İslami İlimler Akademisi

İslami İlimler Akademisi

Share

İstanbul İslami İlimler Akademisi

Photos from İslami İlimler Akademisi's post 15/04/2026

Türkiye'mizin önde gelen ilim ve araştırma Vakıflarından İlke Vakfı'nı ziyaret ettik. Ziyarette İlke Vakfı çalışmaları hakkında bilgi alır iken Vakıflar arası işbirilği alanları üzerinde durduk. Gösterdikleri ilgi, alaka ve misafirperverlikleri münasebetiyle İlke Vakfı başkanı Ahmet Sair Öner beyin şahsında kendisi, çalışma arkadaşları ve kurumuna teşekkür ediyoruz. Ziyaret ardından İstanbul'umuz manevi mimarlarından Aziz Mahmud Hüdai Hazretlerinin kabrini ziyaret ettik ve bütün müslümanlar için dualar ettik.
Vakfı

27/03/2026

EDEBİ OLMAYAN, ALLAH RIZASINA KAVUŞAMAZ
Allahü teâlâyı ve Onun Peygamberini sevmek demek, emirlerini yapmak, yasaklarından sakınmak, bunlara karşı edebli, saygılı olmak demektir. Peygamber efendimize karşı, ümmetinin edebli, saygılı olması lâzımdır. Hucurât sûresindeki âyet-i kerîmelerde meâlen;
(Ey îmân edenler! Allahü teâlânın ve Resûlünün önüne geçmeyiniz! Allahü teâlâdan korkunuz! Ey îmân edenler! Peygamberin sesinden daha yüksek sesle konuşmayınız! Ona birbirinize seslendiğiniz gibi seslenmeyiniz! Böyle yapanların ibâdetlerinin sevâpları yok olur! Resûlullahın yanında seslerini kısanların kalblerini, Allahü teâlâ, takvâ ile doldurur. Onların günâhlarını affeder ve çok sevâp verir. Onu dışarıdan bağırarak çağıranlar, düşünemiyorlar. Dışarı çıkıncaya kadar bekleseler, kendileri için iyi olur) buyurulmaktadır.

ŞAMLI HADÎS ÂLİMİ
Hadîs ilminde imâm olan İbni Mende-i İsfehânî hazretleri, şâhit olduğu bir hâdiseyi şöyle anlatmaktadır:
“Şâm’da bulunan hadîs âlimlerinden birinin yanına, hadîs-i şerîf öğrenmek için gitmiştim. Fakat hadis-i şerîf öğreten o âlimin önünde bir perde vardı ve bu sebeple yüzü görünmüyordu. Kendime bir yer bulup oturdum. O âlim, perde arkasından hadîs-i şerîf okumaya, nakletmeye başladı. Kendi kendime, ‘acaba niçin önüne perde tutuyor, yüzünü göstermiyor’ diye hayret ettim. Nihayet hadîs-i şerîf okumayı bitirdi. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama beni tanımış ve bana;
-Ey Ebâ Abdullah, benim perde arkasında oturmamın sebebini biliyor musun, dedi.
-Hâyır bilmiyorum, dedim.
-Sen ilim ehlindensin ve hadîs ilmiyle meşgûl olanlardansın. Sana anlatayım, diyerek şöyle anlattı:
-Bir gün, hadîs ilminde imâm olan hocalarımdan birinin huzûrunda idim. Resûlullah efendimizin;
(Başını imâmdan önce kaldıran kimse, başını Allahü teâlânın merkeb başına çevirmesinden korkmaz mı?) buyurduğu hadîs-i şerîfi okudu. Bu hadîs-i şerîfi çeşitli râvî silsilesinden rivâyet etti, nakletti. Şahsımda bulunan şekâvetten, kötülükten olacak ki, kalbimde ‘bu nasıl olur’, diye bir şüphe uyandı. O gece uyudum. Sabâhleyin kalktığımda, başım merkep başı şekline girmişti. Bu sebepten ilim meclislerinden mahrûm kaldım. İlim talebesi yanıma geldiğinde, onlarla böyle perde arkasından konuşurum. Senin ilimdeki ve dindeki dereceni bildiğim için bu sırrı sana söyledim. Yalnız ben hayâtta olduğum müddetçe bunu kimseye söyleme. Ben vefât ettikten sonra anlat ki, insanlar ibret alsınlar da, hadîs-i şerîf dinlerken edebli olsunlar ve kalblerine şüphe getirmesinler, dedi.
Bunu kimseye anlatmayacağıma dâir Allahü teâlâya söz verdim. Sonra o zât perdeyi kaldırdı ve kendisini bana gösterdi. Gerçekten vücûdu insan vücûdu, başı ise merkep başı idi. Bu hâli o hayâtta iken kimseye söylemedim...”

ÂLİMLERİN KIYMETİNİ BİLELİM
İslâmiyeti öğreten üstâdlara karşı da çok edebli olmalıdır. Bu sebeple âlimlerin kıymetini bilmeli, onlara saygı göstermeli, edebli davranmalıdır. Muhammed Ma’sûm hazretleri buyuruyor ki:
“Rehberin, mürşidin sohbetinde, yanında edebli olmaya çalış! Ondan, ancak edebli olan, istifâde eder. Bu yolun esâsı, edebtir. Edebi olmayan, Allahü teâlânın rızâsına kavuşamamıştır.”
Ahmed bin Sa’dân hazretleri;
“Sofiyye-yi âliyye ile sohbet etmek istiyen, kendini, kalbini, malını, mülkünü düşünmemelidir. Bunları düşünen, maksadına kavuşamaz” buyurmuştur.
Abdülvehhâb-ı Şa’rânî hazretleri buyuruyor ki:
“Din büyüklerine, Mezheb imâmlarına ve onları taklîd eden âlimlere karşı edebli, terbiyeli davrananlara müjdeler olsun! Allahü teâlâ, onları kullarına saâdet yolunu göstermek için rehber, imâm eyledi. Onlar insanlara Allahü teâlânın büyük ihsânıdır. Cennete giden yolun öncüleridirler.”
Netice olarak, edebi gözetmeyen bir kimse, Allahü teâlânın rızâsına kavuşamaz. Muhammed aleyhisselâmın bin mûcizesi görülmüş ve dost düşman herkes de bunu söylemiştir. Bu kadar mûcizelerin en kıymetlisi, edebli olması ve güzel huyları idi. İnsanın şerefi, kıymeti, ilmi ve edebi ile ölçülür. Malı, makamı, baba ve dedeleri ile değil!..

13/03/2026

İnternette, ehliyetsiz bazı kişilerin, namaz vakitleriyle alâkalı, Kitâba, Sünnete ve diğer ilmî kaynaklara dayanmayan, indî, hevâ-yı nefisten yapılmış birtakım açıklamalarına şâhit oldum. Bunun üzerine, temel kaynaklarımıza (Kitâb, Sünnet, İcmâ-ı Ümmet ve Kıyâs-ı Fukahâ’ya) göre konunun açıklamasını yapmayı zarûrî gördüm.

Malum olduğu üzere, Kur'ân-ı Kerîm'de, namaz vakitlerine, birkaç âyet-i kerîmede, mücmel olarak işâret buyurulmuştur: el-Bakara, 238; Hûd, 114; el-İsrâ, 78; Rûm, 17-18; Kâf, 39-40; el-İnsân, 25-26’da olduğu gibi.

Bu âyet-i kerîmeler, Sevgili Peygamberimizin hem kavlî hadîs-i şerîfleri, hem de fiilî tatbîkâtıyla/uygulamalarıyla beyân edilmiş, açıklanmıştır.

Peygamber Efendimiz, “Benim namaz kıldığımı gördüğünüz şekilde namaz kılınız” buyurmuştur. Namaz hakkında böyle buyurduğu gibi, yine hac hakkında da, “Hac menâsikinizi benden alınız” buyurmuştur.

Peygamberimizin amcazâdesi, “Tercümânü’l-Kur’ân=Kur’ân’ın tercümânı”, “Reîsü’l-müfessirîn=Müfessirlerin başı”, “Bahru’l-İlim=İlim denizi/okyânûsu” ve “Hıbru’l-ümme=Ümmetin en büyük âlimlerinden biri” gibi sıfatlarla anılan Abdullah İbn-i Abbâs’a (radıyallahü anhümâ), “Kur’ân-ı kerîmde, beş vakit namazı bildiren âyet hangisi” diye suâl edildiğinde, şu meâldeki âyet-i kerîmeyi okudu: “Akşama girerken, sabâha ererken, gündüzün sonunda ve öğle vaktinde Allah’ı tenzih edîn.” [Rum 17-18]

“Akşama girerken”den maksat, akşam ve yatsı namazları, “sabâha ererken”deki sabâh namazı, gündüzün sonundaki, ikindi namazı, öğledeki de, öğle namazıdır. (Celâleyn)

Son dönem Osmânlı ulemasından el-Hâc Mehmed Zihnî Efendi, “Hâşiyetü’t-Tahtâvî”nin tercümesi olan “Ni’met-i İslâm” adlı kitâbında ifâde ettiğine göre:

Nisâ sûresinin 103. âyetinde, “Namaz, belli vakitlerde farz kılındı” buyurulup ayrıca, beş vaktin hepsi de diğer âyetlerde bildirildiği hâlde, “Beş vakit namaz” ifâdesinin geçmeyişi, kutuplarda ve buralara yakın yerlerde, beş vaktin tamâmının teayyün etmemesindendir.

Kutuplarda, 5 vakit namazın vakitleri takdîr edilerek kılınmaktadır. Bunların da nasıl takdîr edileceğini, İslâm astronomi âlimleri açık-seçik yazmışlardır.

ÂYET-İ KERÎMEYİ DOĞRU ANLAYABİLMEK...

Burada, evvelâ şunu belirtelim ki, “Tefsîr Usûlü”nden bahseden bütün kitaplarda belirtildiği üzere [aslında hadîs ve fıkha dâir bütün metodoloji kitaplarında da böyledir], bir âyet-i kerîmenin doğru olarak anlaşılabilmesi için, onu açıklayan başka bir âyet var mı, yok mu? Önce buna bakılması lâzım.

İkinci merhalede, âyetin tefsîri için sünnete başvurmak lâzımdır. Sünnet, Allah'ın kitâbının beyânıdır. Sünnet-i seniyye, Kur’ân-ı kerîmi şerh ve îzâh eder. Zîrâ Allahü teâlâ, Resûl-i ekremine “beyân” vazîfesi vermiştir:

“İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur’ân'ı indirdik.” [Nahil, 44]

Ayrıca Kur’ân-ı Kerîm’de, Resûlullâh (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in vereceği hükümlerin, Allah tarafından kendisine bildirildiği de ifâde ediliyor.

“Allah'ın sana gösterdiği şekilde, insanlar arasında hükmedesin diye, sana Kitab'ı hak ile indirdik; hâinlerden taraf olma.” [Nisâ, 105]

Âyetin açıklaması, diğer âyet-i kerîmelerde ve hadîs-i şerîflerde bulunamazsa, o takdîrde, Kur’ân-ı Kerîm'in nüzûlüne şâhid olan Sahâbe-i güzînin îzâh ve tefsîrine başvurulur. Ma’lûm olduğu üzere, onlar Kur’ân-ı kerimde medhedilmiş olup ilim, amel ve anlayış bakımından bu ümmetin en önde gelenleridirler.

Konunun açıklaması, Sahâbe-i kirâmın sözlerinde de bulunamazsa, o zaman Mücâhid İbn Cebr, Saîd İbn Cübeyr, İkrime, Atâ İbn Ebî Rebâh, el-Hasanü'l-Basrî, Mesrûk İbnü'l-Ecda, Saîd İbnü'l-Müseyyeb gibi tâbiînin büyüklerinin söylediklerine mürâcaat edilir.

“NAMAZIN, MÜ’MİNLERE VAKİTLİ OLARAK FARZ KILINDIĞI”NA DÂİR...

Allahü teâlâ, îmândan sonra en mühim farîza olan namaz hakkında (meâlen) "Şüphesiz namaz, mü’minlere vakitli olarak farz kılınmıştır" (Nisâ, 103) buyurmuştur. Binâen aleyh vakit, namazın en önemli şartlarından birisidir. Hattâ hem şartı, hem de sebebidir.

Şimdi burada, bu âyet-i kerîmenin açıklamasıyla ilgili olarak, dört mezhebe dâir 8 mu’teber tefsîrden (müelliflerin vefât târihlerine göre) bazı iktibâslar yapalım:

Hanbelî mezhebi âlimlerinden Ebu’l-Ferec Abdurrahmân İbnü’l-Cevzî (Abdurrahmân bin Ebi’l-Hasen Alî bin Muhammed et-Teymî el-Bekrî el-Kureşî el-Hanbelî) [v. 597 / 1201], “Zâdu’l-Mesîr fî İlmi’t-Tefsîr” adlı eserinde, Nisâ sûresinin 103. âyet-i kerîmesiyle ilgili olarak:

“Kitâben” “farzan” demektir. “Mevkût” hakkında da 2 kavil (rivâyet) vardır: 1.si “mefrûz=farz kılınmış” manasıdır ki, bunu İbn-i Abbâs, Mücâhid, Süddî ve İbn-i Zeyd ifâde etmişlerdir. 2.si ise, “belli vakitlerle vakitlenmiş [belli vakitlerde farz kılınmış]” anlamıdır; bu da İbn-i Mes’ûd, Katâde, Zeyd bin Eslem ve İbn-i Kuteybe’nin kavilleridir.

Şâfiî mezhebi âlimlerinden İmâm Allâme Fahruddîn er-Râzî (Ebû Abdillah Muhammed bin Ömer İbni’l-Hüseyin eş-Şâfiî) [v. 606/1209], “Mefâtîhu’l-Gayb (veya et-Tefsîru’l-Kebîr)” isimli 32 cildlik tefsîrinde:

“Bil ki, Allahü teâlâ, bu âyette, namazın vücûbunun [yani farziyyetinin] husûsî vakitlerle mukadder olduğunu beyân etmiş, burada vakitleri icmâlen zikretmiş, onları diğer âyetlerde açıklamıştır. Onlar 5 âyettir: el-Bakara, 238; el-İsrâ,78; er-Rûm, 17; Hûd, 114; Tâhâ, 130.

Tâhâ 130’daki, “Kable tulûı’ş-şemsi ve kable ğurûbihâ=güneşin doğmasından ve batmasından önce” lafızları “sabâh” ve “ikindi”ye işârettir. Hûd 114’deki, “Tarafeyi’n-nehâr=Günün iki tarafında” lafızları da böyledir [Yanî burada da sabâh ve ikindi namazları kastolunmaktadır.]

Yine Hûd 114’deki “ve min ânâi’l-leyl” lafızları da “akşam” ve “yatsı”ya işârettir. Bu da “zülefen mine’l-leyl” gibidir [Yani burada da akşam ve yatsı namazları kastolunmaktadır.]

Bunlar [el-Bakara, 238; el-İsrâ,78; er-Rûm, 17; Hûd, 114; Tâhâ, 130], beş namazın beş vaktine delâlet eden âyetler mecmûasıdır...

Mâlikî mezhebi âlimlerinden İmâm-ı Kurtubî (Ebû Abdillah Muhammed bin Ahmed bin Ebî Bekir el-Kurtubî el-Mâlikî) [v. 671 /1273], “El-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân” isimli 20 cildlik eserinde:

“Kitâben mevkûten=muakkateten mefrûzaten yanî vakitleri belli farz” demektir. Zeyd İbn-i Eslem demiştir ki: “Mevkûten=müneccemen” yanî namazları o vakitlerinde edâ edersiniz. Lügat âlimlerine göre mana, “her bir namaz, belli bir vakitte farzdır” demektir cümlelerinden sonra, bunu îzâh da etmiştir.

NAMAZLARIN İLK VE SON VAKİTLERİ

Nisâ sûresinin 103. Âyetiyle ilgili Tefsîrlerdeki bu iktibâslardan sonra, Peygamberimizin konuyla ilgili bazı hadîs-i şerîflerine de temâs edelim:

Hicretten iki sene evvel, Mi’râc mu’cizesinin ertesi günü [14 Temmuz günü] Cebrâîl aleyhisselâm, Kâ’be-i muazzama kapısı yanında, Peygamberimize imâm olarak iki gün namaz kıldırmış ve namaz vakitlerini göstermiştir.

“Hazret-i Cebrâîl inip, bana imâmlık yaptı ve kendisi ile birlikte beş vakit namazı kıldım ve beş vakit namazla emrolundum.” [Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Nesâî]

Ebû Dâvûd’un “Sünen”i, Tirmizî’nin “Sünen”i, Ahmed İbn-i Hanbel’in “Müsned”i, Abdürrezzâk İbn-i Hemmâm’ın “Musannef”i, İbn-i Ebî Şeybe’nin “Musannef”i, İbn-i Huzeyme’nin “Sahîh”i ve Hâkim’in “Müstedrek”i gibi hadîs kitaplarında ve pekçok fıkıh kitâbında [ayrıca bazı tefsîr kitaplarında da] yer alan hadîs-i şerîfte namaz vakitleri beyân edilmiştir.

Ayrıca fıkıh kitaplarında da şu ibâreler yer almaktadır:

Cebrâîl aleyhisselâm, Kâbe kapısı yanında, Peygamberimize imâm olarak iki gün namaz kıldırmıştır. Bu konudaki hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

“Cebrâîl aleyhisselâm, Kâbe kapısı yanında, iki gün bana imâm oldu. İkimiz, fecir doğarken sabâh namâzını, güneş tepeden ayrılırken öğleyi, her şeyin gölgesi kendi boyu uzayınca ikindiyi, güneş batarken [üst kenârı gaybolunca] akşamı ve şafak kararınca yatsıyı kıldık.

İkinci günü de, sabâh namâzını, hava aydınlanınca; öğleyi, her şeyin gölgesi kendi boyunun iki katı uzayınca; ikindiyi, bundan hemen sonra, akşamı, oruc bozulduğu (açıldığı) zamân; yatsıyı gecenin üçte biri olunca kıldık.

Sonra, yâ Muhammed, senin ve geçmiş Peygamberlerin namaz vakitleri bunlardır. Ümmetin, beş vakit namâzın herbirini, bu kıldığımız iki vaktin arasında kılsınlar dedi.” [Halebî-yi kebîr, et-Tefsîru’l-Mazharî, Mukaddimetü’s-salât]

Namaz sayısının beş vakit olduğu, bu hadîs-i şerîften de anlaşılmaktadır.

NAMAZ BEŞ VAKİTTİR

Peygamber Efendimiz, bize namazın beş vakit olduğunu ve bunların da ilk ve son vakitlerini bildirmiştir. Senelerce beş vakit namaz kılmıştır. Aslında başka delîl aramak gerekmez.

Nisâ sûresinin 102. âyet-i kerîmesinde “salât-ı havf” zikredildikten sonra, hemen 103. âyet-i kerîmede, “O korkulu zamanda namazı kılıp bitirdikten sonra ayakta iken, otururken, yanlarınız üzere yatarken hep Allah’ı anın. Sükûn ve emniyet hâline geldiğiniz vakit, namazı tâm erkânı ile kılın. Çünkü namaz, mü’minler üzerine, vakitleri belirli bir farz olmuştur” buyurulmuştur.

İsrâ sûresindeki, “Güneşin kayması ânından, gecenin kararmasına kadar ve sabâh vakti namaz kıl” meâlindeki 78. âyet-i kerîmenin aslında geçen, “Dülûki’ş-şems” öğle ve ikindi namazları, “Gasakı’l-leyl” akşam ve yatsı namazları, “Fecr” de sabâh namazıdır. (Kâdî Beydâvî Tefsîri)

İbn-i Abbâs’a (radıyallahü anhümâ), “Kur’ân-ı kerîmde, beş vakit namazı bildiren âyet hangisi” diye suâl edildiğinde, şu meâldeki âyet-i kerîmeyi okudu: “Akşama girerken, sabaha ererken, gündüzün sonunda ve öğle vaktinde Allah’ı tenzîh edin.” [Rûm, 17-18]

“Akşama girerken”den maksat, akşam ve yatsı namazları; “sabâha ererken”deki sabâh namazı; gündüzün sonundaki, ikindi namazı; öğledeki de, öğle namazıdır. (Celâleyn Tefsîri)

Nûr sûresinin 58. âyet-i kerîmesinde, “salât-ı fecr=sabah namazı” ve “salât-ı ışâ=yatsı namazı” ifâdesi açıkça geçmektedir.

Peygamber Efendimiz, Bakara sûresindeki, “Namazları ve vustâ namazını (orta namazı) kılın” meâlindeki 238. âyet-i kerîmeyi açıklarken, “Vustâ namazı (orta namazı) ikindi namazıdır” buyurmuştur. (İmâm Ahmed’in Müsnedi)

Bu âyet-i kerîmede, “Namazları ve orta namazı [ikindi namazını] kılın” buyuruluyor. Arabî gramer kâidesine göre, “salevât” [namazlar] denince, ikiden fazla namaz anlaşılır. Çünkü iki namaz demek için, “salevât” [namazlar] değil, “salâteyn” [iki namaz] denilir. “Vustâ” [orta] namaz, ikindi namazı olduğuna göre, ikindi hâriç, öteki namazların sayısı iki olamaz, ikiden fazla olması gerekir. Üç de olamaz; çünkü “Vustâ Namazı” hariç 4, 6 gibi çift sayılı olmalı ki, “orta namaz” [ikindi namazı] tâm ortada olabilsin. Yanî ortadaki namaz ikindi olduğuna göre, ondan önce iki namaz, ondan sonra da iki namaz bulunduğu meydâna çıkar. Diğer âyetlerdeki namaz vakitleri de dikkate alınınca, namaz vakitlerinin beş olduğunda hiç şüphe kalmaz.

NAMAZIN BEŞ VAKİT OLDUĞUNA DÂİR BAZI HADÎS-İ ŞERÎFLER

Namazın beş vakit olduğuna dâir hadîs-i şerîflerden bazıları şöyledir:

“İslâm beş şey [temel] üzerine kuruldu: 1- Allah’a ve Muhammed aleyhisselâmın Onun resûlü olduğuna inanmak, 2- Her gün beş vakit namaz kılmak, 3- Senede bir kerre mâlının kırkta birini Müslümân olan fakîrlere zekât vermek, 4- Ramazân-ı şerîf ayında her gün oruç tutmak, 5- Mekke’ye giderek, ömründe bir kerre haccetmek.” [Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî]

“Allahü teâlâ buyurdu ki: Bende söz ve hüküm aslâ değiştirilmez. Bu beş vakit namaz karşılığında elli vakit namaz sevâbı vardır.” [Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî]

“Mi’râc gecesi, 50 vakit namaz farz oldu. Sonra beş vakte indirildi.” [Buhârî, Müslim, İmâm Ahmed]

“Beş vakit namaz, aralardaki günâhlara; Cuma namazı, gelecek Cumaya kadar ve Ramazân orucu, gelecek Ramazâna kadar yapılan günâhlara keffârettir. Büyük günâh işlemekten sakınanların, küçük günâhlarının affına sebep olur.” [Müslim, İmâm Ahmed]

“Allahü teâlânın ilk farz kıldığı şey beş vakit namazdır. İlk ortadan kalkacak olan da yine beş vakit namazdır. İlk sorgu da beş vakit namazdan olacaktır.” [Hâkim]

“Bir kadın, beş vakit namazı kılar, orucunu tutar, kendini yabancılardan korur ve kocasına itâat ederse, Cennete istediği kapıdan girer.” [İbn-i Hibbân]

Daha pekçok hadîs ve fıkıh kitabından nakil yapabiliriz; ama şimdilik bunlarla iktifâ edelim.

13/03/2026

İSLÂM DİNİNDE SADAKA VERMENİN ÖNEMİ NEDİR?

* Malı çok olup da zekât/sadaka vermeyen kimse sıkıntı içinde yaşar; sadaka verenin malının bereketi artar ve az olan malı çok iş görür..

(Sadaka) kavramı; farz olan (zekât)’ı zenginler için edası/yapılması vacip olan (sadaka-ı fıtr)’ı ve nafile olan (infak/ikram)’ı içine alan geniş bir terim olupmükellef/yükümlü bir Müslümanın imanında ve ikrarında samimi olduğunun delilidir.
Zekât, sadaka-ı fıtır ve infak; kullara imtihan için verilmiş olan malın üzerine terettüp eden/düşen amellerdir.
Cenâb-ı Hak, mal ile insanı imtihan ediyor.. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de (Tevbe) suresinde buyuruyor ki:
“Eğer ebeveyniniz, çocuklarınız, kardeşleriniz, hanımlarınız, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz alışveriş, hoşlandığınız evler size Allah’dan, Resûlü’nden ve Allah yolundaki cihaddan daha sevgili ise Allahü teâlânınazabını bekleyiniz!”
*
İster farz, ister vacip, ister nafile olsun mali ibadetlerini edaeden/yerine getiren mükellef bir Müslüman imanında sadık/samimi demektir.
Şurası da unutulmamalıdır ki; sadakayı terk eden kimse dünyevî hırs ve tamah içerisinde mahv-u perişan olur; firaset/öngörü sahibi müminler sadakaya riayet ederek İslâmiyet’e sadakat gösterirler.
Yine malının zekâtını vermeyenin malını Allahü teâlâkorumaz; sadaka vermeyen afiyet üzere/sağlıklı olmaz!
*
Bu konuyla ilgili olarak hadîs-i şerîflerde buyurulmuştur ki:
“Ölmeden önce tövbe ediniz.. Hayırlı işleri yapmaya mani çıkmadan önce acele ediniz! Zekât ve sadaka vermekte acele ediniz..”, “Sadaka vermekte acele ediniz; çünkü belâ sadakayı geçemez.”, “İyilik ömrü artırır, sadaka günahları giderir ve kötü ölümden korur.”, “Suyun ateşi söndürdüğü gibi sadaka da günahları yok eder.”, “Bir hurma bile olsa sadaka veriniz! Çünkü suyun ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da günahları yok eder.”, “Sadaka şer kapılarından yetmiş kapıyı kapatır.”, “İyilik etmek kötülük kapılarını kapar.” ve “Hastalarınızı sadaka ile tedavi ediniz! Sadaka her hastalığı ve belâyı defeder.”
*
Hekimlerin piri Hazret-i Lokman Hakîm, oğluna buyurdu ki:
“Günah işlediğin zaman hemen arkasından sadaka ver ve tövbe et!”
Mâlı çok olup da zekât/sadaka vermeyen kimse sıkıntı içinde yaşar; sadaka verenin malının bereketi artar; az malı çok iş görür.
Hadis-i şerifte de “Gizli açık çok sadaka verin ki rızkınız bollaşsın, yardıma mazhar olasınız ve duanız kabul edilsin” buyurulmaktadır.
Yine büyük âlim ve velilerden İmâm-ı Rabbâni hazretleri de diyor ki:
“Farz ibadetin yanında nafile ibadetin hiç kıymeti yoktur; yani deniz yanında damla bile değildir! Melûn şeytan, müminleri aldatarak farzları küçük gösteriyor, nafileyi teşvik ediyor; zekât verdirmeyip nafile sadakayı güzel gösteriyor. Hâlbuki bir altın zekât vermek, yüz bin altın sadaka vermekten daha sevaptır.”
*
Sonuç olarak ilim tahsili yapılan yerlere ‘gerek zekât, fıtra/fitre, adak ve akika, gerekse sadaka şeklinde yapılan yardım’ insanı kazalardan belâlardan korur; dünyada sıhhat ve afiyet içinde bir ömür sürmeye sebep olur.
Ayrıca farz olan cihad ve ilim yayma sevabına da kavuşulur ki böylece yardım yapan kişi hem dünyada, hem de ahirette çok büyük nimetlere kavuşmuş olur.
Prof. Dr. Ramazan Ayvallı/Türkiye Gazetesi

Dinimiz İslam - Merak Ettiğiniz Bütün Dini Konular 13/02/2026

Dini hususlarda merak ettiğiniz tüm konuları bulabileceğimiz
www.dinimizislam.com sayfası içinde ramazana özel bir bölüm açılmıştır.
Sayfada; Ramazan ve Oruç ile ilgili tüm konularda bilgilere ulaşabilirsiniz. Site gayet iyi organize edilmiş olup konu başlıkları ve kısa cevaplar ile kullanıma uygundur.
https://ramazan.dinimizislam.com/
Sorularınızı; [email protected]
mail adresine göndererek hızlı ve güvenilir cevaplar alabilirsiniz.
Hayırlı Cumalar, Hayırlı Ramazanlar Diliyoruz.

Dinimiz İslam - Merak Ettiğiniz Bütün Dini Konular Namaz, Oruç, Zekat, Hac, Kurban, Abdest, Gusül, İman, Fıkıh, Hadis, Tasavvuf, Helal, Haram, Mezhep Sünnet, Bidat, Kuran-Kerim, Ahlak

Akademi_Dergi Ocak 2026 Baskı 12/02/2026

Temasını; Çocuklarımızın Eğitimi - Medeniyet: İnsan Yetiştirme Davası olarak belirlediğimiz Ocak 2026 Akademi Dergimiz web sayfamızda yayındadır.

Akademi_Dergi Ocak 2026 Baskı Akademi_Dergi Ocak 2026 Baskı

02/02/2026

Akademi'miz tarafından altı ayda bir çıkarılan Akademi Dergimizin Ocak 2026 sayısının teması; Çocuk Eğitimi olarak belirlenmiştir.
Dergimizde birçok akademisyen, eğitimci, ilahiyatçı ve sosyolog yazılarında çocuk terbiyesi üzerine önemli konuları dile getirmektedirler. Fiziki olarak akademi merkezinden ulaşabileceğiniz dergimiz, dijital olarak yakında isekva.org.tr adresimizde de yayınlanacaktır.

02/02/2026

Berat Gecesi, Şaban ayının 15. gecesidir ki, bu yıl Pazartesi gününü Salı gününe bağlayan gece, yânî bu gecedir.
Resûlullah efendimiz bu gece çok ibâdet eder ve; (Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve şakiyyen.) duâsını çok okurdu.
Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce, her şeyi takdîr etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, bu gece meleklere bildirir... Kur’ân-ı kerîm, levhilmahfûza bu gece indi... Berat Gecesi ile ilgili hadîs-i şerîflerden bâzıları şöyledir:
Bu gece göklerin kapıları açılır, melekler mü’minlere müjde verir, ibâdete teşvik ederler. [Nesai, Beyheki, A, Münziri]
Şu 5 gecede yapılan duâ geri çevrilmez: Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban Bayramı gecesi. [İ.Asakir]
Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahü teâlâya arz olunur. [Gunye]
Cebrail aleyhisselam bana geldi. Kalk, namaz kıl ve dua et. Bu gece Şabanın onbeşinci Berat Gecesidir, dedi. Bu geceyi ihya edenleri Allahü teala affeder, Yalnız; müşrikleri, büyücüleri, falcıları, hasisleri, alkollü içki içenleri faiz yiyenleri ve zina yapanları affetmez.[Taberanî]
Bu gece, sâlih akraba ile ilgisini kesen, büyüklenen ve ana babasına âsi olanlar affa uğramaz. [Beyheki]
Şaban ayının onbeşinci gecesi, rahmet-i ilâhi dünyayı kap-lar, herkes affolur. Ancak haksız yere Müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahü teâlâya ortak koşan mağfiret olunmaz.
Bu geceyi ganîmet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kazâ namazı kılmalı, Kur’ân-ı kerîm okumalı, bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihâl bilgileridir. Gâfil olmamalı, bu geceyi mutlaka ihyâ etmeli, sadaka vermeli, Müslümanları sevindirmelidir. Bunların sevâbını ölülere de göndermelidir.

Gençler için 5 hadis B5 | Prof. Dr. Ramazan Ayvallı 06/01/2026

Hamlemedya Sosyal Medya ve Youtube platformunda Kıymetli başkanımız Prof. Dr. Ramazan Ayvallı ile yapılan gençler hakkındaki hadisler ile ilgili söyleşinin 5. ve son videosu. Diğer videolara akışta v youtube kanalında bulabilirsiniz.

Gençler için 5 hadis B5 | Prof. Dr. Ramazan Ayvallı Bu video serisinde Prof. Dr. Ramazan Ayvalı hocamız, gençler üzerine beş önemli hadisi açıklıyor.Her bölümde, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) gençliğe verdiğ...

Photos from İslami İlimler Akademisi's post 21/12/2025

İHLAS KOLEJLERİNDE ÜÇ AYLAR KONFERANSI
İhlas Koleji Beylikdüzü ve Bahçelievler Kampüslerinde Öğrenciler Üç Aylar ve Mübarek Geceleri Prof. Dr. Ramazan Ayvalı'dan Dinledi.

Vakıf Başkanımız Prof. Dr. Ramazan Ayvallı, konferansında, Mübarek üç ayların manevi yönlerini, içinde bulunan mübarek geceleri ve bu gecelerin önemini ele aldı. Hadis-i Şerifler ve islam alimlerinin sözlerinden bu günlerin feyz ve bereketi üzerinde durdu. Program sonrasında katılımcılara hocamızın Pelgamber Efendimizin Hayatı isimli kitabı ve bazı hediyeler dağıtıldı. Program sonunda Kolej yönetici ve öğretmenleri tarafından çiçek ve plaket verilen Prof. Dr. Ramazan Ayvallı öğrencilerle uzun sohbetler etti ve kitaplarını imzaladı.

Gençler için 5 hadis B4 | Prof. Dr. Ramazan Ayvallı 15/12/2025

Gençler İçin 5 Hadis Serisinin 4. sü için;

Gençler için 5 hadis B4 | Prof. Dr. Ramazan Ayvallı Bu video serisinde Prof. Dr. Ramazan Ayvalı hocamız, gençler üzerine beş önemli hadisi açıklıyor.Her bölümde, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) gençliğe verdiğ...

Want your school to be the top-listed School/college in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Address


Yakuplu Mahallesi 4. Sokak No: 32
Istanbul
34520