Murat Bayır. Kariyer Danışmanlığı, Eğitim Turizmi Danışmanı

Murat Bayır. Kariyer Danışmanlığı, Eğitim Turizmi Danışmanı

Share

Worldtur. EĞİTİM TURİZMİ , EĞİTİM DANIŞMANLIĞI, ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME. SINAV VE OKUL KOÇLUĞU. KARİYER DANIŞMANI. Eğitim Koçu ne yapar? Bir hedefim var mı?

Akademik Gelişim Koçluğunun ne önemi var?

Öğrencinin şu anki durumu ile olmak istediği durum arasında bazen uçurumlar olabiliyor. Eğitim koçu istediği durum veya konum arasındaki farkı en aza indirmeyi hedeflerken, bireyin hayatını olabilecek en üst potansiyelle yaşamasını sağlamak için erken yaşlarda verilen hizmettir. Bireyin kendine inanmasına, güçlü yönlerini kullanmasına yardımcı olur, başar

12/08/2023
09/12/2022

Bir gün daha bitiyor
İyi günlere...

Kemoterapi ve radyasyonun yan etkileriyle, bağışıklık sisteminiz zayıf olduğu için bir daha asla %100 olamayacaksınız. Evlilikleri, aileleri ve arkadaşlarla olan ilişkileri mahvediyor. Çünkü kanser ve tedaviden sonra artık eskisi gibi değilsin.
En zor anlarda, gerçek arkadaşlarının kim olduğunu ya da değer verdiğin insanları tanırsın.
Ne yazık ki çoğu arkadaşlıkta olduğu gibi Facebook arkadaşları da sizi bir hikayenin ortasında bırakıyor. Hikaye için 'beğenmek' için bir gönderi istiyorlar, ancak uzun olduğunu görürlerse gönderini gerçekten okumayacaklar.
Yarısından fazlası okumayı bıraktı. Birisi haber kaynaklarındaki aşağıdaki gönderiye çoktan gitmiş olabilir.
Bu korkunç hastalıkla savaşan komşu, arkadaş ve akrabalarıma destek olarak paylaşmaya karar verdim.
Şimdi zaman ayırıp bu mesajı sonuna kadar okuyanlara odaklanıyorum.. küçük bir test, sadece kimin okuyup kimin okumadan paylaştığını görmek için.
Kanser vücudumuzun çok saldırgan ve yıkıcı bir düşmanıdır. Başarılı bir tedaviden sonra bile vücuda izlerini bırakır. Bu çok uzun bir süreç.
Kime güvenebileceğimi ve kimin bunu okumak için zaman ayırdığını bilmek istiyorum.
Ne yazık ki kanser hala .... hastalığı Lütfen, vefat eden veya kanserle savaşan birinin şerefine kopyala. Herkes diyor ki: "Bir şeye ihtiyacın olursa, çekinme. Senin için hazırım. "Bu yüzden karamsar olmadan bir iddiaya gireceğim: Ailemin ve arkadaşlarımın bunu kendi zaman tüneline koyacağını biliyorum. Ama kopyalamak zorundasın (paylaşma)! Bu hastalık için farkındalık ayı. Bunu çok özel biri için yaptım! Hepimiz karşımızda duran, savaşan birini tanıyoruz ve hatta kaybettiklerimizi bile. # Farkındalık ❤
Yakın çevremde bu mücadeleyi verenlere ve tüm kanser hastalarına acil şifalar diliyorum.

Send a message to learn more

22/02/2022

Geçenlerde oturmuş konuşuyoruz. Karşımdaki çok yakınım bir işadamı.. Yakın olmasına yakınız, ta çocukluğumuzdan, ama hep hayat felsefemiz farklı oldu.
Makyavelisttir yani, benim düşünce tarzımı fazla romantik bulur hep..
İnsan binlerce işçi çalıştırıp kapitalizmin çarkına çark ekleyince farklı düşünebilir, buna bir diyeceğim yok, sonuçta memur çocuğu olarak ben, onun aldığı riskleri almaya kalkmadım hiç.

O benim konfor alanımı sıkıcı buluyor , ben onunkini dayanılmaz buluyorum.

Bir konuda tartışıyoruz. Bir ortak arkadaşımız hakkında..

Konu uzayınca , ben sıkılıp, “ Ama o haklı” dedim net bir dille.
Haklı da gerçekten. Karşı tarafın haklı olduğunu bizimki de bal gibi biliyor.

Bana dönüp dedi ki “ Haklı olmak önemli değil, güçlü olmak önemli” Eliyle para işareti yaparak üstelik..!!

Bir an hani Çin filmlerinde koskocaman bir levhaya dana kadar bir tokmakla vururlar da, “çooooonkkk” diye bir ses çıkar ya, aynen öyle oldum.!

Ya.. Kapitalizmin canavara dönüştüğünün farkındayım, ama bu kadar elinin kolunun ahtapot gibi uzadığının, ve gölgesine sığındığımız ahlak, değer yargısı, adalet duygusu gibi erdemleri yok etmeye yaklaştığının ilk defa farkına vardım bu kadar.

İnan olsun, canım yandı.!!

Yani haklılık kavramını bir kağıt parçasına mı bağlayacağız?

Eline o kağıdı alan koşulsuz haklı mı olacak?

Bu ne demek farkında mısınız?

İyilikle hareket etmek, adil olmak, dürüst olmak, merhametli olmak, bunlar bizi haklı yapmayacak. Hatta haksız durumuna düşürecek.

Hani hakkı veren güç, gücü veren sadece para ya...

İsmi lazım değil, bir büyüğümüz, “Benim memurum işini bilir..” dediğinden beri bizlere bir haller oldu.

Tarihe geçmiş en büyük ayıplardan biridir bence.. Sen git, bir ülkeyi yöneten olarak , kendi devlet memuruna, rüşvet alması için yol göster..! Dehşet..!

Anneannemle dedemin hayatını yazıyorum şimdi.

1930’ların Ankara’sında başlayan bir hikaye.. Hayat boyu bildiğim şeyler, oturur, bir nefeste yazarım diyordum ama kazın ayağı öyle değilmiş..

Mesela 1940’larda aile akşam sofraya oturdu mu, sohbet konusu ne olurdu diye sorunca kalakalıyor insan öyle.. Tuttum o tarihin gazete başlıklarını araştırdım ben de..

Ya.. İnanamazsınız. Nasıl bir toplum bilinci var anlatamam size..

Bir ara ete yapılan zammı celepler beğenmemiş, protesto etmişler, halk da bunları protesto etmiş, günlerce kimse et almamış iyi mi? Ete boykot diye başlık var resmen.

Biz zamlara bunca söylenip dırlanıp geziyoruz da, topluca neye tepki veriyoruz? Hiç..

Önümüze konulan yemden kafasını kaldıramayan tavuklara döndük. Etrafımızda olan bitene kayıtsız kalışımız bu yüzden..

Sonra dedemin meslek hayatı..
Hakim evine hediye gelmez diye , bir bayram günü gelen bir kutu çikolatayı getirenin koltuğunun altına sokup geri yollayan ve bunun için uykularını kaçıran bir adam..

Babam da öyleydi benim. Hastaları çok büyük bir hediye getirirse geri çevirir, kendine hakaret edilmiş sayardı.
Ama köy yumurtası, el işi dantel örtü, ne bileyim işte o tür şeyleri de reddetmeyi ayıp sayardı, getirenin emeğine yazık diye..

Rüşvetle ikram arasındaki fark..!

Bizim kültürümüzde ikramı geri çevirmek hakarettir çünkü.

Ama görevini yapan birine para teklif etmek de bir o kadar hakarettir. Yani bunu onur meselesi yapana tabii..

Geçenlerde eşimle arabada bunu konuşuyorduk. “İnsanlar artık kısa yoldan köşeyi dönmek için yaşıyor” diye..

Yani birinci amaç para kazanmak.. hem de öyle geçinecek kadar değil, “”ÇOK” para kazanmak..

Kariyer, başarı, liyakat, kıdem..

Unutuldu bu sözcükler..

Tecrübeye verilen değer yandı bitti kül oldu..

Bağışlayın deyimimi ama, bir bayağılıktır gidiyor.

Halbuki 1940’ların Türkiye’sinde, eşitlik için umut var..

Mesela tahsil yaparsan meslek sahibi olursun. O zaman da belli bir maaşın olur, düzenli bir hayatın olur, mutlu mesut yaşar gidersin.

Ya da dürüst bir esnafsan herkes sana hürmet duyar, kendi yağınla kavrulur mutlu mesut yaşar gidersin.

Hayattan beklenti, geçinecek kadar para, mutlu bir aile, sıcacık bir yuva, bir de eş dost akraba..
Araba dediğin şey bile her ailede yok.
Dışarda yeme adeti yok.
Hazır giyim yok.
Alışverişe çıkmak bir sosyallik değil o zaman.
Sosyalleşme bildiğimiz, en samimi, en içten insan insana iletişimden ibaret, yani sohbet muhabbet.

Şimdi her şey "para"ya bağlandı ya isyan edesim var.

Hayır, paraya da yazık yani. Yardımcı aktör olması gereken bir sembol bu kadar başrolde yapamıyor bence.. Ve kenarda bekleyen asıl aktörlere yazık oluyor.

Sürekli kara bulutlu bir havada yaşamak gibi, “sadece” paranın konuşulduğu bir dünyada yaşamak. Çünkü onu kazanmaktan başka bir şeye zaman ve hal bırakmıyor insanda.. Sürekli bir rekabet hali.. Vites küçültemiyorsun, 5.viteste son hız gitmezsen, gelir çarpar darmadağın ederler adamı..

Ve o para, o koltuk elinden gitti mi de , koca bir “HİÇ”sin.

Oysa insan kendini bilgiyle, kültürle, sevgiyle, hoşgörüyle donattı mı , bu fani beden yaşadıkça hep ona eşlik ediyor o değerler.
Ayrılık yok.

Hakkını sadece paradan alan bir düzen, “insan” dediğimiz varlığa aykırı aslında. Çünkü bana göre insanı insan yapan değerler maneviyattan oluşuyor.

Bence adil insan haklıdır mesela. Dürüst insan haklıdır. Namus, şeref haklıdır. Tevazu haklıdır. Merhamet haklıdır. Vicdan haklıdır. Hoşgörü haklıdır. Sevgiyle alınan kararlar haklıdır. Kardeşlik haklıdır .

Bunlara hak verirseniz, koca bir çınar gibi kökleri öyle derindir ki, hiçbir şey yıkamaz onu.

Ama bütün bu değerleri çöpe atıp, haklılık olgusunu bir kağıt parçasına bağlarsanız, onu kazanmak için her yol mübah diyen insanlar yaratırsınız.

Bugün haklı olan herkes susuyor ya, diğerleri kendilerini güçlü “sanıyorlar.”

“Aslında haklı olan güçlüdür”. Evrensel düzen bunu gerektirir.

O kadar para konusuna takmış durumdayız, ve gücü o kadar tek bacaklı sanıyoruz ki, haklı olduğumuzu unutmaktayız.

Aslında biz “çok”- ama “çok” güçlüyüz de- farkında değiliz.

Gücümüzü hakkımızdan aldığımız gün , işte o gün, bu güneş var ya, bir başka doğacak..

Bige Güven Kızılay
11.02.2015

23/11/2021

👍

Want your school to be the top-listed School/college in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Website

Address


Bahçesehir
Istanbul