Bilinçaltımızın frekansını düzenleyerek
DNA ‘mızı yeni BİÇİM’lerle yeniden kodluyoruz. Karşımıza gelen ilk şey o anın vizyonudur. Görüntüyü hatırlarız ama yaşadığımız acıyı ne kadar hissederiz? Bu silemediğimiz görüntü bize her düştüğümüzde acıyacak hissiyatı verir. Aynı acıyı yaşamamak için tecrübelerimizi kısıtlarız ve kendimizi koruma içgüdüsü ile hareket ederiz. Her hücrede bilgi taşırız. Bu b
ilgiler ışığında beynimiz frekansını belirler . Bedenimizi ve çevremizi düzenler. Negatif bilgi akışı zamanla frekansımızı bozar. Oysaki psikanaliz ve fizik çalışmaları bilgisi bize gösterirki tek gerçek beynimizin elektromanyetik alanına oluşturduğumuz biçimsel manyetik alanlara kodladığımız bilgilerin kalıcılığıdır. Bu bilgi asırlarca kuşaktan kuşağa aktarılır. Dna’mız ilk yaratımdan beri biçimsel bilgiyi kodlarımızla bize kadar getirir. Göz kontağının bilinçaltına en hızlı ulaşım aracı olması bu sebeptendir.
İnsana önce biçim-suret verildi.. sonrasında nefesle can buldu...
Bu iki kavram yaşamımızın, oluşumumuzun, varlığımızın yegane özetidir. Nefese ağırlık verilirken biçimi-imgelemeyi geri planda bıraktık. Oysaki herşey bir bütündür.. Dna’mız ilk yaratımdan beri biçimsel bilgiyi kodlarımızla bize kadar getirir. Göz kontağının bilinçaltına en hızlı ulaşım aracı olması bu sebeptendir. Hayallerimize ulaşmak için çeşitli vizyonlar oluştururuz ve düşünceyle kelimelerle nefesle-bedenle bunu destekleriz. Fakat işin en başında takılıp kaldığımızda, görmeyi ve canlandırmayı hayal edemediğimizde
inancımızda oluşmaz, bilinçaltına doğru kodlanmada yapılmaz. Gözümüzün algılamadığını hayal edemeyebiliriz. Bu bizim olumsuz tecrübelerimizin kapattığı bir kapıdır. Koruma iç güdüsü ile yeni bir tecrübeye kendimizi kapatırız. Hayal etmek istemeyiz, zoraki canlandırsakta inanmayız. Bizi Nasıl Bir Süreç Bekliyor? Bilinçaltı üç aşamalı bir sisteme bağlıdır.
1. Aşama, Farkındalık. Bilinçaltındaki kalıpları bilince çıkarma aşamasıdır. Geçmiş vizyonlarımızı, imgelerimizi bilincimize çıkarıyoruz. Unutmayın bilince çıkaramadığımız hiçbir şeyi temizleyemeyiz. Kişi bu dönemde kendini tanıma ve kabullenme aşamasında olur.
2. Aşama, Arınma-bilinçaltı yazılımı oluşturma. Her madde, her duygu ve her düşünce kendisine özel frekansa sahip enerjilerdir. Atom çekirdeğinde bulunan kuark adı verilen enerji dalgaları bedenimizde
elektrik akımları oluşturur. Bu akımlarla oluşan ışık bizim aura dediğimiz
elektromanyetik bir bedeni oluşturmamızı sağlar. Gözümüz güneşin elektromanyetik tayfını nasıl algılıyorsa, biçimler ve renkler algılarımızla oluşuyorsa aynı şekilde kendi bedenimizdeki auramızada biçimler ve renkler oluşturuyoruz.
3. Aşama, Kodlama
Artık biçimlerimizi oluşturmaya ve kodlamaya başlıyoruz. Bu aşamada Altın oran bu işin temelidir, evrenin temeli olduğu gibi. Biçimler, metaforik anlatımlardan oluştuğundun basit sembollerden ve dengeden oluşur. Bu aşama ve çizimler kişinin süreci ile şekillenecektir. Eğitmen: Çiğdem Öztürk İldem