Gelişim Akademisi

Gelişim Akademisi Sokratesçi Okullar Bu kuruluşların hepsi Sokrates’in düşünsel anlamda gerçek izleyicileri olma savıyla kurulmuştur. MÖ 4.

Sokratesçi Okullar

Yunan felsefesinin en büyük filozofu Sokrates’in ölümünün ardından onun anısını canlı tutmak için eserler kaleme alındığı gibi bazı okullar da kurulmuştur. Bu okullar arasında "Megara okulu", "Kinikler okulu", "Kirene okulu", "Elis-Eteria okulu" sayılabilir. Bu okullar, Sokrates’in, gerek kişilik özelliklerinden, gerekse düşüncelerinden çok derin biçimde etkilenmişlerdir. yüzyı

lın başlarında Sokrates’in ilk öğrencilerinden Megaralı Eukleides, Megara Okulu’nu kurmuştur. Bu okul felsefedeki yerini daha çok Aristoteles eleştirileri ve mantık alanında yaptığı katkılarla belirlemiştir. Atina'lı Antisthenes ve Sinop'lu Diogenes’in öncülüğünü ettiği bir diğer Sokratesçi kuruluş ise Kinik Okulu’dur. Bu okul bireyin erdem ile mutluluğa ulaşabilmesi için kendi kendiyle yetinip, tüm yapay gereksinimlerinden sıyrılması gerektiğini savunur. Aristippos tarafından kurulan Kirene Okulu ise Kinik Okulu ile taban tabana zıt düşünceleri savunur. Sokrates’in sürekli sözünü ettiği erdem üstüne kurulu mutluluğun, tat almada, bütün haz yaşantısında olduğu düşünülmektedir. Kirene Okulu’nun savunduğu bu temel görüş "haz" anlamına gelen Yunanca’daki "hedone" sözcüğünden türeyerek "hazcılık" (hedonizm) diye anılan felsefe öğretisinin de ilk örneğidir. Elis-Eretria Okulu ise Sokrates’in ölümünün hemen ardından öğrencisi Elisli Phaidon tarafindan kurulmuştur. Sokrates’in izinden giden tüm okullar gibi bu okul da ahlak felsefesini baş köşeye yerleştirmiştir. Bu felsefe okulu aynı zamanda Sokrates’in soylu yaşamını, bu yaşamdan alınacak dersleri ve insan yaşamında felsefenin yerini vurgulamak üzere kurulmuştur.

YKS’de Başarı Tesadüf müdür? Başarı öğrenilebilen bir durum mudur? Başarılı olmak için ne yapmalıyım ? gibi sorularınız ...
23/10/2025

YKS’de Başarı Tesadüf müdür? Başarı öğrenilebilen bir durum mudur? Başarılı olmak için ne yapmalıyım ? gibi sorularınız var ise başarının temeli zihinde başlar ve Evet geliştirilebilir.

Yazının devamı : https://ogrencikocu.online/yksde-basari/ ❤️

“Sen kendini bir süreliğine insan olarak ifade eden evrensin.”- Eckhart Tolle -
30/11/2021

“Sen kendini bir süreliğine insan olarak ifade eden evrensin.”

- Eckhart Tolle -

Bu resimi yapan sanatçı Hindistan’ın   Trissur şehrinden 9.sınıf öğrencisi Ajunath sindhu Vinayala. Babası annesinden ba...
10/03/2021

Bu resimi yapan sanatçı Hindistan’ın Trissur şehrinden 9.sınıf öğrencisi Ajunath sindhu Vinayala. Babası annesinden bahsederken sürekli ‘’O çalışmıyor, sadece ev kadını’’ dediği için Ajunarh bu tabloyu yaptı. Annesinin boş durduğunu hiç görmediğinden babasının böyle konuşmasına çok şaşıran Ajunath, annesinin günlük rutin hayatını gösteren bir resim çizip öğretmenine gösterdi. Öğretmeni de bunu valiliğe yolladı. Sonunda resim Hindistan’ın 2020-2021 cinsiyet bütçesinin kapak resmi olarak seçildi.

Yaşam,-Fırtınanın geçmesini beklemek değildir.Yaşam,-Yağmurda dans etmeyi öğrenmektir.!!!Osho
14/12/2020

Yaşam,
-Fırtınanın geçmesini beklemek değildir.
Yaşam,
-Yağmurda dans etmeyi öğrenmektir.!!!

Osho

Her şeye aynı açıdan bakarsan, hep aynı şeyleri düşünürsün.Hep aynı şeyleri düşünürsen, hep aynı şeyleri yaparsın,Hep ay...
14/10/2020

Her şeye aynı açıdan bakarsan, hep aynı şeyleri düşünürsün.
Hep aynı şeyleri düşünürsen, hep aynı şeyleri yaparsın,
Hep aynı şeyleri yaparsan, hep aynı sonuçları elde edersin.
Hep aynı sonuçları elde edersen, hep ya mutlu ya da hep mutsuz olursun.

Carlos Castaneda

09/07/2020
| Gülmek insanlara özgü bir davranıştır. | Gülmek insanlara özgü bir davranıştır. Hayvanlar gülmez. Bu yüzden tamamen in...
01/07/2020

| Gülmek insanlara özgü bir davranıştır. |

Gülmek insanlara özgü bir davranıştır. Hayvanlar gülmez. Bu yüzden tamamen insani bir özellik olan gülme, antik çağdan beri filozofları meşgul etmiş; Freud'un öncülüğünde psikoloji ve psikanaliz, gülmeyi nasıl tefsir edebilecekleri üzerine yoğunlaşmışlardır. ( Flügel, 1954) Buna mukabil, gülmenin ve mizahın sosyolojik olarak analizi çok az denenmiştir. Sosyoloji edebiyatında mizahı belirli bazı toplumsal durumlarda tartışan çalışmalar görülmekle birlikte ( Radcliffe Brown,1952)," mizahın toplumsal fonksiyonlarını genellemeye teşebbüsler yok denecek kadar azdır. ( Bleau, 1955; Burns, 1953; Fox,1953 )

Birçok filozofun gülmenin hususiyle toplumsal bir faaliyet olduğunu belirtmesine rağmen,mizahın ve gülmenin sosyologlar tarafından bu nisbi ihmaline şaşmamak elde değil.

Gülmek, diğer benzer hissi ifadeler ve çoğu fizyolojik tepkiler gibi toplum tarafından belirlenir. Toplum, 'gülme'nin kontrol altında tutulmasını bekler, çılgın veya isterik kahkahaları pek tasvip etmez.

Gülmek, diğer birçok insan faaliyetlerinden farklı olarak veya öyle beklendiği için ancak belirli davranış kalıpları içinde ortaya çıkar. Açıkçası, gayri ihtiyari bir boşalma ve ifade şekli olan gülmek, yalnız başına olan bir insandan beklenmez. Kendi kendine eğlenen veya kahkahalar atan birisine genellikle 'kaçığın teki' gözüyle bakılır. Böyle bir yakıştırmadan onu kurtaracak tek şey, bu davranışının okumakta olduğu bir mizah kitabına veya seyretmekte olduğu filmdeki bir sahneye tepki olarak ortaya çıkmasıdır.)

Gülmek de tıpkı konuşmak gibi karşılıklı ilişkiler içinde ortaya çıkarak fonksiyonunu yerine getirir; dolayısıyla kendi kendine gülen birisi, kendi kendine konuşan veya herşeyi istifleyen biri gibi asosyal addedilir.Gülmek paylaşılmalıdır. Çünkü, gülmek karşılıklı ilişkiler sürecinde asli bir yere sahiptir ve her toplumda toplumsal hayatın vazgeçilemez bir boyutu olarak tarif edilir. Francis Jeanson'un belirttiği gibi: " sevinçleriniz bile pazarda bir değer ifade etmelidir. Tabir caizse, borsada işlem görmeyen bir şeyin keyfini çıkarmanıza müsaade edilmez. Eğer neye güldüğünüzü söylemekten kaçınıyorsanız ve niçin güldüğünüz diğerlerince anlaşılmıyorsa size hemen 'aptalca güldüğünüz' söylenebilir." Jeanson tespitine devam ediyor: " Gülüşünüzün ' ortak bilinç’in tepkisini ifade etmesi beklenir. Bunun dışındaki durumlarda saçmalıktan hastalığa kadar uzanan ima ve ithamları beraberinde getirebilir."

(1) Ayağı takılıp düşen birisine gülmemiz aslında, "düşen kişi' ile kendimizi karşılıklı bir ilişki içinde görmemiz ve sembolik olarak 'düşen'in durumunda olmadığımıza şükretmenin bir ifadesi gibi düşünülebilir.

Başkalarıyla birlikte gülmek 'durumun ortak tarifi’nin herkesçe paylaşıldığı anlamına gelir. Gülmeye katılmayan olursa,biraz tuhaf karşılanır; 'oyun bozan' olarak görülür; diğer taraftan gruptaki birisinin esprisine diğerleri gülmez ise espriyi yapan birden kendini tuhaf bir durumda ve ortamın dışında hisseder. Gülmek başkalarıyla yapılan ve paylaşılan bir harekettir.

Gülmek, veya zeka dolu bir nükte ile gülme vesilesi yaratmak, birlikte olunanları daha yakın ve samimi olmaya davet etmektir. Gerçekten de, gülmek ve mizah bir davet şeklidir.Yemeğe davet gibi,sohbete davet gibi. Hepsi sosyal mesafeyi azaltmak ve yakınlaşmayı sağlamak içindir. LeviStrauss'ın bir Fransız restoranında, aynı masa etrafında şarap paylaşan yabancılar için söyledikleri mizah için de aynen geçerlidir: "...katılmayanın bir süre sonra bundan vazgeçip paylaşmaya katılması beklenir. Samimiyet samimiyeti gerektirir. Komşunun ikramını reddetmek olmaz, reddetmek hakaret gibi addedilir. Diğer taraftan ikramın kabul edilmesi mukabil bir ikram gerektirir. konuşmayı, sohbeti. Böylece karşılıklı ikram ve kabuller sonucu bir anlık toplumsal bir bağ birden gerçekleşmiş olur. Dahası da var: olaylar halkasını başlatan kişi inisiyatifi eline almış olur ve bunun kendisi için bir avantaj oluşturduğunu hemen görür. Mamafih, bu tür bir hareket beraberinde risk de taşır; muhatap ikrama cimrice ve kabaca karşılıkta bulunabilir." (LeviStrauss, 1957, 8494)

Bu sebeple "mizah" ve "nükte"yi tartışmadan gülmenin toplumsal fonksiyonunu tam olarak anlamak pek mümkün değildir. Bu sebepledir ki Bergson, meşhur "gülmek" makalesinde önce "gülünç olan"ı tahlil eder. Mizah ve gülmek içiçe bağlantılıdır; çünkü gülmeye sebep olan bir durum mizah olarak tarif edilir. Mizah ta, gülme de katılımcılarının ortak ilgilerinde anlaşılabilir. Bergson "gülmeyi anlamak için onu, tabii ortamında, yani toplum ortamında düşünmeli ve fonksiyonun toplumsal bir fayda sağladığını görmeliyiz.Gülmek, ortaklaşa sürdürülen hayatın belli ihtiyaçlarını cevaplandırmalıdır. Yani toplumsal bir işareti (anlamı) olmalıdır. (Bergson, 1911, 89)

Buraya kadar söylenenlerden de anlaşılacağı gibi gülmek ve mizah, farklı gruplarda farklı derecelerde ve sıklıklarda görülür. Ayrıca her milletin veya etnik gurubun kendine mahsus mizah ve nükte anlayışı vardır. Yahudilerin, İngilizlerin, İrlandalıların farklı mizah/nükte anlayışları gibi. Mizah ve nükte toplum içindeki statülere göre de değişir. Mesela bir toplumun en alt veya en üst kesimleri için üretilen mizah/nükte unsurları gibi. Bir de farklı siyasi sistemlerde ortaya çıkan farklı mizahlar gibi. Totaliter sistemlerdeki mizah, demokratik sistemlerdeki mizahtan oldukça farklıdır.

Toplumsal yapı içinde farklı noktalara yerleştirilmiş grup veya altgruplar; farklı mizah kalıpları üretir ve diğerlerini dışlarlar. Belli bir grup içinde de otorite ve roller farklı dağılım gösterdiğinden; bundan kaynaklanan ilişkiler de tabiatıyla özel mizah kalıplarına kaynak teşkil edebilir.

Mesela bir hastanedeki hastalar. Hastaların hastanedeki statülerini belirleyen başlıca üç özellik göze çarpar hemen: Hastanın güven ihtiyacı; fiziki rahatsızlığı karşısında moralini kaybetmeme ihtiyacı ve hastane hiyerarşisi içinde en altta olma durumu. Dolayısıyla hastaların ürettikleri nükte bu ihtiyaçlarını karşılamak ve tehditleri bertaraf etmek için yapılır. Freud bunu endişeleri hafifletmek için yapılıyor kabul eder. Anlamı "...bakın, bütün o tehlikeler benim için bu kadarcıktır işte. Çocuk oyuncağı. Dalga geçilecek bir şey." (Freud, 1950, 220)

Özetlersek: mizah bir taraftan bir "emniyet sübabı"dır. Grup (veya toplum) tarafından bastırılmış memnuniyetsizliklerin ve husumetlerin kurumlaştırılmış boşaltma mekanizmasıdır... Bir taraftan da katılımcıların, kısa bir zaman diliminde, çok az bir gayretle karşılıklı olarak tecrübelerini yorumlama, eğlendirme, kendi kendilerine güven aşılama, birbirlerine olan ilgilerini göstermeye ve grubu birbirine daha da yakınlaştırmaya yarar.
..Değişken ve tehditkar bir ortamda, güzelce anlatılan bir hikaye birkaç dakika içinde hem insanları eğlendirir, hem emniyette hissetmelerini sağlar, hem bilgilendirir, hem de birbirlerine daha da yakınlaştırır.

28/03/2020
22/02/2020

de yine ön planda olacak .

Liseye geçiş sisteminde bir değişiklik olmayacağını, ancak soru şeklinde bazı düzenlemelere gidileceğini ifade eden Selçuk, "Liseye giriş sınavında o soruları yapmak isteyenlerin kitap okuması ve okuduğunu anlaması gerekiyor" dedi. Bakan, kitap okuma oranında da artış yaşadıklarını belirtti.



www.hizliokuma.istanbul

Address

Barbaros Mah. Mütevelli Çesme Caddesi No:24/1
Istanbul
99450

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 09:00 - 18:00
Sunday 09:00 - 18:00

Telephone

+908505322286

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Gelişim Akademisi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The School

Send a message to Gelişim Akademisi:

Shortcuts

Share