18/03/2022
Yılların eskitemediği bir gülüş, Susturamadığı bir sessin sen. Nice umutsuz sevdaların direnişi, evimizin en güzel neşesiydin. Her ömre yoldaş her cana bir arkadaştın. Adınla Kemale eren bir çocukluk kattın ruhlarımıza ve senden sonra bir serzeniş kaldı dillerimizde Yeşilçam’a.
Kemal Sunal 1944 senesinin soğuk 10 Kasım sabahında, Vefa İstanbul’da doğar. Malatya’dan göç etmiş işçi bir ailenin ilk oğludur. Doğduğu gün Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm tarihi olduğu için doğum gününü o gün kutlamaz, “Aslında 10 Kasım doğumluyum. Ama Atam’ın vefat ettiği günde doğum günü kutlayamam, sevinemem, gülemem. 11 Kasım doğum günümdür” der.
Çocukluğunun geçtiği Küçük Pazar o yıllarda, çok renkli bir yerdir. İşçiyi, seyyar satıcıy, bekâr odalarında kalanı, gurbette sıla özlemi çekeni, mizahı bir arada görür ve çok iyi gözlemler. İçine kapanık bir çocuktur, Annesi, “Keşke çocuklarla kavga etseydi o kadar içine kapanık olmasaydı” der.
Mimar Sinan İlk Okulu’nu bitirdikten sonra Meşhur Vefa Lisesi’ne yazılır. 11 senede bitirir liseyi, kafası çalışmadığından değil, “Grubumuz vardı bir arkadaş grubu vardı. Onlarla birlikte kalıyor, onlarla birlikte geçiyorduk. O düzeni bozmim diye kalıyordum” der. Baba Mustafa Sunal üç çocuğunun ekmek parası için çalışırken, Kemal Sunal’da ayakkabı almak ve kitap parasını çıkarmak için hem okuyup hem de çalışır. Elektrikçilik de yapar, emaye fabrikasında da çalışır. Okulun bir tiyatro bölümü vardır ve bölüm oldukça aktiftir. İşte tamda o yıllarda filizlenir Kemal Sunal’ın içindeki oyunculuk aşkı. Sesiz sakin olan bu genç çocuk tiyatro sahnesine çıktığında başka biri olur. Bin bir türlü taklitler yapar, bütün okulu güldürür. Felsefe öğretmeni Belkıs hoca, ondaki bu ışığı görmüş olacak ki müşfik Kenterle tanıştırır.
Merhaba Dostlar, uzun zamandır sizlerle birlikteyiz, sizin ilginiz, önerileriniz ve eleştirilerinizle beraber büyüyüp, sizinle beraber yolumuza devam ediyoru...