26/02/2014
Muhakkak ki farzların en faziletlisi, Resulullâh Efendimizin de bildirdiği gibi, Allâh'a ve Allah Resûlü’ne iman etmektir. Dolayısı ile ilk öğrenilmesi gereken ilim inanç, yani TEVHİD ilmidir. Çünkü Tevhid ilmi İslâmın temelini oluşturur. "Müslüman, Allâh'a nasıl inanır?" sorusunun cevabını verir. Bu yazımızda her Müslümanın öğrenmekle yükümlü olduğu, bilinmesi gereken, Allâh'ın sıfatlarını kısaca anlatmaya çalışacağız.
İmanı, inancı yanlış olan kimse muhakkak ki ebedi olarak Cehennem’de kalacaktır. Şöyle ki, Allâh-u Teâlâ bir ayeti kerimede bizlere şunu bildirmiştir:
“Ondan başkasını (küfürden başka günahları) ise, dilediği kimseler için bağışlar ve mağfiret eder.” (4/en-Nise, 48 ).
Kuşkusuz ki, kim Allâh’ı bir şeye benzetir ise, onun ibâdeti sahîh olmaz; çünkü o kişi zihninde hayal ettiği bir şeye, bir şekle ibâdet etmektedir.
İmam Gazâli “Mâ’bud (ibâdet edilen) bilinmedikçe, ibâdet sahîh olmaz” demiştir.
İmam Ebu Hanife, İmam Senûsi, İmam Fadâli ve İmam Şernûbi gibi İslâm âlimlerin bildirdiği Allâh’ın 13 tane sıfatını, lafzen olmasa da manen bilmek farzdır. Bunlar Kur’ân-ı Kerim’de ya lâfzen ya da manen zikredilmiştir. Bu sıfatlar şunlardır:
1- El-Vucud (Var olmak) ( ا لوُجُودُ ):
Allâh vardır, bunda hiç şüphe yoktur. Allâh-u Teâlâ şöyle bildirdi:
أفِي اللهِ شَكّ
Manası: “Allâh’ın varlığında şek ve şüphe yoktur .” (İbrâhim /10)
Allâh’ın başlangıcı ve sonu yoktur. O’nun varlığı yaratıkların varlığı gibi değildir. Çünkü onların başlangıcı ve sonu vardır. Tüm yaratıklar altı yönden kuşatılmıştır. Allâh ise mekânsızdır. Allâh mekândan, yönden ve zamandan münezzehtir ( Yücedir). O’nun mekânı yoktur. Çünkü mekânların tümünü yaratan Allâh'tır. Yaratan ise yarattığına muhtaç değildir. İmam Ali şöyle buyuruyor :” Allâh mekânları yaratmadan önce (ezelde) mekânsız var idi, şimdi de ezelde mekânsız olduğu gibi mekânsızdır.” Çünkü Allâh değişmez.
2- El-Vahdeniyyeh ( الوَحْدانِيِّةُ ):
Allâh tektir eşi ve ortağı yoktur. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَإلهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ
Manası:”Allâh tektir, ortağı yoktur”. (El-Bakara / 163)
Yüce Allâh, değişmez, değişiklikten münezzehtir. Değişkenlik ancak yaratıkların sıfat ve özelliklerindendir. Allâh, yerleri yaratmadan önce yersiz var olduğundan şek ve şüphe olmadığı gibi ve yine de herhangi bir halden diğer bir hale geçerek değişkenliğe uğramayacağına kesin inanıyoruz. O halde ( Arş-ı Âlâ dâhil olmak üzere) yerleri yarattıktan sonra da ezelde yersiz olduğu gibi, yine de değişmeden yersiz vardır.
3- El-Kiyemu Binnefs ( القِيَامُ بِالنَّفْسِ ) :
Allâh'tan başka her şey yaratıktır. Ve bütün yaratıklar O’na muhtaçtır. Allâh hiçbir şeye muhtaç değildir. Çünkü Yaratan yarattığına kesinlikle muhtaç değildir. O, hiç bir şeye muhtaç olmadığı gibi hiç bir mekâna da muhtaç değildir. Allâh, Arş’a da muhtaç değildir. İmam Ali şöyle buyuruyor: “Allâh, Arş’ı kendine mekân edinmek için değil; kendi kudretinin büyüklüğünü göstermek için yaratmıştır." (Bu sözü İmam Ebu Mansur El-Bağdadi ‘El- Farku Beynel Firak’ adlı kitabında zikretti.) Yön, zaman, mekân, gök ve yerler ile kâinatın tümünü de yaratan Allâh'tır. Bunların hepsini yani her şeyi kendisi yarattığına göre onların hiçbirine muhtaç değildir ve kesinlikle herhangi bir şeye benzemez. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
الله ُ الصَمَدُ
Manası : “Allâh hiçbir şeye muhtaç değildir”. (İhlâs / 2)
4- El-Muĥalefetü Lil Havadis (المُخالَفَةُ لِلْحَوَادِثِ ):
Allâh yarattıklarına benzemez. Allâh'ın zatında, sıfatlarında ve fiillerinde benzeri ve ortağı yoktur. O kesinlikle hiçbir şeye benzemez. Ne kesif -elle tutulabilen- cisimlere ne de latif -elle tutulamayan- cisimlere benzer. Çünkü Allâh ezeli ve ebedidir. Allâh-u Teâlâ şöyle bildirdi:
لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ
Manası: “ Allâh hiçbir şeye benzemez”. (Eş-Şûra / 11)
Yine Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أحَد
Manası: “ Kesinlikle Allâh’ın eşi ve benzeri yoktur”. (İhlâs / 4)
5- El-Kıdem ( القِدَمُ ):
Allâh ezelidir, başlangıcı yoktur. Allâh zaman, mekân ve benzeri mefhum kavramları kendisi yaratmıştır. Kendi yarattığı yaratıkların sıfatları ile kesinlikle sıfatlandırılamaz. Mesela; zaman, mekân, başlangıç ve sonuç bunların hepsi sonradan yaratılmıştır. Bu sıfatlar yaratıklar için geçerli olup Allâh’a isnat edilmez. O, yaratılmış değil, yaratandır. "O'na denk hiçbir şey yoktur." (İhlâs / 4)
O, ezelidir her şeyi yoktan var eden ve tek yaratandır. Allâh Teâlâ şöyle buyuruyor:
هَوَ الأَوَّلُ
Manası : “ Allâh'ın başlangıcı yoktur”. (El- Hadîd / 3)
Âlimler dediler ki: " Her kim: ‘Her şeyi Allâh yarattı, peki Allâh'ı kim yarattı’ derse” küfre düşer. Çünkü Allâh-u Teâlâ madde ve benzeri şeyler gibi değildir ki, yaratılmış olsun. Acizlik, eksiklik ve muhtaçlık, yaratılmışların en büyük alametidir. Yaratmak ise; kâmil kudret ve irade sıfatları ile vasıflandırılana mahsustur. Yani Allâh'a mahsustur.
6- El-Bekaâ’ ( البَقَاءُ ):
Allâh'ın sonu yoktur, fani olmaz. Allâh ezelidir ve ezeli olan muhakkak ki ebedidir. Başlangıcı olmayan Allâh-u Teâlâ’nın sonu da olmadığı konusu kesin ve muhakkaktır. Allâh, kesinlikle zaman ile sınırlandırılamaz. Çünkü zaman Allâh'ın yarattığı yaratıklar içindir. Allâh-u Teâlâ şöyle bildirdi:
هَوَ الأَوَلُ وَالآخِرُ
Manası: Allâh Ezelidir -başlangıcı yoktur- ve Ebedi'dir -sonu yoktur-. (El- Hadîd / 3)
Her yaratığın başlangıcı ve sonu vardır. Her yaratık yok olmaya mahkûmdur. Ancak Cennet ve Cehennem gibi yaratıklar Allâh'ın dilemesiyle kalıcıdırlar, fani olmazlar.
7- El-Kudrah ( القُدْرَةُ ) :
Allâh her şeye kâdirdir, yani O'nun gücü her şeye yeter.Allâh-u Teâlâ şöyle bildirdi:
وَاللهُ عَلى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيٌر
Manası: Allâh her şeye kâdirdir. (Âli-İmrân / 29)
8- El-İradeh ( الإرَادَةُ ):
Her şey Allâh'ın iradesiyle (dilemesiyle ) olur. Allâh’ın ezelde dilediği şey muhakkak ki olacaktır. O'nun iradesi değişmez. Çünkü iradenin değişmesi yaratıkların sıfatlarındandır. Allâh-u Teâlâ şöyle bildirdi:
وَ مَا تَشَاءُونَ إِلاّ أَنْ يَشَاءَ اللهُ رَبُّ العَالَمِينَ
Manası: Âlemlerin Rabbi olan Allâh dilemedikçe hiç kimsenin dilediği olmaz. (Et-Tekvîr / 29)
İmam Ebu Davud " Es-Sünen" adlı kitabında rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz kızı Fatima'ya "Allâh'ın dilediği olur dilemediği ise kesinlikle olmaz " sözünü öğretmiştir.
9- Es-Sem-u ( السَّمْعُ ):
Allâh her şeyi işitir. O’nun işitmesi bizim işitmemize benzemez. O (Allâh); kulak, organ, alet ve başka benzeri cisimler olmaksızın işitir. Çünkü bu organlar yaratıkların sıfatlarıdır, Allâh'a yakışmayan, noksan sıfatlardır. Allâh-u Teâlâ şöyle bildirdi:
وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِير
Manası: “O (Allâh), İşiten ve Görendir” (Eş-Şûra / 11)
10-El-Bašar ( البَصَرُ ):
Allâh her şeyi görür. O' nun görmesi göz ile değildir. Çünkü göz ile görmek mahlûkata mahsustur. Allâh, mahlûkata benzemediği için kesinlikle sıfatları da onların sıfatlarına benzemez. "El-Bašar" sıfatı görmek sıfatı demektir. Allâh'ın bütün sıfatları şekilsiz ve keyfiyetsiz olduğu gibi "El- Bašar" görme sıfatı da şekilsiz ve keyfiyetsizdir. Allâh-u Teâlâ şöyle bildiriyor:
وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِير
Manası: “O (Allâh), İşiten ve Görendir” (Eş-Şurâ / 11)
11-El-Kelâm ( الكَلامُ ):
Allâh'ın kelamı başlangıçsız ve sonsuzdur. O'nun kelamı dil ile değil, ne Arapça, ne Türkçe, ne İbranice ne Süryanice ne de başka bir lügattir. Allâh'ın kelamı ses, harf, başlama, duraklama, kesilme ve eklemelerden münezzehtir. O'nun kelamında şekil ve keyfiyet düşünmek caiz değildir. Çünkü akılla kuşatılmaz. Bize düşen Allâh'ı tüm noksanlıklardan tenzih ederek O'na iman etmektir. Allâh'ın kelamı bizim kelamımıza kesinlikle benzemez.bAllâh-u Teâlâ şöyle bildiriyor:
وَكَلَّمَ اللهُ مُوسى تَكْلِيمًا
Manası:”Muhakkak ve şüphesiz ki, Allâh-u Teâlâ, Mûsa Peygamber ile tekellüm etti” (En-Nisâ’ / 164) (yani Mûsa peygamber, Allâh'ın ezeli ve ebedi olan Kelamını işitti).
Allâh'ın Kelamı; ses ve harf ile değildir ve kesintiye uğramaz. Bizim konuşmamızda başlama ve kesilme vardır. Örnek: ‘Bismillêh’ dediğimiz zaman ‘be’ harfi başlıyor , ‘sin’ harfine geçince , ‘be’ harfi yok oluyor. Demek ki harf ile olan konuşmalarda yok olma ve var olma olayı ortaya çıkıyor. Ses ile olan konuşma da aynı şekilde başlama ve kesilmeye uğruyor. Bütün bunlar yaratıkların sıfatlarındandır. Allâh’a caiz değildir. Nasıl ki Allâh'ın Zâtı düşünülemez (yani akıl ve teffekür ile kuşatılmaz) ise Allâh'ın sıfatları da kesinlikle düşünülemez. Düşünmek şekle vardırır, şekle varmak da benzetmek demektir. Allâh'ı, yaratıklara benzeten kişi ise Müslüman değildir. O halde bu kişinin ne yapması gerekir; Allâh'ın ezeli ve ebedi olduğuna, Allâh'ın Zâtı ve sıfatlarının da ezeli ve ebedi olduğuna, hiçbir şeye benzemediğine iman ederek İslâm dinine girmesi gerekir.Allâh'ın kelamı dil ve lügat türünden de değildir, yani Arapça, Türkçe, İbranice, Süryanice vesaire değildir. Çünkü onlar da yaratılmıştır.
12-El-Hayât ( الْحَيَاةُ ) :
Allâh'ın Hayatı bizim hayatımız gibi değildir. O (Allâh), ölmez, yok olmaz, Ezeli ve Ebedidir. Bizim hayatımız ruh, kan, hava ve benzeri birçok maddelere muhtaçtır. Ama Allâh’ın, bunların hiçbirine ihtiyacı yoktur. Çünkü madde ile ilgili olan her şeyi Allâh yarattı. Yaratan ise yarattığı şeylere muhtaç değildir. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
الْقَيُّومُ لا اِلهَ اِلاّ هُوَ الْحَيُّ اللهُ
Manası: Ezeli ve ebedi hayat ile mevsuf olan, hiç kimseye muhtaç olmayan, Allâh’tan başka ilah yoktur. (El-Bakara / 255)
13-El-İlim ( العِلْمُ ):
Allâh her şeyi bilir. O’nun ilmi başlangıçsız ve sonsuzdur. Geçmişte ve gelecekteki olayların hepsini bilir. Allâh'ın tüm sıfatları bizim sıfatlarımıza benzemediği gibi ilim sıfatı da bizim bilme sıfatımıza benzemez. Bizim bilmemiz azalıp çoğalmaya, yenilenip eksilmeye, zayıflayıp kuvvetlenmeye, unutkanlığa uğramaya ve benzeri değişkenliklerden geçmeye elverişlidir. Bizim ilmimizin bütün bu noksan sıfatlara uğraması mümkündür. Ama Allâh'ın ilmi ne bunlara ne de akla ve hayale gelebilecek herhangi bir şeye benzer. Allâh-u Teâlâ “El-Enaâm” Sûresinin 59. Ayetinde şöyle bildirdi:
“Gaybın anahtarları Allâh indindedir. Onları ancak O bilir. O, karada ve denizde olanı bilir. Düşen yaprağı, yerin karanlıklarında olan taneyi de bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.”
Erzurumlu İbrâhim Hakkı Hazretleri “Mârifetnâme” sinde:
“Ne göklerde, ne yerlerde,
Ne sağ u sol, ne ön, ardda,
Cihetlerden münezzehtir
Ki, hiç olmaz mekânullâh.” diyerek, bu gerçeği dile getirir. (Mârifetnâme 263)
“Hiç olmaz mekânullâh” demek de; “Allâh’ın aslâ bir yeri olmaz. Allâh mekândan münezzehtir, Allâh mekânsız, yâni yersiz olarak vardır.” demektir.
Bu inanç; sevgili Peygamberimizin, ashâbının ve başta dört mezhebin imâmları olmak üzere, İmâm Mâtürîdi ile İmâm Eş’arî’nin ve gerçek Ehl-i Sünnet Ve Cemâat olan biz Mâtürîdi ve Eş’arîlerin inancıdır.