18/07/2025
93 Harbi'nin patlak vermesiyle birlikte Filibe ve çevresindeki hayat derin bir dönüşüm yaşar. Bu zor dönem, Kenan Rifâî'nin ailesiyle birlikte İstanbul'a göç etmeye karar vermesine yol açar. Genç Kenan için bu göç, sadece bir mekân değişikliği değil, aynı zamanda manevi yolculuğunda yeni bir başlangıcı ifade eder.
Kenan Rifâî, Filibe’ye yaptığı bir ziyaret sırasında, vatan topraklarına döndüğünde trenin ilk durağında inip toprağı öper. Bu hatıra, onun derin vatan sevgisinin ve köklerine olan bağlılığının açık bir ifadesidir. Trakya’nın yetiştirdiği vatan şairi Namık Kemal’in etkisi, genç yaşlarından itibaren Kenan üzerinde görülür. Bu sevgi ve bağlılık, onun ruhunda derin izler bırakır.
Hatice Cenan Hanım’ın ilahi aşkı, Kenan’ın manevi yolculuğunda daima bir rehber olmuştur. Kenan’ın şiirlerinde vatan kavramı hem Rumeli’den ayrılışı hem de ilahi birlikten, ruhlar aleminden koparak dünyaya gelişi ifade edecek şekilde çok katmanlı olarak okunabilir:
"Canlar vatanından kopup hisran ile geldim
Suzi derûn hem nâle vü efgan ile geldim
Aşktan beni men' ettiler âh, aşk beni yaktı,
Hasretkeş-i cân, firkat ü nâlãn ile geldim."
Kenan Rifâî’nin bu hatırası, onun içsel dünyasını ve derin vatan sevgisini anlamamıza yardımcı olur. Toprağa duyduğu bağlılık, sadece bir mekanla sınırlı kalmaz; onun ruhunda, maneviyatında kök salmış bir sevgi olarak belirir. Hatice Cenan Hanım’ın manevi rehberliği, Kenan’ın yolculuğuna ışık tutarak, ona derin bir ilahi aşk miras bırakmıştır. Bu bağlılık ve aşk, Kenan’ın hayatında ve eserlerinde daima hissedilir.