İmam Mehdi - A.S Yarenleri Eğitim ve Araştırma Derneği

İmam Mehdi - A.S Yarenleri Eğitim ve Araştırma Derneği

Share

İmam Mehdi (a.s) Yarenleri Eğitim ve Araştırma Derneği Resmi Facebook sayfası. #lebbeykyamehdi

23/04/2026

Bugün milyonlarca hatta onmilyonlarca Şia İmam Mehdi'nin (a.s) zuhuru için dua ederek, salavatlar zikretmektedirler yani "Ey Zehra'nın oğlu! Artık Zuhur et, biz senin emrine amadeyiz" demektedirler.
Ben her zaman diyorum:
"Zamanınızın içinde en değerli olan 1-2 saatinizi İmam Mehdi (a.s)'a ayırın ve İmam Mehdi'ye doğru gidin ki Hz. İmam Mehdi (a.s) size ihsanda ve lütufta bulunsun."

Şöyle düşünün, zamanının en azından her gün 1-2 saatini dahi İmam Mehdi'ye (a.s) ayırmayan bir kişi, "Allahım, Velinin zuhurunu çabuk eyle!" dediği zaman nasıl doğru konuşuyor olabilir?
24 saatinin yalnızca 1-2 saatini dahi zamanının İmamına ayırmayan kişi nasıl yalancı olmadığını söyleyebilir?
İmam gaybette iken 1-2 saatini dahi İmam Mehdi (a.s)'a ayırmayan kişi, "Ey Zehra'nın oğlu zuhur et, ben bütün ömrümü sana nezr edeceğim" diyebilir mi?

Allahümme eccil li Veliyyik El Ferec:
"Ey Rabbim, Hüccetinin zuhurunu çabuk eyle! Ben ahd ediyorum ki, beni cisimsel ve maddesel olarak donattığın her şeyimle ona itaat edeceğim."

Allahu Tebareke ve Teala bizi buna hazırlayabilmek için bize humusu farz kılmıştır. Humsunu vermeyen kişi, humusu gasp eden bir kişi, nasıl kendisine verilen her şeyi İmam zuhur edince İmam-ı Zaman'a takdim edebilir?
Farz infakı terk ederek karşı tarafın dinden çıkmasına sebep olan kişi, Allahumme eccil li Veliyyik El Ferec Salli diyen kişi yalan konuşmaktadır.
Bu kişi öyle bir yalancıdır ki Allah'a yalan konuşmaktadır; öyle bir yalancıdır ki İmam'a yalan konuşmaktadır.
Bu kişilerin misali Kufe ehlinin misalidir: Onlar nasıl İmam Hüseyin'i davet edip sonra da mübarek başını keserek şehid ettiler ise bu kişilerde aynı şekilde İmam'ı davet etmektedir ve eğer İmam gelecek olursa İmam ile savaşacaklardır.
Bunlar slogan değildir, bunlar realitedir ve İmam Mehdi (a.s) zuhur ettiği zaman bunu herkes görecektir.
Bize verilenler bizim değildir; bize ait olan helal boyutta olan infaktır.
Eğer bize verilenlerin tamamı bize ait olsaydı sahip çıkabilmemiz gerekirdi; biz, bize verilenlere sahip çıkma gücüne dahi sahip değiliz. Para-pul, mal, mülkünüzü boş verin bir insanın sahip olduğu en değerli şey vücududur ki onun da sahibi değildir, eğer sahibi olduğunu iddia eden varsa gitsin vücudunun hastalanmasına, yaşlanmasına engel olsun. Eğer vücudunun sahibi olduğunu iddia eden varsa o zaman gidip saçının dökülmesine, sakalının ağarmasına, gözünün zayıflamasına, ayağına kramp girmesine engel olsunlar.
Neden, kimse engel olamıyor?
Sahibi kendisi olmadığı için engel olamıyor.

Bir insan en değerli şeyi olan bedeninin dahi sahibi değilse zaman da dahil hiçbir şeyin sahibi değildir.

Kufeliler, İmam Hüseyin'e (a.s) 18.000 mektup gönderdiler ve İmam'a mektup göndererek kendisini davet edenlerin büyük bir çoğunluğu ekabirden (İslam tarihinde geçmişi olan büyük kimselerden, sahabe ve tabiinden) idi.
Çoğunluğu ekabirden olan 18.000 kişi İmam'a mektup gönderip "Ey Hüseyin! Gel! Eccil (hemen) gel. Gecikme. Ağaçlar, bağlar, bostanlar, ordular hazırdır" dediler.

Kufeliler, İmam Hüseyin'e "Eccil: Hemen" dediler, bugün bizde İmam Mehdi'ye "Eccile: Hemen" diyoruz
İmam'a eccil (hemen gel) diyen Kufelilerin kaçı İmam Hüseyin'in davetine icabet etti?
2-3 kişi.
İmamı davet edenlerin hiçbiri ne Allah'ın vahdaniyetini ne de Nebiyyi Kibriya'nın Nübüvvetini inkar edenler değildi. Hiçbiri "2 Allah vardır" demiyordu.

Meğer Nebiyyi Kibriya (s.a.a), Gadir-i Hum'da Allahu Tebareke ve Teala'nın emri üzere Emirelmuminin İmam Ali (a.s)'a biat aldığı zaman hazır olan 120.000 sahabe Emirelmuminin'e biat etmediler mi?
Meğer hepsi "Behhin Behhin Ya Emirelmuminin" demediler mi?
Hepsi bunları yaptı ama Hz. Nebiyyi Kibriya (s.a.a)'in şehadeti ile hakkı sahibine teslim etme günü geldiğinde Emirelmuminin'e etmişmolduğu biat üzere kalanlar kaç kişilerdi,
10 kişi dahi yoktu.

Bizler nasıl "Eccil li Veliyyik El Ferec" diyerek başlarımızı dövüp sine vuruyorsak onlarda Gadir-i Hum'da "Behhin behhin Ya Ali" dediler ve biat ettiler.

İmam Hüseyin'e sine vurmanın anlamı nedir?
-Hüseyin b. Ali'ye (a.s) sine vurmanın anlamı, "Ey Rabbim! Ben o gün İmamım Hüseyin kıyam ettiği zaman yoktum ve bu yüzden yanında olamadım eğer Peygamberinin oğluna, Son Hüccetine zuhur izni verecek olursan ben her şeyimle onun yanında olacağım" demektir.

Bilin ki Gadir-i Humda hazır olan 120.000 sahabe de İmam Ali'ye biat ederek bunu iddia ettiler ama iddiayı amele dökme vakti geldiği zaman o 120.000 kişiden 10 kişi dahi Emirelmuminin İmam Ali (a.s)'ın yanında olmadı.
Acaba bizlerde Gadir-i Hum'da hazır olan 120.000 sahabe gibi yalan mı konuşuyoruz yoksa İmam Hüseyin'in yanındaki 72 kişi gibi samimi miyiz?

Bizim hem kendimizin hem de diğer insanların gerçek şialardan mı yok yalancılardan mı olduğunu öğrenebilmemizin tek bir yolu vardır, o da:
"Allah'ın, Peygamberi'nin ve Hüccetlerinin İmam Mehdi'nin gaybet dönemi için boynumuza koyduğu vazifeleri yapıp yapmamamızdır.
Gerçekten kimin Şiası olduğumuzun ortaya çıkması için vazifelerimiz ile sınanmamız, imtihandan geçmemiz gerekir.

DEVAMI GELECEK...
Adnan Turan Hocamızın 28.12.2024 tarihli,
(Tekniki Açıdan) Mehdeviyyet konulu dersi 20. Ders 4. Bölüm
hayranlar

22/04/2026

Bizim gerçek Şialar ile yalancı Şiaları birbirinden ayırt edebilmemizin (Dine, Ehlibeyt'e ve İmam'a ne faydasının olduğu ayrı bir meseledir) bize ne faydası vardır?

-Bizim için çok enteresan faydaları vardır.
Bir Şii/Caferi/Alevi'nin bunu yapmasının ne faydası var?
1-Bugün öyle bir durumdayız ki maalesef hiçbir evde ne baba oğluna itimat etmektedir, ne de oğul babasına. Ne kadın kocasına itimat etmektedir ne de koca eşine. Durum bu iken biz nasıl birbirimize itimat edebiliriz?
Bugün birbirimize eğri büğrü verdiğimiz selamın dışında aramızda nasıl bir bağ vardır?

Allahu Tebareke ve Teala bugüne kadar bu nimeti aleme nazil etmemiştir ama gaybet döneminde şialara nazil buyurmak istiyor. Allahu Tebareke ve Teala gaybet döneminde şialara insanları tanıma nimetini vermeyi irade buyurmuştur. Bu nimet bir kişiye verildiği zaman o kişi karşıdaki kişinin kim olduğu hususunda ikilem ve acaba içerisinde olmaz!

Tarih boyunca her zaman acabalar vardı.
Habil ile Kabil olayında da acabalar vardı, bugün de acabalar vardır ancak Allahu Tebareke ve Teala'nın irade buyurduğu bu sistem işleyeceği zaman artık acabalara yer olmayacak.
Acabalar olmayınca ne olacak?
İtimat olacak.

Emirelmuminin İmam Ali (a.s)'ın döneminde yaşayan insanların tamamı Emirelmuminin İmam Ali'nin hak olduğunu biliyorlardı ancak bir konuda itimatları yoktu o da "eğer Ali b. Ebu Talib'in yolundan giderlerse karınları doyacak mı yoksa duymayacak mı?" ve hiçbir zaman da itimatları olmadı.

Eğer insanların tamamı kendi ağırlıklarınca altını sadaka olarak dağıtacak olsalar dahi yine de böylesine azim bir nimetin zerresine ulaşamazlar.

2- Bir diğer faydası ise Müminler gerçek Şiaların ve İmamlara gerçekten iman edenlerin, Allah'ın, Allah'ın Peygamberi'nin ve Hüccetleri'nin yanındaki azametini görecekler.
Tam ve kamil hali ahirette görülecektir, bir zerresi ise bu dünyada gösterilecektir.
Bu nimet, hiçbir Peygamberin döneminde müminlere verilmemiş bir nimettir ki yalnızca Nebiyyi Kibriya'nın İmam Mehdi'nin döneminde yaşayan ümmetine verilecektir.

Allahu Tebareke ve Teala son Hüccetini gaybete çekti.
Neden?
Çünkü kendisine ve Hüccetine inandığını iddia edenlerin "Eşhedu En La İlahe İllallah: Şehadet ediyorum ki! Yegane kanun koyucu, irade sahibi, karar alan ve helal ve haram eden Allah'tır diyenlerin" gerçekten doğruyu söyleyip söylemediklerini bu dönemde ortaya koymayı irade ettiği için gaybet dönemine irade etti.

Bu dönem öyle bir dönemdir ki kimin kimlerin safında oldukları alenen ortaya çıkacaktır, bu dönemde nifak perdesi yırtılacaktır.

Bugün herkes İmam Mehdi (a.s)'ın taraftarı olduğunu iddia etmektedir çünkü bunu iddia etmek çok kolaydır ve bir külfeti yoktur.
Peki İmam Mehdi (a.s)'ın gerçek Şiaları kimlerdir?
Terimsel bazda açıklayacak olursak:
İmam Mehdi (a.s)'ın Şiaları, 14 Masum'un (a.s) İmam Mehdi'nin gaybet dönemi için buyurmuş olduğu vazifeleri kem küm etmeden, kâr-zarar hesabı yapmadan yerine getirenlerdir; yapmayanlar ise münafıktırlar.
Yalnızca 14 Masumun gaybet dönemi için buyurmuş olduğu vazifeleri, onların buyurmuş olduğu şekilde yerine getirenler, "Allahumme eccil li Veliyyik El Ferec" dedikleri zaman yalan konuşmamış olurlar. Bu kişilerin dışındakilerin tamamı yalancıdırlar.

Hiç kimse kendi çıkar, menfaat ve arzuları doğrultusunda bir inanç tasarlayıp adına Şialık diyemez!
Çünkü yeryüzünde Ebubekir'in şiaları (taraftarları), Ömer'in şiaları (taraftarları), Osman'ın şiaları, Muaviye'nin şiaları, Emevilerin şiaları, Abbasilerin şialar, Osmanlı şiaları (taraftarları), Işid şiaları, Selefi şiaları, Amerikan şiaları, İngiliz şiaları, İsrail şiaları vardır ve hepsi bir taraftadır. Bunlara ilave yemeğin şiaları, gururun şiaları, ceket şiaları, pantolon şiaları, kibirin şiaları, ahlaksızlığın şiaları... vardır.

Bizim bilmemiz gereken şey ise:
Ali b. Ebu Talib'in şiaları ile masivanın şialarının tamamını birbirinden ayıran şey, 14 Masumun Şialar için buyurmuş oldukları vazife ve görevlerdir.
DEVAMI GELECEK...
Adnan Turan Hocamızın 28.12.2024 tarihli,
(Tekniki Açıdan) Mehdeviyyet konulu dersi 20. Ders 3. Bölüm
hayranlar

20/04/2026

Ben bir dönem Hindistan'da bulundum ve Hindistan'da Budist güreşçilerin kollarına Seyyid'üş-Şüheda Hamza'nın adını yazdırdıklarını gördüm, bunun sebebi Seyyid'eş-Şüheda Hz. Hamza (a.s) bütün güreşçilerin piridir.
Bazı pehlivanların omuzlarında/kollarında da Hz. Emirelmuminin İmam Ali (a.s)'ın adının yazılı olduğunu gördüm, onlar da kollarına "La Galibe İlla Ali" yazdırmışlardı.
Bu adamlar budistlerdi ama "İmam Ali'yi seviyoruz" diyorlardı; Türkiye'deki o meşhur adam da "Eğer Alevilik budur ise ben de aleviyim" diyor...

Peki bizler İmam Mehdi (a.s)'ın gerçek şiaları (taraftarları) ile yalancı şialarını (taraftarlarını) nasıl tanıyacağız?
Biz, 12 İmamın taraftarı olduğunu ve onları sevdiğini söyleyen birinin gerçekten doğruyu söyleyip söylemediğini nasıl anlayabiliriz?
Birinin gerçek Şii/Caferi/Alevi olup olmadığını biz kendimiz teşhis etmek zorundayız çünkü Allahu Tebareke ve Teala gerçekten 12 İmamın taraftarı olanların anlına "bunlar doğruyu söyleyenlerdir" yazmıyor ve yine Allahu Tebareke ve Teala yalancıların da dilini lal etmiyor ya da yalan söyleyenlerin boynuzu çıkmıyor...
Hal durum bu iken bizler doğruyu söyleyenler ile yalancıları nasıl ayırt edebiliriz?

12 İmamın İmametini ve Velayetini kabul ettiğini, İmam Mehdi'yi (a.s) Allah'ın Son Hücceti olarak kabul ettiğini ve kendisinin de onun taraftarı olduğunu söyleyen bir kişinin doğruyu söyleyip söylemediğini anlamanın tek yolu:
"İmam ister hazır olsun ister gaybette olsun fark etmeksizin Şialarının boynuna koymuş oldukları vazifelerini kuru softalık ve bağnazlık yapmadan, ikilem içine girmeden, mazeret üretmeden, alenen hakkı ile yapan kişi doğruyu söyleyen kişidir."
Allahu Tebareke ve Teala gerçekten iman eden bu kişiyi aleni edip ortaya çıkaracaktır.
Allahu Tebareke ve Teala bu kişinin zikrinin, fikrinin ve amelinin doğru olduğunu ortaya çıkararak aleni kılacaktır.

Yalancılar ise:
Bir yerde Kur'an okurlar diğer yerde ise fısk-ı fücur içindedirler.
Bir yerde "Ali Ali" derler ama diğer yerde ise Tağut'un hiziblerinin peşinden giderler.

Neden böyle olması gerekmektedir?
Çünkü alem artık bir dönemin içine girmektedir ve bu dönemde Nebiyyi Kibriya (s.a.a)'in ve Ehlibeytinin buyruklarına göre:
"Yalnızca ben Şiayım/Aleviyim, Ali'yi seviyorum, Hüseyin'i seviyorum, Mehdi'yi seviyorum..." demenin hiçbir faydası yoktur.
Faydası yoktur ve boştur. İddia edilen sevginin gerçek olabilmesi için bizler gaybet döneminde yaşamaktayız ve bu dönemde yapmamız gereken bir takım vazifelerimiz vardır. Bizim bu vazifeleri kendimize rağmen, nefsimize rağmen, dahili ve harici düşmanlarımıza rağmen yapabilmemiz gerekmektedir.
Gerçek Şii/Caferi/Alevi ile yalancıları ayırt edebilmenin tek yolu budur.

İster yaşlı olun, ister genç; ister zengin olun, ister fakir; ister hasta olun, ister sağlıklı, ister yüksek düzeyde tahsil etmiş kişi olun, ister düşük seviyede tahsilli kimse olun fark etmeksizin eğer Ali b. Ebu Talib'in (a.s) ve evlatlarının Velayetini kabul ediyorsanız bilmeniz gerekir ki vazifeniz vardır.
Bizim vazifemiz emme basma tulumba gibi eğilip eğilip kalkmak değildir!

Emirelmuminin İmam Ali'nin (a.s) ve evlatlarının Velayetini kabul eden kişinin vazifesi, kişinin kıldığı namazı gerçek namaz; tutmuş olduğu orucu, gerçek oruç yapan vazifedir.
Yalancı Şii/Caferi/Alevi ile Gerçek Şii/Caferi/Alevileri birbirinden ayırmanın yolu:
1- Gaybet döneminde yaşayan Şii/Caferi/Alevilerin vazifeleri vardır ve yaparlar.
2- İmtihan olacaklardır. Şii/Caferi/Aleviler vazifelerini yaptıkları zaman işleri bitmemektedir, yapmış oldukları vazife ile imtihan olacaklardır.

Bizler vazifemizi yaptığımız zaman imtihan olacağız çünkü İmam Mehdi (a.s)'ın gaybeti döneminde vazife yapan Şialara özel bir makam verilmektedir bu yüzden imtihan olacaklardır.
Allahu Tebareke ve Teala'nın, Hatem'ul Enbiya'dan (s.a.a) ve Ehlibeytinden daha üstün yarattığı hiçbir mahluk yoktur.
İmam Mehdi (a.s)'ın gaybeti dönemindeki gerçek şiaların makamı öyle bir makamdır ki Enbiyaullah dahi İmam Mehdi'nin (a.s) döneminde yaşayıp İmam Mehdi'ye (a.s) hizmetkar olmayı arzu etmişlerdir.
Seyyid'il Mahlukat ve Eşref'il Mahlukat, Hz. Nebiyyi Kibriya (s.a.a) ve Ehlibeyti'dir.

Allah'ın en şerefli mahlukatından olan Masum Hücceti İmam Caferi Sadık (a.s) İmam Mehdi (a.s) hakkında buyuruyorlar:

"Eğer ben (Cafer b. Muhammed Es-Sadık) O'nun (Mehdi'nin) dönemini idrak etseydim sabahtan akşama kadar ve akşamdan da sabaha kadar onun için hizmet ederdim."

İmam Cafer-i Sadık (a.s) Allah'ın Masum Hüccetidir, Veliyyullah'tır, Peygamberin yeryüzündeki Halifesidir, Müminlerin İmamı'dır ve İmam Mehdi'nin İmamet dönemi için bu şekilde buyuruyorlar.

Bizler vazifemizi yapacak olursak vazifemizi yapmak 1. aşamadır ve 2. aşama ise yapmış olduğumuz vazife ile imtihan olmaktır.
Bu vazifeyi yapan kişiler, aleme hükümet etmektedirler.
İlerideki derslerimizde İmam Mehdi (a.s)'ın yar ve yarenlerinin, hizmetkarlarının, İmam'ın zuhuruna müşerref olanların, İmam'ın yanında olanların nasıl bir kudrete ulaşacaklarını işleyeceğiz ancak şimdilik şu kadarını söylemek ile yetinelim:
"Alemde Â-li Muhammed'in ve istisnai Peygamberlerin haricinde hiçbir Peygambere dahi verilmemiş olan kudret İmam Mehdi'nin döneminde yaşayan Şialara verilecektir.
Yalancı Şialar ile Gerçek Şiaları nasıl ayırt edebiliriz?
Bizlere Allah tarafından verilen vazifeler vardır,
1-Bu vazifeleri yapıyorlar mı yoksa yapmıyorlar mı?
Gerçek Şia ile yalancı Şia ilk olarak bu aşamada ortaya çıkar.
2- Gerçek Şii/Caferi/Aleviler ile Şii/Caferi/Alevi olduğunu iddia eden yalancılar bu vazifeyi yaptığı zaman imtihan olacaklar ve bu imtihandan geçip geçememeleri ile akıbetleri ortaya çıkacaktır.

Bir Şii/Caferi/Alevi gaybet döneminde yapması gereken vazifeleri yapar ve daha sonra da vermesi gereken imtihanını verirse o kişi gerçekten Ali b. Ebu Talib'in ve Evlatlarının şialarındandır.
Bizim gerçek Şialar ile yalancı Şiaları birbirinden ayırt edebilmemizin (Dine, Ehlibeyt'e ve İmam'a ne faydasının olduğu ayrı bir meseledir) bize ne faydası vardır?

-Bizim için çok enteresan faydaları vardır.

DEVAMI GELECEK...
Adnan Turan Hocamızın 28.12.2024 tarihli,
(Tekniki Açıdan) Mehdeviyyet konulu dersi 20. Ders 2. Bölüm
hayranlar

17/04/2026

İmam Mehdi'nin (a.s) Gaybeti Döneminde Şiaların Vazifeleri

İmam Mehdi (a.s)'ın gaybeti dönemindeki vazifelerimizi bilmek, evcebul vacibattandır.
Şehadeteyn getirmemek insanı nasıl dinden çıkarıyorsa;
14 Masumun velayetini kabullenmemek insanı nasıl imandan çıkarıyorsa, İmam Mehdi'nin gaybeti dönemindeki vazifelerimizi bilmemek ve öğrenmemek de şehadeteyn getirmekten imtina etmek gibidir çünkü bu vazifeleri bilmek, evcebul vacibattandır.
Allah'ın nezdinde, İmam Mehdi'nin (a.s) gaybeti döneminde ki vazifelerimizi bilmenin önem ve hakikati bu kadar önemlidir.
Gaybet dönemindeki vazifelerimizi bilmemek şehadeteyn getirmemek ile eşdeğerdir.
Ulemamız Eimme-i Ethar (a.s)'ın emirleri ve buyrukları doğrultusunda tarih boyunca (hatta Nebiyyi Kibriya'nın (s.a.a) döneminde dahi) Mehdeviyyet hususunda kitaplar yazmışlardır.
Ulemamız ne zaman Mehdeviyyet hususunda bir kitap veya bir makale yazmışlardırsa ya da ne zaman Ehlibeyt'in (a.s) buyrukları istikametinde Velayet hususunda bir konuşmaları olduysa Mehdeviyyet meselesinde en çok üzerinde durmuş oldukları mesele Şia'nın vazifeleri meselesidir.
Öyle ki Şia'nın vazifeleri meselesini kendi kapasiteleri ölçüsünde detaylı bir şekilde işleyip emretmeyen hiçbir alimimiz yoktur.
Bu emirleri de ne kendi içgüdülerinden, hissiyatlarından ve duygularından ne de İmam Mehdi'ye (a.s) duydukları derin muhabbetten dolayı anlatmış ve açıklamış değillerdir. Bunu emretmelerinin sebebi Allahu Tebareke ve Teala'nın vacibatından olmasından dolayıdır.
"İmam Mehdi'nin (a.s) gaybeti döneminde Şiaların vazifeleri" hususunu işlediğimiz zaman, eğer bizim din gibi bir derdimiz ve Allah gibi bir gayemiz varsa İmam Mehdi'nin gaybetinin en büyük müsebbinin bizler (Şialar, Caferiler, Aleviler, Hasseler, İmamiye ehli olanlar) olduğunu göreceksiniz.
İmam Mehdi'nin gaybetinin en büyük müsebbibi neden bizleriz?
1- Bizler İmam'a karşı yapmamız gereken vazifeleri yapmadık ve Allahu Tebareke ve Teala da Hüccetini gaybete çekti.
2- Bizler vazifemizi ya hiç yapmadık ya da yaptık ama olması gerektiği şekilde (Allah'ın, Nebiyyi Kibriya'nın ve Ehlibeytinin buyurmuş olduğu şekilde) yapmadık.
Dolayısıyla:
a-) İmam Mehdi'nin (a.s) gaybete çekilmesinden sorumluyuz.
b-) Gaybetin bu denli uzamasından sorumluyuz.
c-) Bu süre zarfında yeryüzünde vuku bulan zulüm, günah ve tuğyandan sorumluyumuz.

Sorumlu ve suçlu olanlar bizleriz, neden?
Çünkü Allahu Tebareke ve Teala küfür, şirk ve nifak ehlinden ve Sakife ehlinden Hücceti'nin zuhuru için ortam hazırlamalarını ve vazife yapmalarını beklememektedir.

Neden beklememektedir?
Çünkü saymış olduğum bu gruplar İmam İmam Mehdi'nin ve zuhurunun muhalifleri ve muharribleridirler.
Sakife ehli İmam Mehdi'nin ve İmam Mehdi'nin zuhurunun düşmanlarıdırlar. İmamet bir vücuttur ki bir gün Ali'nin hükümeti ile zahir oldu, bir gün İmam Hasan vücudu ile, bir gün İmam Hüseyin vücudu ile... ve bugün ise İmam Mehdi'nin vücudu ile zahir olmaktadır.

Allahu Tebareke ve Teala'nın İmametin ve Mehdeviyyetin düşmanlarından zuhur hususunda bir beklentisi yoktur çünkü onlar zaten vazifelerini yapmaktadırlar.
Onların vazifesi nedir?
Küfür, şirk, nifak ve Sakife ehlinin vazifesi inançları gereği Ehlibeyt mektebine engel olmalarıdır ki engel oldular ve oluyorlar.

Günümüze bakacak olursak Allah'ın Hüccetlerinin hakimiyetine engel olmada öylesine başarılı oldular/oluyorlar ki Batı'nın ve Avrupa'nın bedeviliği bizim için yaşam tarzı olmuştur.
Avrupa'nın ve Batı'nın cehaleti bizim için medeniyet kabul edilir olmuştur.

Soru 1: Masum İmamlarımızın, İmam Mehdi'nin gaybetinde şiaların vazifesini beyan buyurup ders olarak işlemesinin sebebi nedir?
Allah, Allah'ın Peygamberi ve Allah'ın Hüccetleri neden bu hususu mevzu ettiler?
İmam Mehdi'nin (a.s) emirliği döneminde bu vazifeler neden bize farz kılınmıştır?

Soru-2: Allahu Tebareke ve Teala'nın, Hüccetinin gaybeti döneminde Ehlibeyt mektebi taraftarlarına farz kılmış olduğu vazifeler nelerdir?

Öncelikle İmam Mehdi'nin gaybeti döneminde şialara özel vazifeler verilmesinin sebebi ile başlayacağız.

1-İmam Mehdi (a.s) 1200 yıl önce gaybette çekildiler ve bunun suçlusu 1200 yıl önceki Şialar/Caferiler/Alevilerdir.
2-İmam Mehdi'nin (a.s) gaybete çekilmesine sebep olan kimselerin tamamı suçludurlar.

İmam Hasan Askerî'nin (a.s) dönemine kadar 11 İmam şialarının başındaydılar ve Şialar onların mucizelerine şahit idiler. Neden teslim olup gerektiği şekilde iman etmediler?
Gerektiği şekilde teslim olup iman etmeyenlerin tamamı suçludurlar.

Allahu Tebareke ve Teala'nın, Allah'ın Peygamberi'nin ve Hüccetlerinin İmam Mehdi'nin gaybeti dönemindeki Şialarının vazifelerini mevzu etmelerinin sebebi:

Ehlibeyt Mektebi taraftarlarının; Şii/Caferi/Alevi olduğunu iddia edelerin tamamının; 12 İmamın Allah tarafından tayin edilmiş İmamlar olduklarına inananların tamamının; 12 İmamın emirliğinin Peygamberin emirliği ve Peygamberin emirliğinin de Allah'ın emirliği olduğuna inananların tamamının gerçekten 12. İmam'ın (İmam Mehdi'nin) yoluna tabi olup olmadıklarının ortaya çıkması içindir.

Gaybet dönemindeki şiaların vazifesi insanların önüne koyulup beyan buyrulmuştur çünkü bu dönemin (gaybet döneminin) nimetlerinden birisi de:
"İnanlar ile inanmayanları; Münafıklarla Müminleri birbirinden ayırmasıdır."

Gaybet döneminin nimetlerinden birisi de bugüne kadar Kafirler ile Müslümanlar birbirine karışık bir halde yaşadılar ama gaybet döneminde Kafirler ile Müminler birbirinden ayrılacaklardır.
Allahu Tebareke ve Teala bu işe nokta koymayı irade etmiştir ve bu işe koyduğu noktanın başlangıcı, gaybettir ve gaybetin bitiş dönemi ise Zuhur dönemidir.

Allahu Tebareke ve Teala'nın gaybet dönemindeki Şiaların vazifesini mevzu etmesinin sebebi, insanların tamamının kimin gerçekten iman ettiğini ve kimlerin yalan söylediğini görmesi içindir.
Allahu Tebareke ve Teala bu konuyu mevzu ederek herkesin gerçek Şia ile yalancı Şia'nın kimler olduğunu ortaya koymayı irade buyurmuştur; bu şekilde dostta düşman da gerçek Şiaların kimler olduğunu görecektir.
Allahu Tebareke ve Teala bu şekilde önceki ümmetlere vermiş olduğu lütfu kaldırarak ak koyun ile kara koyunların ortaya çıkmasını irade buyurmaktadır.

DEVAMI GELECEK...
Adnan Turan Hocamızın 28.12.2024 tarihli,
(Tekniki Açıdan) Mehdeviyyet konulu dersi 20. Ders 1. Bölüm

hayranlar

15/04/2026

Toplumsal İmtihan:
Bizler hepimiz topluma hakim olan gayr-ı İlahî, gayr-ı Velaî yaşam ve tefekkürata karşı imtihan olmaktayız.

Ben bir takım belgelere ulaştım, ulaşmış olduğum belgeler neticesinde elimdeki veri budur ki:
Bugün Türkiye'de Şii, Caferi, Alevi ve müstebsirler ile birlikte Ehlibeyt mektebine mensup 35-36 milyon insan vardır; yaklaşık 9-10 milyonu ateist ve dinden bihaber kimselerdir, nüfusun geri kalanı ise Hanefi ve Şafii'dir; yani Türkiye'nin ekseriyeti Ehlibeyt mektebine mensub kişilerdir.
Peki pratikte ne durumdayız?
Pratikte azınlıktayız. Öyle ki aleyhimize bir şey olduğunda sesimiz dahi çıkmamaktadır.
Türkiye'de Şafiilerin dahi sayısı Hanefilerin sayısından daha fazladır.

Şimdi bizler "Allahumme eccil li Veliyyik El Ferec" diyoruz ancak çoğunlukta olmamıza rağmen azınlığa düşmüş durumdayız. Öyle ki aleyhimize bir iş yapıldığında sesimiz dahi çıkmamaktadır ve bu bizim imtihanlarımızdandır.

Neden Alevi kardeşlerimizin hakkını savunmuyorsunuz?
Neden onların aleyhine yapılan propagandalara karşı çıkmıyorsunuz?
Neden bugün namaz ve oruç dendiği zaman Alevilerin fersah fersah kaçtığını araştırmıyorsunuz.
Neden bizim Alevi kardeşlerimize, "Muaviye'nin evlatlarının başına sarık sarıp onların kanına girdiğini" anlatmıyorsunuz?
Neden Sakife ehlinin ve Ehlibeyt'in hakkını gasp edenlerin zulmünü ve gaspını anlatmaktan korkuyorsunuz?
Biz onlara sövmüyoruz ama onların Lat, Menat ve Uzza olduğunu söylemekten de çekinmiyoruz.
Bizler sövmeyiz, bizler hakaret etmeyiz çünkü biz Müslümanız.
Bugün Ehlibeyt mektebinin taraftarı olduğunu söyleyenlerin maalesef kahr-ı ekseriyeti bir tağutun, bir grubun, bir örgütün, bir sembolün uğruna ölmektedirler.
Bakınız Sünnilerin bir kesimi bu tip kimseler için ölmektedirler ama onların inançları öyledir; onlar öyle inanıyorlar ancak Ehlibeyt Mektebine mensup olan Müslümanlara ne olmuştur ki, onlarda bu hale gelmişlerdir?
Bizlere ne oluyor?

Allah şahit olsun, bunu unutmayın! Ehlibeyt Mektebine tabi olanların tamamı (ister kendilerine Şia, ister Caferi, ister Alevi, ister Müstebsir, ister Bektaşi, ister Hasse, isterse de İmamiye ehli desin, hepsi) Cemel, Sıffın ve Nehrevan Savaşları ile imtihan olacaklar.
Hepimiz Cemel, Sıffın ve Nehrevan savaşlarında verilen imtihanları vereceğiz ve bu kesindir.

Hepimiz din adına kurulan mescitler ile imtihan olacağız.
Hepimiz din adına kurulmuş olan kuruluşlar ile imtihan olacağız.
Hepimiz din öğrettiğini söyleyen yapılar ile imtihan olacağız.
Din öğrettiğini söyleyen her yere gidemeyiz/gitmemeliyiz; bilin ki, Muaviye de "Ben din öğretiyorum" diyordu!

Gidin Televizyonlara bakın hepsi Caferilik-Alevilik adına programlar yapmaya başladılar.
Gidin bakın bugün tağutların, faşistlerin kapısında nöbet tutanlar da Dinî eğitim merkezleri açmışlardır ve oralarda insanlara bir fikir enjekte etmektedirler?
Neyi enjekte etmektedirler?
-Tağutî sembolleri.

Herkes alimlerle imtihan olacaktır.
Herkes Müçtehidler ile imtihan olacaktır.
Herkes Veliyy-i Fakih ile imtihan olacaktır. Ehlibeyt mektebine mensup herkes imtihan olacaktır çünkü imtihan, olmayacak olursa tayyibler ile habisler birbirinden ayrılamazlar ve bu ayrılış gerçekleşmeyene kadar İmam Mehdi (a.s) zuhur etmeyecektir.
Tayyibler imtihan olarak habislerden ayrılacaklar ve habisler, tayyiblerin kendilerinden ayrılmaları ile ortaya çıkacaklar.

İmtihan olacak olanlar yalnızca Ehlibeyt mektebinin mensuplarıdırlar; Budistler, Sinhiler, Ateistler, Zerdüştler imtihan olmayacaklardır çünkü Allah'ı kabul etmemektedirler.
Sünnilerin bir kısmı da imtihan olmayacaklardır çünkü bir kısmı öyle bir hale geldiler ki "Allah ete kemiğe büründü Mahmut Efendi diye göründü" v.b bir inanca sahiptirler. Allahu Tebareke ve Teala böyle bir inanca sahip olanları imtihan edecek olursa (haşa ve kella) abesle iştigal olur ve Allah abes iş görmez.

Habisler kimlerdir?
-İlahi olmayan fikir ve düşünceye sahip olanların tamamı habisdir.

Hiçbirimizin biraz sağ partilerden, biraz sol partilerden, biraz liberalizmden, biraz laikizmden... ortaya karışık bir fikir ve düşünce yapısına sahip olma hakkı yoktur.
Çünkü Ali b. Ebu Talib Nurullah'il E'zem'dir.
Çünkü Ali b. Ebu Talib'in sözü Halik'in sözünün altında ve mahlukatın tamamının sözünün üstündedir.
Çünkü Nebiyyi Kibriya'nın (s.a.a) ve Aliyyel Murteza'nın (a.s) sözünün üstüne söz, fikrinin üstüne fikir olmaz!
Beyninizi gayrı İlahi ve gayrı Velaî fikirlerden arındırıp temizleyin!

Hiçkimsenin ne toplumsal ne de bireysel olarak nefret tohumu ekme hakkı yoktur çünkü Ali b. Ebu Talib'in ve evlatlarının muhabbeti, nefret tohumu ekenlerin kalbine haramdır.
Ey Ehlibeyt Mektebine mensup olanlar! Karakterinizi düzeltmek zorundasını çünkü siz Lat'a, Menat'a, Uzza'ya, Ebu Süfyan'a, Muaviye'ye ve Yezid'e tabi olanlar değilsiniz; onlara tabi değilseniz karakterinizin bozuk olma durumu kabul edilemez.

Ehlibeyt Mektebine mensub olanların tamamı Ali b. Ebu Talib'in evlatlarıdırlar.

Hz. Nebiyyi Kibriya (s.a.a) buyuruyor:
"Ben ve Ali bu ümmetin iki babasıyız."
Ey Şialar! Ey Caferiler! Ey Aleviler! Siz Muhammed Mustafa'nın ve Aliyyel Murteza'nın evlatlarısınız; Fatime-i Zehra (s.a) bizim annemizdir.
Hepimizin karakterimizi düzeltmemiz ve inat ehli olmaktan kurtulmamız gerekir.
Yaptığımız işin yanlış olduğunu gördüğünüz zaman dönmeniz gerekir.
Hiçbir yanlış işte inat etmememiz gerekir.
Özelliklede, olmaya olmaya Ehlibeyt Mektebine karşı inat etmeyin!
Olmaya olmaya Allah'ın hükümlerine ve emirlerine karşı inat ehli olmayın!
Bilin ki Hz. Zehra'nın (s.a) feryadı ve ahı halen bizim boynumuzdadır.
O melun Hz. Zehra'yı (s.a) kapı ile duvar arasında sıkıştırdığında Hz. Zehra, henüz doğmamış olan oğlunun adını (İmam Mehdi'nin adını) feryad ederek buyurdu:
"Oğlum Mehdi neredesin?"

Bunu bilin ki bunun manalarından birisi de şöyledir:
"Bizi sevdiğini iddia edenlerin ekseriyeti yalancıdır."
Bakınız İmam Mehdi (a.s) hâla gelmemiştir.
Hz. Zehra'nın (s.a) kanının intikamı hâla alınmamıştır.
İmam Hüseyin'in (a.s) kanının intikamı alınmamıştır.
Kerbela'da akıtılan kafanların intikamı alınmamıştır.
11 İmamımızın kanının intikamı alınmamıştır.
Mazlum öldürülen Peygamberlerin, Peygamber evlatlarının, Peygamber hanımlarının intikamı hâla alınmamıştır.

Bilin ki karakterinizi düzeltmiyorsanız İmam Mehdi'nin gelmemesinin sebeplerinden bir tanesi de sizsiniz ve İmam Mehdi'nin zuhur etmemesinden dolayı suçlusunuz!
Tam ve kamil bir inanç ve itikada sahip olmayan kişiler suçludurlar.

O halde tam ve kamil bir inanç ve itikada sahip olmanıza engel olan şey nedir ise kendinize bir program düzenleyin ve onu ortadan kaldırın.
Aksi takdirde tam ve kamil bir inanç ve itikada sahip olmadan ölecek olursanız Cahiliye Dönemindeki insanlar gibi ölmüş olacaksınız, yani dinsiz ölmüş olacaksınız!

Çünkü Hz. Nebiyyi Kibriya (s.a.a) buyurdular:
"Zamanının İmamını tanımayan Cahiliye Dönemi insanları gibi (dinsiz) ölürler"
Bakınız burada ki tanımadan maksat 12 İmam'ın adını ezberlemek demek değildir.

İmam'ı tanımak:
İmam'ın ilkelerini, kanunlarını, kurallarını ve ideolojisini tanımak, bilmek ve hayatına hakim etmektir.
İmam'ı tanımak, Allahu Tebareke ve Teala'nın İmam'ın vücudu ile bilere neleri gönderdiğini öğrenmek ve hayatımızda hakim kılmaktır.

Eğer bizler tam ve kamil bir inanç ve itikada sahip değilsek habislerdenizdir.
O halde tam ve kamil bir inanç ve itikada sahip olmak için her türlü fedakarlığı yapın çünkü habisler ve tayyibler birbirinden ayrılmadığı müddetçe İmam Mehdi gelmeyecektir!

Allahu Tebareke ve Teala bu Ayet-i Kerimde yine buyurdular ki: "Ben size gaybı öğretmeyeceğim"
Burada buyrulan "size gaybı öğretmeyeceğimden" maksad:
1- Habislerin ve tayyiblerin tek tek kimler olduğunu size tanıtmayacağım, onlar kendilerini ortaya koyacaklar. Siz kimlerin habislerden ve kimlerin tayyiblerden olduğunu (onlar kendilerini ortaya koyana kadar) anlamayacaksınız.

2-Habislerin ve tayyiblerin birbirinden nasıl ayrılacakları gaybî bir ilimdir ve ben bunu size öğretmeyeceğim.

Yarım din/yarım inanç/eksik inanç, inanç sahibinin boynuna dolanmış bir yulardır ve onu lanetlemektedir.

Hz. Nebiyyi Kibriya (s.a.a) buyurdular:
"Çok Kur'an okuyanlar vardır ki Kur'an onları lanetlemektedir."

Eksik ve kusurlu bir inanca sahip olup kendilerine göre bir hayat dizayn edenlerden olmak, insanı Kur'an'ın lanetine muhatab kılar.

Allahu Tebareke ve Teala Kur'an-î Kerim'de buyuruyor ki:
اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِۜ
Hiç şüphesiz namaz, insanı her türlü pislikten, kötülükten ve çirkeflikten alıkoyar (temizler).
Ankebut Suresi 45. Ayet

Eğer bizim kılmış olduğumuz namazlar bizi
her türlü pislikten, çirkeflikten, tağuttan, kötü ahlaktan ve kötü fikirden arındırmıyorsa; bizi tağuttan ve şirkten kurtarmıyor ve bizi Nebiyyi Kibriya'ya ve Aliyyel Murteza'ya doğru götürmüyorsa o namaz Allah'ın emretmiş olduğu namaz değildir ve böyle bir şekilde kılınan namaz, insanın lanetlemektedir.

Habisler ve tayyipler birbirinden ayrılmadıkları müddetçe İmam Mehdi (a.s)'ın gaybette olması İlahî mukadderattır.

Allahu Tebareke ve Teala ve İmam-ı Zaman (a.s) bizleri lütufta bulundu ve bizler bu derslerimizde Allahu Tebareke ve Teala'nın İmam Mehdi (a.s)'ı gaybeti çekmesinin 11 temel sebebini delilleri ile birlikte açıklamaya muvaffak olabildik.
Ben üzerime düşen tebliğ görevini yaptım, siz de üzerinize düşen vazifenin gereğini yapın ki öldüğünüz zaman Ali b. Ebu Talib'e şialığınızı takdim edebilin.

Emirelmuminin İmam Ali (a.s) buyurdular:
"Ey Hemedanlı Haris, ister mümin olsun ister kafir, her ölen beni görecektir."

Emirelmuminin'i mümin olarak görebilmek için o gün Emirelmuminin'in (a.s) ve Fatime-i Zehra'nın (s.a) evlatlarından olduğunu avucunun içinde teslim edebilmen gerekir, aksi takdirde mümkün değildir.

DEVAMI GELECEK...
Adnan Turan Hocamızın 21.12.2024 tarihli,
(Tekniki Açıdan) Mehdeviyyet konulu dersi 19. Ders 6. Bölüm
hayranlar

Want your school to be the top-listed School/college in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Category

Telephone

Address


22 4/1A Sk. , Https://maps. App. Goo. Gl/1U3DvUyNWgJxjzr 69
Istanbul
34200

Opening Hours

17:00 - 22:00