14/04/2026
Premeditatio Malorum, başımıza gelebilecek olumsuz durumları (iş kaybı, hastalık, sevilen birinin kaybı, ihanet, yoksulluk vb.) zihnimizde canlandırarak onlara hazırlanmaktır.
Modern psikolojideki bilişsel davranışçı terapi (BDT) tekniklerinin temelini oluşturduğu düşünülmektedir. Bu pratik, bize şunu öğretir: Başımıza gelenler değil, onlara nasıl hazırlandığımız ve nasıl tepki verdiğimiz belirleyicidir.
Bu pratiğin amacı karamsarlık yapmak veya felaket senaryolarıyla kaygılanmak değildir. Amacı şunlardır:
Kaygıyı Azaltmak: İnsan en çok beklenmedik olaylar karşısında sarsılır. Olası kötü senaryoları önceden düşünen kişi, bu olaylar gerçekleştiğinde panik yapmaz çünkü onları zihninde defalarca yaşamıştır.
Değerleri Sınamak: Stoacılığa göre asıl “kötü” olan şey, dışarıdaki olaylar değil, bu olaylar karşısında sergilediğimiz erdemsiz (korkak, açgözlü, hırslı) davranışlardır. Premeditatio Malorum, “Korktuğum bu şey gerçekten kötü mü, yoksa benim ona verdiğim tepki mi kötü?” sorusunu sordurur.
Takdiri Artırmak: Sahip olduğumuz şeylerin kıymetini bilmek için onları kaybedecekmiş gibi düşünmek (negatif görselleştirme) bu pratiğin bir parçasıdır. “Bugün son kez çocuğuma sarılıyor olabilirim” düşüncesi, o anın değerini artırır.
Kaderi Kabullenmek (Amor Fati): Stoacılar için amaç, olayları pasifçe beklemek değil, “ne olursa olsun erdemli kalabilmektir”. Bu pratik, kişiye “Kader ne getirirse getirsin, ben ona hazırım ve ona göre hareket edeceğim” gücünü verir.
Ünlü Örnekler
Seneca (Mektuplar): “Talihin tüm gücünün benim üzerimde ne olduğunu bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: O beni asla şaşırtmayacak. Onun tüm saldırılarını önceden görüyorum ve çoğunun etkisini daha gelmeden azaltıyorum.”
Marcus Aurelius (Kendime Düşünceler): Günün başlangıcında şöyle der: “Bugün nankör birisiyle, kibirli birisiyle, hilekar birisiyle, kıskanç birisiyle, asosyal birisiyle karşılaşacağım. Bunların hepsi, iyinin ne olduğunu bilmemeleri yüzünden bu hallerdeler.”