03/03/2017
Hocamiz Ece Parali Oztan:
"2 Mart 2017, Saat 13:00 Kadir Has Üniversitesi Doçentlik Juri Tarihim idi. Hukuksuzluk, haksızlık ve pespayeliğin nice örneklerinden biri olarak, doçentlik sürecim de durduruldu. Oysa doçentlk ünvanı üniversitede çalışıp çalışmamakla ilgili değil. Doktora gibi, sizin yazdıklarınız, ürettikleriniz, emeğinizle ilgili. Bu başvuru önemliydi, çünkü 8 yıldır, evet yazıyla tam sekiz yıldır YTÜ'de yardımcı doçentlik kadrosu bile verilmedi. Kendi adımıza ders açamadık, öğrencilerle ilişkilerimiz kesildi. Hem de en hevesli, en üretken, en heyecanla mesleğimizi yapmak istediğimiz bir dönemde. Bu nedenle bizi yıllardır bir "yokluk" haline hapsetmeye çalışmaları karşısında, kendi alın terimle kazanacağım bir "varlık" ilanı gibiydi bu doçentlik. Zaman zaman moralim bozulsa da hiç bırakmadım, hiç de teslim olmadım bu "yokluk" haline. Devam ettim. Çalışmaya, üretmeye, zevkle... Çok nefis dostluklara, ortak çalışmalara vesile oldu bu süreç. Çok güzel deneyimler yaşadık birlikte, sahada...
Son yıllarımı doçentlik dosyalarımı hazır etmekle geçti. Hamile iken, henüz doğum yaptığım dönemlerde bile dinleneceğim zamandan, kendimden,dostlarla ve hatta kimi zaman çocuklarımla geçireceğim zamanlardan tırtıklaya tırtıklaya hazırladım o başvuruyu. Melis anakucagında 3 kadın taksiyle saha görüşmesi yürütmelerden tutun, Gebze'deki fabrikadan acil durumla doktoruma koşmaya, memede bebekle proje gelişme raporu yazmaya dek epey "direnen"anılarımız oldu:) Şimdi kalkmış bu emeğime el koymuşlar... Bir kez daha sizi "yok" farzediyoruz diyorlar. Ama bilmedikleri şey, biz kadınların asla pes etmeyecekleri... Hele o dayanışma ile sağalan, o dayanışma ile güçlenen kadınların. Gerçekten bu süreçte, en yorgun hissettiğim, direncimin kendime güvenimin en azaldığı dönemde yanımda hep güzel dost kadınlar vardı. Ayağa kaldırdılar, iyi hissettirdiler, şımarttılar hatta.
Ben bu süreçte tek tek teşekkür edemedim herkese... Son üç hafta bir girdap gibiydi. Zaman, anlar birbirine karıştı. Sözler, duygular birbirine. Tüm dostlar iyi ki varsınız. Özellikle de son yıllarımda hep başımı omuzlarına yasladığım güzel kadınlar, hocalarım, arkadaşlarım. KHK'nın çıkmasından sonraki haftalarda da biri gelip çocuğuma baktı, biri çorba yaptı, biri ile ağladık, biri ile bazen uzun uzun sustuk."Hadi kalk sinemaya gidelim yav", "bahar geliyor heyoo", "canım hocam bu sabah nasılmış?", "bak bu şarkıyı severim ben, sen de dinle" lerle nasıl da güzel anlar yaşattınız bana... Tüm o mesajlar öğrencilerim, arkadaşlarım, dostlarım, her daim desteğini, emeğini esirgemeyen güzel annem... Bu kadeh hepinize! Bu emek, bu dayanışma, bu güç bizim! Hadi ordan! Bu emek de bizim, yarattığımız değer de! Biz planladığımız gibi yapıyoruz kutlamayı. Bundan sonra çirkinliklerinizle nasıl hesap vereceksiniz siz düşünün!"