14/08/2026
Somer Şef’in oğlu Deniz Sivrioğlu Avustralya’da büyümüş. Dolayısıyla İngilizceyi çok erken yaşta edinmiş ve İngilizce baskın dili olmuş. Anne-babası Türk olmasına rağmen kendisi “Türkçem iyi değil(miş)” diyerek bunu ifade ediyor.
Bunu, Türkçeye İngilizce kadar yoğun ve doğal bir şekilde maruz kalmamış olmasıyla açıklayabiliriz. Deniz artık Türkçeyi İngilizceyi çocukken edindiğimiz şekilde edinmiyor; kendi ifadesiyle Türkçe dersleri alarak “öğreniyor”. Öğrenilen bir dil elbette çok ileri bir düzeye taşınabilir. Ancak bu kısa videoda İngilizcenin Türkçe üzerindeki etkisi oldukça belirgin.
Peki en baskın İngilizce müdahalesini nerede görüyoruz?
Ünlülerde İngilizcenin etkisini duyuyoruz ama bence çok daha dikkat çekici olan şey “vurgu ve ritim”
Burada küçük bir not: Türkçe hece-zamanlı bir dil ama bu bütün hecelerin eşit derecede vurgulu olduğu anlamına gelmiyor. Türkçede de kelime vurgusu var. Ancak İngilizcede güçlü ve zayıf heceler arasındaki fark çok daha belirgindir. Bu kısa konuşmada, İngilizcenin bu ritmik özelliğinin Türkçeye transfer edildiğini düşünüyorum.
Deniz’in konuşmasında bazı heceler diğerlerinden belirgin biçimde “daha güçlü, daha uzun veya daha belirgin” söyleniyor: SE-vi-YO-rum, BE-nim TÜRK-çem, i-Yİ, a-MA…Burada yalnızca “yanlış vurgu” değil, İngilizce prosodinin Türkçeye transferini duyuyoruz.
Aslında bunun tersini biz de İngilizce konuşurken yapıyoruz. Türkçenin ritmik özelliklerini İngilizceye taşıdığımızda İngilizcemiz anadili İngilizce olan birine daha “robotik, tekdüze ve heceleri fazla eşit” gelebiliyor.
Ve evet, Deniz’in Türkçesi “anlaşılıyor”. Hatta oldukça tatlı.
Ama mesele yalnızca “anlaşılıyor mu?” değil. İngilizceyi ya da başka bir dili çat pat anlaşılmak için öğrenmiyoruz. Çoğumuz İngilizceyi eğitim, iş veya profesyonel iletişim için kullanıyoruz. Bu yüzden dil öğrenmeye açık olduğumuz kadar telaffuza ve prosodiye de zaman ayırmalıyız.
Çünkü iyi telaffuz sadece tek tek sesleri doğru söylemekten ibaret de