İSAR Dijital

İSAR Dijital Akademik Birikimi Dijital Dünyaya Açıyoruz

Anakronizm, yani tarihi olayları ve şahsiyetleri kendi çağının gerçeklikleriyle değil, bugünün kavramları ve değer yargı...
21/08/2026

Anakronizm, yani tarihi olayları ve şahsiyetleri kendi çağının gerçeklikleriyle değil, bugünün kavramları ve değer yargılarıyla okumaya çalışmak düşülebilecek en büyük metodolojik tuzaklardan biridir.

YouTube kanalımızdaki son bölümümüzde Prof. Dr. Necmettin Alkan, tarihe bakışımızdaki bu temel problemi çok çarpıcı örneklerle açıklıyor. Tarih dizilerindeki karakterlere bugünün milliyetçi reflekslerini yükletmek tam bir anakronizmdir. Hocamızın videoda verdiği örnekte olduğu gibi; dönemin devlet adabına son derece hakim, diplomatik ve uzlaşmacı bir padişah olan Sultan II. Abdülhamid'in, dizilerde İngiliz elçisini tokatlayan veya asrın diplomatik kurallarını hiçe sayan kurgusal bir "süper kahraman" gibi resmedilmesi, tarihi gerçeklikle bağdaşmayan popülist ve anakronik bir yaklaşımdır.

Bunun yanı sıra, Hocamızın videoda kullandığı "futbol maçı metaforu" bu durumu harika özetliyor: Biten ve skoru belli olan bir maçın ardından geriye dönük hocayı veya oyuncuları eleştirmek ne kadar kolaysa, tarihi olayları da bugünden bilinen sonuçlarına göre yargılamak o kadar yanıltıcıdır. Örneğin; Abdülhamid Han'ın devleti kurtarmak, altyapıyı ve eğitimi modernleştirmek için açtığı okulların, yıllar sonra onu tahttan indirecek Jön Türk kadrolarını yetiştirmesini "Neden bu okulları açtı?" diye eleştirmek tam bir anakronizmdir. Padişah o günün şartlarında kamu vicdanıyla doğru olanı yapmış, ancak bugünden geriye bakanlar sonucu bildikleri için o günün dinamiklerini yok saymaktadır.

Tarihi şahsiyetleri sloganlardan, "izm"lerden ve anakronik değerlendirmelerden arındırıp hakikatin zeminine çektiğimiz bölümümüzün tamamını YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz. Link bio'da

Devr-i Sâbık siyasi tarihimizin en kilit ve en çok tekrarlanan kavramlarından biri.Siyasette yeni bir rejimin veya iktid...
20/08/2026

Devr-i Sâbık siyasi tarihimizin en kilit ve en çok tekrarlanan kavramlarından biri.

Siyasette yeni bir rejimin veya iktidarın, kendi meşruiyetini sağlamlaştırmak ve toplum zihninde yer edinmek için kendinden önceki dönemi tamamen olumsuz, köhnemiş ve karanlık bir tabloyla tasvir etmesine "devr-i sabık yaratmak" denir.

YouTube kanalımızdaki son videomuzda Prof. Dr. Necmettin Alkan, bu kavramın yakın tarihteki en çarpıcı örneğini Sultan II. Abdülhamid üzerinden detaylandırıyor. Osmanlı Devleti'nin yıkılışı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu aşamasında, yeni rejimi ve modernleşmeyi halka anlatabilmek için Osmanlı'nın adeta bir "devr-i sâbık" olarak inşa edildiğini vurguluyor. Geri kalmışlığı, ceberutluğu ve yıkımı temsil etmesi için özellikle son padişah Vahdettin'in değil, yarattığı etki sebebiyle Abdülhamid Han'ın "öteki" seçilmesi, bu siyasi hesaplaşmanın en belirgin örneğidir.

Tarihi sloganlardan arındırıp hakikatin zeminine çektiğimiz, Kızıl Sultan ve Ulu Hakan uçlarındaki bu kurgusal algıların sosyolojik arka planını (Şerif Mardin'in merkez-çevre teorisiyle) masaya yatırdığımız bölümümüzün tamamını YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz.

Sizce tarihi şahsiyetleri siyasi birer araç olmaktan kurtarıp, hatası ve sevabıyla "insan" olarak değerlendirebilmemiz için daha ne kadar zaman geçmesi gerekiyor?

1. Tarihsel Algı ve İmaj KavramlarıKızıl Sultan: 1897'de Fransız tarihçi Albert Vandal tarafından Ermeni meselesi üzerin...
19/08/2026

1. Tarihsel Algı ve İmaj Kavramları

Kızıl Sultan: 1897'de Fransız tarihçi Albert Vandal tarafından Ermeni meselesi üzerinden üretilen, daha sonra Jön Türk matbuatı tarafından devleti yıpratmak amacıyla ithal edilip kullanılan kara propaganda ve "zalim hükümdar" imajı.

Ulu Hakan / Göksultan: 1950'li yıllardan itibaren Nihal Atsız ve Necip Fazıl Kısakürek öncülüğünde, "Kızıl Sultan" algısına ve Cumhuriyet'in resmi tarih söylemine karşı üretilen, padişahı yücelten antitez niteliğindeki imaj.

Devr-i Sabık (Geçmişin Kötülenmesi): Yeni kurulan Cumhuriyet rejiminin, kendi varlığını ve meşruiyetini halka kabul ettirebilmek için Osmanlı mirasını ve özellikle Abdülhamid dönemini geri kalmışlığın ve köhnemişliğin merkezi olarak konumlandırması.

2. Sosyoloji ve Tarih Felsefesi Kavramları

Merkez-Çevre Teorisi (Şerif Mardin): Türkiye'deki siyasi kutuplaşmayı açıklayan sosyolojik kuram. Jön Türkler ve Kemalist kadroların oluşturduğu "Merkez"in ötekileştirdiği "Çevre"nin (Anadolu, muhafazakar/milliyetçi kesimler), yıllar sonra Abdülhamid simgesi üzerinden iktidara ve merkeze yürüme mücadelesi.

Geriye Dönük Tarih Okuması (Futbol Maçı Metaforu): Tarihi olayları, o günün zorunlulukları veya dinamikleriyle değil; sadece bugünden bilinen "kötü sonuçlarına" bakarak yargılama hatası.

Tarihi Olgu vs. Kurgusal Kahramanlık: Sinema, dizi ve popüler tarih anlatılarında reyting/ilgi çekmek için yaratılan "süper kahraman (heroik) padişah" profili (örn: İngiliz elçisini tokatlaması) ile tarihi vesikalardaki devlet adabına sahip, uzlaşmacı ve diplomat padişah gerçeği arasındaki fark.

3. Siyasi Tarih ve Devlet Yönetimi Kavramları

93 Harbi (1877-1878) Travması: Rusların Yeşilköy'e kadar gelmesinin devlette ve Abdülhamid'in psikolojisinde yarattığı derin çöküntü. Padişahın meşrutiyeti askıya alıp Yıldız Sarayı'na kapanarak defansif bir politika izlemesinin temel gerekçesi.

Restorasyon Dönemi: Savaşlar ve darbelerle dibe vurmuş Osmanlı Devleti'ni toparlamak için Abdülhamid'in demiryolları, limanlar, telgraf hatları ve eğitim kurumlarıyla yürüttüğü fiziki ve kurumsal toparlanma süreci.

Eğitim Paradoksu: Padişahın, devleti kurtaracak kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak için açtığı modern okullardan (Harbiye, Mülkiye vs.) mezun olan aydın ve subayların (Jön Türkler), nihayetinde onu tahttan indiren kadrolara dönüşmesi ironisi.

İstibdat ve Sansür: Yönetimi Yıldız Sarayı'nda merkezileştirme, muhalif akımları sürgün ve hafiye (jurnal) ağıyla kontrol altında tutma çabası (Fakat videoda bunun "burun, yıldız" kelimelerinin yasaklanması gibi mitlerle abartıldığı belirtilir).

4. Psikolojik ve Karakteristik Kavramlar

Vizyoner/Ticari Şehzadelik: Padişah olmadan önce Maslak ve Kağıthane'de tarlalar eken, maden işleten, kazandığı parayla Avrupa borsalarında işlem yapan ve pratik hayatın içinden gelen şehzade profili.

Kamu Vicdanı ve Halife Bilinci: Kendi şahsi iktidarı veya tahtını korumak uğruna kan dökmeyi reddetme durumu. 31 Mart Vakası'nda Hareket Ordusu'na karşı (tıpkı III. Selim'in Kabakçı Mustafa isyanında yaptığı gibi) "Müslümanı Müslümana kırdırmam" diyerek direnmemesi ve devleti bir iç savaştan koruması.

19/08/2026

Kızıl Sultan'dan Ulu Hakan'a: Türkiye'nin Abdülhamid Sınavı

Sultan II. Abdülhamid etrafında kurgulanan "Kızıl Sultan" ve "Ulu Hakan" uçlarının ardındaki siyasi, psikolojik ve sosyolojik arka planı Prof. Dr. Necmettin Alkan ile tüm çıplaklığıyla ele alıyoruz. Bu videoda, Haliç'e atılan cariyeler efsanesinin kaynağını, Abdülhamid Han ile Theodor Herzl görüşmesinin tarihi vesikalardaki gerçek yüzünü ve Cumhuriyet'ten günümüze tarihin nasıl bir siyasi hesaplaşma aracına dönüştüğünü tartışıyoruz.

Tarih, çoğu zaman yaşandığı gibi değil, günün siyasi ihtiyaçlarına göre yeniden yazılır. İSAR Dijital olarak bu bölümümüzde, II. Abdülhamid gibi tarihi şahsiyetleri sloganlardan ve dizilerdeki kurgusal süper kahramanlardan arındırıp hakikatin zeminine çekiyoruz. Albert Vandal’ın 1897'de başlattığı Kızıl Sultan (Sultan Rouge) söylemi nasıl Osmanlı matbuatına sızdı? Gençliğinde borsada işlem yapıp tarımla uğraşan vizyoner bir şehzade, tahta çıktığında neden Yıldız Sarayı'na kapanıp sıkı bir yönetim anlayışı benimsedi? 93 Harbi'nin (1877-1878) getirdiği travmalar kararlarını nasıl şekillendirdi? Şerif Mardin'in "Merkez-Çevre" teorisi, Abdülhamid algısının 1950'ler sonrasında Nihal Atsız ve Necip Fazıl öncülüğünde nasıl tam tersine döndüğünü açıklıyor mu? Bu eğitim videomuzda bütün bu sorulara akademik belgeler ve gerçekçi bir tarih metodolojisiyle cevap aradık.
Videomuz yayında. Link bio'da.

18/08/2026

Orta Çağ'ın Hippileri: Kalenderiler Kimlerdi?

Prof. Dr. Ahmet Murat Özel, bu çarpıcı kesitte Kalenderileri anlatırken onları adeta Orta Çağ'ın hippileri gibi düşünmemiz gerektiğini vurguluyor. Tarihteki bu dervişlerin hayatı; dünyaya, büyük sisteme çok önem vermemek, maddiyatı birinci şeye sokmamak, gezginlik, işin daha çok şarkısında, şiirinde, komünal yaşamında olmak gibi ilkelerle şekilleniyordu.

Günümüzün marjinal insan tipi ile tarihin bu sıradışı dervişleri arasında derin bir ruh akrabalığı var. Bugün, büyük dünya sisteminin işleyişi hakkında uyanmış, bu sistemin dışına çıkmaya çalışan ve üretim tüketim sistemlerinin tamamına dair eleştirel bakışı olan insanlarla Kalenderiler şekilsel olarak birbirine oldukça benziyor. Ancak en büyük ayrım noktası tam da şurada başlıyor: Günümüzdeki özellikle batılı marjinal muhalif insanların temel kaygısı Allah'la ilişkisini düzeltmek değilken; bu tarihi dervişlerin yegâne amacı buydu.

Peki, günümüzde 9-5 mesai kıskacında, gelecek kaygısı ve kontrol takıntısı yaşarken modern dünyada derviş kalmak mümkün mü? Sadece bu marjinal dervişleri değil; tasavvuf, zühd, bir lokma bir hırka felsefesi, halvet ve inziva kavramlarının bugüne nasıl uyarlanabileceğini, Şaziliye tarikatından Hikem-i Ataiyye'ye uzanan bir ufukla konuştuğumuz, teslimiyet ve rıza halini derinlemesine ele aldığımız sohbetimizin tamamı İSAR Dijital YouTube kanalımızda yayında!
🔗 Link bio'da!

İlerlemek her zaman daha iyiye gitmek midir? Modernleşme hızının ruhumuzu yorduğu, betonların arasına sıkıştığımız bir ç...
17/08/2026

İlerlemek her zaman daha iyiye gitmek midir?

Modernleşme hızının ruhumuzu yorduğu, betonların arasına sıkıştığımız bir çağda; Hoca Ali Rıza’nın fırçası bizi tabiatın dinginliğine, ahşabın sıcaklığına ve kaybolan bir İstanbul’a geri çağırıyor.

Hızın ve kalabalığın yüceltildiği günümüz dünyasında, insan çoğu zaman mekana hapsolmuş bir yabancıya dönüşür. Hoca Ali Rıza’nın dünyasında ise insan; asırlık çınarların gölgesinde, sarsılmaz bir aidiyetle toprağa ve denize kök salar. Bu eserler sadece yitip giden bir şehrin hüznünü barındıran salt birer belgesel değil; aynı zamanda insanın doğaya hükmetme telaşına, sınıfsal ayrışmalara ve kentsel rant hırsına karşı sessiz, zarif bir itirazdır.

Yapay ışıklardan uzak, sadeliğin içindeki o zengin aydınlığa baktığımızda sormadan edemiyoruz: Kaybettiğimiz şey sadece eski ahşap köşkler mi, yoksa toprağa ve birbirimize olan hakiki aidiyetimiz mi?

Tam da bu noktada, Hoca Ali Rıza'nın tablolarında izini sürdüğümüz o "yitirilen ruhu" ve kentsel hafızamızın beton mikserleriyle nasıl örtüldüğünü daha derinlemesine anlamak için Prof. Dr. Alev Erkilet ile gerçekleştirdiğimiz "Tankların Yerini Beton Mikserleri mi Aldı?" başlıklı ufuk açıcı sohbetimizi izlemenizi tavsiye ederiz. Toplumsal hafızanın, mahalle kültürünün ve insanın mekana yabancılaşmasının konuşulduğu bu bölüme YouTube kanalımızdan ulaşabilirsiniz! 🔗 lin bio'da

17/08/2026

Ezber Bozan Tarih Anlayışı: Tarihi Liderler mi Yazar, Yoksa Eşyalar mı?

Dr. Mustafa Özel, tarihe bakış açımızı kökünden değiştirecek, ezber bozan bir pencere aralıyor.

Bizler genellikle insanlık tarihini; Cengiz Han'ların, Büyük İskender'lerin, Fatih Sultan Mehmet'lerin ve Napolyon'ların sürüklediği, büyük adamların etrafında şekillenen bir olaylar dizisi olarak görmeye yatkınız. Ancak ünlü tarihçi Braudel bu duruma kesin bir dille "Hayır" diyor. İnsanlık tarihi, insanlardan çok eşyanın tarihidir; kritik nesnelerin tarihidir. Peki, bu devasa figürler önemsiz miydi? Kesinlikle hayır; onlar sadece kitlelerin ve nesnelerin amansız akışında "uygun pozisyon almış" stratejik insanlardır.

Peki, nesnelerin, kapitalizmin ve paranın bu baş döndürücü akışında günümüzü ve geleceğimizi nasıl okuyacağız? İşte burada Dr. Mustafa Özel, "Roman Bilim" kavramıyla yepyeni bir ufuk açıyor. İktisat, tarih ve sosyoloji gibi disiplinlerin ötesinde, iyi romancılar birer kahin gibi geleceği öngörür. Goethe'nin Faust'unda kağıt paranın nasıl büyük bir simya ve büyü olduğuna; Dostoyevski'nin kumarın yarattığı baş dönmesine (vertigo) dair tespitlerine veya Balzac ve Tolstoy'un modern medeniyet kodlarını kurgu üzerinden nasıl ifşa ettiğine şahit oluyoruz. "Hakikat Kur'an'da, gerçekler romandadır" sözüyle kurgunun sarsıcı açıklama gücüne dikkat çeken Dr. Özel; sistemin can alıcı sorularını ve çelişkilerini ancak aylakların veya "modern medeniyetin sorgu melekleri" olan çocuk roman kahramanlarının (Küçük Prens, Momo) sorabileceğini vurguluyor.

Tarih, felsefe, edebiyat ve iktisadın harmanlandığı; "Savaş ve Barış"tan modern dünyanın tüketim kodlarına kadar uzanan eşşiz bir zihin yolculuğu diyebiliriz.

🎬 Dr. Mustafa Özel ile gerçekleştirdiğimiz "Modern Medeniyetin Sorgu Melekleri" başlıklı sohbetin tamamını kanalımızda izleyebilirsiniz. Link Bio'da.

16/08/2026

Zihnini ve Kalbini İşgallerden Koruyor musun?

Tarih boyunca surları olmayan hiçbir memleket ayakta kalamamış... Peki ya senin kalbinin ve zihninin surları ne alemde? 🏰✨

Doç. Dr. Mehmet Dinç, bu çarpıcı tespitiyle modern insanın yüzleşmesi gereken o büyük gerçeği hatırlatıyor: "Çok güçlü, çok zengin, çok gelişmiş olabilirsiniz ama korumadığınız zaman işgal edilirsiniz."

Kendi hayatımızda bizim için değerli olan şeyleri bir koruma altına almamız gerekiyor. Neyi koruyacağımızın tespitini yapmazsak, kalbimiz ve zihnimiz dışarıdan gelen her türlü müdahaleye açık hale gelir. Her şeyi görmek, her şeyi duymak, her şeyi bilmek zorunda değiliz! Eğer bu "sur mekanizmasını" kalbimiz ve zihnimiz için geliştirmezsek; ne kadar bilgili, güçlü veya iyi niyetli olursak olalım, bir süre sonra sahip olduğumuz en değerli hazinelerimizi, inancımızı ve kendimizi kaybederiz.

Haz odaklı yaşadığımız, sürekli bir dijital gürültüye maruz kaldığımız bu modern çağda, zihnimizi filtrelemeden her gelene açmak bizi bizden uzaklaştırıyor. Oysa irade kasımızı güçlendirmeye, kalbimizi gereksiz olan her şeyden arındırmaya ve gerçek bir dijital bağımsızlık kazanmaya ihtiyacımız var. Ömür dünyadaki en büyük nimettir; zamanın hakkını vermek ve hayatı ıskalamamak için önce "Neyi koruyacağım?" sorusuna cevap bulmalı ve kendi sınırlarımızı, surlarımızı inşa etmeliyiz.

Zihinsel işgallere dur demek ve kendi değerlerini koruma altına almak için bu videoyu kaydetmeyi ve sınırlarını korumaya ihtiyacı olan bir arkadaşınla paylaşmayı unutma! 🤍

🎥 Doç. Dr. Mehmet Dinç ile modern insanın iç dünyası, iradesi ve dijital detoks hakkında konuştuk. Kanalımızda izleyebilirsiniz. Link Bio'da

Sosyal Bulaşma Nedir? Algoritmalar, Gençler ve Cinsiyet KarmaşasıPsikoloji ve Sosyoloji: Fikirlerin, duyguların, tutumla...
16/08/2026

Sosyal Bulaşma Nedir? Algoritmalar, Gençler ve Cinsiyet Karmaşası

Psikoloji ve Sosyoloji: Fikirlerin, duyguların, tutumların veya davranışların bir grup insan içinde tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibi hızla ve çoğu zaman bilinçdışı bir şekilde kişiden kişiye yayılması olgusuna Sosyal Bulaşma (social contagion) adını veriyoruz. Dr. Tuncay Sandıkçı ile gerçekleştirdiğimiz bölümümüzde, bilhassa ergenlik dönemindeki gençlerde artan cinsiyet kimliği hoşnutsuzluğunun salt tıbbi bir mesele mi, yoksa sosyal medyanın tetiklediği kitlesel bir akım mı olduğunu derinlemesine inceliyoruz.

Ergenliğin getirdiği karmaşayla "Benim neyim var?" sorusuna yanıt arayan gençler, dijital platformlarda kaynağı ve tıbbi dayanağı olmayan onlarca yeni etiketle karşılaşıyor. Peki algoritmalar bu bulaşmayı nasıl hızlandırıyor?

Öncelikle platformların arka planında çalışan güçlü AI RECOMMENDATION (yapay zeka öneri) sistemleri, gençlerin karşısına sürekli kendi arayışlarını ve endişelerini doğrulayan içerikler çıkarıyor. Bu durum tehlikeli bir ECHO CHAMBER EFFECT (yankı fanusu etkisi) yaratarak kullanıcıyı tek bir anlatının içine hapsediyor. Ardından, kitlelerin doğruluğunu muhakeme etmeden birbirini taklit ettiği INFORMATION CASCADE (bilgi şelalesi) süreci başlıyor. Son aşamada ise ekrandaki dijital ızdırap ve hazır kimlik paketleri, EMOTIONAL CONTAGION (duygusal bulaşma) yoluyla izleyicinin kendi psikolojisine sirayet ediyor ve gençler yaşadıkları diğer ruhsal zorlukları bu popüler şemsiye altında paketliyor.
Videomuz kanalımızda yayında. Link bio'da

15/08/2026

İnsana En Büyük Hakaret: Homo Deus ve Dijital Çağın Karanlık Yüzü

Psikiyatrist Dr. Mustafa Merter, modern mutsuzluğun gizli sebebini ve küresel çöküşü açıklarken, İsrailli Yahudi sosyolog Yuval Noah Harari'nin "Homo Deus" kitabında yer alan insanlık dışı ifadelere çok çarpıcı bir eleştiri getiriyor. İnsanı sadece bir veri birikimi (data accumulation) olarak gören ve "sizi bir yere kapatmak lazım" diyerek açık açık hakaret eden bu zihniyetin karşısında ne yazık ki büyük bir gaflet içindeyiz. İçinde ne güzel ahlak, ne ruh, ne de vicdan barındıran bu karanlık düşünce sistemini anlatan kitabın Türkiye'de 1 milyon satıyor olması, Dr. Mustafa Merter’in de isyan ettiği gibi "imdat" diye bağırmamızı gerektirecek vahim bir durumdur. Ekran bağımlılığının ve dijital illüzyonların "insanlığı yeniden yapılandırma" projelerine alet olduğu bu dönemde, bizler sadece birer veriden ibaret değiliz! Ruhumuzu, vicdanımızı ve ahlakımızı yeniden hatırlayacağımız, modern çağın bu sinsi tehlikesine karşı uyanmamızı sağlayacak bu ufuk açıcı sohbetin tamamı kanalımızda. Link Bio'da

Address

Üsküdar

Telephone

+902163109920

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when İSAR Dijital posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The School

Send a message to İSAR Dijital:

Shortcuts

Share