25/10/2024
TUSAŞ'ta yaşanan elim olay aklımdan çıkmıyor. Yas duygusunun ve sürecinin sağlıklı ve insani olduğunu bilmeye ihtiyacımız var. Herkesin yası farklı bir şekilde yaşadığını anlamak da önemli. Hislerimi yazıya dökmek bana çok iyi geliyor. Kayıplarımız için daha önce baş sağlığı dilemiştim ama şimdi bir anma yazısı da yazmak istedim. Çok kederli ve kızgın hissediyorum.
Dün şehitlerimizin cenaze merasimlerini izledim. Yakınlarını kaybedenlerin sessiz sessiz ağlayışı, vakarlı duruşu beni derinden etkiledi. Yunus'un dediği gibi; vurana elsiz, sövene dilsiz bir hâl.
7 Ocak 1959’da İstanbul'da Neyyir Han patlaması yaşanıyor. Şair Sezai Karakoç da orada, edebiyatçıların vakit geçirdiği bir kıraathanede bulunuyor ve patlamadan etkilenerek ağır yaralanıyor. Sıhhatine kavuştuktan sonra yazdığı şiirin son satırları beni o kadar etkilemişti ki şiirin yazılma hikâyesini araştırmıştım. Üstad şöyle diyor:
"Ben kandan elbiseler giydim
Bundan senin haberin var mı?"
İki gündür zihnimde üstadın dizeleri dönüp duruyor. Ölümle yaşam arasındaki kalışı ve acısının, kederinin anlaşılmasına dair isteğini öyle bir anlatış ki. Tam da kaybettiğimiz canların, yakınlarının ve orada hadiseyi yaşayan diğer insanların halini anlatır gibi yazmış.
Saldırıda hayatını kaybeden TUSAŞ çalışanları Cengiz Coşkun, Zahide Güçlü, Hasan Hüseyin Canbaz, Atakan Şahin Erdoğan ve yine diğer kardeşlerimiz gibi görevi başında şehit edilen taksi şoförü Murat Arslan'a rahmet diliyorum. Yakınlarına ve sevenlerine sabır temenni ediyorum.
Bu zorlayıcı deneyimi yaşayan, duygusal olarak zarar gören TUSAŞ çalışanı kardeşlerime de içtenlikle geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Sıhhatine kavuşmayı bekleyenlere de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Sizlerin iyi oluş sürecine katkı sağlayacak her ne varsa, elimden geleni yapmaya hazırım.
Ülkemizin başı sağ olsun.