Bu kadar ciddi bir potansiyele sahip olan bir ülke olarak, sadece iki Nobel ödülünün (edebiyat, bilim) bulunması, Dünya’da patent sıralamasında ilk 20’ye girilememesi (WIPO, 2016), olimpiyatlarda gözle görülür bir başarıya imza atılamaması insanların aklına ‘Neden?’ sorusunu getirmektedir. Peki bizler de eğitimciler olarak soruyoruz, neden? Çünkü ezbere dayalı, sistematik olmayan, çocukların kişiliğine ve bireyselliğine önem vermeyen, toptancı ve tek düze bir eğitim ve sınav sistemi ile yola devam edilmektedir. Bu sistemden de haliyle en çok üstün zekalı ve yetenekli çocuklar etkilenmektedir. Çünkü var olan sistem onların potansiyellerini köreltmekte; zihinsel olarak onları meşgul etmemekte; üretkenliklerini ortaya çıkartmaktan da alıkoymaktadır. Bundan dolayı mutlu olmayan üstün zekalı ve yetenekli çocukların %60’ı ortaokul ve lise düzeyinde okuldan koptukları gibi; aynı zamanda toplumsal risk oluşturmaktadırlar. Amacımız ciddi bir potansiyel kaybı ve toplumsal risk unsuru taşıyan üstün zekalı ve yetenekli öğrencileri erken bir şekilde tanılamak, tanımak, onların gelişim ve öğrenme özelliklerini dikkate alan, potansiyellerini arttıran, öz düzenlemeli bir biçimde hayat boyu gelişmelerini sağlayan sistematik bir eğitim sunmaktır. Ailelerin ve öğretmenlerin eğitilmesi ve onlara rehberlik yapılması da merkezimizin önceliklerindendir. Düşünen, üreten, kendi hayatını ve geleceğini planlayan, potansiyelini ortaya koyan nesiller yetiştirme vizyonuyla çıktığımız bu yol; ailelerimizin işbirliğiyle açılacak ve genişleyecektir.