Simurg Tercüme Evi/Üsküdar

Simurg Tercüme Evi/Üsküdar

Share

Simurg her türlü evrağınızı istediğiniz yabancı dile çevirir. Akademik Çeviri,Basın meti Kamuoyu ve piyasa araştırmaları yapar.

Üsküdar'ın Tercüme Bürosu

SİMURG TERCÜME EVİ

Uzman ve profesyonel kadrosuyla size sunabileceği çeviri hizmetlerinin bir kısmı şöyledir:

Akademik Çeviri: Eğitim, Fen, Sosyal, Tıp ve Sağlık bilimleri çevirileri,

Basın Metni Çevirileri : Basın bildirileri, makale ve köşe yazıları. Genel Çeviri: Diploma,Transkript, Broşür, Evlilik Cüzdanı, Nüfus Kayıt Örneği vs. Hukuk: Sözleşme, Vekaletname, İmza

25/02/2026

Şevket Altuğ, “Sizi ekranda neden göremiyoruz?” sorusuna şu cevabı vermişti:

“Ana akım medyaya sokulan ABD’li ‘uzmanlar’ tarafından Türk toplumunun değerleri değiştirildi! Bütün dizilerde tabanca, tüfek, mafya, yatak, aldatma… Millet birbirini öldürüyor!

Bu ortamda ben olamam. Çünkü biz yaptığımız işlerde topluma sevgiyi, hoşgörüyü, toleransı, mahalle kültürünü, birlikte yaşamayı ve dayanışmayı öğretmeye çalıştık.
Böyle bir senaryoyla karşılaşırsam, yaşıma rağmen hâlâ oynayabilirim. Ama karşılaşacağımı pek zannetmiyorum. Toplumu TV’lerde ‘CIA eliyle’ kirlettiler; mahvedip böldüler. Gündüz kuşağı zaten rezalet ama kimse umursamıyor! Bilinçli bir tükenişe götürüyorlar.”

29/01/2026

Simurg Eğitim Danışmanlık
Çözüm sunar.

Simurg Tercüme Dünyayı çevirir.

Çözüm ortağınız.
Çözümleriyle yanınızda.

Photos 20/12/2025
01/12/2025

🔴 Yozgat'ın Kadışehri ilçesinde yaşayan kardeşler kendi ifadeleriyle akılları erdiği günden beri birbirinden ayrılmıyor. 64 yaşındaki Haydar Açıkel ve 63 yaşındaki Bayram Açıkel kardeşler tarlalarını birlikte ekiyor, hayvanlarına birlikte bakıyor.

📌 Evlendiklerinde, çocuklarını büyütürken bile aynı evde birbirinden ayrılmayan Haydar-Bayram kardeşler, eşlerinin de zamanla bu duruma alıştıklarını söylüyor.

18/11/2025
Yıllar önce - yıllar sonra Ankara

Kim derdi ki bir Ankara gününde yıllanmış dostluk şerbeti içilecek. Bir kaç saatlik zaman dilimine üç ömürlük hasret ve vuslat sığdırılacak . 

Zamana hükmetmek için mazideki anılar özenle ve kristal birer sürahi misali güne taşınacak. Buna hayret, hüzün, sevinç, muhabbet, keyif, tahassür, taaccüb ve yüzlerde kocaman kocaman tebessümler yaverlik edecek...

Kırşehirden Istanbula dönüşte vaktin el verdiği ölçüde bir kaç dostla hasret gidermek güzel olacak diye daha Istanbuldan yola çıkarken  düşünmüştüm. 

Buna, telefon görüşmeleri ve mesajlaşmalarla çok önceden kavilleşmiştik. Ilk firsatta hasret son bulacak, vuslat olacaktı. Nitekim böyle oldu. 

Ankara - Kırşehir yolunda seyrederken haberleştik. Sempozyum programı bitip de dönüş yoluna çıkacağım anda haber verecektim. ..

Bu arada, Esenboğa Havaalanından bizi Kırşehire götüren araç seyrederken yolun sağı - solu boyunca uzanan uçsuz bucaksız bozkırı seyrediyorum. Sapsarı bozkır denizi, ansızın aklıma emsallerini çağrıştırıyor. 

Mardinde, 14 Nisan 2013'te karşımızda uzanan sapsarı buğday ummanı o gün beni ve beraberimizdekileri âdeta büyülemişti. Aynı şekilde F.Braudel'in anlattığı Akdeniz çöllerini hatırlatmıştı. Ardıl düşünceler Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaşı ve bu toprakların mahsulü sanatkarları zihin dünyamda diriltmişti. 

Ali Ihsan kardeşim aracı çok ustaca kullanıyordu. Dönüşte de bizi getirmişti. 

Önce, sefer vakti yaklaşmış olanları Esenboğaya ulaştırmış sonra da bizi Kızılaya bırakmıştı .

Ulus- Kızılay arasının hayli değiştiğini fark ettim. Yıllar önceki bu güzergah hayli başkalaşmıştı. Eski binaların ve kurumların yerini bir çok noktada  yenileri işgal etmişti. Iyi mi olmuş vs den daha fazla duygusal olarak aşina olduğum hale bir tahassür havası, eski halinde yaşayıp geçirdiğim anılar, olaylar canlanıp dikildi karşıma. 

Hacı Bayramdan , Ulus, Sıhhiye, Kızılay, Dikmen, Bakanlıklar, Yıldız, Emek, ..., Zafer Kitapçılar Çarşısı, Hacı Bayram Kitapçıları, Mavera Dergisi.... o kadar diri ve canlı anılar raks u revan etti ki.... 

Kızılay AVM önündeki durakta beklerken anılara dalmaya vakit bulmuştum. Karşıdaki Yapı Kredi yerinde duruyordu. Soğuk kış günlerinde kaç günüm o köşede geçmişti. Hatırladım.  Gülümsedim.  Şükrettim.  Hızlı akan zaman ile birlikte hızla hatıra gelen anılar da geçmişti.

Bu esnada arkadaşımın arabasını fark ettim. Yaklaştım ve biner binmez yola koyuldu.
 
Oturacağımız yeri söyledi. Ben de bize katılacak olan hocama söyledim. Bir süre sonra Emekte Ankara İlahiyat Fakültesinin karşısında yer alan  Sungur Bey'de buluştuk. 

 Oturduğumuz mekânın çalışanları Sufle Mutfak 'ın emektar kurucusu ve sahibi olan arkadaşımı tanıyorlardı. Özel bir ilgi ve itina gösterdikleri anlaşılıyordu...

Abdulbaki Göktürk bu mekânın mobilya tasarım ve üretimini +monte işlerini yapmıştı.  

Hocam ile giyaben tanışmışlar. Ilk kez vicahen tanıştılar. Hal ve hatır sorma faslı, ortak tanıdık ve yakınları sorma derken muhabbet derinleşti. 

- Hocan, senden genç maşallah? Nasıl öğrenci- hoca oluyorsunuz?!

- Elbette benden , sizden genç kalır. Adam dağcılık yapıyor. Yaz kış demeden zirvelere tırmanıyor.  Yürüyüş yapıyor. Bol bol temiz hava alıyor.  Genç kalmaz mı?...

-Tekin hocam, lisede kimya dersimize gelirdi ama çok okuyan, araştıran ufku ve bilgi dağarcığı geniş bir hocamızdı. Öğrencileri etkilemesini bilirdi. Pek çok öğrenciyle abi - kardeş tavrına sahipti. 

Bir gün odasına girdiğimde üzgün ve ağlamaklı bir halde bulmuştum. Ben de üzülmüştüm:

- Hocam, ne oldu?, derken Fethi Gemuhluoğlu'nun vefat ettiğini dile getirmişti. 

Bu ismi o yaşlarda ilk kez duymuştum. Sonraki zamanlarda bu müstesna isim çokça yâd edilir olmuştu. Bu vesile ile tekrar rahmetle anmış olduk.

Abdulbaki Göktürk, eleştirel bir akla sahiptir. 

Her buluşmamızda farklı tefekkür meselelerini dikkatlere sunar. Bu buluşmamızda çarpıcı ve etkileyici sohbeti arasında, Islâm Dünyasının behemehal çözüme kavuşturulması gerekli meselelerinden birinin de teknolojik geri kalmışlık-geri bıraktırılmışlık olduğunu ifade ederek ;

- Bu Müslümanlar, galiba Hadid (Demir) Suresini okumuyorlar!?, okumuş ve hayata aktarmış olsalardı bugün 3,5 çıfıtın karşısında bu üzücü haller yaşanmazdı!...

 Nihayet vakit yaklaşmıştı. Tadına doyulmayan sohbeti vedalaşarak tamamlamak gerekti. Öyle yaptık. 
Tekin Özsoy hocam, biraz daha sohbet edip muhabbet devşirelim diye arabasıyla havaalanına bıraktı.  Yol boyunca ayrı düştüğümüz yıllara ait yaşanmışlıkları karşılıklı paylaştık. 

Ne çok benzer hikayelerimiz varmış... (Hüseyin Arslan)
---

  Tekin Özsoy hocamın yorumu:👇

"Hayırlı günler hocam. Yazınızı okudum. Sağ olun bizi de hayırla yad etmişsiniz.

Sohbetler de güzel ve kalıcı ama yazı bir başka. O gün Ankaradaki tanıklığı ne güzel yad etmişsiniz. Kaleminize sağlık. 

Bundan on / on beş yıl önce Süleymaniye kütüphanesi müdürü Emir Eş abiyi ziyarete gitmiştim. Emir hoca ile ilk öğretmenlik yaptığım Malatya/Arguvan Lisesinde de beraber çalışmıştık. Bana anahtarla açtığı bir odayı gösterdi. Burası Süheyl Ünverin arşivleri, dedi. Defterler, zarflar içinde tramvay biletleri, elektrik idaresine daktilo ile yazılmış bir dilekçe v. s.. Süheyl hoca vapurdan karşıya geçerken elinde fırçası boğaz manzarasını resmedermiş. Duvarlarda İstanbul çizimleri...

O zaman anladım ki zaman benim anladığımdan çok daha kıymetli. Hoca bu bilinçle tanık olduğu her şeyi muhafaza etmiş. Yazmış, çizmiş, malum mesleği tıp doktoru. İnsanların imdadına yetişmiş.

Müzikle uğraşmış ama zamanın en kıymetli bir mahluk olduğu bilinciyle bir anını boş geçirmemiş, günbatımını seyretmiş, martılara Selam vermiş, bilmiyorum ama belki tambur bile çalmış. Müthiş bir program.
Ben ziyaretten kendime epeyce bir ders çıkarttım. Zamanın çok önemli olduğu söylenir ya Emir abi önüme bir defter uzattı. Buraya uygun bulduğun bir şeyler karala, dedi, ben de, sen de birgün burada ve bu dünyada olmayacağız. Ama bu defter ve senin adın, yazdıkların kalacak birileri bunları okuyacak. Öylece Süleymaniye kütüphanesine bir sayfa yazı bırakmış oldum. Ne yazdım şu an hatırlamıyorum ama koca Süleymaniye Yazma eserlerin olduğu kütüphanede bir de benden hatıra var. 

Bi'l-vesile hasta olan Değerli abime de şifa dileklerimi ve dualarımı gönderiyorum.
Selam dua." 18/11/2025

Yıllar önce - yıllar sonra Ankara Kim derdi ki bir Ankara gününde yıllanmış dostluk şerbeti içilecek. Bir kaç saatlik zaman dilimine üç ömürlük hasret ve vuslat sığdırılacak . Zamana hükmetmek için mazideki anılar özenle ve kristal birer sürahi misali güne taşınacak. Buna hayret, hüzün, sevinç, muhabbet, keyif, tahassür, taaccüb ve yüzlerde kocaman kocaman tebessümler yaverlik edecek... Kırşehirden Istanbula dönüşte vaktin el verdiği ölçüde bir kaç dostla hasret gidermek güzel olacak diye daha Istanbuldan yola çıkarken düşünmüştüm. Buna, telefon görüşmeleri ve mesajlaşmalarla çok önceden kavilleşmiştik. Ilk firsatta hasret son bulacak, vuslat olacaktı. Nitekim böyle oldu. Ankara - Kırşehir yolunda seyrederken haberleştik. Sempozyum programı bitip de dönüş yoluna çıkacağım anda haber verecektim. .. Bu arada, Esenboğa Havaalanından bizi Kırşehire götüren araç seyrederken yolun sağı - solu boyunca uzanan uçsuz bucaksız bozkırı seyrediyorum. Sapsarı bozkır denizi, ansızın aklıma emsallerini çağrıştırıyor. Mardinde, 14 Nisan 2013'te karşımızda uzanan sapsarı buğday ummanı o gün beni ve beraberimizdekileri âdeta büyülemişti. Aynı şekilde F.Braudel'in anlattığı Akdeniz çöllerini hatırlatmıştı. Ardıl düşünceler Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaşı ve bu toprakların mahsulü sanatkarları zihin dünyamda diriltmişti. Ali Ihsan kardeşim aracı çok ustaca kullanıyordu. Dönüşte de bizi getirmişti. Önce, sefer vakti yaklaşmış olanları Esenboğaya ulaştırmış sonra da bizi Kızılaya bırakmıştı . Ulus- Kızılay arasının hayli değiştiğini fark ettim. Yıllar önceki bu güzergah hayli başkalaşmıştı. Eski binaların ve kurumların yerini bir çok noktada yenileri işgal etmişti. Iyi mi olmuş vs den daha fazla duygusal olarak aşina olduğum hale bir tahassür havası, eski halinde yaşayıp geçirdiğim anılar, olaylar canlanıp dikildi karşıma. Hacı Bayramdan , Ulus, Sıhhiye, Kızılay, Dikmen, Bakanlıklar, Yıldız, Emek, ..., Zafer Kitapçılar Çarşısı, Hacı Bayram Kitapçıları, Mavera Dergisi.... o kadar diri ve canlı anılar raks u revan etti ki.... Kızılay AVM önündeki durakta beklerken anılara dalmaya vakit bulmuştum. Karşıdaki Yapı Kredi yerinde duruyordu. Soğuk kış günlerinde kaç günüm o köşede geçmişti. Hatırladım. Gülümsedim. Şükrettim. Hızlı akan zaman ile birlikte hızla hatıra gelen anılar da geçmişti. Bu esnada arkadaşımın arabasını fark ettim. Yaklaştım ve biner binmez yola koyuldu. Oturacağımız yeri söyledi. Ben de bize katılacak olan hocama söyledim. Bir süre sonra Emekte Ankara İlahiyat Fakültesinin karşısında yer alan Sungur Bey'de buluştuk. Oturduğumuz mekânın çalışanları Sufle Mutfak 'ın emektar kurucusu ve sahibi olan arkadaşımı tanıyorlardı. Özel bir ilgi ve itina gösterdikleri anlaşılıyordu... Abdulbaki Göktürk bu mekânın mobilya tasarım ve üretimini +monte işlerini yapmıştı. Hocam ile giyaben tanışmışlar. Ilk kez vicahen tanıştılar. Hal ve hatır sorma faslı, ortak tanıdık ve yakınları sorma derken muhabbet derinleşti. - Hocan, senden genç maşallah? Nasıl öğrenci- hoca oluyorsunuz?! - Elbette benden , sizden genç kalır. Adam dağcılık yapıyor. Yaz kış demeden zirvelere tırmanıyor. Yürüyüş yapıyor. Bol bol temiz hava alıyor. Genç kalmaz mı?... -Tekin hocam, lisede kimya dersimize gelirdi ama çok okuyan, araştıran ufku ve bilgi dağarcığı geniş bir hocamızdı. Öğrencileri etkilemesini bilirdi. Pek çok öğrenciyle abi - kardeş tavrına sahipti. Bir gün odasına girdiğimde üzgün ve ağlamaklı bir halde bulmuştum. Ben de üzülmüştüm: - Hocam, ne oldu?, derken Fethi Gemuhluoğlu'nun vefat ettiğini dile getirmişti. Bu ismi o yaşlarda ilk kez duymuştum. Sonraki zamanlarda bu müstesna isim çokça yâd edilir olmuştu. Bu vesile ile tekrar rahmetle anmış olduk. Abdulbaki Göktürk, eleştirel bir akla sahiptir. Her buluşmamızda farklı tefekkür meselelerini dikkatlere sunar. Bu buluşmamızda çarpıcı ve etkileyici sohbeti arasında, Islâm Dünyasının behemehal çözüme kavuşturulması gerekli meselelerinden birinin de teknolojik geri kalmışlık-geri bıraktırılmışlık olduğunu ifade ederek ; - Bu Müslümanlar, galiba Hadid (Demir) Suresini okumuyorlar!?, okumuş ve hayata aktarmış olsalardı bugün 3,5 çıfıtın karşısında bu üzücü haller yaşanmazdı!... Nihayet vakit yaklaşmıştı. Tadına doyulmayan sohbeti vedalaşarak tamamlamak gerekti. Öyle yaptık. Tekin Özsoy hocam, biraz daha sohbet edip muhabbet devşirelim diye arabasıyla havaalanına bıraktı. Yol boyunca ayrı düştüğümüz yıllara ait yaşanmışlıkları karşılıklı paylaştık. Ne çok benzer hikayelerimiz varmış... (Hüseyin Arslan) --- Tekin Özsoy hocamın yorumu:👇 "Hayırlı günler hocam. Yazınızı okudum. Sağ olun bizi de hayırla yad etmişsiniz. Sohbetler de güzel ve kalıcı ama yazı bir başka. O gün Ankaradaki tanıklığı ne güzel yad etmişsiniz. Kaleminize sağlık. Bundan on / on beş yıl önce Süleymaniye kütüphanesi müdürü Emir Eş abiyi ziyarete gitmiştim. Emir hoca ile ilk öğretmenlik yaptığım Malatya/Arguvan Lisesinde de beraber çalışmıştık. Bana anahtarla açtığı bir odayı gösterdi. Burası Süheyl Ünverin arşivleri, dedi. Defterler, zarflar içinde tramvay biletleri, elektrik idaresine daktilo ile yazılmış bir dilekçe v. s.. Süheyl hoca vapurdan karşıya geçerken elinde fırçası boğaz manzarasını resmedermiş. Duvarlarda İstanbul çizimleri... O zaman anladım ki zaman benim anladığımdan çok daha kıymetli. Hoca bu bilinçle tanık olduğu her şeyi muhafaza etmiş. Yazmış, çizmiş, malum mesleği tıp doktoru. İnsanların imdadına yetişmiş. Müzikle uğraşmış ama zamanın en kıymetli bir mahluk olduğu bilinciyle bir anını boş geçirmemiş, günbatımını seyretmiş, martılara Selam vermiş, bilmiyorum ama belki tambur bile çalmış. Müthiş bir program. Ben ziyaretten kendime epeyce bir ders çıkarttım. Zamanın çok önemli olduğu söylenir ya Emir abi önüme bir defter uzattı. Buraya uygun bulduğun bir şeyler karala, dedi, ben de, sen de birgün burada ve bu dünyada olmayacağız. Ama bu defter ve senin adın, yazdıkların kalacak birileri bunları okuyacak. Öylece Süleymaniye kütüphanesine bir sayfa yazı bırakmış oldum. Ne yazdım şu an hatırlamıyorum ama koca Süleymaniye Yazma eserlerin olduğu kütüphanede bir de benden hatıra var. Bi'l-vesile hasta olan Değerli abime de şifa dileklerimi ve dualarımı gönderiyorum. Selam dua."

Want your school to be the top-listed School/college in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Address


Üsküdar Selmanağa Caddesi Şeyh Yokuşu, 50 Yıl İş Merkezi No:10 K:3 D:22
Istanbul
34672

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:30
Tuesday 09:00 - 18:30
Wednesday 09:00 - 18:30
Thursday 09:00 - 18:30
Friday 09:00 - 18:30
Saturday 09:00 - 18:30