İbrahim Aktaş Koçluk Danışmanlık ve Eğitim

İbrahim Aktaş Koçluk Danışmanlık ve Eğitim

Share

Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from İbrahim Aktaş Koçluk Danışmanlık ve Eğitim, Educational consultant, Istanbul.

İbrahim Aktaş | Founder & Master Coach
🚀 Stratejik Danışmanlık | Executive Coaching | Teknik Çözümler
🎓 Global & Türkiye Akademisi ile profesyonel gelişim yolculuğu.
📈 Bireysel ve kurumsal dönüşümde güvenilir çözüm ortağınız.

06/04/2026

İbrahim Aktaş Akademi Ailesi Büyüyor! 🚀

Eğitimde yenilikçi yaklaşımlar ve geleceğe güvenle atacağınız adımlarda her an yanınızdayız!

Gelişim yolculuğumuzda daha yakın bir iletişim kurmak, duyurulardan anında haberdar olmak ve sadece üyelerimize özel fırsatlardan yararlanmak için sizi WhatsApp Kanalımıza davet ediyoruz. 🎓💡

Bu kanalda sizi neler bekliyor?
🔹 Güncel Eğitim İçerikleri
🔹 İlham Verici Bilgiler ve Tavsiyeler
🔹 Kanal Üyelerine Özel Fırsatlar
🔹 Topluluk İçi Yenilikler

👇 Hemen aramıza katılmak ve takip etmek için aşağıdaki bağlantıya tıklayın:
🔗 https://whatsapp.com/channel/0029Vb7nzL760eBhOFwLPy2y

Geleceğe birlikte adım atalım! 🌍✨

16/03/2026

Kadir Gecesi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Kur’an-ı Kerim’in vahyedildiği, bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen, fazileti ve ehemmiyeti çok yüce bir gecedir. Bu mübarek gecenin feyzinden ve bereketinden en güzel şekilde istifade edebilmek, Yüce Rabbimize karşı olan aşk ve muhabbetimizi ifade etmek amacıyla, aşağıda Kadir Gecesi’ne kısa bir niyaz:

Gönül Sultanım, Alemlerin Sahibi Yüce Rabbim!

Sen’den gelen her nefes, her an, her gece benim için bin aydan daha hayırlıdır. Sen, gönlümün tek sahibi, ruhumun tek sevgilisisin.

Kadir Gecesi’nde, Senin rızanı kazanmak, Sana daha yakın olmak için gönlümdeki tüm sevgiyi, tüm özlemi Sana sunuyorum. Sen, aşıkların kalbinde taht kuran, mühabbetin ta kendisisin. Gönlümdeki aşk ateşi, Senin sevginle alevlensin, tüm varlığımı sarsın.

Sen’in nurun, Kadir Gecesi’nin karanlığını aydınlatırken, benim de gönlümü aydınlatsın. Senin yolunda attığım her adım, beni Sana daha da yaklaştırsın.

Sen’in sonsuz merhametine, uçsuz bucaksız sevgine sığınıyorum. Gönlümdeki tüm yükleri Sana bırakıyor, Senin sevginle hafifliyorum. Sen, kalbimdeki tüm dertlere derman, tüm yaralara merhemsin.

Gönlümün tek sultanı, Seni canımdan çok seviyorum. Senin sevgini, Senin rızanı her şeyden üstün tutuyorum.

Canım Peygamberim, Alemlerin Rahmeti Efendim!

Sen, Allah’ın bize gönderdiği en büyük hediye, en güzel örneksin. Senin sevgin, bizim için kurtuluş, Senin yolun, bizim için hidayettir.

Kadir Gecesi’nde, Senin şefaatine sığınıyor, Senin izinden gitmek için güç diliyorum. Senin sünnetine sımsıkı sarılmak, Senin ahlakınla ahlaklanmak istiyorum.

Senin sevgin, gönlümüzde hiç sönmeyen bir meşale olsun. Senin yolun, bize hep ışık tutsun. Sen’in sevgini, Senin izinden gitmeyi bize nasip et.

Gönlümün sevgilisi, Seni canımdan çok seviyorum. Senin sevgin, benim için en büyük hazinedir.

Dualarımız Seninle, Sevgimiz Seninle, Gönlümüz Seninle.

Kadir Gecemiz Mübarek Olsun!

İbrahim Aktaş ❤️🙏🏼

16/03/2026

Kadir Gecesi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Kur’an-ı Kerim’in vahyedildiği, bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen, fazileti ve ehemmiyeti çok yüce bir gecedir. Bu mübarek gecenin feyzinden ve bereketinden en güzel şekilde istifade edebilmek, Yüce Rabbimize karşı olan aşk ve muhabbetimizi ifade etmek amacıyla, aşağıda Kadir Gecesi’ne kısa bir niyaz:

Gönül Sultanım, Alemlerin Sahibi Yüce Rabbim!

Sen’den gelen her nefes, her an, her gece benim için bin aydan daha hayırlıdır. Sen, gönlümün tek sahibi, ruhumun tek sevgilisisin.

Kadir Gecesi’nde, Senin rızanı kazanmak, Sana daha yakın olmak için gönlümdeki tüm sevgiyi, tüm özlemi Sana sunuyorum. Sen, aşıkların kalbinde taht kuran, mühabbetin ta kendisisin. Gönlümdeki aşk ateşi, Senin sevginle alevlensin, tüm varlığımı sarsın.

Sen’in nurun, Kadir Gecesi’nin karanlığını aydınlatırken, benim de gönlümü aydınlatsın. Senin yolunda attığım her adım, beni Sana daha da yaklaştırsın.

Sen’in sonsuz merhametine, uçsuz bucaksız sevgine sığınıyorum. Gönlümdeki tüm yükleri Sana bırakıyor, Senin sevginle hafifliyorum. Sen, kalbimdeki tüm dertlere derman, tüm yaralara merhemsin.

Gönlümün tek sultanı, Seni canımdan çok seviyorum. Senin sevgini, Senin rızanı her şeyden üstün tutuyorum.

Canım Peygamberim, Alemlerin Rahmeti Efendim!

Sen, Allah’ın bize gönderdiği en büyük hediye, en güzel örneksin. Senin sevgin, bizim için kurtuluş, Senin yolun, bizim için hidayettir.

Kadir Gecesi’nde, Senin şefaatine sığınıyor, Senin izinden gitmek için güç diliyorum. Senin sünnetine sımsıkı sarılmak, Senin ahlakınla ahlaklanmak istiyorum.

Senin sevgin, gönlümüzde hiç sönmeyen bir meşale olsun. Senin yolun, bize hep ışık tutsun. Sen’in sevgini, Senin izinden gitmeyi bize nasip et.

Gönlümün sevgilisi, Seni canımdan çok seviyorum. Senin sevgin, benim için en büyük hazinedir.

Dualarımız Seninle, Sevgimiz Seninle, Gönlümüz Seninle.

Kadir Gecemiz Mübarek Olsun!

İbrahim Aktaş ❤️🙏🏼

28/12/2025

SU GİBİ AZİZ OLALIM DİYE...
Bugün nasibimizde konu “su” olsun dedik; su gibi aziz olalım, elimizdeki nimetin kıymetini bilelim diye...
Gönlümüzü burkan haberler aldık. Konya’da Ladikli Ahmet Ağa Hazretleri ile Hz. Hızır’ın (a.s.) açtığı kuyunun suyunun kuruduğunu görünce içimiz sızladı. 😔
Yine işittik ki; Bağdat’ta Maruf-i Kerhi Hz.’nin eliyle açtığı şifalı kuyu da kurumuş. Aklımıza Kastamonu’da Şaban-ı Veli Hz.’nin suyu geldi, ondan da haber alamadık, hali nicedir bilemiyoruz...
Mevzu böyle olunca akla şu düşüyor; Allah dostlarının asalarıyla açtığı o suların kaynağı manen Zemzem’e yakındır derler. Ondandır suya sevdamız. 🙏🏻
Madem öyle; gidenlere hüzünlensek de şuan elimizde mevcut olan, hala gürül gürül akan şifalı sulardan bahsedip şükredelim istedik.
İşte İstanbul’un iki sırlı suyunun hikayesi:
1. ÖLÜMDEN DOĞAN ŞİFA: KARAKULAK SUYU
Sultan I. Ahmet devrinde, saraylı Karakulak Ahmet Ağa’nın boynuna ölüm fermanı asılır. Can tatlı; Ahmet Ağa kaçar, soluğu Beykoz’un ıssız tepelerinde, Dereseki köyünde alır.
Orada topraktan süzülen bir mucizeyle karşılaşır: Buz gibi, billur bir su... Ahmet Ağa bu suyu içer, yıkandıkça ruhu da bedeni de şifa bulur.
Kaderin cilvesi; bir gün Sultan hastalanır, hekimler çaresiz kalır. Haber ulaşır: “Sürgündeki ağanın suyu şifalıdır!” Su saraya gelir. Padişah içer, iyileşir ve ferman bozulur.
Bu suyun şifası öyle yayılır ki, İngiliz ve Alman saraylarına kadar küplerle taşınır. Günümüzde de bu kaynak “Vakıf Karakulak Su” diye bilinir.
2. ZEMZEM’İN YOL ARKADAŞI: TAŞDELEN
Bir de taşları delen, yolları aşan bir su vardır: Taşdelen...
Çekmeköy Alemdağ’da kayayı delip çıkan bu su, asıl kudretini maneviyatından alır. O, “Zemzem’in arkadaşı” bilinir.
Eskiden Surre Alayları İstanbul’dan yola çıkarken küplerini Taşdelen suyuyla doldururmuş. Mekke’ye kadar bu suyu içer, dönüşte boşalan küpleri mübarek Zemzem ile doldurup getirirlermiş. Yani Taşdelen, Kabe yolunun yoldaşıymış...
🌿 Siz bu suların tadına hiç baktınız mı?
Bazen şifa elimizin altında gizlidir. Bol bol su için, şifa olsun.


Zemzem Maneviyat ŞifalıSular Beykoz Çekmeköy Tarih Sır

22/12/2025

Benden Geçme Yolculuğu

Yıllar bana şunu öğretti:
İnsan Hak’ka gitmez.
İnsan, kendinden çekildikçe Hak görünür olur.

Benden geçmek; bir kapıyı açmak değil, bir yükü yere bırakmaktır.
Ve bu yük, çoğu zaman iyilik zannettiğimiz benliğimizdir.

Eşrefoğlu Rûmî bir gün müridine şöyle der:

“Seni Hakk’a ulaştırmayan her hâl, isterse ibadet kılığında olsun, perdedir.”

Çünkü perde sadece günah değildir.
Perde bazen “ne kadar güzel yaptım” duygusudur.
Bazen susarken bile “ne kadar olgunum” demektir.

İbrahim b. Edhem, Belh tahtını terk ettiğinde insanlar bunu bir feragat sandı.
Oysa o şöyle dedi:

“Tahtı değil, tahtta oturan ‘beni’ bıraktım.”

İşte yol buradan geçer.
Mal değil, makam değil…
Kendini merkeze koyan sesi susturmak gerekir.

Benden geçme yolculuğu, insanın kendi içindeki sultanı tahttan indirmesidir.
Bu yüzden zordur.
Çünkü nefis, tahtını terk edince yetim kalacağını sanır.

Niyâzî-i Mısrî yıllarca zindanda kaldı.
Kendisini sevenler “Bunca çile niye?” diye sorduğunda,
şöyle cevap verdi:

“Zindan demirden değil, bendedir.
Ben çıkmadıkça kapı açılmaz.”

İnsan çoğu zaman başına geleni sınav sanır.
Oysa tasavvuf der ki:
Asıl imtihan, başına gelene verdiğin tepkidir.

Benden geçmek;
Haklılığını Allah’a emanet etmek,
Anlaşılma ihtiyacını terk etmek,
“Ben bilirim” cümlesini dilinden söküp atmaktır.

Az bilinen ama derin bir söz vardır, Ebû Said Ebü’l-Hayr’dan:

“Sen hâlâ kendin için bir şey istiyorsan, yolun başındasın.”

Çünkü Hak yolunda isteyen kalmaz.
İsteyen varken, teslimiyet olmaz.

Bu yolun sonu gösterişli değildir.
Ne alkış vardır, ne tanınma.
Hatta çoğu zaman yanlış anlaşılma vardır.
Ama kalp hafifler.
Çünkü yük kalkmıştır.

Bir gün fark edersin:
Artık incinmek seni küçültmüyor,
Görülmemek seni eksiltmiyor,
Susmak seni yok etmiyor.

Çünkü sen, benden geçtin.

Ve işte o vakit,
dilin değil hâlin konuşur.
Söz azalır, hakikat çoğalır.

Artık “ben” diye başlayan cümlelerin kalmaz.
Sadece içten, sessiz bir şükür dökülür kalbinden:

“Ben çekildim…
Hak göründü.”

23/10/2025

Varlık Aynasında “Yok” Olma Sanatı: ACİZLİK

Ey Can... Gel, bu akşam seninle en derin sırdan konuşalım. Adı “Acizlik”.
Ama korkma bu kelimeden. Bu, bir zayıflık değil; Varlık Kapısı’nı açan tek anahtar.
Yunus Emre Sultânımız ne güzel fısıldar:
“Ben ‘ben’ demekten vazgeçtim, gözüm O’nu gördü.”
İşte bütün mesele, o sahte “ben”den vazgeçebilmekte...
Biz kimiz? O Mutlak Güneş’in (Hakk) önündeki bir gölge... Gölgenin kendine ait bir kudreti var mıdır? Bizim tüm varlığımız, O’nun varlığının bir delili... Acizlik, bu muhteşem idrakin kalpte AŞK’a dönüşmesidir!
“Ben yaptım, ben bildim” gafletinden uyanıp, “Yapan da, yaptıran da, Seven de, Sevilen de O’dur” sırrına ermektir.
Bu, “Aynü’l-Fakr” halidir. Yani “Hiçlik”teki Zenginlik.
Bu Aşk yolunda en büyük servet, O’na olan mutlak muhtaçlığındır. Unutma dostum; kap ne kadar boş olursa, o kadar çok dolar. Sen “hiç” ol ki, kalbin Hakk ile dolsun.
Peki, bu hal nasıl yaşanır? Bu, akılla değil, kalple, yanarak tadılır. İki yolu vardır:
1. Aşk Ateşiyle Yanmak:
İlâhî Aşk kalbe düştü mü, içindeki “sen”e dair ne varsa hepsini yakar, kül eder. Maşuk’un (Allah) iradesinde erir gidersin. Benlik perdesi aradan kalkar, geriye sadece O kalır. Bu, Hallâc-ı Mansûr’un “Ene’l-Hakk” derken yandığı Aşk’ın sırrıdır.
2. Tecellî-i Celâl ile Kırılmak:
Bazen de tutunduğun tüm dallar kırılır. Öyle bir çaresizlik kuyusuna düşersin ki, “ben”liğinin son kalesi de yıkılır. İşte o mutlak yalnızlık anında, O’ndan başka sığınak olmadığını anlarsın. Benlik ölür, Ruh doğar.
Bu “ölmeden evvel ölme” yolculuğunda azığımız ne mi?
Zikr-i Dâimî: Paslanmış “benlik” aynasını silen Aşk cilası.
Hizmet: “Ben”i unutup, O’nun kullarında O’nu görmek.
teslimiyet:** Gelen lütfa da, kahra da aynı Aşk ile “Hoştur bana Senden gelen” diyebilmek...
Unutma Can... Kulun aczinin bittiği yerde, Allah’ın kudreti başlar.
Sen “ben” demekten vazgeçtiğin an, O seninle görür, seninle işitir.
İşte bu, acizlik okyanusunda boğulup, Vahdet (Birlik) incisini bulmaktır.
Gecemiz Aşk ola... Hu... 🙏

23/10/2025

Varlık Aynasında “Yok” Olma Sanatı ; ACİZLİK
“Ben ‘ben’ demekten vazgeçtim, gözüm O’nu gördü.”
- Yunus Emre

Tasavvufun en derin sırrı: Acziyet, bir eksiklik değil; Mutlak Varlık’a (Hakk’a) açılan yegâne anahtardır.
Bizim varlığımız, Güneş’in (Hakk) ışığı karşısındaki bir gölgeden ibaret. Gölgenin kendine ait kudreti yoktur. Senin fiillerin, sıfatların, varlığın; O’nun tecellisinden başka nedir ki? Acizlik, işte bu idrakin ta kendisidir!
💧 Aynü’l-Fakr: Hiçlikteki Zenginlik
Acizlik, tasavvuftaki “Fakr” (Hiçlik) halidir. Kendi varlığından bile müstağni olmaktır. Elinde “var” sandığın ne can, ne de mal sana aittir. Sahip olduğun tek şey: Mutlak “Hiç”liğindir.
Unutma: Kap ne kadar boş olursa, o kadar çok şeyle dolar. Sen “hiç” oldukça, Hakk ile dolarsın. Bu idrak, dünya ziynetine de, cennet nimetine de bir beklenti bırakmaz.
🔥 Ruhun Ateşle Pişmesi: Benlik Ölür, Ruh Doğar
Bu farkındalık kitap bilgisi değil, ruhun ateşte yandığı bir haldir.
* Tecellî-i Celâl: Bütün dalların kırıldığı, benliğin son kalesinin düştüğü an... Kendinin bir “hiç” olduğunu anlarsın.
* Aşk Ateşi: İlâhî aşk, benliği yakar. Hallâc-ı Mansûr’un sırrı: “Ben aradan çekilince, geriye sadece Hakk kalır.”
🚪 “Ölmeden Evvel Ölme” Yolculuğu İçin:
* Nefsin Başını Ez: Riyazetle (az yeme, az uyuma, az konuşma) “varlık” iddiasını zayıflat.
* Zikr-i Dâimî: Benlik aynası saflaşsın, kendi “yok”luğunu yansıtsın.
* Halk’a Hizmet: Kendini O’nun kullarına hizmete ada.
Unutma: Kulun aczinin bittiği yerde, Allah’ın kudreti başlar! Sen “ben” demekten vazgeçtiğin an, O seninle görür, seninle işitir.
Bu, acizlik okyanusunda boğulup, Vahdet (Birlik) incisini bulmaktır.
🙏 Cenâb-ı Hakk, bizleri kendi aczini idrak edenlerden eylesin.

06/10/2025

Ey ezel meclisinde "Elestü bi-Rabbiküm" nidasıyla Aşk'a uyanan ve o anın sarhoşluğuyla hâlâ "Belâ!" (Evet!) diye titreyen Can...

Senin ömür dediğin bu kutsal serüven, bir yola çıkış değil, bir uyanıştır. Bir yerden bir yere gitmek değil, bir damla olduğunu zannederken, zaten içinde olduğun Okyanus'u hatırlamaktır. Yol yoktur; yalnızca Hakikat'in önündeki benlik perdelerinin Aşk ateşiyle yanması vardır. Bu yüzden arayışın, bir kayboluşun feryadı değil, ezeldeki vuslatı hatırlayışın ilahi sancısıdır.

Sanırsın ki sen, hakikate susamış bir Musa'sın ve ötelerde bir Hızır var. Aldanma! Sen'de arayan o yakıcı Aşk ile, Sen'de sırrı fısıldayan o sonsuz Hikmet, aynı Zât'ın iki farklı tecellisidir. Susuzluğun, suyun kendisidir. Soruyu sorduran kalp, cevabın ta kendisidir. Çünkü bu varlık sahnesinde Arayan, Aranan ve Arayış'ın kendisi, aynı Mutlak Aşk denizinin birbiri içinde raks eden dalgalarıdır.

Ve bil ki; bu kâinat, Aşk'ın kendi eşsiz Cemâl'ini seyretmek için var ettiği sonsuz bir aynalar sarayıdır. Bazen bu aynanın karşısında Musa gibi hayretle durur, yaralarınla ve sorularınla O'nun Vech'ini (Yüzü'nü) ararsın. Bazen de Hızır gibi sessizliğe bürünür, bir başka gönle rahmet olur, o aynadan yansıyanın sadece O olduğunu huşû ile izlersin. O kalbindeki yaralar, o aklındaki çıkmazlar var ya... Onlar, kalp aynanı "ben" pasından arındıran ilahi bir ciladan, Aşk'ın kendi elinden bir dokunuştan başka nedir ki?
Nihayetinde anla ki, Musa'nın Hızır'a kavuşması, bir şahsın diğerini bulması değil; "ben" zannının o dipsiz "O"nda eriyip hiç olmasıdır. O an geldiğinde ne arayan kalır, ne aranan; ne damla kalır, ne de okyanus.

Unutma ey Aşk yolcusu... Yalnızlık, O'na mahsus değildir. Yalnızlık, O'ndan ayrı olduğunu sanan vehmin adıdır. Ve bütün bu hikâye, en nihayetinde, Aşk'ın yine Aşk'a kavuşma hikâyesidir.

Son perdede ise ne hikâye kalır, ne de kahramanlar.

Çünkü var olan, ezelden ebede, yalnızca Aşk'ın yine Aşk'a olan Aşk'ıdır.

Yalnızca AŞK...

Vesselam

26/09/2025

Bir rızık meselesidir bu dünya” derler.
Nice gelen, rızkını arar; nice giden, rızkını alır da öyle gider.
Rızık öyle bir sırdır ki; doluya koysan almaz, boşa koysan dolmaz.

Biz rızkı çoğu zaman ekmek, aş, para bilmişiz.
Kimi için mideye girenle sınırlıdır aradığı.
Ama gönül ehline göre en büyük rızık, insan olma rızkıdır.
Hak Teâlâ insana en yüce nasibi vermiştir: varlıklar içinde “insan” olmak.

Lakin bugün ne oldu da hırs gözlerimizi doyurmaz oldu?
“Nefs” öne geçti; “hep bana, hep bana” diyen sesler yükseldi.
Paylaşmak unutuldu.
Paylaşılan da gösterişe, alkışa dönüştü.
Oysa unutmayalım ki, insanın özü paylaşmaktır.

Hayat, paylaşmak;
Ömür, paylaşmak;
Sevgi, paylaşmak…
Ve dahi bastığımız toprağı, içtiğimiz suyu, soluduğumuz havayı paylaşmak da bir rızıktır.

Tasavvuf büyükleri nice kere seslenmiş:
“Ey doyumsuz gözler! Kendinize gelin!
Rızkını dert etme, Allah her türlü verecek. Senin nasibini senden kimse alamaz.”
Daha açık nasıl söylesinler?

Canlar, bilin ki:
Paylaştığın senin rızkın; paylaşmadığın, sırtındaki yükündür.

Bakın denize…
Her şeyini paylaşmış, hiç eksilmemiş.
Milyonlarca yıl vermiş, akmış, taşmış…
Paylaştıkça bereketlenmiş, paylaştıkça kendini aşmış.

Dilerim ki biz de insanoğlu olarak, rızkımızı insan gibi paylaşmaya gayret ederiz.
Zira hakikat şudur:
Paylaşmakla eksilmez insan; paylaşmakla çoğalır.

Photos from İbrahim Aktaş Koçluk Danışmanlık ve Eğitim's post 06/06/2025

Bayramınız Bayram ola💟

, ,

31/05/2025

Bu resim Bağdat'dan...

Yani cümle Allah dostunun geçtiği, Nefsi mücadelesine tanıklık eden şehirden. O zaman bu yazı gönlümüze iyi gelsin🙏

Cenabı Hak herkese bir kemal noktası tayin etmiştir.

Ferududdin Attar, Mantıku't Tayr kitabında peygamberlik silsilesi ile at başı giden musibet silsilesini şöyle özetler:

Önce bir bak hele Adem'in başına neler geldi; nice zamanlarda yasa mateme düştü.

Sonra alemi tufana veren Nuh'a bak; binlerce yıl kafirlerden neler çekti

Sonra aşka düşen, ateşi yurt edinen İbrahim'e,

Nefsi sevgilinin yoluna kurban olan İsmail'e,

Belalara uğrayan, oğlunun derdiyle gozleri ağaran Yakub'a,

Zindanlara atılan Yusuf'a,

Kurtların derdiyle kapı önünde kalan Eyyub'e,

Yolunu yitirip, balığın karnını yurt edinen Yunus'a,

Dünyaya gelir gelmez beşiği tabut dadisi Firavun olan Musa'ya,

Ciğerinin harareti ile demiri eriten Davud'a,

Gönlü coşup köpüren, başını testere kestiği halde ses çıkartmayan Zekeriya'ya,

Bir topluluk önünde mum gibi başı kesilen Yahya'ya,

Sen bu işi kolay mı sanıyorsun?

Evet musibetler ile kamiller arasında birbirini besleyen iki türlü ilişki vardır. Kamil insanların musibeti büyük olur, büyük musibetler de insanın Kemalatını arttırır...

İsa'nin havarilerinin elindeki bir kitapçıkta şu yazarmiş;

Eğer önünde bir bela yolu açıldı ise buna sevin, çünkü peygamberler ile salihlerin yoluna koyuldun demektir. Eğer önünde bir rahatlık yolu açıldıysa da buna üzül, çünkü peygamberler ile salihlerin yolundan ayrıldın demektir.

Yani idrakta olan için; Acı, onu çekeni mükemmelliğe yöneltir.

Want your school to be the top-listed School/college in Istanbul?

Click here to claim your Sponsored Listing.

Location

Telephone

Address


Istanbul
34794

Opening Hours

Monday 09:00 - 20:00
Thursday 09:00 - 20:00
Friday 09:00 - 20:00
Saturday 09:00 - 20:00