Ayşecik Anaokulu

Ayşecik Anaokulu

Share

Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Ayşecik Anaokulu, School, İstanbul-Zeytinburnu, Istanbul.

25/10/2023

"İyi bir anne miyim?" diye kendime sorduğumda, savunma halinde dilime düşen hep olumlu taraflarım olsa da, içimde sonsuz pişmanlıklar, vicdan azapları cenk eder durur. "Evet Rabia, kardeşler arası ilişkilerini hiç iyi yönetemedin, berbattın, hâlâ da öylesin" gibi sesler yankılanır acı acı. Bu sesler beni hiçbir yere götürmedi bunca yıl. Galiba evrenin en kötü annesi olduğuma da inansam, o sesleri değiştirmem gerekiyor artık. Bu aralar kendimi sevmeyi deniyorum. Anneliğimi de. Her konuda kendime yüklenmeyi bir kenara bırakıp, olduğum gibi kabul etmeye çabalıyorum beni, affetmeye çalışıyorum, "Elinden bu kadarı gelebiliyor, daha iyisi de olabilir belki, olmasa da canın sağolsun." demeye, kocaman sarılmaya. Mesela eve gelmişim , evlat yemek yaparken tencereyi öyle bir yakmış ki çıkmıyor. Yine de neşe içinde çıkarmaya çalışırken aklımdan geçenleri beğeniyor ve bundan sonra böyle düşünmeye devam etmek istiyorum. "Çocuklara yemek yapıp bıraksaydın çocuk da yemek yapmaya kalkmaz, tencereyi yakmaz ve de aç kalmazdı. Ama olsun, kazandığı tecrübe ile mutluyum. Yemek yapsaydım bu tecrübeyi kazanamazdı. İyi ki de yapmamışım." diyiveriyorum. 😁😅🤦🏻‍♀️ Çünkü ben de böyle bir anneyim. "Bunca yıllık annesin. Niye sen de her normal Türk annesi gibi rutin şekilde yemek yapmayı beceremiyorsun?" diye kendimi dövmeyeceğim. Çünkü normal anne olamıyorum, böyle olabilmek benim için çok zor. Neden bu kadar zor, neden beceremiyorum, şimdilerde bunların cevaplarını bulmaya çalışıyorum. Eskiden kendimi suçlamaktan, değişmeye niyet etmekten, çabalamaktan ve netice de hiçbirşeyi değiştirememekten öteye gidemiyordum. Sonuç elde edemesem de çabamı taktir ediverdim geçenlerde artık nereden aklıma geldiyse. O an herşey daha kolaylaştı galiba.

20/10/2023

Lise,ortaokul,ilkokul,anaokulu.Hangisi olursa olsun haftada 1 gün"Bugün ne yapmak istiyorsunuz?"diye çocuklara sorulmalı.Çocuklar ne istiyorsa tüm gün onlar yapılmalı diye düşünüyorum.Müfredatlar bunu mümkün kılmıyor.Tabi lisede,ortaokulda bu suistimale açık hale gelebilir.Ama okul öncesinde kesinlikle böyle bir zaman dilimine ihtiyaç var.Her dakikası planlanan bir eğitim olması onu iyi yapmaya yetmiyor.Belli bir zaman dilimi çocuğa bırakılmalı.Bazı kurumlarda değil çocuk,öğretmenin bile yeterince söz hakkı yok.Çocuklar bugün lego kutuları üzerindeki örnekleri yapmak istediler.Mutfak Atölyesi ile ilgili hazırlığı bıraktım ve uzun süre legolarla vakit geçirdik. Az daha etkinliğimiz yetişmiyordu🤦‍♀️😂 Birinin kedi yapmak için benden yardım istemesi ile başladı herşey.Tek başına yapmayı henüz bilmiyorlar.Birlikte yaptık ama her biri başka bir figürü istedi.Kelebek,ördek başka güne kaldı.Sonsuz sayıda yapılacak etkinlik,oyun,çalışma var.Bunları biz belirliyor,belli oranda bazı kısımlarında çocukları özgür bırakıyoruz.Ben bunu yeterli bulmuyorum."Bugün günlerden cuma.Ne Yapmak İstersin günü bugün."diye birşey olamalı.Her öğrencinin isteği not edilip bir liste oluşturmalı.Sırasıyla hepsi yapılmalı.Vakıf bünyesinde farklı yaş gruplarına okul dışı etkinlikler için ne istediklerini soruyoruz.Yaş büyüdükçe "Ne yapmak istersin?"sorusuna verecek pek cevap bulamıyorlar.Elbette bunun pek çok nedeni var.Nerdeyse istedikleri herşeye sahip bir nesil var.Ee şimdi okulda da bu böyle olursa daha da beter olmaz mı durum demeyelim.Evde her istediğinin yapılması başka, okulda sorumluluk alarak istediklerini yapmaları başka.İstedikleri şeyi kendileri yapacaklar.Onlar adına yapan bir ebeveynleri olmayacak.Geçenlerde yöneticimiz "Kitaplarını devlet veriyor, kendi kitapları için gidip almak gibi bir zahmete girmiyorlar"dedi.Eee böyle bir nesil eğitimin,kitabın kıymetini ne kadar bilebilir?Zahmete girmediğimiz, hazır bulduğumuz şey ne derece değerli olabilir ki?Belkide her şeyi onların yerine biz yaptığımız için ne yapmak istediklerini bilmiyorlar.Ebeveyn olarak,eğitimciler olarak, devlet olarak her şeyi onlar adına yapmaktan vazgeçmeli değil miyiz?

17/10/2023

Veli toplantısı 🌸 Okuldan çıkmışım, koştur koştur toplantıya yarım saat geç gitmişim, herkesden sonra girmişim sınıfa. Öğretmenimiz konuşmasını yarım bırakıp yanıma geldi elinde çikolata tabağı ile. 3 evlat, anasınıfıları dahil toplam 11 devlet okulunun velisi oldum. Çok okul değiştirdik. İlk defa bir devlet okulunda veli toplantısında öğretmenin cikolata ikram ettiğini görüyorum. Abartacak ne var demeyin. İnsan bir minik çikolata ile pek mutlu olabiliyor. Değer verildiğini düşünmek güven verici. Minik bir çikolata, kocaman bir tebessüm ve tabi en önemlisi yazmak için sonsuz bahaneler, sudan sebepler 😅

08/10/2023

Dün benim için çok keyifli bir gündü. Eve bu keyifle dönüyorum ama bir yandan da aynı gün maruz kaldığım bazı kötü, kötü niyetli, haddini bilmez, insanın enerjisini emen bir takım kişilerin muameleleri de beynimin içinde çınlayıp duruyor. Sonra şu inşaatın önünden geçerken Sefehat "Anne bak" diye yukarıyı işaret etti. Bizim gibi yoldan geçen başkaları da şu inşaata dikkatle bakıyordu. İnsana tebessüm ettiriyor ister istemez. Bir an o kötü insanların ağırlığı gitti ve günün keyifli yanlarının huzuru ile yeniden tadım yerine geldi. Bunu yapan çok naif duygularla mı yapmıştı yoksa kötü gerçekten kötü, kötü çok kötü insanların zehirinden kurtulmak için büyük bir gayretle bahaneler mi arıyordum bilmiyorum. Ama o bahaneleri bulmak lazımmış. O bahanler insanı arındırıyor kısa süreliğine de olsa. Genelde durumum, kafamın içinde bir sürü sekme açık, ön bellek dolu. Bazen donuyurum, hiçbir uygulama çalışmıyor. Çöp kutusuna attıklarımı 5 dakika sonra geri yüklüyorum. 30 gün sabretsem, vazgeçebilsem zaten kendiliğinden defolup gidecekler. Önbellek, hatta alt, üst bellek, hepsini temizlesem hayat on numara olacak. Ama nasıl temizlenir bilmiyorum. Beni yavaşlatan bazı eski ve bir halta yaramayan dosyalardan, bir şey yapmaya çalışırken birdenbire ekranda beliren bir takım virüslerden kurtulmanın yolunu bilmiyorum. Allah onları bildiği gibi yapsın. Yoruldum. Biraz önce bunları düşünüyordum. Sonra dedim ki "Kalk kızım bir menemen yap da karnının gurultusu sussun." Ve öyle de yaptım. Menemene odaklan, ana odaklan, mis gibi çaya odaklan, ev halkından birinin gidip almasını hayal ettiğin ama muhtemelen "Hayır bugün sıra bende degil sendeydi" diyerek kavgalara sebep olan kimsenin almak istemeyeceği taze sıcacık ekmeklere odaklan...Odaklandım. Hayat misss gibi. Domatesler pişerken dur şu kafamın içindekileri bir yazayım dedim. Ben bunları yazarken menemen yanmamıştır inşallah. Amin Ya Rabbi. Yanmama ihtimali pek yok sanki ama olsun, hiçbir vakit umudunu yitirmemek lazım hayatta.

12/09/2023

🤬🤬Yine bir gece yarısına doğru kendime gıcık olma saatim gelmiş. Sosyal medyada dolaşıp dert edinecek bir şey buldun gene diye kendime hayıflanıyorum, kendimi pataklayasım var. Evet ağzımı kapatıyorum. Söylemek istediklerimin sadece çok azını söyliyeceğimden bu emojiyi mevzuya uygun gördüm. Yoksa neler diyeceğim varın siz düşünün. Şimdi sevgili Nuray öğretmenim bu paylaşımı yapmış. Kendisi tüm okul öncesi camiasına faydalı olmak için didinen biri. Onun bu paylaşımına ve onun nezdinde buna benzer öğretmen paylaşımlarına yapılan ipe sapa gelmez, abuk subuk, bilir bilmez yapılan yorumlardan dolayı sinirliyim. Sevmiyorsak yapmamalı imişiz, neden bu kadar dertliymişiz falan filan. Esasen fotoğraf tam da ne kadar sabırlı olduğumuzun ispatı. Benzetme de değil. Neticede de bunu yaşıyoruz ve yaşadığımızı paylaşıyoruz. Akla hayale gelmeyecek derecede zor ama o zorluk da bu aşka dahil. Yemek yapmaya aşık insanlar var mesela, parmaklarını kaybetmiş, bu işin acı tarafı ama hala aşkla yemek yapmaya devam ediyor. Bir meslekte yaşadığın sıkıntıyı, zorluğu dile getirmek onu aşkla yapmadığın anlamını taşımaz. Tam tersi tüm zorluğunu rağmen hala bu mesleği yapmaya devam edebilmek sadece aşkla yapanların meziyetidir. Kendi biyolojik çocuğumla ilgili, onun dünyaya gelişinde yaşadığım sıkıntıları anlatmam onu sevmediğim anlamına gelmiyor. İlk oğlumda 18 ay gece ve gündüz uyumadım, kolikti çünkü ve gece de uyumadı, gündüz de. Evde bir yumurta kırmam 1 saat sürüyordu Uykusuzluktan mutfakta ne yapacağımı unutuyorum, önce bir saat tavayı arıyorum, sonra bütün mutfağı dolaşıp ocağı yakıyorum, yumurtayı ararken buzdolabının her gözüne her rafına bakıyorum. O kadar uykusuzum ki bir bardak su içeceğim zaman bardağı bulana kadar açmadığım dolap çekmece kalmıyor. Öyle zor zamanlardı ama o vakitler bir gün of demedim Allah biliyor. Bugün de anlatıyorsam evladıma olan sevgimden, her zorluğa rağmen ne kadar değer vererek onu büyütmeye çalıştığımı anlatmak istediğimden dile getiririm.Bu da ona benziyor. Yaşadığımız zorlukları anlatmayı seviyoruz, çünkü o kadar aşığız ki tüm zor yanları ile içimize sığmayan coşkuyu haykırmak istiyoruz.Sevdası olanın derdi olur. Aşık olmayan ahvalimizi ne bile.

11/09/2023

İnsan bir yolcu. Yürüyüp duruyor ömrü boyunca. Sayısız yollardan, caddelerden, ıssız sokaklardan, tünellerden, köprülerden geçiyor. Bazen kar, yağmur, fırtına düşüyor nasibine, bazen ılık bir meltem, kıyıya vuran dalgalar, kuşların sesi. Sayısız insanla kesişiyor yolu. Sayısız insan hayatına karışıyor, kimi selam verip geçiyor, kimi güldürüyor, kimi ağlatıyor, kimi hayrete düşürüyor, kimi çaresizliğe seni. Kimi yara bırakıyor, kimi ah, kimi tebessüm, kimi hayranlık, kimi şaşkınlık. İşte yine öyle bir yolculuğa çıktım gidiyorum. Yine heybeme sayısız duyguyu yükledim gün itibariyle. Hepsi günün sonunda yüzümü güldürüyor alışık olmadığım şekilde. Yaşlanıyor muyum? Gün içinde üzüldüğüm, kızdığım durumlar gün sonunda bana değişik bir keyif veriyor. Mutlu oluyorum geçmişte ve bugün yaşadığım her türlü duygudan, acıdan, tatlıdan, telaştan, iyiden, güzelden, hayırdan, şerden, sancıdan. Hatta hiç hazetmediğim belirsizliklerden. Hepsi insana bambaşka kapılar açıyormuş meğer, onu öğrenmişim galiba farkına varmadan. (Yaşlanmış mıyım ne?) Her duygu ve o duyguların müsebbibi her insan başka dünyalara çıkarıyormuş kulu. Bildiğinden, gördüğünden, duyduğundan, hayalini kuruduğundan çok daha başka dünyalara. Aklının ucundan bile geçmeyen ülkelere, kıtalara. O sayısız ülkelerin, o emsalsiz gezegenlerin kimi kendi içimizde, kimisi de dışımızdaymış.  Yaradan, her şeyi güzel yaratan O alemlerin Rabbi (c.c.) sayısız dünya yaratmış hem içimizde hem dışımızda. Sonra onlara ulaşabilelim diye beğendiğimiz, beğenmediğimiz sayısız duyguyu, istediğimiz, istemediğimiz sayısız insanı da çıkarmış yolumuza. Ben dün, günün sonunda ateş püskürüyordum o duyguları yaşatanlara.Bugün gün içinde kızsam da söylensem de gün sonunda seviverirken,teşekkür ederken,kucaklarken,dua ederken buluverdim ya şahsımı.Onlar gün sonunda beni yeni alemlerin kapısına getirip bırakıyorlar.Yaşlandım mı?Bir zaman önce"Ekibin en yaşlısı, en olgunu, en ağır başlı, en aklı başında, en mantıklı üyesi olarak..."diye şaka yaparken, zümrem hayretle yüzüme bakıp "Tabi tabi","Akıl yaşta değil baştadır"gibi cümlelerle yaş dışında söylediklerimle alakam olmadığını ima ediyorlardı.🤪😅Olgunlaşmadan yaşlanılıyor muydu?Ne bileyim ben

10/09/2023

Sen gitmeden bir zaman önce kaçmıştı dünyanın tadı. Herşey tatsızdı, herşey tuhaflaşmıştı. Ben biliyordum. Ben anlamıştım. Ben hissetmiştim. Bir dünya garipliğin, bir dünya saçmalığın arasında bocaladım durdum. Galiba yaklaşık 3 yıl öncesinden başladı herşey. Yaşananlar bana 1993 yılının öncesini ve sonrasını anımsattığı için olayları gidişine yoruyordu gönlüm. Yaşadığım acayipliklere hergün bir yenisi eklenirken dozu da gün geçtikçe çoğalıyordu. Son bir yıldır da artık herşey bana tahammül edilemez gelmeye başladı. Herşey sahte, herkes riyakardı. Herşey tatsızdı, dünya kaostan ibaretti ve benim gücüm hiçbirisi ile başa çıkmaya yetmiyordu. Dünyanın tadı yoktu zaten birkaç yıldır. Gidişinden sonra da yaşanan hiçbir şey güzel gelmiyor. Gidişinin işaretleri ile sönen sevincimi hiçbir şey yerine getiremiyor. Hiçbir şey yeterince güzel değil. Herşey buruk, herşey keyifsiz, herşey de çok önemli birşey eksik tarif edilemeyen. Kainat yaşıyor yokluğunu ve ben bunu tüm hücrelerimde duyabiliyorum. Ben bunları yazarken "Ya bohçan al ya gönlüne, al beni al da öyle git." diyor ilahiyi söyleyen. "Yar beni al da öyle git."

06/08/2023

Arifler Yolunun Edepleri/ S.Muhammed Saki Haşimi k.s./ Bölüm: Kitap Hakkında (Önsöz)/Aralık 2011

02/08/2023

"Bir asır gibi geldi. Çünkü acımızı yaşayamadık" diye çok güzel bir söz söyledi bugün hocamız. Bir babanın geride bıraktığı "bütün" evlatlarının nasibine düşendi bu. Acını yaşamaktan çok daha çetin olan acını yaşayamamak imtihanına tutulup teslim olan, bu imtihanı baş tacı eden, acıyı yaşayamamak imtihanı ile teselli bulanların ahvalini tasvir etmek kabil değil. Onlar bir Gül Padişahının sevdasına talip oldular. Kolay mı olacaktı imtihanları?  Leyla'ya aşık olanların imtihanı destanlara konu olacak kadar çetrefilli olmalı. Benzememeli hikayeleri başka hikayelere.  Onların şerefi hem sevdalarında hem de o sevdanın yaşattıklarında, bir asırlık tesire sahip yaşayamadıkları acılarında

02/08/2023

Canım Nesrin'ciğim çok haklı. "Hunharca kendini anlatmak" tam beni tanımlayan bir cümle. "Cuk" oturdu dediklerinden. Can çıkar, huy çıkmaz. 2 aydan fazla zaman olmuş bunu duyalı. Dokundu başta bu bana, taktım kafaya. Sonra sebebini bulmalıyım telaşı. Buldum mu? Belki bir nebze bulmuş olabilirim. Ve tabi yine o buluşumu hunharca anlatmaya geldim. Bu sabah bir cümle okudum. "Yazarlık, bir topluluk etkinliğidir." İnsan neden yazar? Bunun pek çok nedeni olmalı. Bu sabah kendi nedenlerimden birisini farkettim. Serüvenin başlangıcı rahatlama, içini dökme, duygularını daha iyi farketme vb. yani daha özel şeylerle gerçekleşti. Bazen yazdıklarımız, kendimize kalmasını tercih ettiklerimizdir. Bazen de paylaşma niyeti ile yazdıklarımız vardır. Kimi zaman da kendimize kalmasını tercih ettiklerimizi gün gelir paylaşmak isteriz. Belki bir gün paylaştıklarım için de "Keşke kendime kalsaydı" pişmanlığı yaşar mıyım bilemiyorum. Henüz olmadı 😁 Paylaşma niyeti ile yazıyorsam eğer ben bir bakış açısı edinmişimdir. Bazen genel bir bakış açısı, bazen de içe dönük, kendimle ilgili bir bakış açısı. o bakış açısını paylaşma isteği karşı konulamaz durum da ise yazdıklarımı paylaşıyorum. Hoş genel haleti ruhiyem de bu şekilde galiba. Yani karşı konulması benim için çok da mümkün olmayan bu paylaşma isteği. Bazen karşı koyamamktan, bazen de bunun çok gerekli olduğuna, bu konuda bir sorumluluk taşıdığıma inanmaktan kaynaklanıyor. Yazma nedenlerimden birisi bakış açısı kazanmak, kazandırmak, zenginleşmek. Fikir zenginliği. Bazen fikir çöplüğü de olabilir. Buna karar verecek kişi de elbette ki ben değilim. Tabi bazen belki bilinme, görülme, fark edilme isteği de buna eşlik ediyor olmalı. Çok da insanı bir özellik bu da aslında. Ayrıca yazmak bir disiplin istiyor. Bir çalışmanın, bir disiplinin eseri yazılar. Birdenbire olmuyor. "Kendimi anlatmaya çalışıyor"ken aslında "insanı" anlatmaya çalışıyorum. Her insan bir kainat ya hani. Her insan diğer tüm insanlardan alıp topladıkları ile bir kainat. Şey gibi, biz okulda her çocuğun önüne aynı renkte kalemleri koyuyoruz, bazen tek bir konu belirliyoruz ama ortaya bambaşka resimler çıkıyor. 👇👇👇

Want your school to be the top-listed School/college in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Website

Address


İstanbul-Zeytinburnu
Istanbul