Türkiye Turizmi Panorama

Türkiye Turizmi Panorama Türkiye'nin doğal ve tarihi güzellikleri . TÜRKİYE TURİZMİ

Gediz, KütahyaGediz, Kütahya ilinin bir ilçesi. İlçe Kütahya'nın 90 kilometre güney batısında yer alır. Daha yakın bir i...
24/08/2026

Gediz, Kütahya

Gediz, Kütahya ilinin bir ilçesi. İlçe Kütahya'nın 90 kilometre güney batısında yer alır. Daha yakın bir il olan Uşak'a ise 45 km mesafededir. İlçe merkezinin nüfusu 31.12.2020 itibarıyla 24.669, kasaba ve köyler nüfusu ise 25.118 olmak üzere ilçenin toplam nüfusu 49.787'dir.

İlçenin yüzölçümü 1.193 km²dir.

Gediz ilçe merkezinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 732 metredir.
Kütahya ilinin genelinin aksine daha ılıman bir iklim görülür; Kütahya'nın sıcaklık ortalamaları en yüksek olan ilçesidir. İlçede Murat Dağı kaplıcaları ve Ilıca kaplıcaları bulunur.

Tarihi

Murat Dağı'nda bulunan bir gölet (Haziran 2019)
MÖ 1000 ve MÖ 700'lü yıllarda (Yaklaşık 3000 yıl önce) Frigler tarafından kurulan ve antik adı "Kadoi" veya "Kodis"dir. Daha sonra Ünlü Hükümdar İskender'in Makedonya hükümdarlığında "Kadus", Roma Döneminde "Kadi" adını aldığını basılmış sikkelerden anlaşılmaktadır. Türklerin Selçuklu ve Germiyanoğulları hakimiyetinden sonra 1429'da Osmanlılar tarafından yönetilmeye başlanmıştır.

Gediz yıllar boyunca doğal afetlerle anıla gelmiştir. Köprünün ve kalenin depremle ikiye bölünmesi ile göl suyunun sele dönüşmesi, çeşitli toprak kaymaları, resmî kayıtlara göre 1086 kişinin öldüğü 28 Mart 1970 Cumartesi saat 23.06'da gerçekleşen Gediz depremi ve 1911'de şehrin tamamen yanması ile sonuçlanan yangın bunlardan sadece bilinenleridir.

5 Ağustos 1970'te Bakanlar kurulu ile Gedizin yerleşim yeri 7 km güneybatıya doğru yeniden inşa edilmiştir. Günümüzde Eskigediz ve Gediz olmak üzere iki yerleşim yeri bulunmaktadır.

Çevre ilçe ve illerden getirilen ürünlerin (tarhana, peynir vb.) satıldığı Gediz Pazarı Gediz'in tarihinde türküsü ile ün kazanmıştır.

Coğrafi Yapı

Gediz Kütahya İlinin 91 Km. güney batısında yer alan İç Anadolu ile Batı Anadolu arasında İç Batı Anadolu diye adlandırılan geçit alan üzerindedir. İlçenin Yüzölçümü 1733 km2, Rakımı 736 metredir. Gediz ortalama 1100-1200 metre yükseklikte dalgalı bir plato üzerinde kurulmuştur. İlçenin en önemli yükseltisi 2312 metre ile Murat Dağıdır.

Kaynağını Murat Dağından alanı ve 401 km. uzunluğu olan Gediz Nehri kendi adını taşıyan ovayı suladıktan sonra İzmir Körfezi’nin dış kesiminde büyük bir delta çizerek Ege Denizi’ne dökülür.

Gediz’in konumu çevresine göre daha alçak düzeyde olduğundan İlçe iklimi çevreye göre daha ılımlı bir karakter kazanmıştır. Gediz’i etkileyen Akdeniz ve karasal iklim tipleri arasındaki bu iklim tipi, bir geçiş iklimidir.

Sanayi
İlçe ekonomisi tarıma dayalı iken özellikle 1970 depreminden sonra yurt dışında çalışan ve 10.000 civarında tahmin edilen işçilerin mali transferleri başlıca kaynak olmak üzere ilçede mevcut kömür madenlerinden elde edilen ücret, temettü ve maden istihsal doğrultusunda nakliyecilik devletin Gediz'i yeniden kurma hususundaki yatırımları ile desteklenince önemli sermaye birikimleri olmuştur.
Teşebbüs imkânları değerlendirilerek Gediz İp-lik ve Mensucat Sanayi, Ambalaj Sanayi, Kömür Madencilik Sanayi, Kireç Sanayi, Tekstil Sanayi, Egzoz Sanayi, Mermer Sanayi, Antimuan Sanayi, Mobilya Sanayi, Et ve Süt Ürünleri Sanayi, Un Sanayi şeklinde önemli yatırım şirketleri kurulabilmiştir.

Yeni başlayan süreçte halka açık şirketler yerine küçük kobi şirketleri öne çıkmaktadır. Son dönemde toprağa dayalı ürünlerle makina ve gıda sanayinde yatırımlar yapılmıştır.

Tarım ve Hayvancılık
İlçemiz de toplam 40.869 hektar tarım alanı olup, bu alanın 22.020 hektarı hububat, 730 hektarı sa-nayi bitkileri, 2.690 yem bitkileri, 6.930 hektarı yemek-lik baklagiller, 905 hektarı diğer tarla bitkileri, 4.210 hektarı nadas, 450 hektarı tarıma elverişli olup; kullanıl-mayan 1.510 hektarı sebze alanları, 904 hektarı bağ bahçe olarak kullanılmaktadır.

İlçenin toplam 40.869 hektar olan tarım alanının 11.400 hektarı sulanan, 29.469 hektarı sulanmayan alandır.

İlçe halkı geçimini 1. derece tarla ürünlerinden sağlamakta ise de meyvecilik önemli bir yer işgal etmektedir. Gediz nehri kenarındaki köylerde sanayi bitkilerinden pancar ve haşhaş ekimi yapılmaktadır. İlçemizde 7.000 çiftçi ailesi mevcuttur.

Kaplıcalar İle İlgili Kısa Bilgiler

1- Ilıca Kaplıcası :

Gediz-Simav karayolu üzerinde 15 Km. asfalt yolu ile İlçe Merkezine bağlıdır. Çevresi çam ormanlarıyla kaplı dere yatağındadır. Burada kayda değer 5 adet sıcak su kaynağı mevcuttur. (Çamaşırlık, Sarıkız, Karakazan, Traverten, Çamurluk) bu kaynakların çok sıcak suları çeşitli hastalıkları iyi geldiği halk arasında söylenmektedir.Kaynak sularının sıcaklığı 85 ile 104 derece arasında değişmektedir. Özel şahıslara ait yapılaşma yoktur. Yalnız Orman İşletme Müdürlüğüne ait üç aileye hitap eden konaklama tesisleri vardır.

Kaplıcada içme suyu ve kanalizasyon mevcut olup, içme suyu yeterli değildir. Kaplıcada yazın ikamet eden 6000, kışın 1500 kişi, 120 yatak kapasiteli 60 odalı lüks otellerden, kamping Alanlarından, yüzme havuzu, restaurant, sportif tesislerden, kafeterya, kasap, manav, bakkal, kahvehane, cami, ankesörlü telefonlar ile sağlık ocağı ve jandarma hizmetlerinden yararlanmaktadır. İki yıldızlı otel-kür merkezi ve hususi banyo inşaatları tamamlanmış olup, SSK Genel Müdürlüğüne devrolmuş, ancak henüz hizmete açılmamıştır. Kaplıcada Aqua Park bulunmaktadır.

2- Murat Dağı Kaplıcası :

Türkiye’de termal turizm ile kayak turizmini birleştiren ender yerlerden biri olan Murat Dağı, 2309 mt rakımıyla Ege Bölgesinin en yüksek dağıdır.

Gediz Murat Dağı Kaplıcaları, Bakanlar Kurulunun 19.04.1987 tarih ve 87/11608 Sayılı Kararı ile Termal Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. Kaplıca Murat Dağı'nın 1450. metresinde yer almaktadır. Sıcaklığı 37 ile 43 derece arasında olan sular Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum, Bromür ve Sülfat içermektedir.

Kaplıca başta romatizmal hastalıklar olmak üzere deri hastalıkları, kadın hastalıkları, sinir ve kas hastalıklarına iyi gelmektedir. Kaplıca suyunun toplam debisi 45 lt/sn civarındadır.

Murat Dağı'nda yerli ve yabancı uzmanlar ile Türkiye Kayak Federasyonu tarafından incelemeler yapılmış ve yılın yaklaşık 5 ayı (Aralık-Nisan) kayak yapılabilir, kar kalınlığı ortalama 70-135 cm ve kayak için en ideal kar türü olan toz kar kalitesine sahip olduğu, kot farkı 320 metre olup ulusal ve uluslararası müsabakaların yapılmasına uygun olduğu, 15.06.2017 Tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce onaylanan projesinde farklı zorluk derecelerinde toplam 7700 m pist uzunluğu olduğu tespit edilmiştir.

Murat Dağı'nda kısa mesafeler arasında iklim koşullarında değişimler görülmektedir. Bu durum alanda floristik örtünün zengin olmasını sağlamıştır. Alanda; Akdeniz, Karadeniz ve Kara ikliminin bitki türleri görülmektedir.

Tüm yıla yayılmış turizm imkânlarıyla deniz-kum-güneş turizmine alternatif olarak zengin bir turizm çeşitliliği var olan Murat Dağında; Kamping, Foto safari, Flora ve Fauna Gözlemciliği, Dağ Bisikleti, Dağcılık, Yamaç Paraşütü, Binicilik, geleneksel yaşam biçimlerinin incelenmesi gibi alternatif turizm imkânlarına olanak sağlamaktadır.

Murat Dağından 14 Aralık 2017 tarihinde çekilen ve AA tarafından servis edilen meteor yağmuru fotoğrafları bir haftada 300 milyonun üzerinde tıklanma ile dünyada en çok tıklanan ilk 20 fotoğraf arasına girmiştir.

Murat Dağı Kaplıca ve Kayak Merkezi, Gediz’e 25 km, Zafer Hava Limanı’na 73 km, Kütahya’ya 95 km ve İzmir’e 230 km mesafesiyle merkez sayılacak bir konumdadır.

Mevcut durumda kayak merkezi yerel imkanlarla yapılan 250 mt pistte faaliyet göstermekte, yolu mevcut ihtiyacı karşılamaktadır. Kaplıcası faal olup, kaplıca bölgesinde belediyeye ait 171 yatak kapasiteli Bungalov tipi evlerde konaklama imkanları mevcuttur. Gençlik Hizmetleri ve Spor müdürlüğü tarafında işletilen tesiste de 178 yatak kapasitesi mevcuttur.

Gölcük KOCAELİGölcük, Kocaeli'nin bir ilçesi. İzmit Körfezi'nin güney kıyısında yer almaktadır.TarihçeGölcük'ün, tarihi ...
23/08/2026

Gölcük KOCAELİ

Gölcük, Kocaeli'nin bir ilçesi. İzmit Körfezi'nin güney kıyısında yer almaktadır.

Tarihçe
Gölcük'ün, tarihi gelişimine İzmit ve çevresinin de içinde bulunduğu, eski Yunanlar ile Romalıların Bitinya (Bithynie) dedikleri bölge ile başlamak daha doğru olur.

Gölcük'ün bir garnizon şehri olmasının ilk adımı 1927'de atılmıştır. 1925 yılında yaralı olan Yavuz muharebe kruvazörünün tamir kararı ile beliren teknik ihtiyaç, Gölcük'te askeri tersanenin kurulmasına sebep oldu. Aynı yıl bir havuz inşa edildi.

Almanlar barakalar kurup Yavuz'un tamirini yaptı. Daha sonra Almanların kurmuş olduğu bu tesisler satın alınarak tersanenin çekirdeği kurulmuştur. Türk Deniz Kuvvetlerinin gelişmesine paralel olarak esaslı çalışmalara 1938 yılında başlanmışsa da II. Dünya Savaşı bu çalışmalara engel olmuş ve Gölcük Tersanesinin hakiki kalkınması 1950 yılından itibaren gerçekleşmiştir.

Gölcük gerçek anlamda Cumhuriyet'ten sonra kurulmuş bir şehirdir. Gölcük köylerinden Halıdere, Ulaşlı ve Yazlık köyleri hariç 21 köy İzmit sancağına bağlı Bahçecik Nahiye Müdürlüğünce idare edilmekteydi.

Cumhuriyet'in ilanından sonra 19 Ağustos 1930'da İhsaniye köyünde bucak merkezi ile Jandarma teşkilatı kuruldu. Yavuz zırhlısının tamiri nedeni ile kurulan atölyelerde çalışmak üzere İstanbul tersanelerinden gelen işçi ve aileleriyle Gölcük şehrinin nüfusu hızla artmaya başladı.

19 Temmuz 1936'da İhsaniye bucağı ortadan kaldırıldı ve yerine Gölcük ilçesi kuruldu. Bu arada 9 Haziran 1936'da kabul edilen ve 15 Haziran 1936'da yürürlüğe giren 3012 sayılı kanunla Gölcük ilçesi kuruldu. Kaza teşkilinde Devlet dairelerine elverişli binanın Gölcük'te bulunmaması nedeniyle geçici olarak, Değirmendere beldesinde kiralanan binalarda vazife görmeye başlanıldı.

Kısa zamanda inşası bitirilen Hükûmet Konağı'na 1938 yılında geçilmiş ve Devlet teşkilatı Gölcük'te yerleşmiştir. Kazanın kurulması ile İhsaniye'den de Nahiye Müdürlüğü kaldırılmış, yalnız Jandarma Teşkilatı bırakılmıştır. 1942 Yılında çıkarılan 3887 sayılı Özel İstilak Kanunu ile yapılan istimlaklarda, Hükûmet Konağının istimlak sahası içinde kalması nedeniyle İl Genel Meclisince alınan bir kararla Hükûmet Teşkilatı Şubat 1944'te yine Değirmendere'ye nakledilmiştir.

Hükûmet Değirmendere'de 10 yıl kaldıktan sonra 4 Mart 1954 tarihinde çıkarılan 6322 sayılı kanun gereğince tekrar Gölcük'e taşınmıştır. Gölcük ilçesinin merkezi, 4 Mart 1954 tarihinde kabul edilen 6322 sayılı kanun gereğince Değirmendere'den Gölcük kasabasına taşınmıştır.

Hükûmet Konağı'nın Gölcük'e gelmesi nedeniyle Değirmendere'de Nahiye ve Nüfus Teşkilatı ile Emniyet Teşkilatı kurulmuştur. 21 köyü olan Gölcük'ün Halıdere ve Ulaşlı köylerinin Karamürsel'den alınarak bu sayı 23'e yükselmiştir. Fakat Değirmendere'nin nahiye olmasıyla köy adeti 22'ye inmiştir. Saraylı köyünün Damlar Mahallesinin 1959 yılında müstakil köy haline gelmesi köy sayısını tekrar 23'e çıkarmıştır. İhsaniye köyünde 6 Eylül 1966 tarih ve 4636 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Belediye Teşkilatı kurulmuştur.

Bugün Gölcük ilçesi, biri (merkez) Gölcük, diğerleri; Değirmendere, İhsaniye, Halıdere, Ulaşlı, Hisareyn, Yazlık olmak üzere 6 beldesi ve 23 köyü bulunmaktadır. 93 Harbi'nden sonra savaştan kaçan Gürcü Müslümanlar Acara bölgesinden gelmiş ve Samanlı dağlarına yerleştirilmişlerdir.[kaynak belirtilmeli]

Coğrafya
İlçenin yüzölçümü 217 km²dir.
İlçenin arazisi yaklaşık 20.000 hektardır. Gölcük ilçe merkezinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 31 metredir.

Gölcük şehri, İzmit Körfezi'nin güney kıyılarında ve körfezin doğu nihayetine doğru, genişliği 2 km'ye varan bir boğum üzerinde kurulmuştur. Şehir, çevresindeki bağ, bahçe ve buralardaki meskenlerle beraber Samanlı Dağları'nın kuzey yamaçlarına kadar uzanmaktadır.

Şehrin idari sınırlarını, doğuda İhsaniye Belediyesi, batıda Değirmendere Belediyesi, güneyde Şirinköy, Örcün, Saraylı köyleri oluşturmaktadır. Şehrin kuzeyinde ise İzmit körfezi bulunmaktadır. Gölcük şehrinin içinde bulunduğu körfez deniz münakalesi ve güvenlik açısından çok elverişli şartlar arz etmektedir. Bu nedenle bölgede günümüzde vapurla deniz ulaşımı mevcuttur.

Körfezin doğal liman olmasından ötürü eski çağlardan itibaren başlayan tersane kurma alışkanlığı, Bizanslılar döneminde, Osmanlılar döneminde olduğu gibi Cumhuriyet döneminde de devam edegelmiş ve Gölcük'ün modern bir şehir olarak gelişmesine de 1927 yılında temeli atılan Gölcük Tersanesi neden olmuştur. Şehrin ilk nüvesi, kıyıda askeri tesislerin çevresinde kurulan işçi lojmanlarından oluşmaktaydı.

Nüfus

Coğrafi konumunun uygunluğu bakımından, askeri tersanenin burada kurulmasıyla beraber, Gölcük hızlı bir şehirleşme süreci içine girmiş ve 1940'lı yıllarda nüfusu, 5000 civarındayken -asrın felaketi diye nitelenen 17 Ağustos depremine rağmen- 2009 yılı itibarı ile 130.000 seviyesine ulaşan ve hızla gelişen bir şehir haline gelmiştir. Gölcük nüfusu 2019 yılına göre 165.663'tür. Bu nüfus, 83.703 erkek ve 81.960 kadından oluşmaktadır. Yüzde olarak ise: %50,53 erkek, %49,47 kadındır.[6]

Ekonomi

İlçe 1926 yılında kurulan Türk Donanması'na ve tersanesine ev sahipliği yapmaktadır. Tarih boyunca donanma, kentin gelişmesinde çok önemli rol oynamıştır. Sürekli değişen insan profili nedeniyle, şehirde kültürel bir mozaik oluşmuştur.

Başta Donanma Komutanlığı ve Gölcük Tersane Komutanlığının ilçede bulunması Gölcük şehrinin sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda kalkınmasına ivme kazandırmıştır. İlçede sanayi kollarının fazla olması nedeniyle tarımsal üretime olan ilgi gittikçe azalmıştır. İlçede 2004 yılı verilerine göre işsizlik oranı %6,7'ye düşmüştür.

Gölcük İlçemizin Değirmendere Beldesine ait fındık, İhsaniye Beldemizde Sting ve Golden cinsi elma, Halıdere Beldesinde Osmanlı Döneminden günümüze gelen fasulye, Siretiye Köyünde Doğal Avidere içmesuyu, Yazlık Beldemizde de Roma-Bizans döneminden kalma Ilıca bulunmaktadır.



Gölcük Merkeze bağlı Gözlementepe Mesire alanı ve Şirinköydeki Kervansaray kalıntıları, Dumlupınar Mahallesindeki 1 Mart 1958 Üsküdar Faciası Şehitler Mezarlığı, Saraylı daki Çınarlık Meydanı, Değirmendere Beldesinde Örcün Köyündeki Sultanbaba Türbesi ve koruma altına alınan eski Türk evleri, Gölcüğe bağlı Hisareyn Beldesindeki Gölbaşı Restaurant, Nüzhetiye köyünde Alabalık tesisleri ve şelalesi, yazlık Beldesine bağlı Kadırga Mesire alanı, Kavaklı-Değirmendere-Halıdere-Ulaşlı Sahil Şeridi ve Sosyal Tesisleri, Mahmuriye Köyündeki Şelale Mevkii, Halıdere Beldesinde Roma Bizans dönemine ait mezar kalıntıları bulunmaktadır.

Eriklitepe Tabiat Parkı ülkemizde Kocaeli ilinde Gölcük Belediyesi aracılığı ile hayata geçirilmiş olan ve doğanın tam ortasında muhteşem bir proje olarak bilinmektedir. Eriklitepe tabiat parkı içerisinde günü birlik gidilebilme imkanı bulunan kamp yeri ve piknik yeri kullanım alanları bulunmaktadır. Ayrıca buna ek olarak seyir kuleleri de bulunmaktadır. Kişiler günlük olarak aileleri ile kalabilecekleri bungalov tipinde evler, özel ve güzel yürüyüş parkurları, kafeler, mescit, çadır ve kamp alanları, çay bahçeleri, macera parkları gibi alanlar da yer almaktadır.

Eriklitepe Tabiat Parkı günü birlik ziyaretçilerin yanı sıra konaklamak isteyen kişilerinde rahatlıkla kullanabileceği oldukça kapsamlı bir Turizm Kompleksi şeklinde faaliyet göstermektedir. Yaklaşık olarak 63 hektarlık bir alana sahip olan bu Eriklitepe Tabiat Parkı ülkemizde gelecek nesillere de milli bir miras olarak bırakılması amacıyla 11/07/2011 tarihinde ve 903 sayılı olan Bakanlar Kurulu Oluru kararı ile tabiat parkı şeklinde bir statü kazanmıştır.

FESTİVALLER

1. Seramik Sempozyumu

2. Bahar Şenliği

3. Kadırga Şenliği

4. Değirmendere Fındık Festivali

5. Sünnet Şöleni

6. Kırkyama Festivali

7. Yeşil İhsaniye Elma Festivali

8. Ahşap Heykel Sempozyumu

9. Kiraz Şenliği

10. Kafkasya Yaz Şenlikleri

11. Uluslarası ve Ulusal Fotoğraf Yarışması



ETKİNLİKLER

1. THM.TSM konserleri

2. Kadınlar günü

3. Dumlupınar Şehitleri Anma günü

4. Kutlu Doğum Haftası

5. 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü

6. Dünya Sanat Günü

7. Deprem Şehitlerini Anma programı

8. Sultanbaba Anma Etkinliği

9. Üsküdar Vapur Faciası Anma Programı

10. 15 Temmuz Şehitlerini Anma

11. Yarhisar Müze Gemi Yıl Dönümü

12. 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü



SPOR ETKİNLİKLERİ

1. Geleneksel Futbol Turnuvaları

2. K*m Futbolu

3. Voleybol Turnuvası

4. Güreş Müsabakaları

5. Basketbol Turnuvaları

6. Rahvan At Yarışları

7. Atıcılık Müsabakası

8. Yüzme Yarışları

9. Yelken Yarışları

10. Belediye Başkanlığı Kupası Futbol Turnuvası

Gölcük'te Bir Turizm Köyü Nüzhetiye

Nüzhetiye Köyü
Bu güzel köy, İzmit körfezinin 10 km güneyinde deniz seviyesinden 600 metre yükseklikte, havası temiz, içme suları bol sağlıklı varlıklara sahip konumdadır. Tarihi Nicomedya Krallığı'nın, Astakoz şehrinin kalıntıları üzerine kurulmuştur. Eski adı "Döşeme"dir. Tarım ve meyvecilikte oldukça ileri bir köydür. Kesme taşlardan yapılmış evleri ve şelalesi ile alabalık tesisi dikkat çekmektedir.Nüzhetiye Şelalesi Kocaeli'nin en güzel şelalelerindendir.Nüzhetiye Çağlayanı Nüzhetiye Köyü sınırları içinde olup merkeze 13 km mesafededir.Döşeme Çağlayanı, Nüzhetiye Köyü sınırları içindedir ve merkeze 13 km uzaklıktadır. Çağlayan çevresinde piknik alanları vardır.Nüzhetiye (Döşeme)de yemyeşil, doğayla iç içe, sakin ve huzurlu bir ortamda canlı alabalık tesislerimiz bulunmaktadır.
Gölcük sınırları içinde bilinen trekking güzergahlarından biri de Nüzhetiye köy meydanındaki Caminin sağından başlayıp Nüzhetiye şelalesine kadar devam eden 4 km uzunluğundaki güzergahtır. Güzergahın büyük bir bölümü dere içinden ve kıyısından devam eder. Her mevsim yürümeye imkan verir. Yürüyüş ağırlıklı olarak dere içinden ve kıyısından olduğu için kaymalara karşı tedbir alınmalıdır.
Nüzhetiye Şelalesi, Kocaeli’nin Gölcük ilçesindeki Nüzhetiye Köyü’nde bulunuyor. Doğu Karadeniz ve Kafkasya’dan göçen ailelerin yerleşim alanı olan Nüzhetiye Köyü’nde Doğu Karadeniz’in mimari yapısının korunmuş olması dikkat çekiyor. Konum olarak İzmit ile Gölcük arasında yer köye İstanbul Yalova D-100 yolunda Yalova istikametine doğru ilerlerken sağda bulunan Ford Otosan sapağından yada biraz ilerisindeki Bahçecik sapağından saptıktan sonra Nüzhetiye tabelaları takip edilerek ulaşılıyor. İzmit merkeze 19 km mesafede olan köye İzmit’ten yarım, İstanbul’dan yaklaşık 1.5 saatte ulaşılıyor.
Kestane, kayın ve ıhlamur ağaçları ile dolu yürüyüş rotası özellikle sıcak yaz günlerinde serinliği ile insanın yüzünü güldürüyor. Şelale hem sesi hem görseli ile içinizi huzurla dolduruyor. Nüzhetiye Şelalesi’nin hemen yanı başında bir restoran bulunuyor. Şelale ile iç içe konumlandırılmış mekanın ağaçlar altındaki masalarında kahvaltı etmek de kiremitte tereyağlı alabalık ve kiremitte tereyağlı mantar yemek de çok keyifli oluyor.

İğneada Longoz Ormanları Millî Parkıİğneada Longoz Ormanları Millî Parkı, Marmara bölgesi, Kırklareli ili, Demirköy ilçe...
23/08/2026

İğneada Longoz Ormanları Millî Parkı

İğneada Longoz Ormanları Millî Parkı, Marmara bölgesi, Kırklareli ili, Demirköy ilçesinde, 3.155 ha alanda, 2007 yılında kurulan millî park.

Temel özellikler

Millî park, Bulgaristan sınırında yer alan İğneada beldesi sınırlarında yer alır. Yöreyi Türk topraklarına katan İne Bey'in adı yerleşmeye verilmiş, zamanla İğneada'ya dönüşmüştür.

Değişik koruma statülerine sahip alanlar birleştirilip Türkiye'nin 39. millî parkı oluşturulmuştur. Alan bataklıklar, subasar orman, tuzlu ve tatlı su su gölleri ile kıyı kumullarını bir arada barındıran ekosistemlerden birisidir. Karadeniz'e kıyısı vardır.

Fiziksel özellikler

Yıldız Dağları'ndan Karadeniz'e ulaşan derelerin biriktirdiği alüvyonlar longozu oluşturmuştur. İğneada'nın kuzeyinde Erikli Gölü, güneyinde Mert Gölü yer alır. Kıyı boyunca uzanan kumul sistemini İğneada yerleşmesi kesintiye uğratır. 50-60 metre genişliğindeki kumullar güneydeki Saka Gölüne kadar uzanır. Uzunluğu 10 km kadar olan kumullar üzerinde kendine has bitkiler yaşar. K*mullar karadaki bataklık, göl, longoz gibi tatlı su ekosistemleri ile denizi birbirinden ayırır.

Millî park alanında beş göl bulunur. Erikli Gölü lagün olmakla birlikte yazın denizle bağlantısı kesilir. Çavuşdere akarsuyunun denize ulaştığı yerde Mert Gölü bulunur. Parkın güneyinde denizden kumullarla ayrılan bir diğer göl ise Saka Gölüdür. Pedina gölü ve Hamam gölü ise 1–2 km içeride bulunur.

Doğal yaşam

Bitkiler
Longoz ormanları ve kumullar alandaki hassas ekosistemlerdir. Güneydoğu Avrupa'ya has meşe-kızılağaç-dişbudak ormanlarının temsilcilerinden; sulak alanlarda dişbudak ve kızılağaç, kuru alanlarda meşe türleri yaygındır. Ormanlar sarılıcı bitkiler bakımından da zengindir.

Hayvanlar
Yaban kedisi, yaban domuzu, yaban tavşanı, kır tavşanı, karaca, ağaç sansarı, kurt, porsuk, tilki, gelincik, susamuru, alacalı kokarca, büyükkulaklı yarasa, millî parkta yaşayan memeli türlerindendir.

Kuş türlerinden önemli olanlar; Ak kuyruklu kartal, yeşil ağaçkakan, küçük orman kartalı, baykuş, ibibik, kara leylek, yalıçapkını, gri balıkçıl ile kara ağaçkakandır. Karadeniz'den kış mevsiminde hamsi ve kalkan balığı, yaz mevsiminde istavrit, mezgit ve dil balığı bulunur. Tatlı sularda kefal, alabalık, gümüş balığı yaşar.

Sürüngen türlerinden; pürtüklü semender, Trakya tosbağası, engerek yılanı, oluklu kertenkele, küpeli su yılanı yaşamaktadır.

Alan kullanımı
Alanda yapılabilecek aktiviteler şu şekilde gruplandırılabilir: fotoğrafçılık, kuş gözlemi, ekoturizim, orman ve dağ sporları, kumul, lagün, longoz ormanı, mevsimsel bataklık, çayır, turbalık, piknik.

Ulaşım
İğneada, Kırklareli ilinin Demirköy ilçesinde yer alan bir tatil beldesidir. İstanbul'a yaklaşık 3 saat, Edirne'ye yaklaşık 2 saat uzaklıkta bulunmaktadır.

Doğanyurt KASTAMONUDOĞANYURT’UN COĞRAFİ KONUMU VE YAPISI Batı Karadeniz Bölgesi’nde, Kastamonu İli’ne bağlı bir ilçe ola...
23/08/2026

Doğanyurt KASTAMONU

DOĞANYURT’UN COĞRAFİ KONUMU VE YAPISI

Batı Karadeniz Bölgesi’nde, Kastamonu İli’ne bağlı bir ilçe olan Doğanyurt, doğusunda İnebolu, batısında Cide, güneybatısında Şenpazar, güneyinde Azdavay ve Küre ilçeleri ve kuzeyinde de Karadeniz ile çevrilidir. İlçe toprakları sahil kesiminde kurulmuş olup, dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahiptir. İlçe topraklarını Küre Dağlarının uzantıları engebeli yapmaktadır. Ormanlık ve dağlık bir bölge olması nedeniyle birçok derenin oluşturduğu Meset Çayı ilçe merkezinden geçerek Karadeniz’e dökülmektedir. İl merkezine İnebolu İlçesi üzerinden 121 km. uzaklıktadır.

İlçede Karadeniz iklimi hakimdir. Her mevsim yağış almaktadır. Sahil kesiminden hemen sonra yükselmeye başlayan dağ silsilesi kış mevsiminin soğuk etkisinin ilçe merkezini etkilemesini önlemektedir.

DOĞANYURT’UN TARİHİ YAPISI;

İlçenin eski çağ tarihi ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Yörede herhangi bir arkeolojik kazı ve yüzey araştırması yapılmamıştır. İlçemizin kuruluş tarihi kesin olarak belirli olmamakla beraber M.Ö.4. yy’da Pontus’lar tarafından kurulduğu, sanılmaktadır. Pontus’lar zamanında GURCAS adı ile anılan Doğanyurt´un ilk yerleşim alanı; Karadeniz’den 150 metre yükseklikteki Asar Tepe mevkiinde bulunan kale çevresinde olduğu bilinmektedir.

Bu kale Candaroğulları ve Çobanoğlu tarafından yönetildi.1461 de Osmanlı’ya katıldı. Osmanlılar zamanında bir köy ve Hoşalay adıyla Kastamonu’ya bağlı bir kadılı iken,(h.1284)tarihinde Cide ilçesinin bucağı oldu.1346 yılında Hoşalay adıyla bucak teşkilatı kuruldu. Bucak coğrafi şartlar ve yakınlık göz önüne alınarak 1946 yılında İnebolu ilçesine bağlandı.

Cumhuriyetin ilanından sonra Hoşalay olan adı Meset oldu, daha sonra1962 yılında çıkarılan yeni bir kanunla adı Doğanyurt olarak değiştirildi.1990 yılına kadar bucak olarak kalmış, bu tarihte bucak teşkilatının kaldırılması ile yeniden köy statüsüne dönmüştür. Doğanyurt 09 Mayıs 1990 tarihinde çıkarılan yeni bir kanunla ilçe yapılmıştır.

SOSYAL VE EKONOMİK DURUMU:

İlçemizin Orman Yönünden zengin olması sebebiyle ve o dönemlerdeki imkânlar çerçevesinde evlerin büyük çoğunluğu ahşaptan yapılmıştır. Ancak son yıllarda ormanların azalması gittikçe daha az zati ihtiyaç verilmesi sebebiyle, beton ve ahşap-tuğla evler yapılmaktadır. İlçe teşkilatının kurulmasından İlçe merkezinde evlere olan talep artmıştır. Sosyal yaşantı açısından örf ve adetlere bağlılık devam etmektedir.

Arıcılık ilçe ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. İl Tarım Müdürlüğünün Arıcılar Birliği kaynaklarından aldığı bilgiye göre ilçemizde yıllık 68 TON KESTANE BALI üretildiği, kayıtlı olmayanlarla birlikte bu miktarın 100 Tonu bulduğu belirtilmiştir.İlçemizde resmi kayıtlarla olmamasına rağmen Türkiye’de en fazla Kestane Balı üretilen ilçedir. İlçemizde her yıl Kestane Balı Festivali yapılmaktadır. Halk Eğitim Merkezimizde arıcılık kursu verilmektedir.

İlçenin ekonomisi, tarım, hayvancılık ormancılık ve balıkçılığa dayalıdır. Tahıl üretiminin dışında genellikle bağcılık, meyvecilik, sebzecilik yapılmaktadır. İlçemizde fındık üretimi yıllık ortalama 2000 tonu bulmaktadır Tarımsal üretimin dışında ilçe halkının gelir kaynaklarını küçük ölçekli orman ürünleri imalatından sağlanmaktadır. Hayvancılıkta ise büyük ve küçükbaş hayvan besiciliği yapılmakta olup, kıyı kesimlerinde balıkçılık yapılmaktadır.

KÜLTÜR VE TURİZM:

İlçe merkezinde 1 Lise, 1 İlköğretim okulu, 1 yatılı bölge okulu bulunmaktadır. Akçabel köyünde 8 Sınıflı İlköğretim Okulu, Köylerimizde birleştirilmiş, 32 adet Köy Okulu,3 tane 8 yıllık ilköğretim okulu bulunmaktadır. İlçemiz Yatalı Bölge Okulu (YBO) 238 öğrenci barınmaktadır. İlçemizdeki Yatılı Lise inşaatı tamamlanmış olup yeni eğitim yılında faaliyete geçecektir.

İlçemizde Okur-Yazarlık oranı % 98 dir.. İlçemizin sahilde yer alması Turizm için tabii güzellikler ile doludur Her ne kadar Turizme hizmet verecek tesis bulunmamakta ise de İlçemizdeki mevcut lokantalar yemek ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasitededir.

TARİHİ VE TURİSTİK YERLER

İlçemiz köylerinde Yukarı Mescit Köyü’nde Ballık Mağarası, Ortaburun Köyü’nde Ortaburun Mağarası, Ercesu Yaylası Kayran Köyü’nde Kayran ve Lavda Mağaraları ve Doğanyurt- Kayran Köyü arasında Uzun K*m Plajı, Merkezde Liman İçi Plajı gezilip görülmesi gereken doğal güzelliklerimizdir.

İlçemize bağlı köylerde eski yerleşim birimlerinden olup, kalıntılarından fazla bir şey kalmamıştır. Kayran, İlyasbey yerleşim yerleri eski iskân yerleri olup, kalıntılardan fazla bir şey kalmamıştır İlçemiz sahilde yer alması nedeni ile Turizm için tabii güzellikler ile doludur.

Yeşille mavinin iç içe yaşandığı, orman ile denizin yan yana birleştiği eşsiz doğa manzarası bulunmaktadır. Yeterince konaklama tesisi ihtiyacı giderildiğinde turizme açılmaması için sebep bulunmamaktadır.

Doğal güzelliklerin bozulmadan tabii halde kaldığı ender yerlerden bulunmaktadır. Hafta sonları için ailelerin rahatlıkla gelip piknik yapabilecekleri çay bahçeleri ve mesire alanları bulunmasına rağmen Kastamonu ve çevre ilçelerde çok fazla bilinmemektedir. Doğanyurt´un yeterince tanıtılamaması nedeni ile diğer sahil ilçelerimizle aynı özellikleri taşımasına rağmen çok fazla bilinmemektedir.
İlçemizin yeterince tanındıktan sonra Kastamonu´nun hatta Karadeniz bölgesinin en önemli turistik bölgelerinden biri olacağı ve turizmde hak ettiği yeri alacağı inancındayız. Tüm halkımızı Doğanyurt´un bu güzelliklerini görmeye davet ediyoruz.

KESTANE BALI FESTİVALİ

İlçemizin tanıtımında büyük paya ve öneme sahip Kestane Balı festivali ilçemiz halkı ve bal üreticilerinden büyük ilgi görmektedir.İl Tarım Müdürlüğü ve Arıcılar Birliğinin resmi rakamlarına göre ilçemizde yılda 68 ton kestane balı üretilmektedir ancak resmi olmayan rakam 100 tonun üstündedir.

Kestane Balı üretiminde 1.sırada olan ilçemiz kalitesi ile marka olmaktadır.

Kestane Balı festivali ilçemize ilçe dışından da büyük ilgi görmüştür.Bu yıl 05-06 Ağustos 2017 düzenlediğimiz Doğanyurt Belediyesi 2. Kestane Balı Festivali ve 03-04-05 Ağustos 2018 düzenlediğimiz Doğanyurt Belediyesi 3. Kestane Balı Festivali büyük bir coşkuyla kutlanmış çok büyük bir ilgi ile tüm halkımızın da büyük desteklerini almıştır.

Türkiye´nin her köşesinden Kestane Balı almak isteyen vatandaşlarımız Doğanyurt ilçesine gelerek hem turizme katkı sağlamış hem de ilçemize ziyaret ederek memnun kalmıştır.

İZMİR
23/08/2026

İZMİR

İSTANBUL
23/08/2026

İSTANBUL

Uluborlu ISPARTAUluborlu; Akdeniz Bölgesi'nde, Isparta'ya bağlı bir ilçedir.CoğrafyaIsparta'ya 65, Antalya'ya ise 180 ki...
22/08/2026

Uluborlu ISPARTA

Uluborlu; Akdeniz Bölgesi'nde, Isparta'ya bağlı bir ilçedir.

Coğrafya

Isparta'ya 65, Antalya'ya ise 180 kilometre mesafededir. Antalya-İstanbul yolunun Tekke Tepe mevkiine 20 km mesafededir. Kuzeyinde Dinar, doğusunda Senirkent, güneyinde Atabey, Gönen ve batısında Keçiborlu ilçeleri bulunmaktadır.

İlçeye yerleşim önceleri Toros kollarının uzantısı olan Kapı Dağı'nın eteklerinde kurulmuş, 1950 yılından sonra da şimdiki bulunduğu Uluborlu Ovasına taşınılmıştır. Uluborlu'nun güneydoğusunda 2.463 m rakımlı Kapı Dağı ve bunun uzantısı olan Yuvacça Yaylası bulunmaktadır. Uluborlu ilçe merkezinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1.050 metredir.
İlçenin yüzölçümü 240 km²dir.

Yazları sıcak ve kurak, kış ayları ise soğuk ve yağışlıdır. 1986-1996 yılları arasındaki verilere göre ortalama sıcaklık 11,6 °C, ortalama nem %59,2, yılın en düşük sıcaklığı –12,1 °C, en yüksek sıcaklığı 34,6 °C'dir. Ortalama yağış ise 564 mm'dir. Yağışlar en çok ilkbahar ayları başında ve sonbahar aylarında yağmakta olup, ekseriyetle batı ve güney kesiminden gelmektedir.

Tarihçe

Tarih boyunca antik, askeri ve ticari yolların kavşak noktasında bulunan Uluborlu bölgesi Prehistorik devirlerden itibaren yerleşim yeri ve insanlar için bir cazibe merkezi olmuştur Kuruluş tarihi ile ilgili net bilgilere ulaşılamamış olmasına rağmen tespit edilebilen en eski tarihlere göre bazı kaynaklarda Frigya, bazı kaynaklarda ise Pisidia kenti olarak anlatılmaktadır.

MÖ. 334'te Pisidia bölgesi Büyük İskender'in kontrolüne girmiştir. MÖ. 281 tarihinde Makedonya Krallığı'nın Asya kolu olan Selevkos İmparatorluğu' nun yönetimine geçmiştir. MÖ. 183–133 yılları arasında Bergama Krallığı'nın elinde kalmış, onların elinden de MÖ. 130 yılında yine Romalılar tarafından alınarak Kilikia Eyaleti'ne dahil edilmiştir.

Daha sonra ise Asia Eyaleti'ne bağlanmıştır. MÖ. 39 yılında Galat Kralı Amyntas' ın hakimiyetine giren bölge MÖ. 25 yılına kadar bu durumda kalmış, daha sonra Galatia Eyaleti'ne katılmıştır. Bölge, Roma İmparatorluğu'nun M.S. 395'te dağılmasıyla Bizans sınırları içinde kalmıştır.

Batı Anadolu'da Apollonia adlı bir kentin bulunduğu bilinmesine rağmen buranın neresi olduğu uzun süre meçhul kalmıştı.Yapılan çalışmalar neticesinde Apollonia'nın Uluborlu olduğu tespit edilmiştir. Yerleşim daha önceki devirlerde Mordiaum ismiyle anılmıştır.

MÖ l88-133 yılları arasında Bergama Krallığı'nın elinde bulunan bölge, MÖ l30'da Romalılar tarafından ele geçirilerek, MÖ 102-49 yılları arasında Kilikya Eyaleti içine alınmıştır. Apollonia şehri; daha sonra burada yaşayan Aziz Zozimus'un Antiocheia Valisi Domitian tarafından Konana'ya sürülmesinden sonra bu papazın adına atfen Sozopolis ismiyle anılmaya başlanmıştır.

Apollonia, Roma İmparatorluğu'nun M.S. 395 yılında parçalanmasıyla Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) sınırları içinde kalmıştır. Daha sonra ise Bizans ordusunda paralı askerlik yapan K*man-Kıpçak Türkleri Uluborlu'ya Selçuklu fetihlerinden önce gelip yerleşmişlerdir.

Bunlar Kıpçak Türklerinin on altı boyundan birisi olan ve kendilerinin de mensup oldukları Borlu boyunun ismini şehre vermişlerdir. 1074 tarihinde Uluborlu Selçuklu Türklerinin eline geçmiştir. Bizans imparatoru II. Ioannes Komnenos'un Batı Anadolu'da yoğunlaşan Türkmen kitlelerini geri püskürtmek amacıyla 1119-1120 yılında bölgeye düzenlediği sefer sonrasında Bizans'ın kontrolüne geçmiştir.

II. Kılıç Arslan zamanında, 1176 yılında yapılan Miryakefalon Savaşı ardından Uluborlu ve civarı 1180 yılında kesin olarak Selçuklu egemenliğine girmiştir. 1182 yılında Bizans sınırında bulunan, Kütahya ve Eskişehir'e kadar uzanan Selçuklu uç eyaletinin merkezi Uluborlu olmuştur.

Güvenlik açısından oldukça müstahkem bir kale olan Uluborlu, Selçuklu veliahtlarının eğitim aldıkları, meliklik görevlerini yerine getirdikleri bir şehir konumuna gelmiştir. Bu doğrultuda yapılaşma ve teşkilatlanma zaman içerisinde giderek gelişmiş ve Orta Çağ Türk kent yapısı ortaya çıkmıştır. Özellikle Türkiye Selçukluları zamanında yoğun bir Türkmen göçü alan şehir gelişmeye başlamıştır.

Hamitoğulları Beyliği'nin kuruluş sürecinde Dündar Bey önce Uluborlu'yu merkez yaparak kenti çeşitli açılardan imar etti.

Uluborlu, 1361 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1403 yılında Timur tarafından ele geçirildi. Ceza olarak şehirdeki erkekleri tamama öldürüldü, kadın ve çocuklarda esir edildi. Bundan sonra kalesi toprak seviyesine kadar yıkıldı.

Uluborlu, Osmanlı döneminde 15. ve 16. yüzyıllarda yapılan tahrirlerden anlaşıldığına göre; Anadolu Eyaleti'ne bağlı Hamid Sancağı'nın bir kazasıdır. Uluborlu 1831'de yapılan ilk nüfus sayımı sırasında Hamid Sancağı'na bağlıdır. 1911 yılı Uluborlu şehrinin kaderini belirleyecek bir dönüm noktası olmuş, o yıl çıkan büyük yangından sonra şehrin, Musluk yöresine indirilmesi görüşü ağır basmaya başlamıştır.

Ancak bu, cumhuriyet döneminde gerçekleştirilebilmiştir. 1935 yılında belediye tarafından verilen karar hemen uygulanmış ve yeni şehir kurulmaya başlanmıştır.

Milli mücadelenin başladığı yıllarda Hafız İbrahim Demiralay'ın talimatıyla Uluborlu'da, Kaymakam Said Bey'in başkanlığında "Uluborlu Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" kurulmuştur. Uluborlu, Türkiye için rekor teşkil edecek şekilde 220 yedek subayla I. Dünya Savaşı'na ve Türk Kurtuluş Savaşı'na katılmıştır.

242 İstiklal madalyası ile Uluborlu, Türkiye'de en çok İstiklal Madalyasına sahip olan ilçedir.
1924 yılı öncesinde Uluborlu Hamit sancağına ve Konya vilayetine bağlı bir ilçedir. Bu tarih itibarıyla sadece Isparta vilayetine bağlı ilçe olmuştur. 1963'te de belediye kurulmuştur.

Ekonomik yapı

Bitkisel Üretim: Halkın gelir kaynaklarının başında sulu tarım gelmektedir. 1977 yılında Uluborlu Barajının inşasından sonra meyve üreticiliği modern yöntemlerle yapılarak büyük gelişme göstermiştir. Genellikle elma, kiraz, ayva, armut gibi meyveler yetiştirilmektedir. Uluborlu İlçesinde kiraz üretimi meyvecilik alanında önemli yer tutmaktadır.

Uluborlunun yüksek yerlerden görünümü orman içinde bir yerleşim yeri gibidir ancak bu orman kiraz ve elma ağacı ormanıdır. 30-35 yıl önce üretimine başlanan Uluborlu kirazının önemli bir kısmı İngiltere, Almanya, Hollanda ve Belçika gibi Avrupa ülkelerine ihraç edilmektedir.

İlçede 17 tür kiraz yetişmektedir. Uluborlu kirazının başlıca özelliği dayanıklılığı, kalitesi ve kendisine has lezzetidir. Ancak bu dayanıklı ve lezzetli meyveler yurt içinde satılamamakta, üst düzey kalitesi ve fiyatıyla tamamen yurt dışı pazarlara ihraç edilmektedir.

Haziran ayının son haftasında, kiraz hasatıyla birlikte kent nüfusuna geçici tarım işçileri ve Uluborlu Kiraz festivali ile birlikte yapılan tarihi 500 yılı geçkin geleneksel yağlı güreşleri izlemeye gelen turistler eklenmektedir. İlçe merkezinde ihtiyaçların tümünü karşılayabilecek esnaf işletmeleri bulunmaktadır.

Eğitim

Uluborlu Atatürk Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi
Süleyman Demirel Üniversitesi
Ali Orhan Kirişoğlu İlkokulu
Çakır Hasan Ortaokulu
Cumhuriyet Anadolu Lisesi
Mutfak
Uluborlu Banağı 15 Şubat 2018 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve coğrafi işaret almıştır.

Address

Istanbul

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Türkiye Turizmi Panorama posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share