12/02/2022
Çocukluk yıllarından itibaren yaşanılan her his, duygu dünyasında bir birikinti oluşturur.
Bilinçaltı baş edemediği bir duyguyla karşılaştığında, acıların daha derine inmesine engel olmak İçin oyalanma davranışına yönlendirir. Böylece bastırmış olur.
Bazen telefon, bazen televizyon, bazen alışveriş, bazen internet, bazen iş, bazen sürekli konuşmak şeklinde görülür.
Kendini sürekli meşgul tutarak iç huzursuzluklarını bastırır.
Bu çocuklukta öğretilen duyarsızlaştıysa aracıdır.
Anne babasının kavgasına şahit olan çocuğun çekilip oyun oynamaya devam etmesi mutlu olduğundan değil, kalbindeki acıyı bastırma İçin oyalanmasındandır.
Veya yaşadığı tacizin aşağılanmışlığını unutmak İçin kendini okula, derse vermesi oyalanma davranışıdır.
Oyalanma davranışı bilinçaltının savunma aracıdır.
Oyalanma davranışları anlık olarak işe yarasa bile organizma duyguları yöneterek güçlenmek yerine acıdan kaçmayı öğrenir.
Böylece bireyler problemle yüzleşmek yerine yokmuş gibi davranarak kaçmayı, sorumluluk almak yerine, ötelemeyi, yok saymayı, duygularını yaşamak yerine, yüzeysel temaslar kurmayı kişiliğinin bir parçası haline getirir.
Bastırılan duygular bir öbek halinde durur. Bastırıldığı sürece rahatsızlık vermez. Ancak bir panik, korku, öfke veya yüksek kaygı anında kontrolsüzce bedene yayılır. Bastırılarak güçlenmiş duygular birden aktifleşir… bedenin kontrolü aklın yönetiminden çıkar.
Öfkeli bir birey bastırdıkça öfkenin daha da güçleneceğini bilmeli, bu duygudan kurtulmak İçin bastırmayı değil, bırakmayı öğrenmelidir.
Kaslarını bırakmayı, duygularını bırakmayı öğrenmelidir.
07/02/2022
29/01/2022