Genç Dil ve Edebiyat

Genç Dil ve Edebiyat Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği bünyesinde yer alan Gençlik Komisyonu üyelerinin yaptığı çalışmaların sunulduğu bir platform.

48. sayımızı gelin, beraber hazırlayalım...
09/08/2014

48. sayımızı gelin, beraber hazırlayalım...

Oysaki bizler daha fazlasına talibiz. Bu talip olma, öyle sıradan ve hafife alınacak bir durum değil asla. Tam aksine aşk, kabiliyet ve cesaret gerektiren bir durum…

47. sayımızla huzurlarınızdayız...
02/08/2014

47. sayımızla huzurlarınızdayız...

Kandil Dergisi, Dil ve Edebiyat Derneği Gençlik Komisyonu tarafından internet üzerinden aylık yayınlanır, kültür, sanat ve edebiyat konuları ihtiva eder.

45. sayımızla yayındayız, bekleriz...
31/05/2014

45. sayımızla yayındayız, bekleriz...

Kandil Dergisi, Dil ve Edebiyat Derneği Gençlik Komisyonu tarafından internet üzerinden aylık yayınlanır, kültür, sanat ve edebiyat konuları ihtiva eder.

28/04/2014
26. Uluslararası KIBATEK Edebiyat Sempozyumu Belkıs Halim Vassaf Anısına “Edebiyatta Kadın” teması ile 28-29 Nisan 2014 ...
26/04/2014

26. Uluslararası KIBATEK Edebiyat Sempozyumu Belkıs Halim Vassaf Anısına “Edebiyatta Kadın” teması ile 28-29 Nisan 2014 tarihlerinde, İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesi, Davutpaşa Kampüsü Fen-Edebiyat Fakültesi Kongre Salonunda gerçekleştirelecek

Sempozyumun alt başlıkları edebiyatta “geleneksel ve modern kadın tipleri, ataerkil düzlemde sıkışan kadın karakterler, ideal ve yozlaşmış kadın karakterler, toplumsal cinsiyete tutuklu kadın karakterler, toplumsal rolleri bakımından kadın karakterler, ev içi ve ev dışında kadın, kadın ve erkek yazarın kadın karakterlerin yaratımındaki değişkenleri” olarak belirlendi.

Belkıs Halim Vassaf anısına düzenlenen “Edebiyatta Kadın” Sempozyumu, disiplinlerarası bir çalışmayı içerdiğinden, geniş kapsamlı bir çerçeveye sahip olacak. Sempozyum, Tarih, Edebiyat, Felsefe, Sosyoloji, İktisat disiplinlerini kapsadığından, akademisyen ve yazarların yeni çalışmalar hazırlamasına veya hazırlamış oldukları ama gün yüzüne çıkmayan makalelerini sunma fırsatı bulmalarına imkan sağlıyor. Bütün bunlara ek olarak kadının, öğrenim, eğitim ve çalışma hayatına başlaması, yaşanılan zorluklar, bu zorlukların aşılması ve başarılarının, edebiyat eksenli metinlerden hareketle de olsa farklı disiplin alanlarınca farklı şekillerde gözler önüne serilmesi amaçlanıyor.

(kaynak: edebiyathaber.net)

21/04/2014
14/04/2014
09/04/2014
03/04/2014

UçanKuş - Magazin dünyasındaki, yazılı ve görsel basındaki son dakika gelişmelerini ve dedikoduları anında takip edebileceğiniz magazin sitesi...

Tded gençlik komisyonu şair Yeprem Türk ile birlikte keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi
21/03/2014

Tded gençlik komisyonu şair Yeprem Türk ile birlikte keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi

20/03/2014
18/03/2014

Aziz Şehitlerimizi sevgi ve hürmetle anıyor, Çanakkale Destanı'nın 99. Yılını kutluyoruz.

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor k*m gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ.
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz.
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer.
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler.
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli.diyordum ya.nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar.
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi.
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb.
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana.
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran.
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın.Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât.
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

Address

Feshane Caddesi Nu:3, Eyüp
Istanbul
34050

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Genç Dil ve Edebiyat posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The School

Send a message to Genç Dil ve Edebiyat:

Shortcuts

Share

Category