Türk Benliği

Türk Benliği

Share

"Türk Milleti'nin millî dili ve millî benliği bütün bayatında hâkim ve esas kalacaktır."

01/02/2026

Türkish Woman

Türkler, uzun saçla o kadar yakından ilişkilendirilmiş ve o kadar tanınmış ki, Türk sözcüğü geçince uzun saçlı bireyler hayal etmişlerdi.
Oğuzlar üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Dr. Faruk Sümer, yaptığı çalışmalarda; Oğuz Türkleri'nin uzun saçlı olduğunu ve saçlarını kesmediğini not ediyor. Hükümdarlar genellikle saçlarını açık bırakırlarken, savaşçılar ve diğer adamlar saçlarını örerlerdi.

Peçenek'lerin de örgü saçları olduğu söyleniyor. Uygur metinlerinde "Alpler"in (kahramanlar) saçı aslan yeleleri ile karşılaştırılır.

Bizans tarihçisi Prokopius, Avrupa Hunları üzerine yaptığı çalışmada, "Hun saç stili"ni şöyle tanımlıyor:
“Tapaklara doğru öndeki saçları kestiler ve arkadaki saçların uzamasına izin verdiler. “

Bu saç stili, Avarlar ve Bulgarlar arasında da yaygındı.
Çin tarihlerine göre Asyalı Hunların da uzun saçları olduğunu ancak onları başlarının tacından ördüklerini bildiriyor.

Tanınmış sinolog O. Franke, örgülü saç stilinin Türklere özgü olduğunu belirtti.
Güney Rus bozkırında bulunan Türk kabilelerine ait taş heykellerin çoğunda kafanın arkasından sarkan üç örgü gösteriyor, bu da bunu doğruluyor.

Eski Türklerin saçları genellikle uzun ve örgülüdür.
Bazen de gevşek aşınırdı. Doğuya gittikçe, saçlarını çok kısa kestiren ya da tam traş eden Çin ve Moğol etkisi altındaki Türklerle daha sık karşılaşıyor.
Kuzeydoğu Asya'dan ve Mançu halkından oluşan bir başka saç stili, taçta tek bir örgü bırakarak başını her tarafa traş etmekten ibaretti.

Türkler arasındaki bu farklı saç stillerinin nedeni, çok geniş bir coğrafi alana yayılmış olmaları ve çeşitli kültürlerden etkilenmiş olmalarıdır.

Türkler İslam'a geçtikten sonra bile uzun saç geleneğini bir süre sürdürdü. Onların aksine, kafalarında kıl olmayan insanlara "tok er" denirdi. ” Bu ifadeyle Türklerin kısa hatta tıraşlı saç stillerine aşina olduğu sonucuna varılabilir.

Ziya Gökalp ek olarak, eski Türkler arasında baş tacında en az bir tutam saç bırakmanın dini öneme sahip olduğunu bildirdi.
Eski Türk inancına göre;
bir insan öldüğünde Erlik Han yardımcısı Körmös ruhu yeraltı dünyasına götürdü ve kaynar katranla dolu bir kazana attı.
Oysaki Ülgen Bey'in yardımcısı ruhun koruyucusu Yayucı, baş tacındaki saçtan cana çekerdi.
Bu nedenle eski Türkler taçta bir tutam saç bıraktılar -Anadolu'daki bazı mezar taşlarında da görülebilen bir adettir.

01/02/2026

“Ben, tarikat olarak Bektaşiyim ve Al-i Âba Muhibbiyim.
Rumelini mutlak bir Türk yurdu yapan manevi hareketin içinde Bektaşiliğin hususi yeri vardır.
Hiç bir an inancımı saklamadım ve saklama ihtiyacı duymadım..”

31/01/2026

TÜRKLÜĞÜN KERBELASI

670 ile 740 yılları arasındaki Türk Tarihi sansürlüdür.
Tarih ders kitaplarında yer almaz, anlatılmaz.
Neden, biliyor musunuz?

Çünkü, din kardeşlerimiz Araplar tarafından;
1- 100.000'in üstünde Türk katledilmiştir.
2- 50.000'in üstünde Türk genci köle ve cariye yapılmıştır.
3- Şehirler yağmalanmış, ganimet diye halkın her şeyi
talan edilmiştir.
4- Tüm zenginlikler, tarihi eserler yok edilmiş, yakılmış, yıkılmıştır.
5- Dünyanın en büyük katliamlarından biri olan "Talkan Katliamında" 40.000 Türkün kafası kesilerek 24 km yol boyunca ağaçlarda sallandırılmıştır. ( Tarihte örneği çok azdır.)
6- Aynı şekilde "Curcan Katliamında" da esir alınan 40.000 Türk'ün nehir kenarında kafaları kesilmiş, nehrin suyu kıpkızıl olmuş, cesetler yine ağaçlarda sallandırılmıştır.
7- "Teslim olursanız canınız bağışlanacak" diye söz verilmiştir ama o söz hiç bir zaman yerine getirilmemiş, "Şeriat söz tanımaz" denilerek kadın-erkek kılıçtan geçirilmiştir.
8- Araplar, tarihte yaptıkları bu en büyük yağma ve talandan çok büyük servet elde etmişlerdir.
9- Türkler böyle bir vahşet ve mezalimi Çinlilerden dahi görmemişlerdir.
10-Bu tarihi gerçekler güya "İslam etkilenmesin" diye, esasen de Arap seviciler tarafından gizlenmekte, bahsedilmemektedir.
Curcan ve Talkan katliamları mutlaka okunmalıdır.

30/01/2026

▪ ŞAH İSMAİL, TÜRK'TÜR

▪ 1358’de kaleme alınmış Safvetü’s-Safa isimli eserin kopyalarının
bir kısmında Şah İsmail’in atalarından birinin isminin
Firuz (Piruz) el-Kürdî olduğu iddia edilir.

▪ Şah İsmail'in Kürd olduğu iddiası da bu esere dayanır. Ancak eserin müellif nüshası elimizde yoktur. En erken tarihli nüsha 1491 tarihlidir.

▪ Elimizdeki nüshaların tamamında bu ifade yoktur. Eserde bahsi geçen bu şecere tamamen Safevileri Seyyidliğe dayandırmak isteyen bir şecere olup, tartışmalıdır.

▪ Safevi kaynaklarının hemen hemen hepsi Safvetü’s-Safa’ya dayanır ancak hiçbiri el-Kürdi nisbesini tekrarlamaz.

▪ Aksine doğrudan veya dolaylı Türk kimliğine işaret ederler. Ayrıca aynı eser Şah İsmail'in atası Safiyüddin-i Erdebilî’ye ‘Pir-i Türk’, Türk'ün piri diyerek Türklüğünü söyler.

▪ Alem-ârâ-yı Şah İsmail isimli eserde ise aile Türk olarak gösterilir.

▪ Şah İsmail’in annesi Oğuzların Bayındır boyundan Akkoyunlu Uzun Hasan’ın kızı Alemşah Begüm, Babaannesi Halime Begüm ise Uzun Hasan’ın kızkardeşidir.
(Prof. Dr. Erhan Afyoncu)

20/01/2026
20/01/2026

YAĞMALANAN TÜRKÇE

Ey Türkler!
Ölüm duyurularınızda;

"İnna lillahi ve inna ileyhi raciun" yerine,
"Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz" yazsanız,
daha anlaşılır olur.

Dinen, Arapça yazmak zorunda değilsiniz.
Türkçe yazınca;
dinden çıkmazsınız, korkmayın!..

***
Lütfü Şahsuvaroğlu, annesinin ölüm duyurusunda
ilk defa gördüğüm bir güzellik sergilemiş:
"Annem kelebek oldu uçtu".
Ne kadar sanatlı bir söyleyiş değil mi?

Çok kişi de şöyle yazıyor:
"SENİ RAHMET HÜRMET ve MİNNETLE YÂD EDİYORUM.
SENİN MUAZZEZ HATIRAN ÖNÜNDE TÂZİM ve TEBCİL İLE EĞİLİYORUM"

Prof. Dr. Bahaeddin ÖGEL de diyor ki:
"Türk Kültürü ve Türkçe, yağmaya uğramış bir mal gibidir".
Türklüğün Vatanı;
Toprak değil, Türkçedir.

Dilini,
Araplara, Farslara, İngilizlere yağmalatırsan;
Türklüğünü yitirirsin.
(Alper Aksoy)

17/01/2026

TÜM BENLİĞİMLE BEN TÜRK'ÜM..!

Türklük, yalnızca bir kimlik adı değil; bir hafıza, bir duruş ve ortak bir vicdandır. Aynı gökyüzüne bakarken duyulan tanıdık bir his, aynı kelimelerde buluşan bir geçmiş ve gelecektir.
Bu aidiyet, kan bağından çok daha öte; sevinçte, acıda ve umutta yan yana durabilme iradesidir.

Bu iradenin en berrak ifadesi, Mustafa Kemal Atatürk’tür.

O, Türklüğü dar kalıplara sığdırmayan; akıl, bilim ve özgürlükle taçlandıran bir anlayışın mimarıdır. Atatürk’ün Türklük tanımı, kökeni ne olursa olsun bu toprakların geleceğine inanan, sorumluluk alan ve çağdaş değerlerle yürüyen herkes için kapsayıcıdır.

“Ne mutlu Türk’üm diyene” sözü, bir üstünlük iddiası değil; ortak bir kaderi omuzlama çağrısıdır.

Atatürk, millet olmanın yalnızca geçmişle övünmek değil, geleceği inşa etmek olduğunu öğretmiştir. Onun gösterdiği yol; bağımsız düşünceyi, kadın-erkek eşitliğini, laikliği ve bilimi esas alır. Bu yol, aidiyet duygusunu kör bir bağlılığa değil, bilinçli bir sorumluluğa dönüştürür.

Çünkü, gerçek aidiyet;
eleştirebilmeyi, geliştirebilmeyi ve daha iyisini istemeyi de kapsar.

Türklük, bu nedenle durağan değil; yaşayan, dönüşen ve güçlenen bir değerdir. Atatürk’ün mirasıyla birleştiğinde, geçmişin onurunu geleceğin umuduna bağlar.
Bu bağ, bizi birbirimize yaklaştıran görünmez
bir ip gibidir: Dilimizde, emeğimizde, bayramlarımızda ve en zor anlarda bile ayağa kalkma cesaretimizde hissedilir.
Bugün Türklük ve Atatürk, birlikte düşünüldüğünde, aidiyetin en yalın hâlini anlatır: Bu ülkeye inanmak, onu sevmek ve her gün biraz daha ileri taşımak. İşte bu bilinçle kurulan bağ, zamanın ötesine geçen gerçek bir yuvadır.

🇹🇷 ÖĞRENCİ ANDI 🇹🇷

Türküm, doğruyum, çalışkanım.
İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım TÜRK varlığına armağan olsun.
Ne mutlu TÜRK'üm diyene...❗🇹🇷

13/01/2026

TÜRK DEMEK,
MÜSLÜMAN DEMEK DEĞİLDİR.

İSLAM, bir dindir.
TÜRKLÜK ise bir ulusal kültür ve kimliktir.
Her Müslüman, Türk olmadığı gibi, her Türk de Müslüman değildir. BÜYÜK Türk Ulusunun içerisinde; Müslüman olduğu gibi Hristiyan, Musevi, Budist, Tengrici, Deist inancında olan veya hiçbir inançtan olmayan Ateist düşüncede olanlarda vardır.

SOSYOLOJİK olarak bu gayet normaldir.
Zira din bir inanç Türklük ise Ulusal kimlik ve kültürdür. Din ve Ulus kimliği birbirinden farklı olgulardır. TÜRK Tarihi ve kültürü arkeolojik bulgular ve kaya resimleriyle MÖ 10.000 lere kadar gider.
İslam Tarihi ise; 1500 seneyi geçmez.

"TÜRKLÜK, MÜSLÜMANLIKLA VAR OLMUŞTUR." demek;
en başta, tarih ve sosyoloji bilmemektir.

İSLAM tarihinden önce de, Dünya Uygarlıkları içerisinde;
yüksek Türk Kültür ve Medeniyeti mevcuttu.

Türgiş Türk Kağanlığı, Gök-Türk Kağanlığı, Uygur-Türk Kağanlığı, Dokuz Oğuzlar, ON OKLAR, Hun-Türk Kağanlığı, Ak Hunlar, Avarlar, Avrupa Hunları, T'u’lar, Ti’ler, İskit Saka Türk Konfederasyonu, Amazon Türk Kadın Hatunluğu, Kay'lar, Kuşhanlar, Medler(Maglar), SÜMERLER, Gutiler (K*t Türkleri), Turovalılar başta olmak üzere bir çok eski çağ uygarlığı Türk Tarihinin en parlak devirlerindendir.

"TURK DEMEK, İSLAM DEMEKTİR" söylemi;
Türk Kültürünü yok sayma, Din bahanesiyle yerine Arap kültürünü egemen kılma, Türkiye'yi bir din devleti yapmayı amaç edinen ihvancılik ideolojisinin bakış açısıdır.

Bu siyasal düşünce, 1950'lerden itibaren ülkemizde
siyasal İslamcılık akımıyla yayılmıştır.
TÜRKLERİ; öz kimliğinden koparma, mankurtlaştırıp din adı altında Araplaştırma, Türkleri Türksüzleştirme projesi kapsamında ülkemizde yayılmış ve kök salmıştır.

BU DÜŞÜNCE akımı:
"İslam, milliyeti reddeder. Millet değil, ümmetiz biz" gibi
Kuran'da bile yeri olmayan söylemlerle propaganda yürütmüş
ve faaliyet göstermiştir.

Türklüğü yok saymak, kasıtlı bir bakış açısı ve Türkleri dini istismar ederek milliyetsizleştirme projesidir.

GÜNÜMÜZ Türkiyesi içinde ve dışında Türk Coğrafyası'nda; müslüman Türkler olduğu gibi müslüman olmayan Türkler de mevcuttur.
Tıpkı....
Gagavuzlar, Karay Türkleri, Çuvaşlar, Saha Yakutları, Altay Türkleri gibi bu gayet normaldir.

BÜYÜK Türk Medeniyeti;
birçok dini içerisinde barındıran, hangi dinden olursa olsun laik
bir bakış açısıyla tüm Türk Ulus ve halkları din gözetmeksizin;
bir, eşit ve kardeş gören bir anlayışa sahiptir.
DİN ÜZERİNDEN Türklük okuması ve tarifi yapmak,
Türk Kültür ve varlığını yok saymaktır.

11/01/2026

Cengiz Han'ın etnik kökeni tartışmalı olsa da, birçok tarihçi
onun Türk soyundan olduğuna inanıyor.
Bu görüşü destekleyenler arasında Cengiz Han'ın kendisini
Türk olarak tanıtması, Türk ve Moğol dillerine yakınlığı, soyadının "Börçiğin" Türk asıllı olması ve Türk-Moğol ortak devlet geleneğini sürdürmesi gibi faktörler var.

Öte yandan Cengiz Han'ın Moğol kabilesinden olduğu
ve Türk olmadığı görüşleri de var.

Cengiz Han'ın Türk olduğu tartışmaları:

Dil:
Cengiz Han'ın hem Türkçe hem de Moğolca konuştuğu ve kendini tanıtırken Türk olarak tanıttığı gelenekler vardır.

Soyadı:
"Börü Tegin" kelimesinin Moğolca biçimine uyarlanan ailesinin adı olan "Börçigin" kelimesinin olduğu düşünülüyor. "Börü" kurt demektir ve bu durum Türklerin bozkurt destanı ile bağdaşmaktadır.
Efsane: Cengiz Han'ın soyunun Bozkurt'a kadar dayanması Türk kökenli olduğunun göstergesidir. Moğol geleneğinde kurdun değil köpeğin yeri önemli.

Devlet geleneği:
Cengiz Han, önceki Türk devletlerinin geleneklerine benzer bir yapı oluşturdu. Türk devlet geleneğine göre, kendi ailesi Moğol kabileleri üzerinde Bey hakimiyetini yürüten bir hanedanlığın bir koludur.

Tarihçiler:
Zeki Velidi Togan gibi bazı tanınmış tarihçiler Cengiz Han'ın Türk olduğuna kesin olarak inanmışlardır.

Cengiz Han'ın etnik kökeni karmaşık ve tartışmalı bir konu.
Ancak birçok tarihçi Cengiz Han'ın Türk asıllı olduğuna inanıyor.
Bu görüşü destekleyenler arasında Cengiz Han'ın kendisini
Türk olarak hayal etmesi, soyadının Türk kökenli olması ve ortak Türk-Moğol devlet geleneğini sürdürmesi gibi faktörler yer alıyor. Öte yandan Cengiz Han'ın Moğol kabilesinden olduğu ve Türk olmadığı görüşleri de var.

Bu nedenle Cengiz Han’ın hem Türk hem de Moğol mirasıyla bağlantısı olan bir figür olduğunu söylemek daha doğru olur.

Bild: Hashem El-Ghaili

Want your school to be the top-listed School/college in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Address


Bağcılar, Bağcılar Caddesi
Istanbul
34203