22/02/2026
Öğrenmenin sınıf ortamından uzaklaştırılıp dijitalleştirilmesi eğitim öğretime kurulmuş en büyük tuzaktır. ABD’nin Silikon Vadisi’ndeki teknoloji devlerinin CEO’larının çocuklarının eğitim gördüğü okul, sıfır teknolojiye sahip; sınıflarda hâlâ kara tahta kullanılıyor.
Tabletli eğitimin, akıllı tahta özentisinin bir işe yaradığını düşünenler, bu okulu araştırmalı. Ekranın, insanı uyuşturduğu; aptallaştırdığı unutulmamalı!
Dijital öğretim araçları; dikkat dağıtır, hafızayı ve yaratıcılığı köreltir, öğrenmeyi geciktirir ve zayıflatır, öğrendiğinizi sandıklarınızı da kısa sürede unutursunuz.
Yazarak öğrenmek diye bir gerçek vardır. Bir yazmak, defalarca okumaktan daha öğreticidir.
Çocuklar; kendini ifade edemiyor, cümle kuramıyor, kursa bile ne dediği anlaşılmıyor, o kadar kötü yazıyorlar ki doktor yazısından hâllice yazılı kâğıtlarını okumak zulme dönüştü.
Çocuklar yazı yazmayı unuttu. Çocukların el göz koordinasyonu zayıfladı. Duyu organları tembelleşti.
Sıfır hazırlıkla derse gelen öğretmenler de tembelleşti. Öyle ya nasılsa akıllı tahtada tüm anlatılacaklar hazır. Bunun aksini savunan öğretmenler ise gelişim ve teknoloji karşıtı olarak suçlandı.
Akıllı tahtalar, çocuklar için sadece teneffüslerde müzik ve çizgi film aracına dönüştü. Anne-babalar tarafından iyi niyetle alınan tabletler ise oyun aracına dönüştü.
Hâlbuki, sınıf ortamında yazan öğrencinin gözü kulağı eli kolu zihni çalışır. Ama akıllı tahta veya tablette hareketsiz kalan öğrencinin zihni belli bir süre sonra bilgisayarlardaki gibi uyku moduna geçer. Gözleri açık ama aslında uykuda..
O yüzden ekisi gibi Güzel Yazı ve Kompozisyon dersi geri gelmeli. Akıllı tahta, tabletli eğitim ve dijital eğitimden süratle vazgeçilmeli. Örgün eğitimin öneminin farkına varılmalı.
Çocuklarımızın hepsi bilim insanı veya mucit olmayacak. Ama en azından okuduğunu anlayabilen, kendini ifade edebilen, yazabilen, zihnini yorarak yaratıcılık özelliği kazanmış çocuklar yetiştirelim.
oksijen