27/04/2026
"Yapay zekâ bizi aptallaştırıyor mu?"
Bu soruyu geçen hafta yayımlanan BBC araştırma haberi soruyordu ve cevap rahatsız edici. Hadi gelin bu rahatsız edici sonuçlara öğrenme bilimi açısından bakalım.
MIT'den araştırmacı Nataliya Kosmyna, 54 öğrenciyle şöyle bir deney yapıyor. Bir grup ChatGPT ile, bir grup Google ile, bir grup ise hiçbir araç kullanmadan deneme yazıyor ve bu kişilerin EEG ile beyin aktiviteleri ölçülüyor.
Peki sonuç ne oluyor? ChatGPT kullanan öğrencilerin beyin dalgaları, diğer gruplara kıyasla belirgin biçimde düşük aktivite gösterirken yaratıcılık ve bilgi işleme merkezleri, adeta uyku moduna geçmiş.
Araştırmacılar buna "bilişsel teslimiyet" diyor. Ve bilişsel teslimiyet olduğunda, yani YZ kısa yol olarak kullanıldığında, bu bireylerde bilgiyi saklama ve hatırlama yeteneği azalıyor, özgün fikir üretme kabiliyeti zayıflıyor ve kendi düşünce süreçlerine duyulan sahiplik hissi kayboluyor.
Bana daha çarpıcı gelen şu: Kolon kanseri taramasında üç ay boyunca YZ desteği alan tıp uzmanları, araçlar olmadan tümörleri tespit etmede daha başarısız olmuş.
Çarpıcı çünkü eğer bu durum genellenebilir bir şeyse uzman beyin bile pratik yapmayı bırakınca köreliyor.
O halde, yapay zekayı kullanmamamız mı gerekiyor?
Elbette hayır. Ama nasıl kullandığımızın çok önemli olduğunu söylüyor.
Öğrenme bilimi açısından tüm eğitim ve konuşmalarımda söylediğim bir şeyin altını çizerek söylüyorum ki öğrenme, bilişsel çaba olmadan gerçekleşmiyor. Hatırlamaya uğraşmak, bağlantı kurmak, hata yapmak, kendi cümlenle ifade etmek... Bütün bunlar öğrenmenin "yan ürünleri" değil, bizzat kendisi.
YZ'ye aşırı bağımlılık, dil kullanımını ve temel bilişsel becerileri zayıflatabilir. Ve bu sadece öğrencilerin sorunu değil kurumsal öğrenme ortamları için de ciddi bir uyarı olarak görülmeli.
YZ bizim yerimize düşünen, özetleyen, yazan araç rolüne bürünebilir ve bu kısa vadede bizi rahatlatırken uzun vadede düşünme kasını zayıflatır.
Oysa başka bir rol de mümkün. (Devamı yorumda...)