08/07/2026
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Tahsin Yücel
Gerçek ile hayalin basit birer örnek olduklarını yukarıda belirtmiştim. Tanpınar’ın romanı da çok güzel gösteriyor basitliklerini. Gerçekten de, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün okuru, bu iki açıdan birini benimsemeye kalktı mı, büyük bir yanlışlığa düşmekle kalmaz, romanı anlama imkânını da yitirir. Çünkü Tanpınar’ın anlattığı ne dar ve geniş anlamlarıyla gerçek, ne de dar ve geniş anlamlarıyla bir hayal dünyadır.
EIbette hayalden, hayal oyunundan çok, bir gerçek söz konusudur, ama bu gerçek Ahmet Hamdi Tanpınar’ın kişiliğiyle zenginleşmiş, “gerçek” kelimesinin kapsayamayacağı kadar genişleyip yoğunlaşmış bir gerçektir, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın gördüğü, duyduğu, hatırladığı, düşündüğü gerçektir, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi “içli”, son derece bilgili bir sanatçının süzgecinden geçip roman olmuş, çok yönlü bir gerçektir. Böyle yazıyorum ya fazla bir şey anlatamamanın, konunun özüne varamamanın sıkıntısı içindeyim, bütün bunların hemen hemen bütün gerçek sanatçılar için söylenebilecek şeyler olduğunu da iyi biliyorum. Belki de bütün güçlük bu “gerçek” kelimesinden doğuyor. Çünkü Ahmet Hamdi Tanpınar’ın anlattığı, bir gerçekten çok, bir düşüncedir, bir fikirdir. Ne var ki hayatla, hayatımızla ilgili bir fikir ya da fikirler söylenmesi, bu fikirlerin de olaylarla, kişilerle verilmesi, fikri gerçekle iç içe, üst üste getiriyor. Karışıklık da bundan doğuyor
Notos'un Temmuz-Eylül, 108. sayısında...