istihdamdan dışlanma ve eşitsiz bakım yükü gibi ağır sorunların arasında yaşam mücadelesi veriyor. Kadınların özgürleşmesi ve toplumsal hayatta var olabilmesi; ancak eşit ve güvenceli istihdam politikalarıyla, devlet destekli nitelikli ve ücretsiz kreş hakkıyla mümkündür.
Eğitim-İş olarak, Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım başta olmak üzere, emeğiyle hayatımızı ve dünyayı şekillendiren tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyoruz.
05/05/2026
ÜÇ FİDANI SAYGIYLA ANIYORUZ! YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!
54 yıl önce bugün, Türkiye halkının bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine ömrünü adamış üç yiğit devrimci; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan halkın egemen olduğu, adaletin hüküm sürdüğü, emeğin değer gördüğü bir Türkiye için kendi yaşamlarıyla genç yaşta vedalaştılar. Onları asanların isimleri tarih sahnesinden silinip giderken, üç fidan milyonların yüreğinde ve çocukların adında yeşermeye devam edecektir.
12 Mart faşist cuntasına karşı başları dik yürüdükleri darağacında, “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” diye haykırarak gecenin ve faşizmin karanlığını yırtan üç fidanın verdiği mücadele, emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin yüreğine korku salmaya devam ediyor.
Unutulmamalıdır ki; üç fidanımızın mücadelesine ilham olan şey, Mustafa Kemal Atatürk ve öncülük ettiği Cumhuriyet Devrimidir. Deniz Gezmiş, namluların ve dipçiklerin gölgesi altında konuşurken bunu açıkça dile getirmişti:
“Bu memlekette Mustafa Kemal’e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz. (…) 35 milyon metrekare vatan toprakları işgal altındayken, bizim milli bütünlüğü bozmakla suçlanmamız gülünçtür. Mustafa Kemal sağ olsaydı bugün çok şaşırırdı.”
Bizler biliyoruz ki; yargılananlar yalnızca gencecik bedenler değil, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi ve “Tam Bağımsız Türkiye” idealiydi. Ancak halkımızın yüreğinde yanan bağımsızlık ve özgürlük ateşi, idam sehpalarını aşarak bugüne kadar geldi.
Bugün bizlere düşen en büyük görev; onların bıraktığı mirası laik, bilimsel ve kamusal eğitim mücadelemizle aydınlık yarınlara taşımaktır. Aydınlık uğruna verdiğimiz kavga, aynı zamanda “Tam Bağımsız Türkiye”yi yeniden inşa etme mücadelesidir.
Eğitim-İş olarak idam edilişlerinin 54. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın şahsında, ömrünü bağımsızlık mücadelesine adayan tüm devrimcileri saygı ve özlemle anıyoruz.
Üç fidanın karanlığı titreten gür ve kararlı sesiyle, inadın en çok yakıştığı o düşü haykırıyoruz:
YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!
MERKEZ YÖNETİM KURULU
04/05/2026
2026 yılı Nisan ayı için TÜİK enflasyonu %4,18 olarak açıklandı. Bu oranla birlikte dört aylık enflasyon %14,64 olmuş, yılın dördüncü ayında Dr. Öğretim Üyesi maaşı 13 bin 680 TL, tekniker maaşı 9 bin 751 TL, şef maaşı 9 bin 409 TL, en düşük öğretmen maaşı 9 bin 228 TL ve hizmetli maaşı 8 bin 442 TL erimiştir.
Bunun yanında kamu emekçisinin Ocak 2026’da aldığı %11’lik zam tamamen erimiş, enflasyon farkı %3,28 olmuştur. Buna göre Temmuz ayında kamu emekçisine 8. Toplu Sözleşmede yer alan %7’lik zam ile birlikte ödenecek olan enflasyon farkı hesaplandığında şimdiden gelir artışının %10,51 olduğu görülmektedir. Başka bir ifadeyle kamu emekçilerinin gelirinde yaşanacak artışın %10,51’in altında olmayacağı kesinleşmiştir.
8. Toplu sözleşmede belirlenen zam oranlarının kamu emekçisini enflasyona karşı koruyamayacak düzeyde düşük seviyelerde tutulmuş olmasının bir sonucu olarak gerçeğin altında oranlar açıklayan TÜİK oranlarına göre bile derinleşen yoksulluk, ülkenin çocuklarından yaşlılarına, özel sektör emekçisinden kamu emekçisine kadar her kesimi etkisi altına almaktadır.
01/05/2026
İzmir Bakırçay Üniversitesi,
Dokuz Eylül Üniversitesi,
İzmir Demokrasi Üniversitesi,
Ege Üniversitesi,
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nde görev yapan yol arkadaşlarımızla beraber
1 Mayıs Emek Bayramımızı coşkuyla kutladık.
Yaşasın Eğitim-İş
Yaşasın Birleşik Kamu İş
20/04/2026
Bağımsız Maden-İş üyesi Doruk Madencilik işçileri, gasp edilen hakları için günlerdir yürüdü; Ankara’ya vardıklarında ise muhatap alınmak yerine tekmelerle, polis şiddetiyle ve göz altılarla karşılaştı. Bu tablo ne hukuka ne vicdana ne de bu ülkenin emek tarihine yakışmaktadır.
“Ölmek var, dönmek yok” diyen madenciler, bir slogan değil; yerin altında her gün ölümle burun buruna çalışmanın gerçeğini haykırmaktadır. Alın terinin karşılığını istemek suç değildir. Yürümek suç değildir. Sendikalı olmak, hak aramak, dayanışmak suç değildir.
Madencilere uygulanan şiddeti ve sendika temsilcilerine yönelik göz altıları kabul etmiyoruz. Hak arayan işçiye copla, tekmeyle, kelepçeyle karşılık vermek kabul edilemez. Bu baskılar emek mücadelesini durduramaz.
Gözaltına alınan tüm madenciler ve sendika temsilcileri derhal serbest bırakılsın. Polis şiddeti son bulsun. Doruk Madencilik işçilerinin talepleri derhal ve eksiksiz şekilde karşılansın. Biz, emeğiyle yaşayanların, yerin altında canı pahasına çalışan madencilerin yanındayız.
Dayanışmayla ve kararlılıkla!
19/04/2026
YAŞAM HAKKI SİYASİ ÇIKARLARA KURBAN EDİLEMEZ!
Gülistan Doku’nun katledilmesinin üzerinden tam 6 yıl geçmişken cinayet dosyasının bir anda çözülmesi; adaletin geç de olsa tecelli ettiğini değil, organize bir örtbas operasyonunun çöktüğünü gösteriyor.
Katilinden vali olan babasına, korumasından polisine ve doktoruna kadar uzanan çok katmanlı bir suç ortaklığı ile karşı karşıyayız.
Gencecik bir üniversite öğrencisinin yaşam hakkı elinden alınmış; katilin babasının siyasi gücü sayesinde cinayet 6 yıl boyunca sümen altı edilmiştir.
Eğitim-İş olarak soruyoruz:
6 yıldır itinayla saklanan deliller, katil ve suç ortakları ne oldu da birden ortaya çıkarıldı? Katledilen kadınların katillerinin cezasını çekmesi muktedirlerin siyasi çıkarlarına ve güç dengelerine mi bağlı?
Yaşam hakkı, siyasi çıkarlara kurban edilemez. Bugüne kadar faili meçhul bırakılan tüm kadın cinayetlerinin bir an önce aydınlatılmasını diliyoruz.
17/04/2026
OKULDA ŞİDDET GELECEĞE İHANETTİR: ÇÖZÜM KÖY ENSTİTÜLERİ FELSEFESİDİR
Bugün, Anadolu’nun makus talihini yenmek üzere 17 Nisan 1940’ta atılan en büyük adımlardan biri olan Köy Enstitüleri’nin 86. kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz.
Bu elbette buruk bir kutlamadır ancak Köy Enstitüleri sadece yitirilmiş bir aydınlanma değil bir yarın ödevidir. O yüzden bugünü Köy Enstitüleri’ni anlama, anlatma ve o ruhu mücadelede yaşatmanın da yıl dönümü sayıyoruz.
Köy Enstitüleri; sadece dört duvar arasında bir eğitim projesi değil, Cumhuriyet’in "fikri hür, irfanı hür" nesiller yetiştirme iradesinin ete kemiğe bürünmüş halidir.
Hasanoğlan’dan Arifiye’ye, Kızılçullu’dan Düziçi’ne kadar yurdun dört bir yanında yükselen bu enstitüler, köylüyü efendi kılmanın, toprağı bilgiyle bereketlendirmenin ve sanatı Anadolu’nun en ücra köşesine taşımanın adıydı. İmkansızlıklar içinde kurulan genç Cumhuriyet’te eğitimin ve bilginin her yurttaş için ulaşabilir hale gelmesini sağlayan bu enstitüler, Türk aydını ile köylüsünü de kopmaz bağlarla birbirine bağlamıştı. Tüm yurttaşların haklarını, özgürlüklerinin sınırlarını, bilginin sonsuzluğunu ve onu almanın büyük zevkini öğrendiği bu okullardan mezun olanların her biri, köylerine dönüp birer aydınlanma neferine dönüştüğü için enstitüler sosyolojik bir devrime dönüşmüştü. Yüzyıllardır horlanmış köy çocuklarından yazarlar, şairler, müzisyenler, bilim adamları çıkmaya başlamıştı. Anadolu uyanıyordu. Köylüler birer zanaatkara dönüşürken aydınlar da kökleriyle bütünleşiyordu. Elbette bu büyük aydınlanma, Türkiye üzerinde tahakküm sahibi olmak isteyen emperyalistler ve onların güdümündeki gericiler tarafından rahatsızlıkla karşılandı.
Açıklamanın devamı için: https://birlesikkamuis.org.tr/haber/okulda-siddet-gelecege-ihanettir-cozum-koy-enstituleri-felsefesidir/m7wessh6evj46uwpn6ki4lmo
14/04/2026
TÜM EĞİTİM EMEKÇİLERİNE, SENDİKALARA VE VELİLERE ÇAĞRIMIZDIR: EĞİTİMDE ŞİDDETE KARŞI ORTAK MÜCADELE!
15-16 Nisan tarihlerinde 2 gün süreyle iş bırakıyoruz!
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki bir lisede yaşanan silahlı saldırı, okullarımızdaki güvenlik zafiyetini, çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin herhangi bir can güvenliğinin olmadığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bilimin ve aydınlanmanın yuvası olması gereken okullar, şiddet merkezi haline getirilmektedir.
Eğitim-İş olarak; eğitimin ve eğitim emekçisinin sistematik biçimde değersizleştirilmesine, gençlerimizin umutsuzluğa itilmesine ve can güvenliklerinin kalmamasına karşı tüm eğitim sendikalarına, demokratik kitle örgütlerine ve kamuoyuna ortak mücadele çağrısında bulunduk.
Bu kapsamda; okullarda artan şiddete dikkat çekmek, eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin yaşam hakkını savunmak, güvenli okul talebini güçlü biçimde kamuoyuna taşımak amacıyla;
• 15-16 Nisan 2026 tarihlerinde 2 (iki) gün süreyle iş bırakıyoruz.
• 15 Nisan Çarşamba günü saat 13.00’te Genel Merkez olarak Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde, ülke genelinde ise eş zamanlı olarak İl Milli Eğitim Müdürlükleri önünde buluşuyoruz.
• 16 Nisan Perşembe, Ankara’da tüm Türkiye’den gelen üyelerimizle “Eğitime, Okuluna, Eğitimciye Sahip Çıkma Büyük Buluşması” gerçekleştireceğiz.
Eğitimde şiddetin normalleştirilmesine karşı isyanımızı büyütüyor, “ARTIK YETER!” diye haykırmak için buluşuyoruz!
Çocuklarımızın, eğitim emekçilerinin ve okulların geleceğini korumak için; tüm sendikaları, demokratik kitle örgütlerini ve kamuoyunu omuz omuza saf tutmaya; bu onurlu mücadeleyi tek ses olarak yükseltmeye davet ediyoruz.
10/04/2026
Bundan tam 18 yıl önce; karanlığın koyulaştığı, rüzgârın tersine estiği ve “suskunluğun konforuna” sığınanların çoğaldığı bir dönemde, bu toprakların devrimci damarından beslenen bir umut yeşerdi. Kamu emekçilerinin emeğini onuruyla, Cumhuriyet’in kazanımlarını devrimci bir ruhla savunmak için yola çıkan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak bugün 18. yaşımızı kutlamanın haklı gururunu yaşıyoruz.