06/09/2025
(Resim1) Terleyen Kadınlı Merz 163, 1920,
KURT SCHWITTERS
“Merz”, Schwitters’in tramvay biletleri, pullar ve paket sargıları gibi günlük yaşamın ürünü olan nesneleri birleştirdiği kendine özgü yönteme verdiği addır. Toplumun ve sanat geleneklerinin dikte ettiği kuralların, normların dışında bir yaratı yöntemi geliştirmek istiyordu.
(Resim2) Çocuk Karbüratör, 1919, FRANCIS PICABIA
Bu yapıt bir yarış otomobili karbüratörünün şemasına dayanır, ancak karbüratörün çeşitli bileşenleri kadın ve erkek cinsel organlarını simgeleyecek biçimde yeniden yerleştirilmişlerdir. Dadacı sanat, çoğu kez esprili olsa da, yaşamın her tür değer, anlam ve amacını inkår eden nihilist bir akım olarak görülebilir. Çocuk Karbüratör bir makine gibi düşünmeden işleyen ve içinde çocukların akılsızca, mekanik cinsel eylemlerle yaratıldığı bir dünyayı akla getirmektedir.
Dadacılık Birinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktı. Bir sözlükten gelişigüzel alınan “dada” sözcüğü Fransızca’da “zevk için binilen at” anlamındadır. Dadacılar edinilmiş bütün ahlaki, politik ve estetik inançların savaşla tahrip olduğunu ilan ettiler. Sanata karşı yıkıcı, saygısız ve özgürleştirici bir yaklaşımın savunuculuğunu yaptılar. Dadacılık 1920’lerde yerini Gerçeküstücülük’e bıraktı.
1918’de yayımlanan ilk Dada manifestosu Dadacılık’ın “yeni bir gerçeklik” olduğunu iddia ediyor ve Dışavurumcuları “zamana karşı duygusal direnç göstermekle suçluyordu. Toplumun, Birinci Dünya Savaşı katliamına yol açan milliyetçilik ve maddecilikten silkinmesini uman Dadacılar için şok yaratmak temel taktikti. Dadacılık görsel olduğu kadar edebi bir akımdı da. Zürih, New York, Berlin ve Paris’te bağımsız Dadacı gruplar vardı.
Rastlantı ve saçmalık Dadacılık’ın ana öğeleriydi. Bilinçaltının günlük yaşamdaki rolüne ilişkin yeni bir bilinci tanımladı ve yalnızca bir sanat kitaplığında ölmeye mahkum olacak bütünlüklü bir sanat kuramı geliştirmeye karşı çıktı.
(👇devamı)