28/05/2024
Geri sayım başladı. Biz istiyoruz ki;
Bu yaz dünyanın marka şehri Londra’da gençlerimiz, krallar ve kraliçelere layık bir müfredatla, İngiltere’nin kral ve kraliçelerini tanısınlar. Günleri pratik ağırlıklı İngilizce dersleri ile başlasın. Hükümet onaylı İngilizce dil okulunda, tamamı İngiliz öğretmen kadrosundan oluşan uluslararası sınıflarda, haftada 15 saat pratik İngilizce kursuna katılsınlar. Dünya genel kültür konularından geri kalmasınlar, İngiliz arkadaşları okullarında neler öğreniyorlarsa, daha da fazlasını bizden öğrensinler. Öğleden sonra bulundukları şehri bizlerin rehberliğinde keşfetsinler. Bu keşif, mesela milattan sonra 43 senesinden başlasın. Londinium’u kuran Romalıları ve onları Britanya adasından kovan Kraliçe Boudicca’nın hikayesini bizden dinlesinler. Tıpkı İngiliz arkadaşları gibi şehrin Roma dönemi tarihi hakkında bilgi sahibi olsunlar, yorumlasınlar. Kalacakları 4 hafta süresince her gün yeni bilgilere ulaşsınlar. Mesela Güllerin Savaşı sonunda ülkenin tarihini değiştiren Tudor hanedanlığının dört ismini bilsinler. Yengesi ile evlenen Kral 8. Henry’nin İngiliz eğitim müfredatında da yer alan ünlü tekerlemesini ezberlesinler. Ezberlesinler ki 2000 yıllık Londra tarihindeki yolculuklarında kendilerine rehber olsun. İngiltere’nin önemli saraylarının bizlerin rehberliğinde kuruluş hikayelerini dinlesinler. 18 yaşında ünlü bir genç kızın, prenses olduktan sonra altın varaklı saraydan nasıl koşarak kaçıp kurtulduğu ve yeni sarayında yeni hayatına nasıl başladığını öğrensinler. Dünyayı, Londra yaz okulu programında öğrendikleri genel kültür bilgileri ile yorumlasınlar. Dünya başkentinde, tamamı İngiliz olan ailelerin yanında konaklayarak farklarını ortaya koysunlar. Okulda ve kültür programlarında öğrendikleri bilgileri İngiliz aileleleriyle İngilizce konuşarak paylaşsınlar. Sürekli İngilizce etkileşim içinde olsunlar. Mesela Japonya, Fransa, İtalya, Almanya, Meksika, İsveç, Norveç, Hollanda, İspanya gibi dünyanın diğer ülkelerinden gelen yaşıtlarıyla arkadaş olsunlar, onları kendi evlerine davet etsinler, karşılığında da onlar arkadaşlarının ziyaretine gitsinler. Kendi ülkelerini uluslararası arkadaşlarına tanıtsınlar, birer kültür elçisi olsunlar. Yanlarında getirdikleri lokumları onlara ikram etsinler. Hep tarih, hep ders nereye kadar? Çocuklarımız sabahtan akşama kadar eğlence parklarında gönüllerince eğlensinler. Ülkelerinde bulamayacakları oyuncaklara istedikleri kadar binsinler, saatlerce hiç inmesinler. Kahkahaları, çığlıkları parkı, yeri göğü inletsin. Çocukluklarını yaşasınlar, o dakikaları yıllar geçse de unutmasınlar. Bu çocuklar William Shakespeare’i ve Christopher Marlowe’u ve sanat eserlerini tanısınlar. National Portrait Gallery’de İngiltere’yi İngiltere yapan, Osmanlı İmparatorluğu ve modern Türkiye Cumhuriyeti ile yolları kesişen dönemin ünlü İngiliz kral, kraliçe, komutan, devlet adamları, edebiyat, sanat, mimar, şair, ressam, düşünür, müzisyen, bilim insanlarını, mühendislerini yakından tanısınlar hayat hikayelerini öğrensinler, yorumlama yeteneğine kavuşsunlar. Yeter mi? Asla yetmez. Oxford Üniversitesini görsünler, şehrin tarihinde öğrendikleri ile yolculuk yapsınlar. Bodleian kütüphanesinde, St Paul Katedralinin mimarı, İngilizlerin Mimar Sinan’ı Sir Christopher Wren’in astronomi sınıfını görsünler. Kral 1. James’in izlerini keşfetsinler. Oxford’u Oxford yapan tarihi olayları bizlere yorumlasınlar. Oxford ve Cambridge üniversitelerine giriş koşulları ile ilgili yurtdışı eğitim bilgilerini yerinde paylaşalım. Kendilerine kazandıracağımız engin İngiliz tarih bilgileri ile üniversite eğitimlerine rakiplerinin bir adım önünde başlasınlar. Harry Potter yazarı J.K. Rowling’in Harry Potter dokunuşlarını görsünler. Bu güzel çocuklar başka nereleri keşfetsin? Dünyanın ikiye bölündüğü ve sıfır meridyeninin geçtiği dünyaca ünlü kraliyet gözlemevini Greenwich’i ziyaret etsinler mesela. Onlara, John Harrison’un müthiş keşfinin denizcileri nasıl kurtardığını, ilk astronom John Flamsteed’in neden kargalar yüzünden Greenwich’e yerleştirildiğini anlatalım. Bir başka hafta sonu Manş Deniz’inde ayaklarını denize soksunlar. Onlara Victoria döneminin eğlencesini Brighton’da yaşatalım. Keyif dolu bir hafta sonu geçirsinler. Onlarla birlikte biz de eğlenelim. Dünyaca ünlü antik Borough Market’te karınlarını doyuralım, dünya mutfaklarının en güzel örneklerini burada tatsınlar, dünya mutfaklarını yine bizlerin rehberliğinde keşfetsinler.
Başka ne yapsın bu güzel çocuklar? Mesela dünyanın en ünlü müzelerinde bilim dersleri alsınlar. Bilim müzesinde James Watt’ın 1777 yılında icat ettiği ilk buhar makinesini görsünler. Çok mu yeni? O zaman 1392 yılından günümüze ulaşan dünyanın en eski saatlerinden bir tanesini görsünler. Daha da geriye gidelim derlerse o zaman doğa tarihi müzesinde 230 Milyon yıllık bir bilim yolculuğuna çıkaralım onları. Dünyanın en eski fosil örneklerini, dinozorları anlatalım onlara. Anlatalım ki, öğrensinler, yorumlasınlar, yaşıt ve akranlarından bir farkları olsun. Bu çocuklar dünyanın marka şehrinde dört dörtlük dünya vatandaşı olsunlar. Büyük Önderimiz Atatürk’ün deyimiyle kıvılcım olarak geldikleri bu ülkeden alevler olarak kendi ülkelerine dönsünler.
4 haftayı bu platforma sığdırabilir miyiz?
Dahası, 2000 yıllık Londra tarihini 4 haftaya sığdırabilir miyiz?
Bizde bu program ve müfredat,
Karşımızda da alev gibi gençlerimiz oldukça, biz 230 milyon yılı da 4 haftaya sığdırırız.
Her zaman yaptığımız gibi,
1989’dan beri…