Akıl ve Yürek Eğitim Koçluk

Akıl ve Yürek Eğitim Koçluk

Share

Dönüşümü başlat! Yaklaşımımız ve hedeflerimiz için sizi manifestomuzu incelemeye davet ediyoruz. http://www.akilveyurek.com.tr/manifesto

24/10/2022

Birisi Sizi Gerçekten Duyduğu Zaman Ne Olur?

Hastalarını dinlemeyi ilk akıl eden dünyanın en etkili psikologlarından Carl Rogers (1902–1987) bakın dinlemeyle ilgili ne diyor:

"Birini ve o an için önemli saydığı anlamları gerçekten duyduğumda, yani salt söylediklerini değil de kişinin kendisini duyduğumda ve onun kendisine has, mahrem anlamlarını duyduğumu belirttiğimde pek çok şey gerçekleşir."

Birisi gerçekten duyduğunda olanların birkaçını sıralayalım:

+ Öncelikle, gerçekten duyulmaktan kaynaklı "minnettar" bir bakış.
+ Serbest kalma duygusu. (Buradaki ifade "feel released." Bir mahkumun salıverilmesi anlamı da var. Bunu aklınızda tutun.)
+ Yeni bir özgürlük kavrayışıyla güçlü bir canlanma.
+ Değişim sürecine daha açık olma.

Dahası da var ve bu bölümün bütünlüğünü bozmamak için aynen verelim:

"Çoğu zaman, kişinin anlamlarını daha derinden duydukça daha başka şeylerin de gerçekleştiğini fark ediyorum. Kişinin derinden duyulduğunu anladığı hemen her seferinde gözleri sulanır. Öyle sanıyorum ki, gerçek anlamda sevinçten ağlamaktadır. Sanki, "Tanrım şükürler olsun," demektedir, "sonunda birisi beni duydu. Birisi ben olmanın neye benzediğini biliyor." Böyle anlarda, zindandaki bir mahkum hayali canlanır gözümde; hücresinin duvarına Morse koduyla vurarak, "Beni duyan var mı? Orada kimse var mı?" diye sesleniyor gibidir.
..
Günümüzde kendi özel zindanlarında yaşayan çok ama çok fazla insan var; hücrelerine dair dışarıya en küçük bir ipucu dahi vermiyorlar; zindandan gelen mesajların belli belirsiz sesini duymak için pür dikkat dinlemek zorundasınız.

İşte, "Beni duyan var mı? Orada kimse var mı?" sorusuna, "Evet!" diyebildiğinizde:

"Bu basit yanıtla kişi yalnızlığından (zindanından) kurtulur; o kişi tekrar bir insan olmuştur."

Biz şöyle okumayı öneriyoruz:

Birisi gerçekten duyduğunda.... tekrar insan olur kişi.

30/08/2022

Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

Sevgi, özlem ve minnetle anıyoruz seni.

Zafer bayramımız kutlu olsun.

14/08/2022

Problemleri sorun haline getiren olayların kendisi değil onları ele alış tarzımız oluyor çoğunlukla.

Çoğunlukla gerçek problemlerle değil zihnimizde yarattığımız problemlerle uğraşıyoruz.

07/08/2022

ANLAŞILMAMAK DİĞERLERİNİN BECERİKSİZLİĞİ Mİ?

Kendini anlatmak ve anlaşılmak çok insani ve anlatanı iyileştirici bir süreç.

Kastettiğimiz şey karşı tarafa geçtiğinde kendimizi daha iyi hissediyoruz. Anlaşıldığımızda bir şekilde tamamlanmış, bir sonraki aşamaya geçmeye hazır, geçmişi tamamlamış hissetmek çok ödüllendirici bir his. Gerçekten anlaşıldığımızda tekrar yeni şeyler almaya hazır bir boş kap haline geliyoruz. Bu nedenle de anlaşılmak çok dönüştürücü güce sahip.

Peki anlaşılmadığımızda? 

Bizim için önemli olan inançlarımız, bakış açılarımız, duygularımız, düşüncelerimiz başkaları tarafından anlaşılmadığında....

Gözlemim çoğunlukla insanların hayal kırıklığı, kırgınlık ve sonrasında kızgınlık yaşıyor olmaları. Bazende öfke ile devam eden niyetimizin tam tersi olan tepkisel bir yola giriyorlar.

Anlaşılmak istemekten öfke duymaya evrilen süreç bana çok ilginç geliyor.

Bu konuda çok temel bir soruyu sormamızda fayda var.
Anlaşılmamak acaba diğerlerinin beceriksizliği ve suçu mu?
Ben böyle olmadığını düşünüyorum.

Anlaşılmadıysak büyük olasılıkla karşıdakine ulaşacak yolu bulamamışız demektir. Ona ulaşmak için öğrenmemiz gereken şeyler var demektir.

Nasıl ulaşacağımız yeri biliyor ama girdiğimiz yolun bizi oraya götürmediğini anladığımızda yola ya da hedefe kızmadan yolumuzu değiştiriyorsak ve yeni bir yol deniyorsak anlaşılmadıysak yapmamız gereken yeni bir yol demekten ibaret.

Bu duruma kırılıyor ya da kızıyorsak yanlış yöne doğru ilerliyoruz demektir.

Anlaşabilmenin yolunun hem karşımızdakine hem de kendimize "şefkat" duymaktan geçtiğini düşünüyorum. Yani mevcut durumu bir veri, bir başlangıç noktası olarak kabul edip, duruma kızmadan yeni bir yol ve yöntem bulmak için tekrar harekete geçmekten bahsediyorum.

Böylece bir önceki denememizde ulaşamadığımız amacımıza, ANLAŞILMAYA, bir şekilde geçmişi tamamlamaya, bir sonraki aşamaya geçmeye, kabımızı boşaltıp yeni şeylere hazır olmaya biraz daha yaklaşmış oluruz.

Ne dersiniz?

02/08/2022

Bazen diğer insanları kıymetlendirdiğinizi düşünüyor musunuz?

Kıymetlendirme ihtiyaçlarımız doğrultusunda yaptığımız bir değerlendirmedir.

Herhangi bir “nesne”yi ona olan ihtiyacımız ve/veya ona duyduğumuz istek/arzu doğrultusunda kıymetlendiririz.

Bir bardak su, biraz önce su içtiysek nispeten kıymetsiz, susadıysak göreceli olarak kıymetlidir. Aynı şey bir ayakkabı, bir vazo, mücevher ve kalem için de geçerlidir. Arzu, istek ya da ihtiyacımız o “nesne”ye verdiğimiz değeri belirler.

Belki farkındasınızdır ya da değilsinizdir ama her insan karşılaşması bir şekilde kıymetlendirme sürecinin konusudur. Tabii ki farkında değilsek.

Eğer insan karşılaşmalarında karşımızdaki kişinin bizden daha az ya da çok bir şeyleri hak ettiğini ya da etmediğini düşünüyorsak kıymetlendirme tuzağına düştük demektir.

Tuzak diyorum çünkü kıymetlendirme nesneler için geçerli olduğuna göre insanları kıymetlendiriyorsak hem onlara ve hem de kendimize “nesne” muammelesi yapıyoruz demektir.

Yani bizim onlara olan ihtiyacımız, birlikte olma arzumuz ya da isteğimiz doğrultusunda kıymet veriyor, onların ya da bizim bu kıymeti hak edip etmediğimizi düşünüyoruz demektir.

Böylece yardıma ihtiyacımız olduğunda sevimli, zamanımızı aldığında düşüncesiz olabilecek arkadaşlar, sevgisine ihtiyacımız olduğunda anlayışlı planlarımızla hem fikir olmadığında anlayışsız partnerlerimiz, keyfimiz olduğunda bizimle oynayan sevimli sıkıntılı günümüzde ayak bağı olan çocuklarımız olabilir. Büyük olasılıkla bu ifadeler olduğundan daha sert tanımları içeriyor ancak hepimiz günlük hayatımızda buna benzeyen “kıymetlendirmeleri” yaparken kendimizi bulabiliriz.

Ancak gerçek şudur ki; nesnelerin kıymetlendirilebileceği ancak insanlar için yapılamayacağıdır. Çünkü insanlar nesne değildir ve kıymetlendirme yapanı referans aldığı için karşıdaki ile ilgisi yoktur.

Bu nedenle ne zaman kıymetlendirme yapıyorsak kendimizi merkez alarak dünyanın bize uymasını bekliyor olduğumuz hatırlamak ve bunun boşuna bir çaba olduğunu idrak etmekte fayda olduğunu düşünüyorum.

Görünüşte sıradan bir günlük yaşam parçası gibi gelse de hayatımızın kalitesini belirleyen bu ana refleksimize dikkat etmenizi öneriyorum.

01/08/2022

İş hayatında başınızı belaya sokun lütfen.

Yani şirkette değişimlere ilk atlayan, yeni denenecekleri ilk deneyen hevesli kişi siz olun. Ve bu deneyimler hakkında farklı insanlarla konuşun.

Çünkü DENEYİM ve İLETİŞİM öz farkındalığın kaynağıdır.

Denedikçe, bu deneyimler hakkında farklı insanlarla konuştukça kendimiz hakkında daha çok şey öğreniriz.

Böylece rutinden çıkar hem iş hem sosyal beceriler bağlamında kendi sınırlarımızı keşfederiz.

Bu nedenle kendini daha iyi tanımak isteyenler için iş yeri bulunmaz fırsattır.

Tabii ki hem fikir olmadığı geribildirim lere kızmayan, darılmayan, bu geribildirimlerin farklı insan aynalarında kendi yansıması olduğunu bilenler için.

15/07/2022

CESARETİ NEREDE BULACAĞIZ?

Belirsizlik beraberinden kafa karışıklığı, endişe ve korkuyu getiriyor. Belirsizliğin yarattığı bu karmaşanın altında "zihnimizin" karşı karşıya kaldığı bu yeni durum için elinde "bilindik" bir çözüm olmaması. Bu nedenle "alıştığımız", "eski" çözümlerle yeni sorunlarla uğraşmak belirgin çözümleri bize sunmuyor.

Yaptığım koçluklarda çoğunlukla karşılaştığım durum güçlü kaynaklara ve geçmişlere sahip olan insanların belirsizlik durumunda kafalarının karışması ve yeni adımlar için cesaretle adım atamaması. Belli bir düzeye kadar normal kabul edilebilecek bu hal kalıcı olmaya başladığında ise insanların performansalarını ve hayat kalitelerini düşüren bir duruma dönüşüyor.

Bu nedenle "belirsizlik" kelimesi üzerine biraz düşünmeyi öneriyorum. Bir şeyin "belirli" olması ortamın ve kişinin "belirli, öngörülebilir" olmasını gerektirir. Bu nedenle bir şey belirli ise hayat artık donmuş ya da tekdüze demektir. İnsan doğasına aykırı olan bu durumun sonsuza kadar sürmeyeceği için hayat bir belirli, bir belirsiz olarak devam edecektir. Bu nedenle belirsizliği hayatımızın bir parçası olarak kabul etmenin ve "geçici" olduğunu bilmenin faydası var.

Bu durumda geçici olacak belirsiz dönemlerinde ne yaptığımız ve nasıl yaptığımız önem kazanıyor.

Belirsiz dönemde ne yapacağımız sahip olduğumuz "CESARET" e bağlı diye düşünüyorum. Pek cesareti nerede bulacağız? Cesaretin kaynağını bulabilirsek her aradığımızda ona kolayca ulaşabiliriz.

Bence cesaretin kaynağı bizi biz yapan temel "kendimizi doğal ifade etme" tarzımız.

Hepimiz biliriz ki kendimizi keyifli, mutlu, doyumlu hissettiğimiz bir kendimizi ifade etme tarzımız vardır. Bu kimi için bir yazı yazmak :) , kimi için bir şey ortaya çıkarmak, başka biri için insan ilişkilerinde bulunmak, diğeri için A ya da B konusunda çalışmak, uğraşmak olabilir.

Eğer belirsizlik dönemlerinde bizi biz yapan her ne ise onu bulup onun bizden beklediği şeyi yaparsak CESARETİN kaynağına ulaşabileceğimize inanıyorum.

Belirsizlik zamanlarında hepimizin kendimize sorması gerektiğini düşündüğüm bir soru ile yazımı bitirmek istiyorum.

Belirsizlik zamanlarında kendinizi şunu sorun; "Olmak istediğim kişi şu anda benden ne yapmamı bekliyor?"

30/03/2022
Want your school to be the top-listed School/college in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Telephone

Address


Zeytinoğlu Caddesi. No: 30/3 Etiler
Istanbul
34335

Opening Hours

Monday 09:00 - 19:00
Tuesday 09:00 - 19:00
Wednesday 09:00 - 19:00
Thursday 09:00 - 19:00
Friday 09:00 - 19:00