Assos’un rüzgârlarında, Troya’nın efsanevi topraklarında, Dünya Dans Günü’ne şiirsel bir Jungiyen selam vermek istedik.
Bugün burada, Ege’nin mavi derinliğinden yükselen antik taşların arasında, bedenlerimizi mitosa, ruhlarımızı arketipe teslim ediyoruz.
Dünya Dans Günü, takvimin sayfalarında sadece bir tarih değil; o, kolektif bilinçdışının ritmik uyanışıdır. Carl Gustav Jung’un dediği gibi, dans etmek, psişenin en eski dilini konuşmaktır: imgelerin, sembollerin, gölgelerimizin, tanrıların ve gölgelerin dansı.
Assos’ta, Athena Tapınağı’nın sütunlarının gölgesinde, Troya’da ise Priamos’un surlarının hayali hâlâ nefes alırken, biz ariston olanı, yani “en iyi, en soylu, en zinde” olanı aradık. Ariston’un zinde girişi tam da bu olabilirim dedik? : bedenin akılla, ruhun maddeyle, bireysel benliğin kolektif bilinçdışıyla buluştuğu o coşkulu anı aradık.
Dansımız, Homeros’un dizelerinde gizli kalmış kahramanların gölgelerini çağırıyor; Hekabe’nin acısını, Andromakhe’nin umudunu, Akhilleus’un öfkesini ve Odysseus’un kurnazlığını bedenimizde yeniden canlandırdık gök ve yer şahittir buna.
Her adım bir bireyleşme yolculuğudur.Apollon’un harmonisi ile Dionysos’un çılgınlığı, Troya’nın ateşi ile Assos’un serin rüzgârı, geçmişin mitosu ile bugünün bedeni. Jung’un mandalasında olduğu gibi, dairesel hareketlerimizle merkezdeki Benlik’e yaklaşıyoruz; o sessiz, o bütün, o tanrısal kıvılcıma.
Bu kutlama, yalnızca eğlence değil; bir ayindir. Mitolojik coğrafyanın enerjisini bedenimize indiriyor, arketiplerin kadim gücünü kanımızda dolaştırıyoruz. Her zıplamada İlyada’nın kahramanları içimizde diriliyor, her yavaş salınışta Helen’in cazibesi, her güçlü vuruşta Hektor’un yiğitliği konuşuyor.
Bugün burada, Assos’un zeytin ağaçları ve Troya’nın rüzgârları tanık oldu içimizin uyanışına…
Biz dans ederek mitolojiyi yaşamaya, derin sularda yüzmeye, Ariston’un zinde ateşini yakmaya, mitolojinin de bir en saklı acı gerçek hikayelerini di
Dans ve Hareket Terapisi
Haraket, dans, oyun ve doğaçlama yoluyla eğitim, terapi ve ruh sağlığı hizmeti veren herkes Başka Bir Terapi Mümkün...
Seni düşünmek ümitli şey..
Şiir: Nazım Hikmet
Ben sevdim ya siz…
Videolar için teşekkürler
Yeni klip…
Bir Ayrılış Hikayesi
Şiir: Nazım Hikmet
Bir aşkın en yüksek sesi bazen bir fısıltıdır.
Bir ayrılış bazen bir doğum kadar acıtır.
Bu şarkı;
kanayan bir kalbin,
karanlıkta öğretilmiş bir sevmenin
ve yürümek zorunda kalanların hikâyesi.
Sarılmanın son saniyesini,
düşen kitabın sesini,
kapanan pencerenin soğuğunu duymak isteyenler için…
🎵 Bir Ayrılış Hikayesi
Şimdi yayında.
Yorumlara tek kelime bırak.
Herkes kendi hikâyesini yazsın.
Haritada olmayan bir yol bu.
Sorarak bulunmuyor, yürüyerek açılıyor.
Dağlara çıkınca sustum,
susunca duydum:
Sevda tutmak değilmiş,
yan yana yürüyebiliyorsak o kadarmış.
Bu klip;
yolda kalmayanlara,
yolun kendisi olmaya cesaret edenlere.
Yeni yıla süslü dileklerle değil,
birlikte yürümeyi hatırlatarak giriyoruz.
Bir tür yoldaşlık hediyesi bu.
Hızır yoldaşımız olsun diye.
🎁 Yeni yıl hediyesi.
🎶 Ritmi yoldan, sözü dağdan.
#2026 aşk yol hızıryoldaş turnalar klip şiir müzik yeniyılhediyesi
Nazım Hikmet’ten bir şiirli şarkı denememiz…
Sevgilim,
başlar önde, gözler alabildiğine açık,
yanan şehirlerin kızıltısı,
çiğnenen ekinler
ve bitmez tükenmez ayak sesleri :
gidiliyor.
Ve insanlar katlediliyor :
ağaçlardan ve danalardan
daha rahat
daha kolay
daha çok.
Sevgilim,
bu ayak sesleri, bu katliâmda
hürriyetimi, ekmeğimi ve seni kaybettiğim oldu,
fakat açlığın, karanlığın ve çığlıkların içinden
güneşli elleriyle kapımızı çalacak olan
gelecek günlere güvenimi kaybetmedim hiçbir zaman...
Nazım Hikmet
Gül Kokuyorsun / Edip Cansever
Gül kokuyorsun bir de
Amansız, acımasız kokuyorsun
Gittikçe daha keskin kokuyorsun, daha yoğun
Dayanılmaz bir şey oluyorsun, biliyorsun
Hırçın hırçın, pembe pembe
Öfkeli öfkeli gül
Gül kokuyorsun nefes nefese.
Gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun
Ve acı ve yiğit ve nasıl gerekiyorsa öyle
Sen koktukça düşümde görüyorum onu
Düşümde, yani her yerde
Yüzü sararmış, titriyor dudakları
Şakakları ter içinde
Tam alnının altında masmavi iki ateş
İki su
İki deniz bazen
Bazen iki damla yaz yağmuru
Mermerini emerek dağlarının
Şiirler söylüyor gene
Ölümünden bu yana yazdığı şiirler
Kızaraktan birtakım şiirlere
Büyük sular büyük gemileri sever çünkü
Ve odur ki büyüklük
Şiir insanın içinden dopdolu bir hayat gibi geçerse
O zaman ölünce de şiirler yazar insan
Ölünce de yazdıklarını okutur elbet
Ve senin böyle amansız gül koktuğun gibi
Yaşamanın her bir yerinde.
Kalbim Dinamit Kutusu
Ahmet Arif’ten esinlenerek yaptığımız günün şarkısını sizleri sunuyoruz.
İlk klibim ve şarkı yapımcılığımızı denedik .
Durgun sular sana alıyor
Kılıç kına batıyor
Söz : Ergün Doğan teşekkürlerimle 🙏
Umarım beğenirsiniz.
Görüş ve önerilerinizi bekliyoruz.
Sanat hoş bir şeydir…
✨ Carl Gustav Jung | Birey Olma Üzerine ✨
Birey olmak, yalnızca düşüncede değil, bedende de bir uyanıştır.
Tıpkı bir dans gibi… Adım adım kendi merkezine, kendi ritmine dönmektir.
Jung der ki, “İnsan bütünlüğe giden yolu, bilinçdışıyla dans ederek bulur.”
Dans eden beden, bastırılmış sesleri dile getirir; gölgede unutulmuş yönlerimizi ışığa taşır.
Her hareket, içteki dişil ve eril güçlerin buluştuğu bir bireyleşme ayini gibidir.
Kendini ifade etmeyen beden, bir süre sonra ruhun mezarına dönüşür.
Ama dans ettiğinde, o mezar bir tapınağa dönüşür — yaşamın yeniden başladığı yere.
Bireyleşme; akılla değil, bedenin bilgeliğiyle tamamlanır.
Ruh, hareketle nefes alır; merkez, sessizlikte değil, devinimde bulunur.
O yüzden dans et… kendinle, gölgenle, bilinmeyenle.
Çünkü her adım, seni biraz daha Sen yapar. 🌙
.anlamak
Click here to claim your Sponsored Listing.
Location
Category
Telephone
Website
Address
Istanbul
34382